Konusunu Oylayın.: İslamda yılbaşı kutlamak caiz mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
İslamda yılbaşı kutlamak caiz mi?
  1. 27.Aralık.2010, 02:46
    1
    Misafir

    İslamda yılbaşı kutlamak caiz mi?






    İslamda yılbaşı kutlamak caiz mi? Mumsema Yılbaşı kutlamak caiz mi yılbaşının islamdaki yeri nedir bir açıklama yapar mısınız ?


  2. 27.Aralık.2010, 02:46
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 27.Aralık.2010, 08:41
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Yanıt: islamda yılbaşı kutlamak caiz mi?




    Soru

    Yılbaşı size neyi ifade etmektedir, İslamdaki yeri nedir; kültürümüzdeki yeri nedir? Yılbaşı münasebetiyle dindar oyuncak ve aksesuarcıların, "biz satmasak başkaları satıyor" düşüncesiyle Noel Baba oyuncakları, parti şapkaları, çam ağaçları satmaları caiz midir? Buradan elde edilen para helal midir?



    Cevap

    Değerli Kardeşimiz;


    Konuya birkaç yönden cevap vermek daha uygun olacaktır:

    Cevap 1:

    Bu konuyu iyi kavrayabilmek için önce şu ayet ve hadisleri göz önüne getirmek gerekir

    1. "Iyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah`tan korkup sakının..." (Mâide, 5/2. )

    2. "Zulum yapanlara en ufak meyil göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah`tan başka velileriniz de yoktur, sonra yardım da göremezsiniz. (Hûd, ll/113.)

    3. "O (Allah) size Kitapta : "Allah`ın ayetlerine küfredildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze geçip dalıncaya dek onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkların da, kâfirlerin de tümünü cehennemde toplayacaktır". (Nisâ, 4/140)

    Konuyu başkalarına benzeme noktasından ele alan hadis-i şerifler vardır. Bunlardan biri şudur:

    "Kim herhangi bir gruba benzeşirse o da onlardandır." (Ebu Davûd, Libas 4) Özellikle bu hadis-i şerif çok önemli psiko-sosyal gerçeklere işaret eder. Şekli benzeşmenin sonuçta itikadı benzeşmeye götüreceğini anlatır.

    Ibn Haldun da konuyla ilgili olarak önemli tarihi gerçeklere parmak başar. Mağlupların galipleri taklit etme psikolojisi yaşadıklarını anlatır. (Ibn Haldun, Mukaddime (trc.) I/374-75.)

    Cevap 2:

    İslâm Dini yepyeni bir nizamla ortaya çıkmış, önceki dinlerin hükümlerini bütünüyle yürürlükten kaldırmıştır. Bu dinin gecesi de gündüzü kadar aydınlıktır. Müslüman anasından metbu' olarak doğar, tabi' olarak değil. Yani o ilmiyle, irfanıyla, yüksek ahlâkiyle ve dindarlığı ile herkese örnek olur, herkes ona uymaya özenir. O ise kimselere özenmez. Çünkü dini ona yeterince malzeme sunmuş, ihtiyacını karşılamıştır. Tabii bu tabiiyet ve matbuiyet ilim ve teknikte, sanatta değildir. Çünkü ilim ve teknik müslümanın yitik malıdır, onu nerede, kimin yanında bulursa almaya daha haklıdır. O halde tabiiyet ve matbuiyet ahlâk, din, adalet ve hakseverliktedir.

    O halde diğer dinlerin kutsal saydığı günleri kutlamak, onların âdetlerine uymak, büyük günahlardandır.

    Buna birkaç misal verelim :

    a) Batı ülkelerinde olduğu gibi, yabancı kadın ve erkeklerin bir arada toplanıp dans etmeleri, çeşitli oyunlar tertiplemeleri İslâm'a göre büyük günahlardandır. Bir müslümanın onlara özenerek bu gibi şeyleri helâl kabul etmemek şartıyla yaparsa büyük günah işlemiş olur. Helal sayacak olursa, küfre girer.

    b) Güzellik yarışmaları, bilindiği gibi daha çok gayr-i müslim ülkelerde yapılır. Bundan amaç, şehvetperestlere kadın vücuduyla ziyafetler çekmektedir. Aynı zamanda genç kızları bu gibi ahlâksızlıklara özendirmek suretiyle onları baştan çıkarmaya yöneliktir. Tabii Kur'ân'a ve Sünnete göre, bir müslüman kadının bu tür müsabakalara katılması, soyunup etini teşhir etmesi büyük bir günah ve ağır bir suçtur. Çünkü ahlâkı ifsad etmekte, kadının annelik vakarını düşürmekte, onu bayağı bir eşya gibi müzayedeye çıkarmaktır.

    Bu tür müsabakaların mubah olduğunu iddia eden kimse dinden çıkar. Tevbe ve istiğfar etmesi gerekir. Aksi halde cenaze namazı kılınmaz.

    c) Noel Yortusunu Hıristiyan alemiyle birlikte kutlamak da büyük günahlardan biridir. Hattâ buna özenerek İslâm'da böyle güzel âdetler olmadığını söyler, Hıristiyanları takdir ederse, İslâm Dininden çıkar

    Yılbaşında tebrikleşmek de İslâmî sünnetlerden değil, Hıristiyanlara mahsus bir âdettir, Bundan da Müslümanların kaçınması gerekir. Kendi millî ve dinî günlerimizde tebrikleşmemizde ise sayısız yararlar vardır. Her şeyden önce dinî ve millî âdetlerimizi yaşatmış, çocuklarımıza güzel örnekler vermiş oluruz. (Bkz. Celal Yıldırım, İslam Fıkhı)



  4. 27.Aralık.2010, 08:41
    2
    Hüvel Baki..



