Konusunu Oylayın.: Evlerimizde, dinimizin anlatıldığı sohbetleri yapmanın önemiyle ilgili ayet ve hadisler var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Evlerimizde, dinimizin anlatıldığı sohbetleri yapmanın önemiyle ilgili ayet ve hadisler var mıdır?
  1. 24.Aralık.2010, 17:18
    1
    Misafir

    Evlerimizde, dinimizin anlatıldığı sohbetleri yapmanın önemiyle ilgili ayet ve hadisler var mıdır?






    Evlerimizde, dinimizin anlatıldığı sohbetleri yapmanın önemiyle ilgili ayet ve hadisler var mıdır? Mumsema Evlerimizde, dinimizin anlatıldığı sohbetleri yapmanın önemiyle ilgili ayet ve hadisler var mıdır?
    öğrenmek istiyorum


  2. 24.Aralık.2010, 17:18
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 24.Aralık.2010, 17:40
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Evlerimizde, dinimizin anlatıldığı sohbetleri yapmanın önemiyle ilgili ayet ve hadisler var mıdır?




    Bu kandil, Allah’ın yükseltilmesine ve içlerinden adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Oralarda, sabah-akşam O’nun şanını yücelterek tenzih eden öyle yiğitler vardır ki, ne ticaretler, ne de alışverişler onları Allah’ı zikretmekten, namazı hakkıyla eda etmekten, zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşetten halden hale döneceği, altüst olacağı bir günden korkarlar. Allah, onları -yaptıklarına karşılık olarak- en güzel şekilde mükâfatlandıracak ve kendi lütfundan onlara çok fazlasıyla verecektir. Allah, dilediği kimseyi hesapsız rızıklandırır” (Nur Suresi, 24/36-38).

    Müfessirler, ayette geçen “evler” den maksadın mescitler ve müminlerin evleri olduğunu söyler. (bk. Maverdî, Şevkânî; İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri). Ebu Hayyan’a göre, ayetteki “evler” sözcüğü içinde namaz kılınan ve ilmî sohbetler yapılan bütün evler için geçerlidir. (bk. Ebu Hayan, Alusî, ilgili ayetin tefsiri). İkrime’ye göre de bu evler, içinde iman meşalesi yanan bütün mescit ve evlerdir. Lambaların ışığında geceleri namaz kılınan ve ilmî sohbetler yapılan her yer buna dahildir. (bk. İbn Atiye, ilgili ayetin tefsiri). Bir yandan evleri nurlandıran elektrik ışığı, bir yandan da kalpleri nurlandıran iman ışığı..

    Diğer taraftan, Ayette “mescid” yerine “ev” sözcüğünün kullanılmış olması dikkat çekicidir. Bundan, “Biz de Musa’ya ve kardeşine ‘Kavminiz için Mısır’da evler edinin’ diye vahyettik. Evlerinizi mescid haline getirin. Namazlarınızı dosdoğru kılın. Müjdele o müminleri.” (Yunus Suresi, 10/87) ayetindeki emrin gösterdiği hedefe uygun şekilde, müminlerin evlerinin içlerinde Allah’ın anıldığı ve sabah akşam Onu tesbih eden adamların bulunduğu birer mescide benzemesi gerektiği sonucunu çıkarmak daha uygundur. Bu da, ideal bir Müslüman aileye yakışan şeyin, sabah ve akşam vakitlerini Allah’ı anarak, Onu tesbih ederek, Onun kitabını okuyarak ve Onun rızasına ulaştıracak bilgileri kazanmaya çalışarak değerlendirmek olduğunu ve bunda başlıca sorumluluğun evin reisine düştüğünü gösterir.

    Yine dikkat çekicidir ki, âyet hayatın dışında bir model önermemekte, ticaret ve alışverişi devre dışı bırakmamaktadır. İbni Abbas’ın da dediği gibi, “Allah’ın nurunu kendilerine misal olarak verdiği bu kimseler, halk içinde en çok ticaretle uğraşan, en fazla alışveriş yapanlar da olabilir; ancak bu meşgaleler, Allah’ı anmaktan onları alıkoymaz.” (Müstedrek, 2:432, no. 3506.) Bu âyetlerle ilgili olarak yine İbni Abbas’tan “Mescidler Allah’ın yeryüzündeki evleridir; yeryüzü ahalisi için gökte parlayan yıldızlar gibi, onlar da gökyüzü ahalisi için ışık saçarlar” sözü rivayet edilmiştir. (bk. Razi, Tefsir, ilgili ayetler)

