Konusunu Oylayın.: Yemin etmenin hükmü nedir ? Neler yemin sayılmaz ?

5 üzerinden 4.33 | Toplam : 3 kişi
Yemin etmenin hükmü nedir ? Neler yemin sayılmaz ?
  1. 22.Aralık.2010, 16:50
    1
    Misafir

    Yemin etmenin hükmü nedir ? Neler yemin sayılmaz ?






    Yemin etmenin hükmü nedir ? Neler yemin sayılmaz ? Mumsema Yemin Etmenin Hükmü Nedir ,neler Yemin Sayılmaz


  2. 22.Aralık.2010, 18:56
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Yemin etmenin hükmü nedir ? Neler yemin sayılmaz ?




    YEMİN VE İLGİLİ HÜKÜMLER

    Fıkıhta, bir şeyi yapmaya veya yapmamaya azmedip üzerine Al*lah (C.C.) adıyla sağlam bağlantıda bulunmaya Yemin denir. Bo-jşama veya azâd etmeye ta'likan yapılan and'a da Yemin denilmiştir.
    Yemîn iki kısma ayrılır .
    Allah (C.C.) ile veya O'nun Sıfatlarından bir sıfat ile yemin et*mek; diğeri de Allah'tan başkasıyla yemin etmek.[1]
    Allah'tan başkasıyla yemin etmek de iki kısma ayrılır :
    1. Baba-dedelerle, peygamber ve meleklerle, oruç ve namaz gi*bi ibadetlerle yemin etmek gibi. Kabe, Zemzem, Harem-i Şerîf ve ben*zeri kutsal yerlerle yemin etmek de bu türdendir ve caiz değildir.
    2. Şart ve ceza şeklinde yapılan yemindir. Bu da ya Allah'a ya*kınlık ifade eder, ya da etmez. Örneğin : «Şunu yaparsam bana bir gün oruç, veya namaz, veya hac ya da umre vâcib olsun», gibi, bun*lar Allah'a yakınlık ifade eden yeminlerdir. «Şu işi yaparsam, karım boş olsun veya kölem azâd olsun» derse, bunda yakınlık söz konusu değildir.[2]
    Yeminin Rüknü :
    Allah (C.C.) ile veya O'nun sıfatlarınO iu biriyle yemin etmenin rüknü, Allah'ın ismini veya sıfatlarından İr ı "mi anmakla gerçekleşir.[3]

    Yeminin Şartları :


    Yemin edenin âkil ve baliğ olması şarttır. O halde delinin ve ço*cuğun yaptığı yemin sahih değildir, bir hüküm ifade etmez. Aynca yemin edenin Müslüman olması da şarttır. Bu bakımdan kâfirin ye*mini sahih sayılmaz. Yemin ettikten sonra İslâm'a giren ve sonra ye*mini bozan kâfire keffaret gerekmez. Çünkü" henüz Müslüman ol*madan yemin etmişti ki bu bir hüküm ifade etmemekteydi.[4]


    Yemin Riddet (Dinden Dönmek) Île Hükümsüz Olur :


    Adam Müslüman iken yemin eder ve sonra dinden dönerse, yap1-tığı yemin hükümsüz kalır. Sonra tekrar İslâm'a dönse bile artık o yeminin hükmü gerekmez.[5]
    Yeminin sıhhati için hürriyet şart değildir. Kölenin, esirin, tu*tuklunun yapacağı yemin hüküm taşır, yani sahihtir. Hanefîlere gö*re, zorlanarak yapılan yemin de sahihtir, hüküm taşır. Bunun gibi, şaka yollu veya alay vâri yemin etmek de hüküm taşır. [6]

    Ne İçin Yemin Yapılıyorsa, Onun Mevcut Olması Şarttır :


    O halde mevcut olmayan ve olması da imkân dahilinde bulun*mayan bir şey için yemin etmek sahih sayılmaz.
    Ayrıca yeminin istisna ile yapılmaması da şarttır. Örneğin : «Val*lahi şu işi -inşaAllah- yapmıyacağım» demek gibi.[7]

    ALLAH (C.C.) İLE YEMİN ÜÇ KISMA AYRILIR


    1. Yemin-i Ğâmûs : Geçmişte olan bir şeyin olmadığına, olma*yan bir şeyin olduğuna yemin etmek gibi. Bu yeminden dolayı sahi*bi günahkâr olur ve günaha daldığı için Ğâmûs denir. Bunun kef-fareti yoktur; sahibinin tevbe ve istiğfar etmesi, bağışlanmasını di*lemesi gerekir.
    2. Yemin-i Lağv : Boş ve anlamsız yemin. Geçmişte olmayan bir şeyi oldu sanarak veya içinde bulunduğu zamanda mevcut olan bir şeyin mevcut olmadığını sanarak yemin etmek, bu cümledendir. Bir de ağız alışkanlığı olup âdet haline gelen yeminlere de bu isim verilmiştir. Bu tür yeminler bir hüküm taşımaz. Keffaret de gerek*mez. Ancak ağzı yemine alıştırmamak, sünnete riayettir.
    3. Bağlantı yapan yemindir. Gelecekte bir şeyi yapma voya yap*mamaya azmedip yemin etmek bu cümledendir. Böyle bir yemin bo*zulduğu takdirde keffaret gerekir.[8]
    Bu üçüncü kısım ise yapılan yemini muhafaza hususunda dör*de ayrılır : Birincisi, kendisine vâcib olan bir fiili yapmaya azmedip yemin etmek veya kendisine günah olan bir fiili yapmamaya azme*dip yeminde bulunmak. Bu zaten yeminden önce de kendisine farz idi. Yaptığı yeminle bunu daha sıkı bağlamış olur. İkincisi, yapılan yemini muhafaza etmek caiz değildir. Örneğin, kendisine farz olan bir taati terketmeye veya kendisine haram ve günah sayılan bir fiili işlemeye yemin etmek bu cümledendir. Böyle bir yemini muhafaza etmek caiz değildir. Üçüncüsü, yaptığı ye'mini muhafaza ile onu bozmak arasında serbest olmasıdır; ancak bozması daha hayırlıdır. Dördüncüsü, yaptığı yemini bozmasıyla, muhafaza etmesi ibahatte eşittir, ancak bozması daha uygun sayılır.[9]

    Boşama Ve Köle Azâd Etmekle İlgili Yemine Gelince :


    Gelecekle ilgili ise, o da yemin, yani bağlantı yapmış yemin ka*bul edilir. Geçmişle ilgili ise, onda ne yemini lağv, ne de yemin-i-ğâmûs tahakuk eder. Yani bu anlamda bir hüküm taşımaz. Ancak yaptığı yeminin aksini bilir veya bilmezse, talâk vaki' olur. Adak ile yemin etmek ise, onun geçerliğini ve gerçekleşmesini kuvvetlendir*mektir. Bunu bir misal ile açıklıyalım : «Eğer bu falan değilse, bana bir haccetmek gerekli olsun» der ve kasdettiği kimse o adam çıkmaz ve kendisi de onun falan olduğunda şüphe etmemişse, o takdirde adak mahiyetindeki yemininden dolayı kendisine bir hac gerekir.[10]
    Allah İC.C.) ile yemin etmek mekruh değilse de buna dili alış*tırmamak veya pek az yemin etmek daha uygundur.[11]

