Konusunu Oylayın.: Ev işleri yaparak vacip sevabı kazanılabilirmi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ev işleri yaparak vacip sevabı kazanılabilirmi
  1. 29.Aralık.2010, 14:29
    1
    Misafir

    Ev işleri yaparak vacip sevabı kazanılabilirmi

  2. 29.Aralık.2010, 16:33
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Ev işleri yaparak vacip sevabı kazanılabilirmi




    KADIN ÇALIŞMAYA MECBUR MU?

    Kadının vazifesi

    Kadının vazîfesi ikidir: Kendini kocasına teslim etmesi ve evden izinsiz ve örtüsüz sokağa çıkmamasıdır. İslâmiyette, karı koca arasında, hayat mücadelesi, yani para kazanmak, müşterek değildir. Erkek kadını tarlada, fabrikada, vel-hâsıl hiçbir yerde çalışmaya zorlayamaz. Kadın isterse ve erkeği izin verirse, yabancı erkekler arasına karışmadan, kadın işi olan yerlerde çalışabilir. Fakat, kazandığı kadının olur. Erkek, ondan zorla birşey alamaz. Kadının kendi ihtiyaçlarını kendisinin alması için de, onu zorlıyamaz.
    İslâmiyetin kadına böyle hak tanıması ve onu erkeklerin elinde esîr, oyuncak olmaktan koruması, Allahü teâlânın kadına çok kıymet verdiğini göstermektedir.
    Şimdi, hayat müşterektir diyenleri işitiyoruz. Bu sözleri doğrudur. Fakat, bu sözün mânası, onların anladıkları gibi değildir. Yâni, kadın da gitsin, para kazansın demek değildir. Bunun mânası, erkek gitsin, çalışsın, kazansın. Lüzûmlu şeyleri, dışardan alıp getirsin. Kadın da, hergün zevkinde gezmeyip, boş vakit geçirmeyip, ev içindeki kadınlık vazîfelerini yapsın demektir. Erkeğin vazîfesi, dışardaki işleri, kadının vazîfesi içerdeki işleri yapmaktır.
    Kadın da, erkek de, para kazanmak için haram işlememelidir ve hiçbir namazı kaçırmamalıdır. Ezelde ayrılmış olan rızık değişmez. Aynı rızık, helâlden istiyene helâl yoldan gelir. Haram işliyerek istiyene de, haram yoldan gelir. Câhillerin, “Bu zamanda kızım okumazsa aç kalır. Oğlum fâiz almazsa, işi bozulur” demeleri doğru değildir. Haram işliyerek kazanmamalı demek, boş oturmalı, çalışmamalı demek değildir. Helâl yoldan çalışıp kazanmalı demektir. Haram yoldan kazanan, hem büyük günahları işlemiş olur, hem de kazandıklarının hayrını görmez. Kazandıkları başkasına gider ve günah işlemekte kullanılır, insanı felakete sürükler. (Seadet-i Ebediyye)
    Kadın ev işlerinde ücret isteyebilir mi?

    Kadın ev işlerini yapmağa mecbur değlidir. Yaptığı ev işlerinden ücret istemesi de caiz olmaz. Çünkü o hizmetler kadına diyaneten vaciptir. Yani kadın ev işi yapmadığı için mesul olursa da mahkemeye müracaat edilerek ev işi yapmaya zorlanamaz, mecbur tutulamaz. Kocası ona hazır yiyecek getirmeye mecburdur. Ev işi yaparsa, bu ona diyaneten vacib olduğu için ücret alamaz.
    Resulü ekrem efendimiz, Hazret-i Ali ile Hazret-i Fatıma arasında geçinme işlerini taksim buyurup, harici işleri Hazret-i Aliye ve dahili işleri Hazret-i Fatımaya ait kılmışlardı ki Hazret-i Fatıma bütün kadınların seyyidesidir. Şu kadar ki, kadın eğer zengin bir evin kızı ise, kendisinin hizmetçisi var ise, o zaman kocası buna hizmetçi tutar ve ev işi yapmak zorunda değildir. (İbni Abidin. 7/299; Nimeti İslam, s: 674)
    Kadının vazifelerinden biri de erkeğin dışarı işlerini yürüttüğü gibi, kendisinin de ev işleri görmesidir. Yani yemek pişirir, çamaşır yıkar, el değirmeninde un yapar, ekmek pişirir ve benzeri ev işlerini yapar. (Şir'atül İslam Şerhi, 457.)
    Resulullah Hz. Fatıma’ya hizmetçi vermedi