    Soru

    Yılbaşı size neyi ifade etmektedir, İslamdaki yeri nedir; kültürümüzdeki yeri nedir? Yılbaşı münasebetiyle dindar oyuncak ve aksesuarcıların, "biz satmasak başkaları satıyor" düşüncesiyle Noel Baba oyuncakları, parti şapkaları, çam ağaçları satmaları caiz midir? Buradan elde edilen para helal midir?



    Cevap

    Değerli Kardeşimiz;


    Konuya birkaç yönden cevap vermek daha uygun olacaktır:

    Cevap 1:

    Bu konuyu iyi kavrayabilmek için önce şu ayet ve hadisleri göz önüne getirmek gerekir

    1. "Iyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah`tan korkup sakının..." (Mâide, 5/2. )

    2. "Zulum yapanlara en ufak meyil göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah`tan başka velileriniz de yoktur, sonra yardım da göremezsiniz. (Hûd, ll/113.)

    3. "O (Allah) size Kitapta : "Allah`ın ayetlerine küfredildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze geçip dalıncaya dek onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkların da, kâfirlerin de tümünü cehennemde toplayacaktır". (Nisâ, 4/140)

    Konuyu başkalarına benzeme noktasından ele alan hadis-i şerifler vardır. Bunlardan biri şudur:

    "Kim herhangi bir gruba benzeşirse o da onlardandır." (Ebu Davûd, Libas 4) Özellikle bu hadis-i şerif çok önemli psiko-sosyal gerçeklere işaret eder. Şekli benzeşmenin sonuçta itikadı benzeşmeye götüreceğini anlatır.

    Ibn Haldun da konuyla ilgili olarak önemli tarihi gerçeklere parmak başar. Mağlupların galipleri taklit etme psikolojisi yaşadıklarını anlatır. (Ibn Haldun, Mukaddime (trc.) I/374-75.)

    Cevap 2:

    İslâm Dini yepyeni bir nizamla ortaya çıkmış, önceki dinlerin hükümlerini bütünüyle yürürlükten kaldırmıştır. Bu dinin gecesi de gündüzü kadar aydınlıktır. Müslüman anasından metbu' olarak doğar, tabi' olarak değil. Yani o ilmiyle, irfanıyla, yüksek ahlâkiyle ve dindarlığı ile herkese örnek olur, herkes ona uymaya özenir. O ise kimselere özenmez. Çünkü dini ona yeterince malzeme sunmuş, ihtiyacını karşılamıştır. Tabii bu tabiiyet ve matbuiyet ilim ve teknikte, sanatta değildir. Çünkü ilim ve teknik müslümanın yitik malıdır, onu nerede, kimin yanında bulursa almaya daha haklıdır. O halde tabiiyet ve matbuiyet ahlâk, din, adalet ve hakseverliktedir.

    O halde diğer dinlerin kutsal saydığı günleri kutlamak, onların âdetlerine uymak, büyük günahlardandır.

    Buna birkaç misal verelim :

    a) Batı ülkelerinde olduğu gibi, yabancı kadın ve erkeklerin bir arada toplanıp dans etmeleri, çeşitli oyunlar tertiplemeleri İslâm'a göre büyük günahlardandır. Bir müslümanın onlara özenerek bu gibi şeyleri helâl kabul etmemek şartıyla yaparsa büyük günah işlemiş olur. Helal sayacak olursa, küfre girer.

    b) Güzellik yarışmaları, bilindiği gibi daha çok gayr-i müslim ülkelerde yapılır. Bundan amaç, şehvetperestlere kadın vücuduyla ziyafetler çekmektedir. Aynı zamanda genç kızları bu gibi ahlâksızlıklara özendirmek suretiyle onları baştan çıkarmaya yöneliktir. Tabii Kur'ân'a ve Sünnete göre, bir müslüman kadının bu tür müsabakalara katılması, soyunup etini teşhir etmesi büyük bir günah ve ağır bir suçtur. Çünkü ahlâkı ifsad etmekte, kadının annelik vakarını düşürmekte, onu bayağı bir eşya gibi müzayedeye çıkarmaktır.

    Bu tür müsabakaların mubah olduğunu iddia eden kimse dinden çıkar. Tevbe ve istiğfar etmesi gerekir. Aksi halde cenaze namazı kılınmaz.

    c) Noel Yortusunu Hıristiyan alemiyle birlikte kutlamak da büyük günahlardan biridir. Hattâ buna özenerek İslâm'da böyle güzel âdetler olmadığını söyler, Hıristiyanları takdir ederse, İslâm Dininden çıkar

    Yılbaşında tebrikleşmek de İslâmî sünnetlerden değil, Hıristiyanlara mahsus bir âdettir, Bundan da Müslümanların kaçınması gerekir. Kendi millî ve dinî günlerimizde tebrikleşmemizde ise sayısız yararlar vardır. Her şeyden önce dinî ve millî âdetlerimizi yaşatmış, çocuklarımıza güzel örnekler vermiş oluruz. (Bkz. Celal Yıldırım, İslam Fıkhı)



  5. 29.Aralık.2010, 11:32
    3
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: islamda yılbaşı kutlamak caiz mi?

    Yılbaşını kutlamak Caiz değildir Aksine büyük gunahtır..


  6. 29.Aralık.2010, 11:32
    3
    Feseyekfikehumullah
    Yılbaşını kutlamak Caiz değildir Aksine büyük gunahtır..


  7. 28.Aralık.2011, 11:31
    4
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: islamda yılbaşı kutlamak caiz mi?

    Müslüman Yılbaşı Kutlamaz



    Yüce Allah, en üstün din olarak İslam Dinini göndermiştir. Bu Yüce Dinimiz, kendine has hükümleriyle, tazeliğini kıyamet sabahına kadar muhafaza edecektir. Güzellikleriyle ve insanlığa ışık saçan hakikatleriyle on dört asırdan beri ayaktadır ve kıyamete kadar da ayakta kalacaktır.