    YEMİN OLAN VE OLMAYAN ŞEYLER


    Allah İC.C.) ile veya O'nun Rahman, Rahim gibi isimlerinden biriyle yemin etmek, geçerlidir. Yani şer'î anlamda yemin kabul edilir. Halk ilâhî isimlerden herhangi biriyle yemin hususunu bilsin bil*mesin farketmez. Mezhebin zahiri de budur. Ayni zamanda sahih görüşte bu doğrultudadır.
    Bunun gibi halkın örfünde Allah'ın sıfatlarından bir sıfatla ye*min ediliyorsa, o takdirde o sıfatla yemin etmek de, şer'î anlamda yemin kabul edilir. Meselâ : Allah'ın İzzeti veya Kibriyası ile yemin letmek bu cümledendir. Yani bazı kesimlerde halk bu sıfatlarla ye*min eder. Meşayihten çoğu bunu ihtiyar etmiştir.[12]
    ' O halde ilâhî sıfatlardan biriyle yemin etmek, örfî yönden mute*ber sayılır. Böyle bir örf yoksa, farklı görüşler ortaya konmuştur. Bu*na bir misal verelim : «Rabbime and olsun» veya «Arş'm Rabbine ye*min ederim» veya «Âlemlerin Rabbine and olsun» diye yemin etmek, uygundur, çünkü bu hususta yaygın bir örf mevcuttur.[13] Bunun gibi, «Cenâb-ı Hakk'a yemin, olsun» derse, bu da sahihtir. Çünkü sö*zü edilen tabir örf yönünden çok yaygındır. Eİ-Mebsut sahibi de ayni tesbiti yapmış ve sahih olduğunu belirtmiştir.
    «Allah hakkı için...» diye yemin ederse, îmam Ebû Hanîfe'ye göre yemin yasılmasa bile, îmanı Ebû Yusuf'a göre yemin sayılır. Bunun gibi, «Allah'ın kuvveti, O'nun irâdesi", O'nun sevgisi, O'nun Kelâmı hakkı için» diye yemin ederse, bunlar da yemin kabul edilir. Çünkü halk arasında bu türlü yeminler çok şayi'dir.[14]
    «Allah'a ahd olsun, İlâhî emanet hakkı için» derse, bunda şüphe edenler olmuştur. Tahavîye göre, yemin sayılmaz. îmam Ebû Yu*suf'tan da bu mealde bir rivayet yapılmıştır. Ama «Allah'ın ahdi, Al*lah'ın zimmeti hakkı İçin» derse, bu yemin sayılır.
    «Allah ile şehadet ederim ki...» veya «Allah'a yemin ederim» •Allah'a kasem ederim», «Allah ile azmediyorum, O'nun ahdiyle ye*min ediyorum...» derse, bunlar da yemin kabul edilir. Bunun gibi, «Allah üzerine yemin olsun», «Allah'ın yeminiyle, «Allah'ın ömrüy*le», «Allah üzerine adak olsun» veya «Allah'ın adağıyla yemin olsun» gibi sözler de yemin sayılır.[15]

    Allah'tan Başkasıyla Yemin Etmek :


    Genellikle yemin Allah'ın isimlerinden veya sıfatlarından biriy*le yapılırsa muteber olur. Bunun için Allah'tan başkasıyla yapılan yemin sahih değildir. Buna bir misal verelim : «Peygamber ile yemin-ederim» veya «Kabe hakkı için» gibi sözler bu cümledendir.[16]
    îmam Muhammed'e göre, «Kur'ân ile» yemin etmek de sahih kabul edilmez. Fukahadan çoğuna göre, İmam Muhammed zamanında, kimse Kur'ân ile yemin etmezdi. Ama günümüzde, Allah Kelâmı ol*duğu düşünülerek onunla yemin edenler çoğalmıştır. Bu bakımdan Kur'ân ile yapılan yemin bugün için sahihtir. Fetva da bunların gö*rüşüne göredir. Nitekim fukahanm meşayihi de ayni görüşü ihtiyar etmişlerdir. Muhammed bin Mukatü de Kur'ân ile yeminin sahih ol*duğuna kaaildir.[17]

    Şefaatten Mahrum Olayım, Demek Yemin Sayılır Mı?


    Fukahadan bir kısmı, bu da yemin sayılır demişlerse de sahih olan kavle göre, yemin sayılmaz. Ama *Şu şeyi yaparsam Kur'ân'-dan ilgim kesilsin» veya «Kıbleden, ya da Namaz ve Oruc'tan ilgim kesilsin» diye yemin ederse, muhtar olan kavle göre, bunlarla yemin sahihtir. Çünkü bunların hepsi ilâhî emirle farz kılınmıştır. Dolayı-siyle Allah ile yemin etmek demektir. «Dört kitaptan beri olayım» demek de yemin sayılmıştır.[18]


  3. 22.Aralık.2010, 18:56
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    YEMİN VE İLGİLİ HÜKÜMLER

    Fıkıhta, bir şeyi yapmaya veya yapmamaya azmedip üzerine Al*lah (C.C.) adıyla sağlam bağlantıda bulunmaya Yemin denir. Bo-jşama veya azâd etmeye ta'likan yapılan and'a da Yemin denilmiştir.
    Yemîn iki kısma ayrılır .
    Allah (C.C.) ile veya O'nun Sıfatlarından bir sıfat ile yemin et*mek; diğeri de Allah'tan başkasıyla yemin etmek.[1]
    Allah'tan başkasıyla yemin etmek de iki kısma ayrılır :
    1. Baba-dedelerle, peygamber ve meleklerle, oruç ve namaz gi*bi ibadetlerle yemin etmek gibi. Kabe, Zemzem, Harem-i Şerîf ve ben*zeri kutsal yerlerle yemin etmek de bu türdendir ve caiz değildir.
    2. Şart ve ceza şeklinde yapılan yemindir. Bu da ya Allah'a ya*kınlık ifade eder, ya da etmez. Örneğin : «Şunu yaparsam bana bir gün oruç, veya namaz, veya hac ya da umre vâcib olsun», gibi, bun*lar Allah'a yakınlık ifade eden yeminlerdir. «Şu işi yaparsam, karım boş olsun veya kölem azâd olsun» derse, bunda yakınlık söz konusu değildir.[2]
    Yeminin Rüknü :
    Allah (C.C.) ile veya O'nun sıfatlarınO iu biriyle yemin etmenin rüknü, Allah'ın ismini veya sıfatlarından İr ı "mi anmakla gerçekleşir.[3]

    Yeminin Şartları :