    Hazret-i Ali anlatıyor: "Fâtıma radıyallahu anhâ değirmen çevirirdi; elinde yaralar meydana gelirdi. Kırba ile su taşırdı. Bu da boynunda yaralar açtı. Evi süpürüyordu. Üstü başı toz-toprak oldu. (Bu sıralarda) Resûlüllaha bir kısım köleler getirilmişti.. Fâtıma'ya: "Babana kadar gidip bir hizmetçi istesen!" dedim. Gitti.
    Aleyhisselâtu vesselâmın yanında bazılarının konuşmakta olduklarını gördü ve geri döndü. Ertesi gün Resulullah Fâtıma'ya gelerek: "Kızım ihtiyacın ne idi?" diye sordu. Fâtıma süküt edip cevap vermedi. Ben araya girip: "Ben anlatayım Ey Allahın Resülü!'' dedim ve açıkladım: "Fatıma'nın değirmen kullanmaktan elleri yara oldu, kırba ile su taşımaktan da omuzları incindi. Ben kendisine, size uğramasını, sizden bir hizmetçi istemesini ve böylece biraz rahata kavuşmasını söyledim. “
    Bu açıklamam üzerine Resulullah: "Ey Fatıma, Allah'tan kork, Allah'a olan farzlarını eda et, evinin işlerini yap. Yatağına girince otuzüç kere sübhanallah, otuzüç kere elhamdülillah, otuzüç kere Allahuekber de. Böylece hepsi yüz yapar. Bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır.." buyurdular. Fatıma (radıyallahu anha): "Allah'dan ve Allah'ın Resulünden razıyım" dedi. Resulullah ona hizmetçi vermedi." (Buhari, Tirmizi)
    Ev işleri yapan kadın cihad ve şehid sevabı alır

    Resulullah efendimiz, ev işlerini Hz. Fatımaya, dış işlerini Hz. Aliye vermiş, bu hususta şöyle buyurmuştur:
    “Hanımının evde oturması için, işlerini gören, ihtiyaçlarını karşılayan, onu yabancı erkeklerin görmesinden koruyan, ümmet-i Muhammedin düşmana esir düşenlerini satın almış, azad etmiş gibi sevaba kavuşur.”
    “Ya Fatıma, ne mutlu o kadına ki, kocası ondan razı olur. Allahü teâlânın farz kıldığını yapmaktan ve kocasına itaattan sonra kadınlar için, yün eğirmekten, iplik bükmekten üstün iş yoktur. Bir saat yün eğirmek, iplik bükmek veya dokumak, kadınlar için bir yıl ibâdet etmekten daha sevabdır. Dokudukları her iplik için amel defterlerine bir şehid sevabı yazılır.”
    Peygamber efendimiz, kendi kızına ve diğer kadınlara şehid sevabı kazanmak için ev işleri ile meşgul olmalarını emretmektedir. Başka bir hadis-i şerifte de, “Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir” buyuruldu. (Şira)
    Netice olarak, kadın diyaneten mecbur olduğu, kanunen mecbur olmadığı ev işlerini yapmazsa erkek de, dinin kendisine verdiği yetkileri kullanır; nafakadan başka, yiyecek giyecek vermez, sokağa çıkarmaz böylece evde restleşme olursa, Cenab-ı Hakkın, “Evleri huzur ve sükûn yeri yaptık” buyurduğu aile Cehennem hayatına döner. Bunda erkek de kadın da eziyet çeker. Bunun için, Peygamber efendimizin emir buyurduğu gibi, kadın ev işlerini seve seve yapması erkeğin de, gece güzdün çalışarak çoluk çocuğunun nafakalarını temin etmesi lazımdır. Karşılıklı sevgi ve saygı ölçülerinde bu işler yapılırsa evler huzur yuvası haline gelir. Dünyadaki bu huzur ortamı ahırette de yine beraber sonsuz olarak Cennet nimetleri içinde devam eder
    Hifa Hatun