    Mescid ise, sınırsız, açık veya kapalı her yeri, diğer deyişle yeryüzünün her tarafını gösterir. Nitekim hadiste; "... Bana yeryüzü mescid ve temiz kılındı" buyurulmuş olması da bunun böyle olduğunun en güzel delilidir. (Buhârî, Teyemmüm, 1; Salât, 56; Müslim, Mesâcid, 3, 4, 5)

    “Evlerinizde namaz kılmayı ihmal etmeyin; bilmelisiniz ki, kişinin farz namazların dışındaki namazlarını evinde kılması daha faziletlidir” ve "Evlerinizi kabristana çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar" (bk. Müslim, Salatü'l-Müsafirin, 212-213; Tirmizi, Fedail, 2) mealindeki hadis-i şerifler, evlerin de bir mescit haline getirilmesinin, Allah’ın aziz şanının orada da yüceltilmesinin önemine işaret edilmiştir.

    Özellikle, fitne-fesadın çoğaldığı, nefs-i emarenin hâkim olduğu, heva ve heveslerin kol gezdiği bu asırda, Allah’ın noksansız sıfatları, ahiret akidesi, Hz. Muhammed (a.s.m) peygamberliği, Kur’an’ın semavî kimliği, İslam’ın tavsiye ettiği güzel ahlakın söz konusu edildiği evlerin nurdan birer huzme, ışık saçan birer kandil hükmünde olacağına şüphe etmemek gerektir.


    İnsanla ilgili meleklerin başında Cebrâil (as) gelir. Vazifesi, ilâhî vahyi peygamberlere ulaştırmaktır. Bu sebeble, ona Vahiy meleği de denir. İnsanla alâkalı meleklerin diğer bir görevi de, Allah`ın peygamberlerine ve salih kullarına kuvvet vermek, sıkıntılı ve üzüntülü zamanlarında onları teselli etmek, mâneviyatlarını yükseltmek, gerekirse fiilen yardım yapmaktır.

    Asrısaâdette cereyan eden Bedir,Uhud ve Huneyn harblerinde meleklerin mü`minlere fiilen yardım ettiklerini Kur`an bize haber vermektedir.

    İnsanla alâkalı meleklerin bir başka görevi de, insanlara iyi ve hayırlı şeyleri telkin etmek, böylece onların doğru yola girmelerini, ruhen yükselmelerini sağlamaktır.


    1. Kur’an-ı Kerim'in okunduğu yere melekler gelir.

    Gece melekleri ile gündüz melekleri sabah ve ikindi namazlarında bir araya gelirler. Allah bu meleklere "Kullarım ne yapıyorlar?" diye sorar. Melekler; "Onlara vardığımızda namaz kılıyorlardı, ayrıldığımızda da namaz kılıyorlardı." derler. (Buhârî, Ezân, 31, Mevâkit, 16, Nesâî, Salât, 21). Bildiğiniz gibi namaz kılarken Kur'an okunmaktadır.

    "Allah evlerinden bir evde, Allah'ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır." (Ebû Davud, "Vitr", 14; Tirmizî, "Kur’ân", 10)

    "Kur'ân'da mâhir olan (hıfzını ve okuyuşunu güzel yapan), Sefere denilen kerîm ve mutî meleklerle beraber olacaktır..." (Buhârî, Tevhid, 52; Müslim, Müsafirin, 244)

    Ayrıca Hz. Peygamber (a.s.m), Kur’ân okuyan mü'mini hem kokusu hem de tadı güzel olan bir "meyveye" benzeterek (Buharî, Et'ıme, 30; Müslim, Müsafirîn, 243), onun meleklerle beraber olacağını da buyurmuştur. (Buharî, "Fedailü'l-Kur’ân," 17)

    2. İster hayır ister günah işleyelim, “kiramen kâtibeyn = değerli iki kâtip” ismindeki melekler her zaman bizimle birlikte bulunurlar.

    Çünkü bunların görevleri bizim yaptığımız işleri kayda geçirmektir. Bunun yanında “muakkıbat” olarak bilinen insana bir nevi koruma görevini yapan melekler de vardır. Bunların da görevleri süreklilik arz etmektedir. Ancak, -deyim yerindeyse- belli törenler ve ziyaretler için özel olarak gelen melekler, günahların işlendiği yerlere gitmezler. Bu günah sahnesi bitip, sevap sahnesi başladığı zaman yine gelebilirler.

    3. Bu sorunun cevabını şu ayette bulmaktayız:

    “Arşı taşıyanlar ve onun etrafında bulunan melekler, hamd ile Rablerini tesbih edip O’na iman ederler. Ve müminlerin bağışlanmasını (şöyle) isterler: 'Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde, tevbe edenleri ve yoluna uyanların günahlarını bağışla ve onları cehennem azabından koru!' ”(Mumin, 40/7).