    Yemin edenin âkil ve baliğ olması şarttır. O halde delinin ve ço*cuğun yaptığı yemin sahih değildir, bir hüküm ifade etmez. Aynca yemin edenin Müslüman olması da şarttır. Bu bakımdan kâfirin ye*mini sahih sayılmaz. Yemin ettikten sonra İslâm'a giren ve sonra ye*mini bozan kâfire keffaret gerekmez. Çünkü" henüz Müslüman ol*madan yemin etmişti ki bu bir hüküm ifade etmemekteydi.[4]


    Yemin Riddet (Dinden Dönmek) Île Hükümsüz Olur :


    Adam Müslüman iken yemin eder ve sonra dinden dönerse, yap1-tığı yemin hükümsüz kalır. Sonra tekrar İslâm'a dönse bile artık o yeminin hükmü gerekmez.[5]
    Yeminin sıhhati için hürriyet şart değildir. Kölenin, esirin, tu*tuklunun yapacağı yemin hüküm taşır, yani sahihtir. Hanefîlere gö*re, zorlanarak yapılan yemin de sahihtir, hüküm taşır. Bunun gibi, şaka yollu veya alay vâri yemin etmek de hüküm taşır. [6]

    Ne İçin Yemin Yapılıyorsa, Onun Mevcut Olması Şarttır :


    O halde mevcut olmayan ve olması da imkân dahilinde bulun*mayan bir şey için yemin etmek sahih sayılmaz.
    Ayrıca yeminin istisna ile yapılmaması da şarttır. Örneğin : «Val*lahi şu işi -inşaAllah- yapmıyacağım» demek gibi.[7]

    ALLAH (C.C.) İLE YEMİN ÜÇ KISMA AYRILIR


    1. Yemin-i Ğâmûs : Geçmişte olan bir şeyin olmadığına, olma*yan bir şeyin olduğuna yemin etmek gibi. Bu yeminden dolayı sahi*bi günahkâr olur ve günaha daldığı için Ğâmûs denir. Bunun kef-fareti yoktur; sahibinin tevbe ve istiğfar etmesi, bağışlanmasını di*lemesi gerekir.
    2. Yemin-i Lağv : Boş ve anlamsız yemin. Geçmişte olmayan bir şeyi oldu sanarak veya içinde bulunduğu zamanda mevcut olan bir şeyin mevcut olmadığını sanarak yemin etmek, bu cümledendir. Bir de ağız alışkanlığı olup âdet haline gelen yeminlere de bu isim verilmiştir. Bu tür yeminler bir hüküm taşımaz. Keffaret de gerek*mez. Ancak ağzı yemine alıştırmamak, sünnete riayettir.
    3. Bağlantı yapan yemindir. Gelecekte bir şeyi yapma voya yap*mamaya azmedip yemin etmek bu cümledendir. Böyle bir yemin bo*zulduğu takdirde keffaret gerekir.[8]
    Bu üçüncü kısım ise yapılan yemini muhafaza hususunda dör*de ayrılır : Birincisi, kendisine vâcib olan bir fiili yapmaya azmedip yemin etmek veya kendisine günah olan bir fiili yapmamaya azme*dip yeminde bulunmak. Bu zaten yeminden önce de kendisine farz idi. Yaptığı yeminle bunu daha sıkı bağlamış olur. İkincisi, yapılan yemini muhafaza etmek caiz değildir. Örneğin, kendisine farz olan bir taati terketmeye veya kendisine haram ve günah sayılan bir fiili işlemeye yemin etmek bu cümledendir. Böyle bir yemini muhafaza etmek caiz değildir. Üçüncüsü, yaptığı ye'mini muhafaza ile onu bozmak arasında serbest olmasıdır; ancak bozması daha hayırlıdır. Dördüncüsü, yaptığı yemini bozmasıyla, muhafaza etmesi ibahatte eşittir, ancak bozması daha uygun sayılır.[9]

    Boşama Ve Köle Azâd Etmekle İlgili Yemine Gelince :


    Gelecekle ilgili ise, o da yemin, yani bağlantı yapmış yemin ka*bul edilir. Geçmişle ilgili ise, onda ne yemini lağv, ne de yemin-i-ğâmûs tahakuk eder. Yani bu anlamda bir hüküm taşımaz. Ancak yaptığı yeminin aksini bilir veya bilmezse, talâk vaki' olur. Adak ile yemin etmek ise, onun geçerliğini ve gerçekleşmesini kuvvetlendir*mektir. Bunu bir misal ile açıklıyalım : «Eğer bu falan değilse, bana bir haccetmek gerekli olsun» der ve kasdettiği kimse o adam çıkmaz ve kendisi de onun falan olduğunda şüphe etmemişse, o takdirde adak mahiyetindeki yemininden dolayı kendisine bir hac gerekir.[10]
    Allah İC.C.) ile yemin etmek mekruh değilse de buna dili alış*tırmamak veya pek az yemin etmek daha uygundur.[11]

    YEMİN OLAN VE OLMAYAN ŞEYLER


    Allah İC.C.) ile veya O'nun Rahman, Rahim gibi isimlerinden biriyle yemin etmek, geçerlidir. Yani şer'î anlamda yemin kabul edilir. Halk ilâhî isimlerden herhangi biriyle yemin hususunu bilsin bil*mesin farketmez. Mezhebin zahiri de budur. Ayni zamanda sahih görüşte bu doğrultudadır.
    Bunun gibi halkın örfünde Allah'ın sıfatlarından bir sıfatla ye*min ediliyorsa, o takdirde o sıfatla yemin etmek de, şer'î anlamda yemin kabul edilir. Meselâ : Allah'ın İzzeti veya Kibriyası ile yemin letmek bu cümledendir. Yani bazı kesimlerde halk bu sıfatlarla ye*min eder. Meşayihten çoğu bunu ihtiyar etmiştir.[12]
    ' O halde ilâhî sıfatlardan biriyle yemin etmek, örfî yönden mute*ber sayılır. Böyle bir örf yoksa, farklı görüşler ortaya konmuştur. Bu*na bir misal verelim : «Rabbime and olsun» veya «Arş'm Rabbine ye*min ederim» veya «Âlemlerin Rabbine and olsun» diye yemin etmek, uygundur, çünkü bu hususta yaygın bir örf mevcuttur.[13] Bunun gibi, «Cenâb-ı Hakk'a yemin, olsun» derse, bu da sahihtir. Çünkü sö*zü edilen tabir örf yönünden çok yaygındır. Eİ-Mebsut sahibi de ayni tesbiti yapmış ve sahih olduğunu belirtmiştir.
    «Allah hakkı için...» diye yemin ederse, îmam Ebû Hanîfe'ye göre yemin yasılmasa bile, îmanı Ebû Yusuf'a göre yemin sayılır. Bunun gibi, «Allah'ın kuvveti, O'nun irâdesi", O'nun sevgisi, O'nun Kelâmı hakkı için» diye yemin ederse, bunlar da yemin kabul edilir. Çünkü halk arasında bu türlü yeminler çok şayi'dir.[14]
    «Allah'a ahd olsun, İlâhî emanet hakkı için» derse, bunda şüphe edenler olmuştur. Tahavîye göre, yemin sayılmaz. îmam Ebû Yu*suf'tan da bu mealde bir rivayet yapılmıştır. Ama «Allah'ın ahdi, Al*lah'ın zimmeti hakkı İçin» derse, bu yemin sayılır.
    «Allah ile şehadet ederim ki...» veya «Allah'a yemin ederim» •Allah'a kasem ederim», «Allah ile azmediyorum, O'nun ahdiyle ye*min ediyorum...» derse, bunlar da yemin kabul edilir. Bunun gibi, «Allah üzerine yemin olsun», «Allah'ın yeminiyle, «Allah'ın ömrüy*le», «Allah üzerine adak olsun» veya «Allah'ın adağıyla yemin olsun» gibi sözler de yemin sayılır.[15]