    Medine’de güzelliği dillere destan olan bir kadın vardı. Adı Hifa olan bu hatun, Resulullah efendimizden cennete götürecek ibadetin ne olduğunu sordu. “Önce evlenmek gerekir. Evlenen dinin yarısını korur” cevabını alınca, Hifa Hatun, “Kendime denk olan hiç kimse göremedim. Ancak siz, kimi uygun görürseniz, ona razıyım” dedi.
    Resulullah efendimiz, “Yarın mescide ilk önce gelen zat ile evlendireyim” buyurdu. Hifa hatun da razı oldu. Sabah oldu. Mescide gelen zat, hem fakirdi, hem de fiziki yönden de güzel değildi. Siyaha yakın, zayıf biri olan Süheyb idi. Hifa ise, güzel olduğu kadar da zengin ve her bakımdan mükemmel idi. Allahü tealanın takdirine razı oldu. Nikahları kıyıldı.
    Hifan’ın düğün yemeği verecek parası olmadığı gibi, gelini götürecek bir yeri de yoktu. Hifa hatun, ona mal ve ev verdi. Hifa, Süheyb için bir nimet, Süheyb de Hifa için bir mihnet demekti. Gerdek gecesi, “Cennette öyle yüksek dereceler var ki buraya ancak sabreden ve şükredenler girer” hadis-i şerifindeki müjdeye kavuşmak için ikisi de, (Nimete şükür ve mihnete sabır için geceyi ibadetle geçirmeye) karar verdi.
    Cebrail aleyhisselam gelip durumu Resulullah efendimize bildirdi. Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselamın bildirdiklerini anlatınca, Hz. Süheyb, sevincinden başını secdeye koyup, “Ya Rabbi eğer beni affetmişsen, yeni bir günaha girmeden, canımı al” diye dua etti. O anda vefat etti. Peygamber efendimiz, “Şu anda Hifa hatun da vefat etti” buyurdu. İkisinin kabrini yanyana kazdılar. Biri nimete şükretmişti, diğeri de mihnete sabretmişti.


  3. 29.Aralık.2010, 16:33
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    KADIN ÇALIŞMAYA MECBUR MU?

    Kadının vazifesi

    Kadının vazîfesi ikidir: Kendini kocasına teslim etmesi ve evden izinsiz ve örtüsüz sokağa çıkmamasıdır. İslâmiyette, karı koca arasında, hayat mücadelesi, yani para kazanmak, müşterek değildir. Erkek kadını tarlada, fabrikada, vel-hâsıl hiçbir yerde çalışmaya zorlayamaz. Kadın isterse ve erkeği izin verirse, yabancı erkekler arasına karışmadan, kadın işi olan yerlerde çalışabilir. Fakat, kazandığı kadının olur. Erkek, ondan zorla birşey alamaz. Kadının kendi ihtiyaçlarını kendisinin alması için de, onu zorlıyamaz.
    İslâmiyetin kadına böyle hak tanıması ve onu erkeklerin elinde esîr, oyuncak olmaktan koruması, Allahü teâlânın kadına çok kıymet verdiğini göstermektedir.
    Şimdi, hayat müşterektir diyenleri işitiyoruz. Bu sözleri doğrudur. Fakat, bu sözün mânası, onların anladıkları gibi değildir. Yâni, kadın da gitsin, para kazansın demek değildir. Bunun mânası, erkek gitsin, çalışsın, kazansın. Lüzûmlu şeyleri, dışardan alıp getirsin. Kadın da, hergün zevkinde gezmeyip, boş vakit geçirmeyip, ev içindeki kadınlık vazîfelerini yapsın demektir. Erkeğin vazîfesi, dışardaki işleri, kadının vazîfesi içerdeki işleri yapmaktır.
    Kadın da, erkek de, para kazanmak için haram işlememelidir ve hiçbir namazı kaçırmamalıdır. Ezelde ayrılmış olan rızık değişmez. Aynı rızık, helâlden istiyene helâl yoldan gelir. Haram işliyerek istiyene de, haram yoldan gelir. Câhillerin, “Bu zamanda kızım okumazsa aç kalır. Oğlum fâiz almazsa, işi bozulur” demeleri doğru değildir. Haram işliyerek kazanmamalı demek, boş oturmalı, çalışmamalı demek değildir. Helâl yoldan çalışıp kazanmalı demektir. Haram yoldan kazanan, hem büyük günahları işlemiş olur, hem de kazandıklarının hayrını görmez. Kazandıkları başkasına gider ve günah işlemekte kullanılır, insanı felakete sürükler. (Seadet-i Ebediyye)
    Kadın ev işlerinde ücret isteyebilir mi?