    4. Rivayet göre Hz. Peygamber (a.s.m) Ebu Hureyre’ye şu tavsiyede bulunmuştur:

    “Yatağına girdiğinde Ayete’l-Kürsiyi oku, Allah tarafından senin için (sabaha kadar) sürekli yanında kalan bir koruma verilir ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşmaz.” (Buharî, Fezailu’l-Kur’an, 10).
    SİE


  4. 24.Aralık.2010, 17:40
    2
    Silent and lonely rains



    Bu kandil, Allah’ın yükseltilmesine ve içlerinden adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Oralarda, sabah-akşam O’nun şanını yücelterek tenzih eden öyle yiğitler vardır ki, ne ticaretler, ne de alışverişler onları Allah’ı zikretmekten, namazı hakkıyla eda etmekten, zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşetten halden hale döneceği, altüst olacağı bir günden korkarlar. Allah, onları -yaptıklarına karşılık olarak- en güzel şekilde mükâfatlandıracak ve kendi lütfundan onlara çok fazlasıyla verecektir. Allah, dilediği kimseyi hesapsız rızıklandırır” (Nur Suresi, 24/36-38).

    Müfessirler, ayette geçen “evler” den maksadın mescitler ve müminlerin evleri olduğunu söyler. (bk. Maverdî, Şevkânî; İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri). Ebu Hayyan’a göre, ayetteki “evler” sözcüğü içinde namaz kılınan ve ilmî sohbetler yapılan bütün evler için geçerlidir. (bk. Ebu Hayan, Alusî, ilgili ayetin tefsiri). İkrime’ye göre de bu evler, içinde iman meşalesi yanan bütün mescit ve evlerdir. Lambaların ışığında geceleri namaz kılınan ve ilmî sohbetler yapılan her yer buna dahildir. (bk. İbn Atiye, ilgili ayetin tefsiri). Bir yandan evleri nurlandıran elektrik ışığı, bir yandan da kalpleri nurlandıran iman ışığı..

    Diğer taraftan, Ayette “mescid” yerine “ev” sözcüğünün kullanılmış olması dikkat çekicidir. Bundan, “Biz de Musa’ya ve kardeşine ‘Kavminiz için Mısır’da evler edinin’ diye vahyettik. Evlerinizi mescid haline getirin. Namazlarınızı dosdoğru kılın. Müjdele o müminleri.” (Yunus Suresi, 10/87) ayetindeki emrin gösterdiği hedefe uygun şekilde, müminlerin evlerinin içlerinde Allah’ın anıldığı ve sabah akşam Onu tesbih eden adamların bulunduğu birer mescide benzemesi gerektiği sonucunu çıkarmak daha uygundur. Bu da, ideal bir Müslüman aileye yakışan şeyin, sabah ve akşam vakitlerini Allah’ı anarak, Onu tesbih ederek, Onun kitabını okuyarak ve Onun rızasına ulaştıracak bilgileri kazanmaya çalışarak değerlendirmek olduğunu ve bunda başlıca sorumluluğun evin reisine düştüğünü gösterir.

    Yine dikkat çekicidir ki, âyet hayatın dışında bir model önermemekte, ticaret ve alışverişi devre dışı bırakmamaktadır. İbni Abbas’ın da dediği gibi, “Allah’ın nurunu kendilerine misal olarak verdiği bu kimseler, halk içinde en çok ticaretle uğraşan, en fazla alışveriş yapanlar da olabilir; ancak bu meşgaleler, Allah’ı anmaktan onları alıkoymaz.” (Müstedrek, 2:432, no. 3506.) Bu âyetlerle ilgili olarak yine İbni Abbas’tan “Mescidler Allah’ın yeryüzündeki evleridir; yeryüzü ahalisi için gökte parlayan yıldızlar gibi, onlar da gökyüzü ahalisi için ışık saçarlar” sözü rivayet edilmiştir. (bk. Razi, Tefsir, ilgili ayetler)

    Mescid ise, sınırsız, açık veya kapalı her yeri, diğer deyişle yeryüzünün her tarafını gösterir. Nitekim hadiste; "... Bana yeryüzü mescid ve temiz kılındı" buyurulmuş olması da bunun böyle olduğunun en güzel delilidir. (Buhârî, Teyemmüm, 1; Salât, 56; Müslim, Mesâcid, 3, 4, 5)

    “Evlerinizde namaz kılmayı ihmal etmeyin; bilmelisiniz ki, kişinin farz namazların dışındaki namazlarını evinde kılması daha faziletlidir” ve "Evlerinizi kabristana çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar" (bk. Müslim, Salatü'l-Müsafirin, 212-213; Tirmizi, Fedail, 2) mealindeki hadis-i şerifler, evlerin de bir mescit haline getirilmesinin, Allah’ın aziz şanının orada da yüceltilmesinin önemine işaret edilmiştir.