    Mensubu olmakla şeref duyduğumuz Yüce Dinimiz, kendi müeyyidelerini tahrif edecek müdahalelere , beşeri düşünce ve fikirleri ona karıştırmayı hedef alan her türlü teşebbüse karşı uyanık olmamızı, biz Müslümanlardan istemiştir. İbadetlerde ve adetlerde Frenk mukallitliğinden şiddetle kaçınmamızı bizlere emretmiştir. İslamiyet ile bağlılığı gevşeyen ve milli mefahirini inkar eden milletler ise taklitçi oldukları topluluğun uydusu ve kuklası haline gelmişlerdir.

    Yüce Dinimiz İslam , kafirlere, münafıklara, batıl dinlere ve ideoloji mensuplarına benzemeyi kesin bir şekilde yasaklamış ve haram kılmıştır. Görünüş itibariyle onlara benzemek, daha sonra ahlaki değerlerde, çirkin ve kötü fiillerde ; hatta inanç ve ibadetlerde onlara benzemeye sebep olur. Çünkü onlar gibi giyinmek, onlar gibi davranmak, onlar gibi yaşamak,sonunda bu hareketler kalplere nüfuz eder ve onlara karşı bir sevgi ve saygı meydana getirir. Bunun için Kafirlere benzemenin haram olduğu hususunda bütün İslam alimleri ittifak etmişlerdir. Bu konuda icma vardır.

    Peygamber (sav) Efendimiz, bir hadis-i Şeriflerinde : “Kim bir kavme benzemeye özenirse, o da onlardandır” buyurmuşlardır. Böylece Hıristiyanlık ve Yahudilik adetlerine özenti duymaya set çekmiş, taklitçiliği adet haline getirenlerin milli ruhunu kaybedip, özendiği o topluluğun mahiyet ve karakterini elde edeceğine işaret buyurmuş, taklitçiliği yasaklamıştır.

    Kur ’an-i Kerim ayetlerinin ve Hz .Peygamber (sav) Efendimizin hayatı boyunca üzerinde durduğu en önemli konulardan birisi de, Müslümanların fert ve toplum olarak belli bir kimlik (İslam kimliği) kazanmaları, kendi inanç ve şahsiyetlerini korumaları ve kendilerine güven duymaları olmuştur. Kur’ an -i Kerim Müslümanlara ısrarla birlik ve bütünlük içinde olmalarını, kafir ve münafıkları dost ve arkadaş edinmemelerini emretmektedir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

    “Ey İman edenler! Mü’minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Bunu yaparak Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?”. (Nisa suresi. Ayet.144.)

    “ Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur “. (Bakara suresi. Ayet.120)

    Bu konuda diğer ayet-i Kerimeler de şöyledir :

    “ Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahiret gününe inanmayanların arzularına uyma. Onlar, Rablerine eş tutuyorlar”. (En’am suresi. Ayet 150)

    “…Deki ,Benim işim bana, sizin işiniz de size aittir. Siz, benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım”. ( Yunus suresi. Ayet .41.)

    “ Resulüm de ki: Ey kafirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam, Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz. Ben sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim de bana dır”. (Kafirun suresi. Ayet 1-6)

    “Sana emir olunanı açıkça söyle ve ortak koşan (müşrikler)den yüz çevir”.( Nahl suresi. Ayet.94)

    “…Kafir olanlar da birbirlerinin dostlarıdırlar..”( Enfal suresi. Ayet 73.)

    “Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar da birbirlerinin dostlarıdırlar. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara, Allah rahmet edecektir..”. (Tevbe suresi. Ayet 71)

    Yüce Allah yukarıdaki ayet-i kerimelerde buyurduğu üzere; özellikle Yahudi ve Hıristiyanlar, Müslümanların dostu olmazlar. Onlar ancak birbirlerinin dostu ve yaranıdır. Onlar birbirlerini desteklerler, Müslümanları ancak menfaatleri için geçici olarak destekler ve dost görünürler. Asla dost olmazlar ve hiçbir zaman da olmamışlardır. Müslümanların Yahudi ve Hıristiyan komşusu olabilir. Komşuluk elbette ki olacaktır. Müslüman, Müslüman kalmalı ve dinini taviz vermeden yaşamalı, komşusunun dinine uymamalıdır. Kafirun ve Hud sürelerinde olduğu gibi.

    “Zulmedenlere meyil etmeyin. Sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra O’ndan da yardım göremezsiniz”.( Hud suresi.ayet 113.)

    Peygamber (sav) Efendimiz, müşrik ve kafirlere benzememeleri için ashabına, sakallarını uzun, bıyıklarını kısa kesmelerini emretmiştir. Birisi Peygamberimize gelerek “Müslüman oldum, Ya Resulellah! “ diyen kişiye: “Kafirlik alameti olan saçını kes ve sünnet ol ” buyurmuştur. (Ebu Davut, Taharet.131.)

    O devirde kafirler kendilerine mahsus saç şekli tespit etmişler, kendilerince bir moda ortaya koymuşlardı. Yani inançlarının sembolü olan bu saç şeklini, Efendimiz (sav) kafirliğin alameti ve modası saymış ve bu saç şeklini Müslümanların bırakmasını yasaklamıştır. Çünkü Abdullah ibni Ömer (ra), Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Kim bir millete benzemeye çalışırsa, o da onlardandır”. (Ebu Davut. Libas.5)

    Bazı Müslümanların moda uğrunda batı, Avrupa hayranlığına ve onlar gibi giyinip onlar gibi yaşamalarına ne demeliyiz. Yoksa saç bırakmak yasak değildir. Yeter ki, bakımlı ve temiz olsun.
    Başkalarına benzemeye çalışmak, onların yaptığı işi ve ameli yaparak onlara uymak, özellikle kafirlere benzemek bu Hadis-i şerifte yasaklanmıştır. Müslüman ancak, Peygamber (sav) Efendimize ve O nun sahabesine benzemeli ve sünnetine uymaya çalışmalıdır.