    Kadın ev işlerini yapmağa mecbur değlidir. Yaptığı ev işlerinden ücret istemesi de caiz olmaz. Çünkü o hizmetler kadına diyaneten vaciptir. Yani kadın ev işi yapmadığı için mesul olursa da mahkemeye müracaat edilerek ev işi yapmaya zorlanamaz, mecbur tutulamaz. Kocası ona hazır yiyecek getirmeye mecburdur. Ev işi yaparsa, bu ona diyaneten vacib olduğu için ücret alamaz.
    Resulü ekrem efendimiz, Hazret-i Ali ile Hazret-i Fatıma arasında geçinme işlerini taksim buyurup, harici işleri Hazret-i Aliye ve dahili işleri Hazret-i Fatımaya ait kılmışlardı ki Hazret-i Fatıma bütün kadınların seyyidesidir. Şu kadar ki, kadın eğer zengin bir evin kızı ise, kendisinin hizmetçisi var ise, o zaman kocası buna hizmetçi tutar ve ev işi yapmak zorunda değildir. (İbni Abidin. 7/299; Nimeti İslam, s: 674)
    Kadının vazifelerinden biri de erkeğin dışarı işlerini yürüttüğü gibi, kendisinin de ev işleri görmesidir. Yani yemek pişirir, çamaşır yıkar, el değirmeninde un yapar, ekmek pişirir ve benzeri ev işlerini yapar. (Şir'atül İslam Şerhi, 457.)
    Resulullah Hz. Fatıma’ya hizmetçi vermedi

    Hazret-i Ali anlatıyor: "Fâtıma radıyallahu anhâ değirmen çevirirdi; elinde yaralar meydana gelirdi. Kırba ile su taşırdı. Bu da boynunda yaralar açtı. Evi süpürüyordu. Üstü başı toz-toprak oldu. (Bu sıralarda) Resûlüllaha bir kısım köleler getirilmişti.. Fâtıma'ya: "Babana kadar gidip bir hizmetçi istesen!" dedim. Gitti.
    Aleyhisselâtu vesselâmın yanında bazılarının konuşmakta olduklarını gördü ve geri döndü. Ertesi gün Resulullah Fâtıma'ya gelerek: "Kızım ihtiyacın ne idi?" diye sordu. Fâtıma süküt edip cevap vermedi. Ben araya girip: "Ben anlatayım Ey Allahın Resülü!'' dedim ve açıkladım: "Fatıma'nın değirmen kullanmaktan elleri yara oldu, kırba ile su taşımaktan da omuzları incindi. Ben kendisine, size uğramasını, sizden bir hizmetçi istemesini ve böylece biraz rahata kavuşmasını söyledim. “
    Bu açıklamam üzerine Resulullah: "Ey Fatıma, Allah'tan kork, Allah'a olan farzlarını eda et, evinin işlerini yap. Yatağına girince otuzüç kere sübhanallah, otuzüç kere elhamdülillah, otuzüç kere Allahuekber de. Böylece hepsi yüz yapar. Bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır.." buyurdular. Fatıma (radıyallahu anha): "Allah'dan ve Allah'ın Resulünden razıyım" dedi. Resulullah ona hizmetçi vermedi." (Buhari, Tirmizi)
    Ev işleri yapan kadın cihad ve şehid sevabı alır