    Özellikle, fitne-fesadın çoğaldığı, nefs-i emarenin hâkim olduğu, heva ve heveslerin kol gezdiği bu asırda, Allah’ın noksansız sıfatları, ahiret akidesi, Hz. Muhammed (a.s.m) peygamberliği, Kur’an’ın semavî kimliği, İslam’ın tavsiye ettiği güzel ahlakın söz konusu edildiği evlerin nurdan birer huzme, ışık saçan birer kandil hükmünde olacağına şüphe etmemek gerektir.


    İnsanla ilgili meleklerin başında Cebrâil (as) gelir. Vazifesi, ilâhî vahyi peygamberlere ulaştırmaktır. Bu sebeble, ona Vahiy meleği de denir. İnsanla alâkalı meleklerin diğer bir görevi de, Allah`ın peygamberlerine ve salih kullarına kuvvet vermek, sıkıntılı ve üzüntülü zamanlarında onları teselli etmek, mâneviyatlarını yükseltmek, gerekirse fiilen yardım yapmaktır.

    Asrısaâdette cereyan eden Bedir,Uhud ve Huneyn harblerinde meleklerin mü`minlere fiilen yardım ettiklerini Kur`an bize haber vermektedir.

    İnsanla alâkalı meleklerin bir başka görevi de, insanlara iyi ve hayırlı şeyleri telkin etmek, böylece onların doğru yola girmelerini, ruhen yükselmelerini sağlamaktır.


    1. Kur’an-ı Kerim'in okunduğu yere melekler gelir.

    Gece melekleri ile gündüz melekleri sabah ve ikindi namazlarında bir araya gelirler. Allah bu meleklere "Kullarım ne yapıyorlar?" diye sorar. Melekler; "Onlara vardığımızda namaz kılıyorlardı, ayrıldığımızda da namaz kılıyorlardı." derler. (Buhârî, Ezân, 31, Mevâkit, 16, Nesâî, Salât, 21). Bildiğiniz gibi namaz kılarken Kur'an okunmaktadır.

    "Allah evlerinden bir evde, Allah'ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır." (Ebû Davud, "Vitr", 14; Tirmizî, "Kur’ân", 10)

    "Kur'ân'da mâhir olan (hıfzını ve okuyuşunu güzel yapan), Sefere denilen kerîm ve mutî meleklerle beraber olacaktır..." (Buhârî, Tevhid, 52; Müslim, Müsafirin, 244)

    Ayrıca Hz. Peygamber (a.s.m), Kur’ân okuyan mü'mini hem kokusu hem de tadı güzel olan bir "meyveye" benzeterek (Buharî, Et'ıme, 30; Müslim, Müsafirîn, 243), onun meleklerle beraber olacağını da buyurmuştur. (Buharî, "Fedailü'l-Kur’ân," 17)

    2. İster hayır ister günah işleyelim, “kiramen kâtibeyn = değerli iki kâtip” ismindeki melekler her zaman bizimle birlikte bulunurlar.

    Çünkü bunların görevleri bizim yaptığımız işleri kayda geçirmektir. Bunun yanında “muakkıbat” olarak bilinen insana bir nevi koruma görevini yapan melekler de vardır. Bunların da görevleri süreklilik arz etmektedir. Ancak, -deyim yerindeyse- belli törenler ve ziyaretler için özel olarak gelen melekler, günahların işlendiği yerlere gitmezler. Bu günah sahnesi bitip, sevap sahnesi başladığı zaman yine gelebilirler.

    3. Bu sorunun cevabını şu ayette bulmaktayız:

    “Arşı taşıyanlar ve onun etrafında bulunan melekler, hamd ile Rablerini tesbih edip O’na iman ederler. Ve müminlerin bağışlanmasını (şöyle) isterler: 'Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde, tevbe edenleri ve yoluna uyanların günahlarını bağışla ve onları cehennem azabından koru!' ”(Mumin, 40/7).

    4. Rivayet göre Hz. Peygamber (a.s.m) Ebu Hureyre’ye şu tavsiyede bulunmuştur:

    “Yatağına girdiğinde Ayete’l-Kürsiyi oku, Allah tarafından senin için (sabaha kadar) sürekli yanında kalan bir koruma verilir ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşmaz.” (Buharî, Fezailu’l-Kur’an, 10).
    SİE





+ Yorum Gönder