    Allah'tan Başkasıyla Yemin Etmek :


    Genellikle yemin Allah'ın isimlerinden veya sıfatlarından biriy*le yapılırsa muteber olur. Bunun için Allah'tan başkasıyla yapılan yemin sahih değildir. Buna bir misal verelim : «Peygamber ile yemin-ederim» veya «Kabe hakkı için» gibi sözler bu cümledendir.[16]
    îmam Muhammed'e göre, «Kur'ân ile» yemin etmek de sahih kabul edilmez. Fukahadan çoğuna göre, İmam Muhammed zamanında, kimse Kur'ân ile yemin etmezdi. Ama günümüzde, Allah Kelâmı ol*duğu düşünülerek onunla yemin edenler çoğalmıştır. Bu bakımdan Kur'ân ile yapılan yemin bugün için sahihtir. Fetva da bunların gö*rüşüne göredir. Nitekim fukahanm meşayihi de ayni görüşü ihtiyar etmişlerdir. Muhammed bin Mukatü de Kur'ân ile yeminin sahih ol*duğuna kaaildir.[17]

    Şefaatten Mahrum Olayım, Demek Yemin Sayılır Mı?


    Fukahadan bir kısmı, bu da yemin sayılır demişlerse de sahih olan kavle göre, yemin sayılmaz. Ama *Şu şeyi yaparsam Kur'ân'-dan ilgim kesilsin» veya «Kıbleden, ya da Namaz ve Oruc'tan ilgim kesilsin» diye yemin ederse, muhtar olan kavle göre, bunlarla yemin sahihtir. Çünkü bunların hepsi ilâhî emirle farz kılınmıştır. Dolayı-siyle Allah ile yemin etmek demektir. «Dört kitaptan beri olayım» demek de yemin sayılmıştır.[18]


  4. 22.Aralık.2010, 18:57
    3
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Yemin etmenin hükmü nedir ? Neler yemin sayılmaz ?

    İçinde Bismillah Yazılı Bir Kitabı Kaldırarak Yemin Ederse :


    İçinde Bismillahi'r-Rahmâni'r-Rahîm yazılı bir kitabı kaldırarak, «Eğer şu işi yaparsam bu kitapta yazılı bulunan şeyden beri olayım» derse, yemin sayılır. Veya doğrudan doğruya, «Bismillah'tan berî ola*yım» diye yemin ederse bu da sahihtir. Ama «Mü'minlerden berî ola*yım»- derse yemin sayılmaz.[19]
    Ramazan ayı'ını kasdederek «Şu otuz günden beri olayım» der ve bununla onun farziyetini kasdederse, yemin sayılır. «îmândan berî olayım» derse, yemin kabul edilmez.
    «Orucumdan veya Namazımdan beri olayım» diye yemin ederse, sahih sayılmaz,
    «Eğer şu işi yaparsam Yahudi veya Hıristiyan ya da Kâfir ola*yım» derse, bunlar kendi itikadınca küfür sayılıyorsa, yemin kabul edilir.[20] O halde belirttiği işi yapacak olursa, keffaret gerekir. Ancak yemini bozunca, Kelime-i Şehadeti getirmesi, tavsiye olunur. [21]

    YEMİN KEFFARETİ


    Yemin keffareti, fakirleri korumaya, sosyal adaleti kısmen olsun sağlamaya, toplum yapısındaki boşluğu doldurmaya yönelik bir sos*yal anlamda yardımdır.
    Keffaret şu üç şeyden biriyle yerine getirilmiş olur ;
    1. Varsa bir köle azâd etmek (hürriyetine kavuşturmak).
    2. Köle yoksa, on fakiri giydirmek veya on fakiri sabahlı ak*şamlı doyurmak.
    3. Bunlardan hiçbirine güç getiremediği takdirde üç gün oruç tutmak.
    Günümüzde kölelik cariyelik konusu kapanmıştır. Bu bakımdan nasü bir köle azâd edilmesi gerekiyor, diye üzerinde durmuyoruz. Bu hüküm, zorbalar tarafından esir alınıp köle olarak kullanılan ma*sum insanları kurtarmayı amaçlar. Savaşlarda da elde edilen esirle*re zaman zaman köle muamelesi yapılırdı.
    On fakiri giydirme hususuna gelince : îmanı Ebû Hanife ile İmam Ebû Yusuf a göre, elbisenin en aşağısı, bütün bedeni örtecek şekilde olmasıdır. Sadece bir gömlek ya da bir don yeterli değildir. Sahih olan da budur.[22]
    Yemini bozduğunda zengin iken keffaret vermek istediğinde fakir düşen kimsenin üç gün üstüste oruç tutması kafi gelir. Şöyle ki, bu konuda zenginlik, keffaret verileceği vakit ile itibar edilir. Da*ha önce zengin ya da fakir bulunması buna te'sir etmez.[23]
    Kendisine keffaret gereken kimsenin elinde mal ve parası bulun*maz da gaibde malı bulunur veya birinde alacağı olur, ama hemen tahsil etmesi mümkün değilse, o takdirde üç giın oruç tutması yeterli sayılır. îmam Muhammed'in de ictihad ve tesbiti bu anlamdadır. Ama adam alacağını hemen tahsil edebiliyorsa, o takdirde oruç tut*ması caiz olmaz.
    Bunun gibi kadına yemin keffareti gerekir, fakirleri giydirecek veya yedirecek mal ve parası bulunmaz, sadece kocası üzerinde meh-ri bulunur ve kocasının da ödeme imkânı olursa, o takdirde kadının oruç tutması caiz değildir, mehrini alıp fakirleri yedirmesi gerekir.
    Ancak kadının alacağı mehr kadar başkasına borcu varsa, aldı*ğı mehri borcuna yatırır, keffaret için üç gün oruç tutar.[24]
    Fukahanm çoğuna göre, kadın mehrini alıp henüz borcunu yatır*madan oruç tutabilir mi? En sahih kavle göre, tutabilir. El-Mebsut sahibi de ayni fetvayı vermiştir.
    On fakire birer çift ayakkabı veya birer sarık vermek kafi de*ğildir. Ve bunlar elbiseye- de dahil değildir.
    Keffaret olarak verilen elbiselerin çok eski olması halinde, şu hususa dikkat edilir : Yeni elbise altı ay giyiliyoı, verilen eski elbise dört ay ancak giyilebilirse, o takdirde caiz olur. Artık ikisi arasın*daki kıymete bakılmaz. [25]

    Keffareti Bir Defada Bir Fakire Vermek :


    Keffaret ister yiyecek veya bedeli olsun, ister elbise veya bedeli olsun, hepsini birden bir defada bir fakire vermek caiz değildir. An*cak başka fakir bulmakta zorluk çekiyorsa, o takdirde ayni fakire her gün sabahlı akşamlı doyacak kadar buğday ya da bedelini ve*ya ayni fakire her gün bir elbiseyi vermek kâfi gelir, yani keffaret ödenmiş olur.
    On fakire, kıymeti on elbiseyi bulacak bir deve, bir at verecek olursa, bu da kâfi gelir. Fakirler o deve veya atı satıp eşit şekilde ara*larında taksim ederler.[26]

    Keffaret Vekâlet Yoluyla Ödenebilir Mi?


