Konusunu Oylayın.: Pegamber Efendimizin (sav) Bizans'a Gönderdiği Mektup

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Pegamber Efendimizin (sav) Bizans'a Gönderdiği Mektup
  1. 29.Aralık.2010, 17:11
    1
    Misafir

    Pegamber Efendimizin (sav) Bizans'a Gönderdiği Mektup

  2. 29.Aralık.2010, 17:40
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Pegamber Efendimizin (sav) Bizans'a Gönderdiği Mektup




    Peygamber Efendimiz (s.a)’in İslâm’a davet mektupları, İslâm tarihi açısından büyük öneme sahiptir. Bizans İmparatorluğu, İran, Mısır, Habeşistan, İslâm güneşinin Medine’den yükselişi sırasında Arabistan yarımadasıyla siyasî ve iktisadî yakın ilişkileri olan önemli devletlerdi. Peygamber Efendimiz (s.a), hicretin 6. yılında Mekke’li müşriklerle yapılan Hudeybiye Antlaşmasından sonra, bu büyük devletler ve bazı Arap kabile başkanlarına gönderdiği mektuplarla İslâmı tebliğ alınını genişletti.

    Bizans İmparatoru Heraklius’a Mektup

    Peygamber Efendimiz (s.a)’in, İran’la savaşında Bizans’a karış yakınlık duyduğunu, önce mağlub olan Bizans’ın on yıldan az bir zamanda galip geleceğini Kur’an âyetleriyle haber verdiğin bilmekteyiz. Resûlullah, Bizans’ın Ninova zaferinden sonra, Dihyet’ul-Kelbî’yi İmparator Heraklius’a elçi gönderdi. Dihye (r.a)’ın Kudüs’de bulunan Heraklius’a teslim ettiği mektubun metni aşağıdadır:
    “Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla!
    Allah’ın kulu-kölesi ve elçisi Muhammed’den Rûm’ların Başbuğu Heraklius’a:
    Allah’ın selâmı, hidâyet yoluna girmiş bulunan kimse üzerine olsun! Buna göre ben seni tam bir İslâm dâveti ile (İslâma) çağırıyorum. İslâma gir, sonunda emniyet ve selâmet içinde olursun. Ve Allah sana iki defa sevap verecektir, şayet bundan kaçınacak olursan, köylülerin (yani tebeanın) günahları da senin üzerinde toplanacaktır. Ve “(Siz) ey (Mukaddes) Kitap sâhipleri! Gelin, sizinle bizim aramızda müşterek olan bir tek kelimede, (yani) Allah’tan başka bir tanrıya topmamak, O’na hiç bir şeyi şerik ve ortak koşmamak, Allah’tan başka aramızdan hiç bir kimseyi âmir ve efendi yapmamak (hususunda) birleşelim. Şayet onlar sırtlarını dönüp (bundan) kaçınacak olurlarsa şöyle deyiniz: “ – Siz şâhit olun ki kesinlikle bizler, (Allah’a) itaat edip teslim olan müslümanlarız.”
    Hiç beklemediği davet karşısında şaşkına dönen İmparator, Peygamber Efendimiz (s.a) hakkında bilgi edinmek üzere o sırada Bizans topraklarında bulunan, henüz müslüman olmamış Mekke’li tüccarları huzurunda topladı. Bunlar arasında bulunan ve söz alıp İmparatorun sorularını cevaplandıran Ebû Süfyân, Bizanslılar’ın İslâm karşısında şimdiden bellik bir korku ve endişe taşıdıkalrını hayretle gördü. O sırada Bizans İmparatorluğunda halk kitleleri hem siyasî, hem de dinî alanda huzursuzluk içindeydiler. Bu şartlarda Heraklius,
    “ – Benim tebeam, Hıristiyanlığı terketmeye son derece karşıdır, düşmandır. Aksi halde derhal İslâmı kabul ederdim.” cevabını vermiştir.
    Resûlullah’ın bu mektubu 13. asırda, Heraklius soyundan geldiğini söyleyen Kastilya Kralı VII. Alphonse’un sarayında ortaya çıkmış, Napolyon’un İspanya’yı işgâlinde Fransa’ya götürülmüştür. Yakın yıllarda Ürdün’den İsviçre’ye gidip yerleşen son sahibiden, Abû Dabî hükümeti yüklü tazminatla ele geçirmiş, Ürdün Kralı Hüseyin duruma müdahale ederek bu kıymetli vesikanın Ürdün’e dönmesini sağlamıştır.
    alıntı..