    Peygamber Efendimiz: “Bizden başkasına benzemeye çalışanlar bizden değildir. Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeyiniz…” buyurmuşlardır. (Tirmizi. İsti’zan.7).,

    Giyim ve kuşamda, moda diyerek kafirlere benzemek de Dinimizde yasaklanmıştır. Hz. Ali (ra) dan, Peygamber(sav) Efendimizin bu konuda şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Rahiplerin elbiseleri gibi, gayri müslimlere mahsus elbiseler giymekten sakının. Kim onların şekillerine bürünür ve onlara benzemek isterse benden değildir”. (Taberani, Evsat.4/541 (3921).

    Abdullah ibni Amr (ra) diyor ki, Peygamber (sav) Efendimiz, üzerimde rengi sapsarı bir elbise gördü ve: “Onu at! Çünkü o, renk ve şekil itibariyle kafirlerin elbisesidir” buyurdu. (Ahmet b.Hanbel.2/164 ( 6500) Özellikle moda için başka milletleri taklit etmeyelim, günaha girmeyelim. Burada kastedilen elbise, kafirlik alameti olan elbise ve giysinin giyilmemesidir. Tabii en önemlisi de, modadır diye,gençlik giyiyor diye, mini etek ve açık saçık elbiselerin giyilmemesidir.

    Yüce Dinimiz, güneş doğarken, güneş tam tepede iken ve güneş batarken, ve ateşe karşı namaz kılmayı yasaklamıştır. Bunun sebebi, güneşe tapan ve ateşe tapan (Mecusi) lere benzememek, onlara muhalefet etmek içindir.

    Kendine ait milli ve manevi değerlerini yitirerek başka dinleri ve milletleri taklit etmek, şahsiyetsiz davranmak, fertler ve toplumlar için en büyük manevi felaket ve alçalıştır. Bu manevi felaket ve sefalete mahkum olmuş milletlerin, bataklığın çukurundan kurtulmasına imkan yoktur. Dinini, milletini ve vatanını seven insanlar, hiçbir zaman kendi milletinin böyle bir sefalete düşmesine rıza gösteremez ve tahammül edemez. Hiçbir Müslüman, kendi dininin emirlerinden başka bir dinin inancını ve ayinini taklit edemez, başka milletlerin örf ve adetlerine itibar edemez. Çünkü İslam Dininin ve Müslüman’ın başka bir dini ve başka bir milleti taklit etmeye ihtiyacı yoktur. Şerefli ve ilahi bir nizam olan Yüce Dinimiz, bütün beşeri sistem ve nizamların üstündedir. İnsanlığın kurtuluşu için Yüce Allah tarafından gönderilen son Hak Dindir.

    Peygamber (sav) Efendimiz, biz Müslümanların şirkten, kafirlikten başka, eski ümmetleri örf-adet, fitne-fesat ve isyan gibi bütün kötü yollarda takip edeceklerini, bir mucize olarak 1430 sene önce bizlere haber vermiştir. Hadis-i Şerifte şöyle buyuruyor:

    “Sizler, kendinizden önce geçen milletlerin yoluna karışı karışına, arşını arşınına, tıpa tıp muhakkak uyacaksınız. O dereceye kadar ki, şayet onlar daracık bir keler deliğine girmiş olsalar, siz de muhakkak onlara uyarak oraya gireceksiniz, onlara tabi olacaksınız”. Ebu Sait (ra) diyor ki, Biz: “Ya Resulellah! bu ümmetler Yahudiler ve Hıristiyanlar mıdır? diye sorduk. Peygamber (sav) Efendimiz: “Onlardan başka kim olacak…!” buyurdu. (Buhari. Enbiya.48, İtisam.14. Müslim.ilim.6)

    Ne dersiniz? Peygamber (sav) Efendimizin bu açık mucizesinde haber verdiği durum bu gün ortaya çıkmış mıdır? Maalesef bu gün bir çok Müslüman, kafirlerin yoluna karışı karışına, arşını arşınına tıpa tıp uymaktadır. Onlar keler deliğine girse, yılbaşı kutlarsa, piyango bileti alırsa, moda diye bir şeyi giyerse onların aynısını yapmakta, birbirleriyle yarış etmektedirler. Bazı Müslüman ların bu günkü halini şair ne güzel dile getirmiştir. Gerçek Müslümanlar elbette bunun dışındadır.

    Bir elde Kadeh ! bir elde Kur’an
    Ne helaldır işimiz, ne de haram.
    Şu yarım yamalak dünyada,
    Ne tam kafiriz, ne de tam Müslüman..! ( Ömer Hayyam).

    Yüce Allah, bu duruma düşmekten cümlemizi muhafaza eylesin. (amin)

    Müslümana;

    Sen Hıristiyan mısın? Diye sorsan darılır.
    Amma yılbaşında hindi, kaz yemesine bayılır.
    Çam deviren hindici, nasıl mü’min sayılır?…
    Bilmiyoruz, çoğumuz ne edip yapıyoruz.
    “Batı batı” diyerek, eyvah! hep batıyoruz..
    Yaklaşınca her sene, öz yurdumda yılbaşı,
    Yapılır milletime, Frenkçe türlü aşı..!
    Buna ağlar ağacı, hem toprağı, hem taşı.
    Müslümanız ! Onlarla, Noel de yapıyoruz…
    “Batı batı" diyerek, eyvah hep batıyoruz…

    Kafirlerin bayramlarını kutlamak, onların kutsal saydığı günleri, Noel ve yılbaşı gecesi kutlamak, onların adetlerine uymak, onlara benzemek kesinlikle caiz değildir ve büyük günahlardandır. Müslüman Kur’an ve sünnete uygun yaşamalı, kendi örf ve adetlerine uymalıdır.

