Konusunu Oylayın.: Tevbe edipte tekrar işlediğinde bu pişmanlıktan nasıl kurturulur

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Tevbe edipte tekrar işlediğinde bu pişmanlıktan nasıl kurturulur
  1. 24.Aralık.2010, 02:25
    1
    Misafir

    Tevbe edipte tekrar işlediğinde bu pişmanlıktan nasıl kurturulur






    Tevbe edipte tekrar işlediğinde bu pişmanlıktan nasıl kurturulur Mumsema tevbe edipte tekrar işlediğinde bu pişmanlıktan nasıl kurturulur


  2. 05.Haziran.2013, 07:45
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: tevbe edipte tekrar işlediğinde bu pişmanlıktan nasıl kurturulur




    Tevbe edipte tekrar işlediğinde bu pişmanlıktan nasıl kurturulur
    Gerçek tevbe nasil olur?



    Resûlullah (asm): “Malının bir kısmını kendine koy! Bu senin için daha hayırlıdır” buyurdu. Ben de:

    “Şu Hayber’deki hissemi alıkoyayım. Ya Resûlallah! Allah beni bu badireden ancak doğruluğumla kurtardı. Hayatta kaldıkça doğru söylemek de tövbemin tamamıdır!” dedim.1

    Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar lânetlenmekten kurtulmuşlardır. Zira Ben onları bağışlarım ve Ben tevbeleri fazlaca kabul edenim, çok şefkatli, çok merhametliyim.”

    (Bakara:2/160)
    İnsanoğlu hata işlemeye kabiliyetli bir varlık olarak yaratılmıştır. İnsan hatadan hâlî olamaz. Kimi insanlar Allah’ı inkâr eder, Allah’a başka varlıkları şirk koşar hata eder. Kimileri Hıristiyanlar gibi Hz. İsa’nın (as) Allah’ın oğlu olduğunu iddia ederek şirk koşmuş olur, büyük hata eder. Kimileri de Hz. Peygamber’in (asm) kutsal kitaplardaki vasıflarını bildiği halde gizler, yanlışlık yapar. Küfründe inad eder. Bazı insanlar da Müslüman olduğu halde, mü'min olduğu halde beşer olmasının gereği olarak günah işler, hata eder. Bazan nefsine uyar, bazen kötü arkadaşlarına tâbi olur. Bazen de şeytanın telkinlerinin etkisinde kalır.

    Âyetten anladığımız husus, hangi çeşit hata yapılırsa yapılsın bundan tevbe etmenin mümkün olduğudur. Allah insanları yaptığı hatalardan dönmeye dâvet ediyor. Hatadan dönmenin adı Kur’ân’da “tevbe”dir. Kur’ân’dan anladığımıza göre sadece dil ile “Tövbe ettim, ben yanlışlıktan vazgeçtim” demek yetmez.

    Bu bir kere dil ile söylendiği kadar kalp ile de söylenmeli, yani yürekten pişmanlık duyulmalıdır. Nedamet denilen pişmanlık ateşi insanı yakıp kavurmalıdır. Pişman olmayan bir insanın diliyle tevbe ettiğini söylemesi çok fazla bir şeyi değiştirmez. Çünkü kalbi, beyni, hayali, fikri hep o hatada kalır ve fırsat bulsa yine o hatayı yapar. Ama gerçekten pişman olan bir kimse, kendisi bir daha o hata, o günah imtihanı ile karşı karşıya geldiğinde iradesiyle o kötülüğü hatayı işlemeyen insandır. Bu durum okuduğumuz âyette, “ve aslahu” kelimesiyle ifade buyruluyor. Tevbe edenlerden sonra “kendini ıslâh edenler, düzeltenler” denmesi, dönüşün pişmanlıktan sonra fiille de olması gerektiğine işaret ediyor. İnsan tevbe ederse, tam bir dönüş yapacak ve yaptığı kötülüğün zıddını yapacak, kendisini düzeltecektir. İşte gerçek tevbe budur. Cenâb-ı Hak kendisini “Tevvab ve Rahim” olarak nitelendirmekle, tevbeleri çokca kabul edeceğini ve kullarına karşı çok şefkatli olduğunu gösteriyor. Adeta bu isimleriyle biz günahkâr ve asi insanların yardımına koşuyor, bize yeni fırsatlar tanıyor.

    O halde yapılacak şey, önce hatamızı anlamaktır. Hatamızı anlamak en büyük fazilettir ve hatadan dönmek için en önemli bir fırsattır. Ama insan her zaman Allah’ın yasakladığı fiilleri işlediği halde avukat gibi bu hataları müdafaa ederse, "Ben hata işlemiyorum, artık bu tür şeyler normal” gibi ifadeler kullanırsa o insan hatasından dönmek için tevbe etmez, rücu etmez, pişman olmaz. Kendisini düzeltmek için çaba sarf etmez. Bu durumda Allah’ın rahmetine de kavuşamaz. Allah, biz günahkâr ve asi imsanlardan samimî tevbe bekliyor, pişmanlık ateşiyle yanmamızı bekliyor. Sonra da halimizi düzelterek kendisine hakikî bir kul olmamızı istiyor. Ne mutlu Allah’ın rahmetinin sırrını anlayanlara... Allah bizleri hatalarından dönen, lânetten uzaklaşan ve Allah’ın rahmetine mazhar olan insanlardan eylesin âmin.