    Genellikle malî ibâdetlerde vekâlet caizdir. Hatta vekil olarak belirlenen kimse, müvekkili henüz para vermeden kendi malından onun keffaretini öderse, caiz olur. [27]

    Yemin Keffaretiyle Kefen Alınır Mı?


    Adamın üzerinde biriken birkaç yemin keffaretiyle kefen alıp dağıtacak olursa, caiz olmaz. Bunun gibi keffaret parası, cami inşa*sına ve benzeri yerlere de verilmez. Çünkü bu fakirlerin hakkıdır, herhalde bu hakkı sahiplerine ulaştırmak gerekir.
    Zengin de olsa yolda kalmış ve memleketinden hemen yardım gelmesi mümkün değilse, yemin keffaretinden ona da vermek caiz*dir.
    Üzerinde iki yemin keffareti bulunur ve yirmi elbise değerinde on elbise alıp on fakire verecek olursa, bu sadece bir keffaret yerine geçer. Nitekim îmam Ebû Hanîfe ile îmam Ebû Yusuf'un görüşleri de bu anlamdadır.
    Yemin keffaretini verdiği fakir ölür ve keffareti veren adam ona vâris bulunur veya keffareti ona verdikten sonra değerinde sa*tın alır veya fakir aldığı keffareti ona hibe ederse, verdiği keffaret bozulmuş olmaz. Buna fetva verilmiştir.[28] Ancak bu fetvayı kö*tüye kullanmamak gerekir. Yani danışıklı biçimde fakiri çağırıp ona yemin keffareti verir ve sonra anlaşmaları gereği fakir o keffareti ona bağışlarsa, buna fetva verilmez. Çünkü maksatlı ve danışıklı bir bağış söz konusudur.
    Yiyecek maddesi keffaret olarak verildiğinde hepsinin ayni cins*ten olması şart değildir. Meselâ : Beş fakire yarım sa' £1,667 gr.) buğ*day verirken beş fakire de birer sâ' (3,334 gr.) arpa verebilir. Fuka-ha buna cevaz vermiştir. Bunun gibi, beş fakire elbise, beş fakire de temlik anlamında buğday ya da arpa verilirse caiz olur. Ama beş fa*kire elbise verirken diğer beşini sabahlı akşamlı temlik olmaksızın yedirmek kâfi görülmemiştir.
    On fakire sabahlı akşamlı yedirmenin ölçüsü, doyacakları nis-bettir. Ama temlik ölçüsünde buğday veya arpa verilirse, bunun nis-beti bellidir. Ekmekle birlikte katık vermek müstehabdır.
    Nitekim İmam Ebû Hanîfe'ye göre, on fakirin önüne üç ekmek bırakır ve onlar da bununla doyacak olurlarsa, on fakiri doyurmuş sayılır.
    Ama pn fakirden biri daha önce karnını doyurup öylece gelmiş*se veya on kişinin arasından biri henüz süt emiyorsa, o takdirde do*kuz fakiri doyurmuş kabul edilir, ayrıca bir fakiri daha doyurması gerekir.[29]
    Fukahanın çoğuna göre, yedirilen şey arpa, darı ve benzeri ta*hıldan yapılmış ekmek veya çorba ise, bunun yanında biraz da katık bulundurmak gerekir. Buğday ekmeği ise, katık bulundurulmasa da olur.
    Adam keffaret olarak beş fakiri doyurduktan sonra fakir düşer*se, o takdirde üç gün oruç tutması gerekir.[30]

    Keffaret Ana-Babaya Veya Evlâda Verilebilir Mi?


    Usûl ve furu'a zekât verilmediği gibi, keffaret de verilmez. Usûl ve furu'dan kasdımız, ana, baba, dede, nine, evlâd ve torunlardır.Bun-ların dışında kalan diğer yakınlara -fakir iseler- vermek daha uygun olur.[31]


  5. 22.Aralık.2010, 18:57
    3
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    İçinde Bismillah Yazılı Bir Kitabı Kaldırarak Yemin Ederse :


    İçinde Bismillahi'r-Rahmâni'r-Rahîm yazılı bir kitabı kaldırarak, «Eğer şu işi yaparsam bu kitapta yazılı bulunan şeyden beri olayım» derse, yemin sayılır. Veya doğrudan doğruya, «Bismillah'tan berî ola*yım» diye yemin ederse bu da sahihtir. Ama «Mü'minlerden berî ola*yım»- derse yemin sayılmaz.[19]
    Ramazan ayı'ını kasdederek «Şu otuz günden beri olayım» der ve bununla onun farziyetini kasdederse, yemin sayılır. «îmândan berî olayım» derse, yemin kabul edilmez.
    «Orucumdan veya Namazımdan beri olayım» diye yemin ederse, sahih sayılmaz,
    «Eğer şu işi yaparsam Yahudi veya Hıristiyan ya da Kâfir ola*yım» derse, bunlar kendi itikadınca küfür sayılıyorsa, yemin kabul edilir.[20] O halde belirttiği işi yapacak olursa, keffaret gerekir. Ancak yemini bozunca, Kelime-i Şehadeti getirmesi, tavsiye olunur. [21]