    Yılbaşı gecesi, eğer Hz.İsa (as) in doğduğu gece ise ki, öyle kabul edelim. Bu geceyi Kur’an okuyarak, namaz kılarak, tövbe ve dua ederek geçirmeliyiz. Çocuklarımıza ve aile fertlerimize örnek olmalıyız. Ömrümüzden bir yıl daha gittiği bu gecede, hata ve günahlarımızı düşünerek onlardan vaz geçtiğimize dair Rabbimize söz vererek, Yeni bir yıla abdestli ve imanlı olarak girmeliyiz. Bu gecede olsun haberlerin dışında TV ları kapatıp, Tefsir ve Hadis okuyarak, Hz. İsa (as) ın daha çok anlatıldığı Meryem suresini okuyarak yeni yıla girelim. Kendimize çeki düzen verelim.

    2012 yılının, ülkemize, milletimize ve tüm Müslümanlara hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz eder, hepinize sağlık ve afiyet dolu günler dilerim.

    Kemalettin AKSOY


  8. 28.Aralık.2011, 11:31
    4
    Moderatör
    Müslüman Yılbaşı Kutlamaz



    Yüce Allah, en üstün din olarak İslam Dinini göndermiştir. Bu Yüce Dinimiz, kendine has hükümleriyle, tazeliğini kıyamet sabahına kadar muhafaza edecektir. Güzellikleriyle ve insanlığa ışık saçan hakikatleriyle on dört asırdan beri ayaktadır ve kıyamete kadar da ayakta kalacaktır.


    Mensubu olmakla şeref duyduğumuz Yüce Dinimiz, kendi müeyyidelerini tahrif edecek müdahalelere , beşeri düşünce ve fikirleri ona karıştırmayı hedef alan her türlü teşebbüse karşı uyanık olmamızı, biz Müslümanlardan istemiştir. İbadetlerde ve adetlerde Frenk mukallitliğinden şiddetle kaçınmamızı bizlere emretmiştir. İslamiyet ile bağlılığı gevşeyen ve milli mefahirini inkar eden milletler ise taklitçi oldukları topluluğun uydusu ve kuklası haline gelmişlerdir.

    Yüce Dinimiz İslam , kafirlere, münafıklara, batıl dinlere ve ideoloji mensuplarına benzemeyi kesin bir şekilde yasaklamış ve haram kılmıştır. Görünüş itibariyle onlara benzemek, daha sonra ahlaki değerlerde, çirkin ve kötü fiillerde ; hatta inanç ve ibadetlerde onlara benzemeye sebep olur. Çünkü onlar gibi giyinmek, onlar gibi davranmak, onlar gibi yaşamak,sonunda bu hareketler kalplere nüfuz eder ve onlara karşı bir sevgi ve saygı meydana getirir. Bunun için Kafirlere benzemenin haram olduğu hususunda bütün İslam alimleri ittifak etmişlerdir. Bu konuda icma vardır.

    Peygamber (sav) Efendimiz, bir hadis-i Şeriflerinde : “Kim bir kavme benzemeye özenirse, o da onlardandır” buyurmuşlardır. Böylece Hıristiyanlık ve Yahudilik adetlerine özenti duymaya set çekmiş, taklitçiliği adet haline getirenlerin milli ruhunu kaybedip, özendiği o topluluğun mahiyet ve karakterini elde edeceğine işaret buyurmuş, taklitçiliği yasaklamıştır.

    Kur ’an-i Kerim ayetlerinin ve Hz .Peygamber (sav) Efendimizin hayatı boyunca üzerinde durduğu en önemli konulardan birisi de, Müslümanların fert ve toplum olarak belli bir kimlik (İslam kimliği) kazanmaları, kendi inanç ve şahsiyetlerini korumaları ve kendilerine güven duymaları olmuştur. Kur’ an -i Kerim Müslümanlara ısrarla birlik ve bütünlük içinde olmalarını, kafir ve münafıkları dost ve arkadaş edinmemelerini emretmektedir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

    “Ey İman edenler! Mü’minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Bunu yaparak Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?”. (Nisa suresi. Ayet.144.)

    “ Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur “. (Bakara suresi. Ayet.120)

    Bu konuda diğer ayet-i Kerimeler de şöyledir :

    “ Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahiret gününe inanmayanların arzularına uyma. Onlar, Rablerine eş tutuyorlar”. (En’am suresi. Ayet 150)

    “…Deki ,Benim işim bana, sizin işiniz de size aittir. Siz, benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım”. ( Yunus suresi. Ayet .41.)

    “ Resulüm de ki: Ey kafirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam, Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz. Ben sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim de bana dır”. (Kafirun suresi. Ayet 1-6)

    “Sana emir olunanı açıkça söyle ve ortak koşan (müşrikler)den yüz çevir”.( Nahl suresi. Ayet.94)

    “…Kafir olanlar da birbirlerinin dostlarıdırlar..”( Enfal suresi. Ayet 73.)

    “Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar da birbirlerinin dostlarıdırlar. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara, Allah rahmet edecektir..”. (Tevbe suresi. Ayet 71)

    Yüce Allah yukarıdaki ayet-i kerimelerde buyurduğu üzere; özellikle Yahudi ve Hıristiyanlar, Müslümanların dostu olmazlar. Onlar ancak birbirlerinin dostu ve yaranıdır. Onlar birbirlerini desteklerler, Müslümanları ancak menfaatleri için geçici olarak destekler ve dost görünürler. Asla dost olmazlar ve hiçbir zaman da olmamışlardır. Müslümanların Yahudi ve Hıristiyan komşusu olabilir. Komşuluk elbette ki olacaktır. Müslüman, Müslüman kalmalı ve dinini taviz vermeden yaşamalı, komşusunun dinine uymamalıdır. Kafirun ve Hud sürelerinde olduğu gibi.

    “Zulmedenlere meyil etmeyin. Sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra O’ndan da yardım göremezsiniz”.( Hud suresi.ayet 113.)

    Peygamber (sav) Efendimiz, müşrik ve kafirlere benzememeleri için ashabına, sakallarını uzun, bıyıklarını kısa kesmelerini emretmiştir. Birisi Peygamberimize gelerek “Müslüman oldum, Ya Resulellah! “ diyen kişiye: “Kafirlik alameti olan saçını kes ve sünnet ol ” buyurmuştur. (Ebu Davut, Taharet.131.)