  3. 05.Haziran.2013, 07:45
    2
    Devamlı Üye



    Tevbe edipte tekrar işlediğinde bu pişmanlıktan nasıl kurturulur
    Gerçek tevbe nasil olur?



    Resûlullah (asm): “Malının bir kısmını kendine koy! Bu senin için daha hayırlıdır” buyurdu. Ben de:

    “Şu Hayber’deki hissemi alıkoyayım. Ya Resûlallah! Allah beni bu badireden ancak doğruluğumla kurtardı. Hayatta kaldıkça doğru söylemek de tövbemin tamamıdır!” dedim.1

    Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar lânetlenmekten kurtulmuşlardır. Zira Ben onları bağışlarım ve Ben tevbeleri fazlaca kabul edenim, çok şefkatli, çok merhametliyim.”

    (Bakara:2/160)
    İnsanoğlu hata işlemeye kabiliyetli bir varlık olarak yaratılmıştır. İnsan hatadan hâlî olamaz. Kimi insanlar Allah’ı inkâr eder, Allah’a başka varlıkları şirk koşar hata eder. Kimileri Hıristiyanlar gibi Hz. İsa’nın (as) Allah’ın oğlu olduğunu iddia ederek şirk koşmuş olur, büyük hata eder. Kimileri de Hz. Peygamber’in (asm) kutsal kitaplardaki vasıflarını bildiği halde gizler, yanlışlık yapar. Küfründe inad eder. Bazı insanlar da Müslüman olduğu halde, mü'min olduğu halde beşer olmasının gereği olarak günah işler, hata eder. Bazan nefsine uyar, bazen kötü arkadaşlarına tâbi olur. Bazen de şeytanın telkinlerinin etkisinde kalır.

    Âyetten anladığımız husus, hangi çeşit hata yapılırsa yapılsın bundan tevbe etmenin mümkün olduğudur. Allah insanları yaptığı hatalardan dönmeye dâvet ediyor. Hatadan dönmenin adı Kur’ân’da “tevbe”dir. Kur’ân’dan anladığımıza göre sadece dil ile “Tövbe ettim, ben yanlışlıktan vazgeçtim” demek yetmez.

    Bu bir kere dil ile söylendiği kadar kalp ile de söylenmeli, yani yürekten pişmanlık duyulmalıdır. Nedamet denilen pişmanlık ateşi insanı yakıp kavurmalıdır. Pişman olmayan bir insanın diliyle tevbe ettiğini söylemesi çok fazla bir şeyi değiştirmez. Çünkü kalbi, beyni, hayali, fikri hep o hatada kalır ve fırsat bulsa yine o hatayı yapar. Ama gerçekten pişman olan bir kimse, kendisi bir daha o hata, o günah imtihanı ile karşı karşıya geldiğinde iradesiyle o kötülüğü hatayı işlemeyen insandır. Bu durum okuduğumuz âyette, “ve aslahu” kelimesiyle ifade buyruluyor. Tevbe edenlerden sonra “kendini ıslâh edenler, düzeltenler” denmesi, dönüşün pişmanlıktan sonra fiille de olması gerektiğine işaret ediyor. İnsan tevbe ederse, tam bir dönüş yapacak ve yaptığı kötülüğün zıddını yapacak, kendisini düzeltecektir. İşte gerçek tevbe budur. Cenâb-ı Hak kendisini “Tevvab ve Rahim” olarak nitelendirmekle, tevbeleri çokca kabul edeceğini ve kullarına karşı çok şefkatli olduğunu gösteriyor. Adeta bu isimleriyle biz günahkâr ve asi insanların yardımına koşuyor, bize yeni fırsatlar tanıyor.

    O halde yapılacak şey, önce hatamızı anlamaktır. Hatamızı anlamak en büyük fazilettir ve hatadan dönmek için en önemli bir fırsattır. Ama insan her zaman Allah’ın yasakladığı fiilleri işlediği halde avukat gibi bu hataları müdafaa ederse, "Ben hata işlemiyorum, artık bu tür şeyler normal” gibi ifadeler kullanırsa o insan hatasından dönmek için tevbe etmez, rücu etmez, pişman olmaz. Kendisini düzeltmek için çaba sarf etmez. Bu durumda Allah’ın rahmetine de kavuşamaz. Allah, biz günahkâr ve asi imsanlardan samimî tevbe bekliyor, pişmanlık ateşiyle yanmamızı bekliyor. Sonra da halimizi düzelterek kendisine hakikî bir kul olmamızı istiyor. Ne mutlu Allah’ın rahmetinin sırrını anlayanlara... Allah bizleri hatalarından dönen, lânetten uzaklaşan ve Allah’ın rahmetine mazhar olan insanlardan eylesin âmin.






+ Yorum Gönder