    Resulullah efendimiz, ev işlerini Hz. Fatımaya, dış işlerini Hz. Aliye vermiş, bu hususta şöyle buyurmuştur:
    “Hanımının evde oturması için, işlerini gören, ihtiyaçlarını karşılayan, onu yabancı erkeklerin görmesinden koruyan, ümmet-i Muhammedin düşmana esir düşenlerini satın almış, azad etmiş gibi sevaba kavuşur.”
    “Ya Fatıma, ne mutlu o kadına ki, kocası ondan razı olur. Allahü teâlânın farz kıldığını yapmaktan ve kocasına itaattan sonra kadınlar için, yün eğirmekten, iplik bükmekten üstün iş yoktur. Bir saat yün eğirmek, iplik bükmek veya dokumak, kadınlar için bir yıl ibâdet etmekten daha sevabdır. Dokudukları her iplik için amel defterlerine bir şehid sevabı yazılır.”
    Peygamber efendimiz, kendi kızına ve diğer kadınlara şehid sevabı kazanmak için ev işleri ile meşgul olmalarını emretmektedir. Başka bir hadis-i şerifte de, “Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir” buyuruldu. (Şira)
    Netice olarak, kadın diyaneten mecbur olduğu, kanunen mecbur olmadığı ev işlerini yapmazsa erkek de, dinin kendisine verdiği yetkileri kullanır; nafakadan başka, yiyecek giyecek vermez, sokağa çıkarmaz böylece evde restleşme olursa, Cenab-ı Hakkın, “Evleri huzur ve sükûn yeri yaptık” buyurduğu aile Cehennem hayatına döner. Bunda erkek de kadın da eziyet çeker. Bunun için, Peygamber efendimizin emir buyurduğu gibi, kadın ev işlerini seve seve yapması erkeğin de, gece güzdün çalışarak çoluk çocuğunun nafakalarını temin etmesi lazımdır. Karşılıklı sevgi ve saygı ölçülerinde bu işler yapılırsa evler huzur yuvası haline gelir. Dünyadaki bu huzur ortamı ahırette de yine beraber sonsuz olarak Cennet nimetleri içinde devam eder
    Hifa Hatun

    Medine’de güzelliği dillere destan olan bir kadın vardı. Adı Hifa olan bu hatun, Resulullah efendimizden cennete götürecek ibadetin ne olduğunu sordu. “Önce evlenmek gerekir. Evlenen dinin yarısını korur” cevabını alınca, Hifa Hatun, “Kendime denk olan hiç kimse göremedim. Ancak siz, kimi uygun görürseniz, ona razıyım” dedi.
    Resulullah efendimiz, “Yarın mescide ilk önce gelen zat ile evlendireyim” buyurdu. Hifa hatun da razı oldu. Sabah oldu. Mescide gelen zat, hem fakirdi, hem de fiziki yönden de güzel değildi. Siyaha yakın, zayıf biri olan Süheyb idi. Hifa ise, güzel olduğu kadar da zengin ve her bakımdan mükemmel idi. Allahü tealanın takdirine razı oldu. Nikahları kıyıldı.
    Hifan’ın düğün yemeği verecek parası olmadığı gibi, gelini götürecek bir yeri de yoktu. Hifa hatun, ona mal ve ev verdi. Hifa, Süheyb için bir nimet, Süheyb de Hifa için bir mihnet demekti. Gerdek gecesi, “Cennette öyle yüksek dereceler var ki buraya ancak sabreden ve şükredenler girer” hadis-i şerifindeki müjdeye kavuşmak için ikisi de, (Nimete şükür ve mihnete sabır için geceyi ibadetle geçirmeye) karar verdi.
    Cebrail aleyhisselam gelip durumu Resulullah efendimize bildirdi. Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselamın bildirdiklerini anlatınca, Hz. Süheyb, sevincinden başını secdeye koyup, “Ya Rabbi eğer beni affetmişsen, yeni bir günaha girmeden, canımı al” diye dua etti. O anda vefat etti. Peygamber efendimiz, “Şu anda Hifa hatun da vefat etti” buyurdu. İkisinin kabrini yanyana kazdılar. Biri nimete şükretmişti, diğeri de mihnete sabretmişti.





+ Yorum Gönder