    O devirde kafirler kendilerine mahsus saç şekli tespit etmişler, kendilerince bir moda ortaya koymuşlardı. Yani inançlarının sembolü olan bu saç şeklini, Efendimiz (sav) kafirliğin alameti ve modası saymış ve bu saç şeklini Müslümanların bırakmasını yasaklamıştır. Çünkü Abdullah ibni Ömer (ra), Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Kim bir millete benzemeye çalışırsa, o da onlardandır”. (Ebu Davut. Libas.5)

    Bazı Müslümanların moda uğrunda batı, Avrupa hayranlığına ve onlar gibi giyinip onlar gibi yaşamalarına ne demeliyiz. Yoksa saç bırakmak yasak değildir. Yeter ki, bakımlı ve temiz olsun.
    Başkalarına benzemeye çalışmak, onların yaptığı işi ve ameli yaparak onlara uymak, özellikle kafirlere benzemek bu Hadis-i şerifte yasaklanmıştır. Müslüman ancak, Peygamber (sav) Efendimize ve O nun sahabesine benzemeli ve sünnetine uymaya çalışmalıdır.

    Peygamber Efendimiz: “Bizden başkasına benzemeye çalışanlar bizden değildir. Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeyiniz…” buyurmuşlardır. (Tirmizi. İsti’zan.7).,

    Giyim ve kuşamda, moda diyerek kafirlere benzemek de Dinimizde yasaklanmıştır. Hz. Ali (ra) dan, Peygamber(sav) Efendimizin bu konuda şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Rahiplerin elbiseleri gibi, gayri müslimlere mahsus elbiseler giymekten sakının. Kim onların şekillerine bürünür ve onlara benzemek isterse benden değildir”. (Taberani, Evsat.4/541 (3921).

    Abdullah ibni Amr (ra) diyor ki, Peygamber (sav) Efendimiz, üzerimde rengi sapsarı bir elbise gördü ve: “Onu at! Çünkü o, renk ve şekil itibariyle kafirlerin elbisesidir” buyurdu. (Ahmet b.Hanbel.2/164 ( 6500) Özellikle moda için başka milletleri taklit etmeyelim, günaha girmeyelim. Burada kastedilen elbise, kafirlik alameti olan elbise ve giysinin giyilmemesidir. Tabii en önemlisi de, modadır diye,gençlik giyiyor diye, mini etek ve açık saçık elbiselerin giyilmemesidir.

    Yüce Dinimiz, güneş doğarken, güneş tam tepede iken ve güneş batarken, ve ateşe karşı namaz kılmayı yasaklamıştır. Bunun sebebi, güneşe tapan ve ateşe tapan (Mecusi) lere benzememek, onlara muhalefet etmek içindir.

    Kendine ait milli ve manevi değerlerini yitirerek başka dinleri ve milletleri taklit etmek, şahsiyetsiz davranmak, fertler ve toplumlar için en büyük manevi felaket ve alçalıştır. Bu manevi felaket ve sefalete mahkum olmuş milletlerin, bataklığın çukurundan kurtulmasına imkan yoktur. Dinini, milletini ve vatanını seven insanlar, hiçbir zaman kendi milletinin böyle bir sefalete düşmesine rıza gösteremez ve tahammül edemez. Hiçbir Müslüman, kendi dininin emirlerinden başka bir dinin inancını ve ayinini taklit edemez, başka milletlerin örf ve adetlerine itibar edemez. Çünkü İslam Dininin ve Müslüman’ın başka bir dini ve başka bir milleti taklit etmeye ihtiyacı yoktur. Şerefli ve ilahi bir nizam olan Yüce Dinimiz, bütün beşeri sistem ve nizamların üstündedir. İnsanlığın kurtuluşu için Yüce Allah tarafından gönderilen son Hak Dindir.

    Peygamber (sav) Efendimiz, biz Müslümanların şirkten, kafirlikten başka, eski ümmetleri örf-adet, fitne-fesat ve isyan gibi bütün kötü yollarda takip edeceklerini, bir mucize olarak 1430 sene önce bizlere haber vermiştir. Hadis-i Şerifte şöyle buyuruyor:

    “Sizler, kendinizden önce geçen milletlerin yoluna karışı karışına, arşını arşınına, tıpa tıp muhakkak uyacaksınız. O dereceye kadar ki, şayet onlar daracık bir keler deliğine girmiş olsalar, siz de muhakkak onlara uyarak oraya gireceksiniz, onlara tabi olacaksınız”. Ebu Sait (ra) diyor ki, Biz: “Ya Resulellah! bu ümmetler Yahudiler ve Hıristiyanlar mıdır? diye sorduk. Peygamber (sav) Efendimiz: “Onlardan başka kim olacak…!” buyurdu. (Buhari. Enbiya.48, İtisam.14. Müslim.ilim.6)

    Ne dersiniz? Peygamber (sav) Efendimizin bu açık mucizesinde haber verdiği durum bu gün ortaya çıkmış mıdır? Maalesef bu gün bir çok Müslüman, kafirlerin yoluna karışı karışına, arşını arşınına tıpa tıp uymaktadır. Onlar keler deliğine girse, yılbaşı kutlarsa, piyango bileti alırsa, moda diye bir şeyi giyerse onların aynısını yapmakta, birbirleriyle yarış etmektedirler. Bazı Müslüman ların bu günkü halini şair ne güzel dile getirmiştir. Gerçek Müslümanlar elbette bunun dışındadır.

    Bir elde Kadeh ! bir elde Kur’an
    Ne helaldır işimiz, ne de haram.
    Şu yarım yamalak dünyada,
    Ne tam kafiriz, ne de tam Müslüman..! ( Ömer Hayyam).