    YEMİN KEFFARETİ


    Yemin keffareti, fakirleri korumaya, sosyal adaleti kısmen olsun sağlamaya, toplum yapısındaki boşluğu doldurmaya yönelik bir sos*yal anlamda yardımdır.
    Keffaret şu üç şeyden biriyle yerine getirilmiş olur ;
    1. Varsa bir köle azâd etmek (hürriyetine kavuşturmak).
    2. Köle yoksa, on fakiri giydirmek veya on fakiri sabahlı ak*şamlı doyurmak.
    3. Bunlardan hiçbirine güç getiremediği takdirde üç gün oruç tutmak.
    Günümüzde kölelik cariyelik konusu kapanmıştır. Bu bakımdan nasü bir köle azâd edilmesi gerekiyor, diye üzerinde durmuyoruz. Bu hüküm, zorbalar tarafından esir alınıp köle olarak kullanılan ma*sum insanları kurtarmayı amaçlar. Savaşlarda da elde edilen esirle*re zaman zaman köle muamelesi yapılırdı.
    On fakiri giydirme hususuna gelince : îmanı Ebû Hanife ile İmam Ebû Yusuf a göre, elbisenin en aşağısı, bütün bedeni örtecek şekilde olmasıdır. Sadece bir gömlek ya da bir don yeterli değildir. Sahih olan da budur.[22]
    Yemini bozduğunda zengin iken keffaret vermek istediğinde fakir düşen kimsenin üç gün üstüste oruç tutması kafi gelir. Şöyle ki, bu konuda zenginlik, keffaret verileceği vakit ile itibar edilir. Da*ha önce zengin ya da fakir bulunması buna te'sir etmez.[23]
    Kendisine keffaret gereken kimsenin elinde mal ve parası bulun*maz da gaibde malı bulunur veya birinde alacağı olur, ama hemen tahsil etmesi mümkün değilse, o takdirde üç giın oruç tutması yeterli sayılır. îmam Muhammed'in de ictihad ve tesbiti bu anlamdadır. Ama adam alacağını hemen tahsil edebiliyorsa, o takdirde oruç tut*ması caiz olmaz.
    Bunun gibi kadına yemin keffareti gerekir, fakirleri giydirecek veya yedirecek mal ve parası bulunmaz, sadece kocası üzerinde meh-ri bulunur ve kocasının da ödeme imkânı olursa, o takdirde kadının oruç tutması caiz değildir, mehrini alıp fakirleri yedirmesi gerekir.
    Ancak kadının alacağı mehr kadar başkasına borcu varsa, aldı*ğı mehri borcuna yatırır, keffaret için üç gün oruç tutar.[24]
    Fukahanm çoğuna göre, kadın mehrini alıp henüz borcunu yatır*madan oruç tutabilir mi? En sahih kavle göre, tutabilir. El-Mebsut sahibi de ayni fetvayı vermiştir.
    On fakire birer çift ayakkabı veya birer sarık vermek kafi de*ğildir. Ve bunlar elbiseye- de dahil değildir.
    Keffaret olarak verilen elbiselerin çok eski olması halinde, şu hususa dikkat edilir : Yeni elbise altı ay giyiliyoı, verilen eski elbise dört ay ancak giyilebilirse, o takdirde caiz olur. Artık ikisi arasın*daki kıymete bakılmaz. [25]

    Keffareti Bir Defada Bir Fakire Vermek :


    Keffaret ister yiyecek veya bedeli olsun, ister elbise veya bedeli olsun, hepsini birden bir defada bir fakire vermek caiz değildir. An*cak başka fakir bulmakta zorluk çekiyorsa, o takdirde ayni fakire her gün sabahlı akşamlı doyacak kadar buğday ya da bedelini ve*ya ayni fakire her gün bir elbiseyi vermek kâfi gelir, yani keffaret ödenmiş olur.
    On fakire, kıymeti on elbiseyi bulacak bir deve, bir at verecek olursa, bu da kâfi gelir. Fakirler o deve veya atı satıp eşit şekilde ara*larında taksim ederler.[26]

    Keffaret Vekâlet Yoluyla Ödenebilir Mi?


    Genellikle malî ibâdetlerde vekâlet caizdir. Hatta vekil olarak belirlenen kimse, müvekkili henüz para vermeden kendi malından onun keffaretini öderse, caiz olur. [27]

    Yemin Keffaretiyle Kefen Alınır Mı?


    Adamın üzerinde biriken birkaç yemin keffaretiyle kefen alıp dağıtacak olursa, caiz olmaz. Bunun gibi keffaret parası, cami inşa*sına ve benzeri yerlere de verilmez. Çünkü bu fakirlerin hakkıdır, herhalde bu hakkı sahiplerine ulaştırmak gerekir.
    Zengin de olsa yolda kalmış ve memleketinden hemen yardım gelmesi mümkün değilse, yemin keffaretinden ona da vermek caiz*dir.
    Üzerinde iki yemin keffareti bulunur ve yirmi elbise değerinde on elbise alıp on fakire verecek olursa, bu sadece bir keffaret yerine geçer. Nitekim îmam Ebû Hanîfe ile îmam Ebû Yusuf'un görüşleri de bu anlamdadır.
    Yemin keffaretini verdiği fakir ölür ve keffareti veren adam ona vâris bulunur veya keffareti ona verdikten sonra değerinde sa*tın alır veya fakir aldığı keffareti ona hibe ederse, verdiği keffaret bozulmuş olmaz. Buna fetva verilmiştir.[28] Ancak bu fetvayı kö*tüye kullanmamak gerekir. Yani danışıklı biçimde fakiri çağırıp ona yemin keffareti verir ve sonra anlaşmaları gereği fakir o keffareti ona bağışlarsa, buna fetva verilmez. Çünkü maksatlı ve danışıklı bir bağış söz konusudur.
    Yiyecek maddesi keffaret olarak verildiğinde hepsinin ayni cins*ten olması şart değildir. Meselâ : Beş fakire yarım sa' £1,667 gr.) buğ*day verirken beş fakire de birer sâ' (3,334 gr.) arpa verebilir. Fuka-ha buna cevaz vermiştir. Bunun gibi, beş fakire elbise, beş fakire de temlik anlamında buğday ya da arpa verilirse caiz olur. Ama beş fa*kire elbise verirken diğer beşini sabahlı akşamlı temlik olmaksızın yedirmek kâfi görülmemiştir.
    On fakire sabahlı akşamlı yedirmenin ölçüsü, doyacakları nis-bettir. Ama temlik ölçüsünde buğday veya arpa verilirse, bunun nis-beti bellidir. Ekmekle birlikte katık vermek müstehabdır.
    Nitekim İmam Ebû Hanîfe'ye göre, on fakirin önüne üç ekmek bırakır ve onlar da bununla doyacak olurlarsa, on fakiri doyurmuş sayılır.
    Ama pn fakirden biri daha önce karnını doyurup öylece gelmiş*se veya on kişinin arasından biri henüz süt emiyorsa, o takdirde do*kuz fakiri doyurmuş kabul edilir, ayrıca bir fakiri daha doyurması gerekir.[29]
    Fukahanın çoğuna göre, yedirilen şey arpa, darı ve benzeri ta*hıldan yapılmış ekmek veya çorba ise, bunun yanında biraz da katık bulundurmak gerekir. Buğday ekmeği ise, katık bulundurulmasa da olur.
    Adam keffaret olarak beş fakiri doyurduktan sonra fakir düşer*se, o takdirde üç gün oruç tutması gerekir.[30]

    Keffaret Ana-Babaya Veya Evlâda Verilebilir Mi?


    Usûl ve furu'a zekât verilmediği gibi, keffaret de verilmez. Usûl ve furu'dan kasdımız, ana, baba, dede, nine, evlâd ve torunlardır.Bun-ların dışında kalan diğer yakınlara -fakir iseler- vermek daha uygun olur.[31]


  6. 22.Aralık.2010, 18:57
    4
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Yemin etmenin hükmü nedir ? Neler yemin sayılmaz ?