  3. 29.Aralık.2010, 17:40
    2
    Silent and lonely rains



    Peygamber Efendimiz (s.a)’in İslâm’a davet mektupları, İslâm tarihi açısından büyük öneme sahiptir. Bizans İmparatorluğu, İran, Mısır, Habeşistan, İslâm güneşinin Medine’den yükselişi sırasında Arabistan yarımadasıyla siyasî ve iktisadî yakın ilişkileri olan önemli devletlerdi. Peygamber Efendimiz (s.a), hicretin 6. yılında Mekke’li müşriklerle yapılan Hudeybiye Antlaşmasından sonra, bu büyük devletler ve bazı Arap kabile başkanlarına gönderdiği mektuplarla İslâmı tebliğ alınını genişletti.

    Bizans İmparatoru Heraklius’a Mektup

    Peygamber Efendimiz (s.a)’in, İran’la savaşında Bizans’a karış yakınlık duyduğunu, önce mağlub olan Bizans’ın on yıldan az bir zamanda galip geleceğini Kur’an âyetleriyle haber verdiğin bilmekteyiz. Resûlullah, Bizans’ın Ninova zaferinden sonra, Dihyet’ul-Kelbî’yi İmparator Heraklius’a elçi gönderdi. Dihye (r.a)’ın Kudüs’de bulunan Heraklius’a teslim ettiği mektubun metni aşağıdadır:
    “Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla!
    Allah’ın kulu-kölesi ve elçisi Muhammed’den Rûm’ların Başbuğu Heraklius’a:
    Allah’ın selâmı, hidâyet yoluna girmiş bulunan kimse üzerine olsun! Buna göre ben seni tam bir İslâm dâveti ile (İslâma) çağırıyorum. İslâma gir, sonunda emniyet ve selâmet içinde olursun. Ve Allah sana iki defa sevap verecektir, şayet bundan kaçınacak olursan, köylülerin (yani tebeanın) günahları da senin üzerinde toplanacaktır. Ve “(Siz) ey (Mukaddes) Kitap sâhipleri! Gelin, sizinle bizim aramızda müşterek olan bir tek kelimede, (yani) Allah’tan başka bir tanrıya topmamak, O’na hiç bir şeyi şerik ve ortak koşmamak, Allah’tan başka aramızdan hiç bir kimseyi âmir ve efendi yapmamak (hususunda) birleşelim. Şayet onlar sırtlarını dönüp (bundan) kaçınacak olurlarsa şöyle deyiniz: “ – Siz şâhit olun ki kesinlikle bizler, (Allah’a) itaat edip teslim olan müslümanlarız.”
    Hiç beklemediği davet karşısında şaşkına dönen İmparator, Peygamber Efendimiz (s.a) hakkında bilgi edinmek üzere o sırada Bizans topraklarında bulunan, henüz müslüman olmamış Mekke’li tüccarları huzurunda topladı. Bunlar arasında bulunan ve söz alıp İmparatorun sorularını cevaplandıran Ebû Süfyân, Bizanslılar’ın İslâm karşısında şimdiden bellik bir korku ve endişe taşıdıkalrını hayretle gördü. O sırada Bizans İmparatorluğunda halk kitleleri hem siyasî, hem de dinî alanda huzursuzluk içindeydiler. Bu şartlarda Heraklius,
    “ – Benim tebeam, Hıristiyanlığı terketmeye son derece karşıdır, düşmandır. Aksi halde derhal İslâmı kabul ederdim.” cevabını vermiştir.
    Resûlullah’ın bu mektubu 13. asırda, Heraklius soyundan geldiğini söyleyen Kastilya Kralı VII. Alphonse’un sarayında ortaya çıkmış, Napolyon’un İspanya’yı işgâlinde Fransa’ya götürülmüştür. Yakın yıllarda Ürdün’den İsviçre’ye gidip yerleşen son sahibiden, Abû Dabî hükümeti yüklü tazminatla ele geçirmiş, Ürdün Kralı Hüseyin duruma müdahale ederek bu kıymetli vesikanın Ürdün’e dönmesini sağlamıştır.
    alıntı..





+ Yorum Gönder