    Yüce Allah, bu duruma düşmekten cümlemizi muhafaza eylesin. (amin)

    Müslümana;

    Sen Hıristiyan mısın? Diye sorsan darılır.
    Amma yılbaşında hindi, kaz yemesine bayılır.
    Çam deviren hindici, nasıl mü’min sayılır?…
    Bilmiyoruz, çoğumuz ne edip yapıyoruz.
    “Batı batı” diyerek, eyvah! hep batıyoruz..
    Yaklaşınca her sene, öz yurdumda yılbaşı,
    Yapılır milletime, Frenkçe türlü aşı..!
    Buna ağlar ağacı, hem toprağı, hem taşı.
    Müslümanız ! Onlarla, Noel de yapıyoruz…
    “Batı batı" diyerek, eyvah hep batıyoruz…

    Kafirlerin bayramlarını kutlamak, onların kutsal saydığı günleri, Noel ve yılbaşı gecesi kutlamak, onların adetlerine uymak, onlara benzemek kesinlikle caiz değildir ve büyük günahlardandır. Müslüman Kur’an ve sünnete uygun yaşamalı, kendi örf ve adetlerine uymalıdır.

    Yılbaşı gecesi, eğer Hz.İsa (as) in doğduğu gece ise ki, öyle kabul edelim. Bu geceyi Kur’an okuyarak, namaz kılarak, tövbe ve dua ederek geçirmeliyiz. Çocuklarımıza ve aile fertlerimize örnek olmalıyız. Ömrümüzden bir yıl daha gittiği bu gecede, hata ve günahlarımızı düşünerek onlardan vaz geçtiğimize dair Rabbimize söz vererek, Yeni bir yıla abdestli ve imanlı olarak girmeliyiz. Bu gecede olsun haberlerin dışında TV ları kapatıp, Tefsir ve Hadis okuyarak, Hz. İsa (as) ın daha çok anlatıldığı Meryem suresini okuyarak yeni yıla girelim. Kendimize çeki düzen verelim.

    2012 yılının, ülkemize, milletimize ve tüm Müslümanlara hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz eder, hepinize sağlık ve afiyet dolu günler dilerim.

    Kemalettin AKSOY


  9. 28.Aralık.2013, 17:38
    5
    Misafir

    Cevap: Yanıt: islamda yılbaşı kutlamak caiz mi?

    bence bu tüm anlatıanlar doğru bilginiz olsun


  10. 28.Aralık.2013, 17:38
    5
    hatice akış - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    hatice akış
    Misafir
    bence bu tüm anlatıanlar doğru bilginiz olsun


  11. 01.Aralık.2014, 08:14
    6
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: islamda yılbaşı kutlamak caiz mi?

    Yeni yıla girmeyi kutlamak günah mı?



    Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, İslam dinin eğlenmeyi yasaklamadığını belirterek, ''Meşru ölçüler içinde, harama bulaşmadan, günaha bulaşmadan insanların doğumları, başarıları, mezuniyetleri, ev sahibi olmaları ve yeni bir yıla girmeleri kutlanabilir'' dedi.

    Bardakoğlu, bu yıl aralık ayı içinde hem hicri hem de miladi yeni yıla girildiğini belirtti. Hicri yılın da miladi yılın da Allah'ın takdir ettiği zaman dilimleri olduğunu ifade eden Bardakoğlu, Kur'an 14 asır önce ''Ay ve güneş sabit bir yörünge etrafında düzenli bir şeklide dönerler ki siz bu sayede zamanı bilirsiniz zamanın akıp geçtiğini bilirsiniz''diyerek insanları uyardığını kaydetti.
    Hz. Muhammmed'in Medine'ye hicret ederek, yıllardır kavgalı olan kişileri barıştırdığını anlatan Bardakoğlu, hicretin farklı geleneklere, farklı etnik kökenlere sahip olanların aynı şehirde rahatlıkla bir arada yaşayabileceğini göstermesi açısından önemli bir anlam taşıdığını vurguladı.
    Hicretten insanların alacağı önemli dersler bulunduğunu belirten Bardakoğlu, hicri yılın başlangıcında, birleşmeyi, bütünleşmeyi, bir arada olmayı daha iyi hissetmek gerektiğini dile getirdi. Miladi yeni yıla da yarın akşam girileceğini ifade eden Bardakoğlu, her yeni başlangıcın, ''yeni bir dua ve geçmişi sorgulayıp ders alma zamanı'' olduğunu söyledi.
    Bardakoğlu, ''İslam dini eğlenmeyi yasaklamıyor. Meşru ölçüler içinde, harama bulaşmadan, günaha bulaşmadan insanların doğumları, başarıları, mezuniyetleri, ev sahibi olmaları ve yeni bir yıla girmeleri kutlanabilir'' diye konuştu.
    Yeni bir yıla girerken geçmişten ibret almanın ve geleceği ona göre inşa etmenin önemine değinen Bardakoğlu, yeni yılın bir önceki yıldan daha güzel olmasını temenni etti.
    ''Milli Piyango da dahil olmak üzere tüm şans oyunlarının dinen haram olduğunu''ifade eden Bardakoğlu, ''Milli Piyango'nun haram olduğunu, günah olduğunu Din İşleri Yüksek Kurulumuz defalarca açıkladı. Türkiye'de din işleriyle devlet işleri birbirinden ayrıdır. Bir şeyi şahısların veya devletin yapmış olması, o yapılan şeyin dinen haram olmasını engellemez. Devlet bir şey yapar, o işin devlet bakımından, yasalar bakımından uygun olduğu anlamına gelir. Ancak dinen hükmü ayrıdır'' değerlendirmesinde bulundu.


  12. 01.Aralık.2014, 08:14
    6
    Devamlı Üye
    Yeni yıla girmeyi kutlamak günah mı?



    Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, İslam dinin eğlenmeyi yasaklamadığını belirterek, ''Meşru ölçüler içinde, harama bulaşmadan, günaha bulaşmadan insanların doğumları, başarıları, mezuniyetleri, ev sahibi olmaları ve yeni bir yıla girmeleri kutlanabilir'' dedi.