    Gayr-İ Müslim Vatandaşlara Verilir Mi?


    Bilindiği gibi, zekât ancak Müslüman fakirlere verilirdi. Keffa*ret böyle değildir, Müslümanlara verilebileceği gibi, gayr-i müslim fakir vatandaşlara da verilebilir. Vatandaş olmayan gayr-i müslim-lere vermek caiz değildir. Bunda icmâ' vardır.[32]

    Yemin Keffareti Orucunu Bayram Günleri Tutmak Caiz Olur Mu?


    Bayram günleri bu gibi keffaret orucunu tutmak caiz değildir. Bunun gibi teşrik günlerinde (kurban bayramının birinci gününü takip eden ilk üç güne verilen ad) de keffaret orucunu tutmak caiz görülmemiştir.[33]
    Üzerinde bulunan üç yemin keffaretine karşılık birisi için bir köle azâd eder, birisi içinde on fikiri giydirir, üçüncüsü için de on fakiri yedirirse, caizdir. Buna muhalefet eden olmamıştır.
    Yemin keffaretini karşılamak için iki gün oruç tuttuktan son*ra on fakiri yedirecek veya giydirecek kadar imkâna erişirse, o tak*dirde, geriye kalan bir günün orucunu bırakıp yiyecek ve giyecekle*ri keffaret olarak vermesi gerekir.
    Kendisine keffaret gereken kadın fakir olur da oruç tutmak zo*runda kalırsa, kocası dilerse oruç tutmasına engel olur ve onun ye*rine, yani onun adına keffaret olarak on fakiri doyurur.[34]

    Üzerinde Îki Yemin Keffareti Bulunan Kimse :


    Üzerinde iki yemin keffareti bulunan kimse, birisi için önce üç gün oruç tuttuktan sonra diğeri için on fakiri yedirir veya giydirirse, tuttuğu oruç sahih olmaz. Çünkü önce on fakiri yedirip veya giy*dirdikten sonra bir keffaret için üç gün oruç tutması gerekirdi. Fa*kirleri yedirme veya giydirme imkânı varken oruç tutmak sahih de*ğildir. [35]

    Kendisine Yemin Keffareti Gereken Bir Başkasının Yerine Oruç Tutmak Caiz Midir?


    Nasıl bir başkasının yerine namaz kılmak veya Ramazan orucu*nu tutmak caiz değilse, bir başkasının ölü olsun, diri olsun- yemin keffaretini karşılamak için üç gün oruç tutmak da caiz değildir. Çün*kü bedeni ibâdetlerde genellikle vekâlet caiz değildir. Ancak Hacc ibâdeti müstesna.[36]

    Oruç Tutacak Güçte Olmayan Yaşlı Ne Yapar?


    Kendisine yemin kefareti gereken yaşlı kimse, on fakiri yedire*cek veya giydirecek malî imkâna sahip değilse, yaşlılığından dolayı oruç da tûtamıyorsa, o takdirde başkası isterse onun yerine on fa*kiri' yedirip ya da giydirebilir.[37]
    Üzerinde yemin keffareti bulunduğu halde ölen veya öldürülen kimseden bu borç düşmez. Malı varsa, mirasçılara taksim etmeden bu keffaret borcu çıkarılıp verilir. Fukahanın çoğuna göre, Zihar keffareti de böyledir, yani ölmekle sakıt olmaz, terekesinden öden*mesi gerekir.[38]


    [1] El-Kafi - Hâkim-i Şehid Mervezî.

    [2] Fetivâryi Hindiyye.

    [3] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/153.

    [4] El-Bedayi' – Kâsani.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/154.

    [5] El-Ihtiyar Şerhü'I-Muhtar.

    [6] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/154.

    [7] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/154.

    [8] El-Kâfi - Hakim-i Şehid Mervezi.

    [9] El-Muhit - Radıyüddin Seralısi - Fetâvâ-yi Hindiyye.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/154-155.

    [10] El-Hulasa.

    [11] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/155.

    [12] El-Kâfi - Hâkim-i Şehid Mervezî.

    [13] El-Bedayi' Kâsânî.

    [14] Siracü'l-Vehhac - Ş&msü'l-Eimme Halvanî.

    [15] Feta-vâ-yi Kaadıhan.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/155-156.

    [16] El-Hidâye – Merğmanl.

    [17] EI-Kâfi - Hâkim-i Şehid Mervezî.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/156-157.

    [18] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/157.

    [19] Fetavâ-yi Kaadıhan.

    [20] El-Bedayi1 . Kâsanî.

    [21] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/157.

    [22] El-Hidiye - Merğinani - Fetâvâ-yi Hindiyye.

    [23] Fethü'l-Kadir - Kemal b. Hümanı.

    [24] El-Muhit - Radıyûddin Serahsî.

    [25] Fetava-yi Kaachhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/158-159.

    [26] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/159.

    [27] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/159.

    [28] El-Mebsut - Radıyüddin Serahsî - Fetâvâryi Hindiyye.

    [29] Fetava-yi Kaadıhan.

    [30] El-Mebsut - Radıyüddin Serahsî.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/159-161.

    [31] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/161.

    [32] Siracü'l-Vehhan - Şemsü'l-Eimme Halvanî.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/161.

    [33] Et-Me"bsut - Fetâvâ-yi Hindiyye.

    [34] El-Muhit - Radıyüddin Serahsi - El-Cevheretü'n-Neyyire.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/161.

    [35] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/161-162.

    [36] El-Mebsut - Şemsü'l-Eimme – Serahsi.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/162.

    [37] SirasülVehhac - Şemsü'l-Eimme Halvani.

    [38] El-Muhit - Radıyüddin Serahsi.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/162.


  7. 22.Aralık.2010, 18:57
    4
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    Gayr-İ Müslim Vatandaşlara Verilir Mi?


    Bilindiği gibi, zekât ancak Müslüman fakirlere verilirdi. Keffa*ret böyle değildir, Müslümanlara verilebileceği gibi, gayr-i müslim fakir vatandaşlara da verilebilir. Vatandaş olmayan gayr-i müslim-lere vermek caiz değildir. Bunda icmâ' vardır.[32]

    Yemin Keffareti Orucunu Bayram Günleri Tutmak Caiz Olur Mu?