    Bardakoğlu, bu yıl aralık ayı içinde hem hicri hem de miladi yeni yıla girildiğini belirtti. Hicri yılın da miladi yılın da Allah'ın takdir ettiği zaman dilimleri olduğunu ifade eden Bardakoğlu, Kur'an 14 asır önce ''Ay ve güneş sabit bir yörünge etrafında düzenli bir şeklide dönerler ki siz bu sayede zamanı bilirsiniz zamanın akıp geçtiğini bilirsiniz''diyerek insanları uyardığını kaydetti.
    Hz. Muhammmed'in Medine'ye hicret ederek, yıllardır kavgalı olan kişileri barıştırdığını anlatan Bardakoğlu, hicretin farklı geleneklere, farklı etnik kökenlere sahip olanların aynı şehirde rahatlıkla bir arada yaşayabileceğini göstermesi açısından önemli bir anlam taşıdığını vurguladı.
    Hicretten insanların alacağı önemli dersler bulunduğunu belirten Bardakoğlu, hicri yılın başlangıcında, birleşmeyi, bütünleşmeyi, bir arada olmayı daha iyi hissetmek gerektiğini dile getirdi. Miladi yeni yıla da yarın akşam girileceğini ifade eden Bardakoğlu, her yeni başlangıcın, ''yeni bir dua ve geçmişi sorgulayıp ders alma zamanı'' olduğunu söyledi.
    Bardakoğlu, ''İslam dini eğlenmeyi yasaklamıyor. Meşru ölçüler içinde, harama bulaşmadan, günaha bulaşmadan insanların doğumları, başarıları, mezuniyetleri, ev sahibi olmaları ve yeni bir yıla girmeleri kutlanabilir'' diye konuştu.
    Yeni bir yıla girerken geçmişten ibret almanın ve geleceği ona göre inşa etmenin önemine değinen Bardakoğlu, yeni yılın bir önceki yıldan daha güzel olmasını temenni etti.
    ''Milli Piyango da dahil olmak üzere tüm şans oyunlarının dinen haram olduğunu''ifade eden Bardakoğlu, ''Milli Piyango'nun haram olduğunu, günah olduğunu Din İşleri Yüksek Kurulumuz defalarca açıkladı. Türkiye'de din işleriyle devlet işleri birbirinden ayrıdır. Bir şeyi şahısların veya devletin yapmış olması, o yapılan şeyin dinen haram olmasını engellemez. Devlet bir şey yapar, o işin devlet bakımından, yasalar bakımından uygun olduğu anlamına gelir. Ancak dinen hükmü ayrıdır'' değerlendirmesinde bulundu.


  13. 01.Aralık.2014, 10:34
    7
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,411
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: islamda yılbaşı kutlamak caiz mi?

    Arif Nihat Asya 'nın dizeleride bir çok anlam ifade ediyor bu hususta ;
    Yılbaşı neyimiz olur diye başlıyor , Yılbaşı neyimiz olur? diye soruyorum. Fakat,
    -29 Ekim'imiz midir, 30 Ağustos'umuz mudur, Şeker Bayramı'mız mı, Kandilimiz mi, Kurban Bayramı'mız mı? diye sual açmak da yersiz olmazdı.

    Biz muharremlerle, martlarla başlayan yıllar da biliriz... ki, hiçbiri böyle şımarıklıkla, böyle ayyaşlıkla, böyle kumarbazlıkla açılmazdı. Hepsi efendi yıllardı. ( Bu cevap gayet muazzam )
    Noel baba ya geçiyor sonra ;
    Memleketimize, herhalde, Beyoğlu'ndan giren, Haliç'i atlayarak Fatih'lere, Aksaray'lara, sonra Rumeli'ye ve Boğaz'ı aşarak önce Kadıköy'lere, Moda'lara ve sonra Üsküdar'lara ve oradan Anadolu'ya geçen bu bunak neyimiz olur: Babamız mı, dedemiz mi, amcamız mı, yoksa Avrupalılıktan pirimiz mi?
    İstanbul'un Tepebaşı'ndan Adana'nın Tepebağı'na kadar her yeri bilen, her yere uğrayan bu moruk kimdir, necidir?





    Kısacası , bu kutlama; nerden konuyu ele alırsanız alın , bize ait değil !.


  14. 01.Aralık.2014, 10:34
    7
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    Arif Nihat Asya 'nın dizeleride bir çok anlam ifade ediyor bu hususta ;
    Yılbaşı neyimiz olur diye başlıyor , Yılbaşı neyimiz olur? diye soruyorum. Fakat,
    -29 Ekim'imiz midir, 30 Ağustos'umuz mudur, Şeker Bayramı'mız mı, Kandilimiz mi, Kurban Bayramı'mız mı? diye sual açmak da yersiz olmazdı.

    Biz muharremlerle, martlarla başlayan yıllar da biliriz... ki, hiçbiri böyle şımarıklıkla, böyle ayyaşlıkla, böyle kumarbazlıkla açılmazdı. Hepsi efendi yıllardı. ( Bu cevap gayet muazzam )
    Noel baba ya geçiyor sonra ;
    Memleketimize, herhalde, Beyoğlu'ndan giren, Haliç'i atlayarak Fatih'lere, Aksaray'lara, sonra Rumeli'ye ve Boğaz'ı aşarak önce Kadıköy'lere, Moda'lara ve sonra Üsküdar'lara ve oradan Anadolu'ya geçen bu bunak neyimiz olur: Babamız mı, dedemiz mi, amcamız mı, yoksa Avrupalılıktan pirimiz mi?
    İstanbul'un Tepebaşı'ndan Adana'nın Tepebağı'na kadar her yeri bilen, her yere uğrayan bu moruk kimdir, necidir?





    Kısacası , bu kutlama; nerden konuyu ele alırsanız alın , bize ait değil !.





+ Yorum Gönder