    Bayram günleri bu gibi keffaret orucunu tutmak caiz değildir. Bunun gibi teşrik günlerinde (kurban bayramının birinci gününü takip eden ilk üç güne verilen ad) de keffaret orucunu tutmak caiz görülmemiştir.[33]
    Üzerinde bulunan üç yemin keffaretine karşılık birisi için bir köle azâd eder, birisi içinde on fikiri giydirir, üçüncüsü için de on fakiri yedirirse, caizdir. Buna muhalefet eden olmamıştır.
    Yemin keffaretini karşılamak için iki gün oruç tuttuktan son*ra on fakiri yedirecek veya giydirecek kadar imkâna erişirse, o tak*dirde, geriye kalan bir günün orucunu bırakıp yiyecek ve giyecekle*ri keffaret olarak vermesi gerekir.
    Kendisine keffaret gereken kadın fakir olur da oruç tutmak zo*runda kalırsa, kocası dilerse oruç tutmasına engel olur ve onun ye*rine, yani onun adına keffaret olarak on fakiri doyurur.[34]

    Üzerinde Îki Yemin Keffareti Bulunan Kimse :


    Üzerinde iki yemin keffareti bulunan kimse, birisi için önce üç gün oruç tuttuktan sonra diğeri için on fakiri yedirir veya giydirirse, tuttuğu oruç sahih olmaz. Çünkü önce on fakiri yedirip veya giy*dirdikten sonra bir keffaret için üç gün oruç tutması gerekirdi. Fa*kirleri yedirme veya giydirme imkânı varken oruç tutmak sahih de*ğildir. [35]

    Kendisine Yemin Keffareti Gereken Bir Başkasının Yerine Oruç Tutmak Caiz Midir?


    Nasıl bir başkasının yerine namaz kılmak veya Ramazan orucu*nu tutmak caiz değilse, bir başkasının ölü olsun, diri olsun- yemin keffaretini karşılamak için üç gün oruç tutmak da caiz değildir. Çün*kü bedeni ibâdetlerde genellikle vekâlet caiz değildir. Ancak Hacc ibâdeti müstesna.[36]

    Oruç Tutacak Güçte Olmayan Yaşlı Ne Yapar?


    Kendisine yemin kefareti gereken yaşlı kimse, on fakiri yedire*cek veya giydirecek malî imkâna sahip değilse, yaşlılığından dolayı oruç da tûtamıyorsa, o takdirde başkası isterse onun yerine on fa*kiri' yedirip ya da giydirebilir.[37]
    Üzerinde yemin keffareti bulunduğu halde ölen veya öldürülen kimseden bu borç düşmez. Malı varsa, mirasçılara taksim etmeden bu keffaret borcu çıkarılıp verilir. Fukahanın çoğuna göre, Zihar keffareti de böyledir, yani ölmekle sakıt olmaz, terekesinden öden*mesi gerekir.[38]


    [1] El-Kafi - Hâkim-i Şehid Mervezî.

    [2] Fetivâryi Hindiyye.

    [3] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/153.

    [4] El-Bedayi' – Kâsani.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/154.

    [5] El-Ihtiyar Şerhü'I-Muhtar.

    [6] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/154.

    [7] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/154.

    [8] El-Kâfi - Hakim-i Şehid Mervezi.

    [9] El-Muhit - Radıyüddin Seralısi - Fetâvâ-yi Hindiyye.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/154-155.

    [10] El-Hulasa.

    [11] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/155.

    [12] El-Kâfi - Hâkim-i Şehid Mervezî.

    [13] El-Bedayi' Kâsânî.

    [14] Siracü'l-Vehhac - Ş&msü'l-Eimme Halvanî.

    [15] Feta-vâ-yi Kaadıhan.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/155-156.

    [16] El-Hidâye – Merğmanl.

    [17] EI-Kâfi - Hâkim-i Şehid Mervezî.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/156-157.

    [18] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/157.

    [19] Fetavâ-yi Kaadıhan.

    [20] El-Bedayi1 . Kâsanî.

    [21] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/157.

    [22] El-Hidiye - Merğinani - Fetâvâ-yi Hindiyye.

    [23] Fethü'l-Kadir - Kemal b. Hümanı.

    [24] El-Muhit - Radıyûddin Serahsî.

    [25] Fetava-yi Kaachhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/158-159.

    [26] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/159.

    [27] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/159.

    [28] El-Mebsut - Radıyüddin Serahsî - Fetâvâryi Hindiyye.

    [29] Fetava-yi Kaadıhan.

    [30] El-Mebsut - Radıyüddin Serahsî.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/159-161.

    [31] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/161.

    [32] Siracü'l-Vehhan - Şemsü'l-Eimme Halvanî.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/161.

    [33] Et-Me"bsut - Fetâvâ-yi Hindiyye.

    [34] El-Muhit - Radıyüddin Serahsi - El-Cevheretü'n-Neyyire.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/161.

    [35] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/161-162.

    [36] El-Mebsut - Şemsü'l-Eimme – Serahsi.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/162.

    [37] SirasülVehhac - Şemsü'l-Eimme Halvani.

    [38] El-Muhit - Radıyüddin Serahsi.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/162.


  8. 29.Mart.2017, 18:53
    5
    Misafir

    Yorum: Yemin etmenin hükmü nedir ? Neler yemin sayılmaz ?

    Selamün aleyküm. Ben allah yolundan donmemeye kalben yemin ettim nasil yemin ettim süpheliyim yardim eder misiniz


  9. 29.Mart.2017, 18:53
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Selamün aleyküm. Ben allah yolundan donmemeye kalben yemin ettim nasil yemin ettim süpheliyim yardim eder misiniz


  10. 29.Mart.2017, 19:41
    6
    ait
    Üye

    Profili:
    ait
    Üyelik Tarihi: 08.Nisan.2007
    Üye No: 244
    Mesaj Sayısı: 42
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 36

    Yorum: Yemin etmenin hükmü nedir ? Neler yemin sayılmaz ?

    A.selam. Allah'ın yolundan dönersen senin yeminin ne değeri kalır ki. Allahın yolu dediğin hak yoldur. Haktan ayrılıp batılamı yöneleceksin.


  11. 29.Mart.2017, 19:41
    6
    ait - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ait
    Üye
    A.selam. Allah'ın yolundan dönersen senin yeminin ne değeri kalır ki. Allahın yolu dediğin hak yoldur. Haktan ayrılıp batılamı yöneleceksin.


  12. 24.Nisan.2017, 23:58
    7
    Misafir
    Bugün inandığım birşey için yemin ettim eşime ve daha sonra inansın diye yemin alışkanlık olduğu için dedimki ilerde çocuğumuz olmasın ki dedim kaldı yeminim devam ettirmedim çok pişman oldum ve sıkıntı içindeyim bana yardımcı olurmusunuz


  13. 24.Nisan.2017, 23:58
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Bugün inandığım birşey için yemin ettim eşime ve daha sonra inansın diye yemin alışkanlık olduğu için dedimki ilerde çocuğumuz olmasın ki dedim kaldı yeminim devam ettirmedim çok pişman oldum ve sıkıntı içindeyim bana yardımcı olurmusunuz


  14. 25.Nisan.2017, 00:02
    8
    Prens
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Şubat.2007
    Üye No: 58
    Mesaj Sayısı: 45
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 33

    Yorum: Yemin etmenin hükmü nedir ? Neler yemin sayılmaz ?

    Çocuğumuz olmasın ki bir yemin değil bir bedduadır. Yapılacak tek şey pişman olup Allah'tan af dilemek olur.


  15. 25.Nisan.2017, 00:02
    8
    Prens - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Çocuğumuz olmasın ki bir yemin değil bir bedduadır. Yapılacak tek şey pişman olup Allah'tan af dilemek olur.





+ Yorum Gönder