Konusunu Oylayın.: Kıyası Fukaha - Fakihlerin Kıyası ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kıyası Fukaha - Fakihlerin Kıyası ne demektir?
  1. 22.Aralık.2010, 16:16
    1
    Misafir

    Kıyası Fukaha - Fakihlerin Kıyası ne demektir?






    Kıyası Fukaha - Fakihlerin Kıyası ne demektir? Mumsema Kıyası Fukaha hakkında bilgiler istiyorum


  2. 22.Aralık.2010, 16:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 22.Aralık.2010, 16:23
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Yanıt: Kıyası Fukaha - Fakihlerin Kıyası ne demektir?




    Kıyâs ne demektiir?


    Kur`an ve Sünnet`e istinad eden şer`î ve dinî bir delildir. Kıyâs, bir mes`ele hakkında Kitab ve Sünnette bulunan şer`î bir hükmü, aralarındaki illet ve sebeb benzerliğinden dolayı diğer bir mes`ele hakkında da vermektir. Meselâ: Şarabın içilmesi haram olduğu, hem Kitab, hem de Sünnet ile sâbittir. Şarabın haram olma illeti sekr, yani, sarhoşluk vermesidir. O halde şarabın dışında sarhoşluk veren bütün alkollü maddelerin içilmesi de haram olmalıdır. Bu hüküm kıyâs yoluyla ortaya çıkmaktadır. Kıyâsı, ancak müctehid seviyesindeki din ve fıkıh âlimleri yapabilir.

    Yazar: Mehmet Dikmen



    FAKÎH KİMDİR?

    Sözlükte "dikkatli ve ince anlayışlı, ayrıntılı bir şekilde bilen âlim" anlamına gelen fakih, ıstılahta din bilgini, fıkıh âlimi, İslâm hukukçusu demektir. Çoğulu fukahâdır.
    Kur'ân-ı Kerim'de on dokuz yerde, anlamak, hakkıyla idrak etmek manasında, aynı kökten fiil olarak geçmektedir. Bir âyette de, yine aynı kökten türetilen tefakkuh kelimesi, dinde bilgi ve şuur sahibi olmak anlamında kullanılmıştır. Hadislerde ise, fıkıh ve tefakkuh kelimeleri, iyi anlamak, din ve Kur'ân konularında bilgi sahibi olmak anlamında kullanılmıştır (Buharî, İlim, 20). Hz. Peygamber'in vefatından sonra, vahy dönemi sona erdiğinden, Müslümanlar kıyamete kadar karşılaştıkları problemleri vahy döneminden intikal eden âyet ve hadislerle çözümlemeye çalışmışlardır. Hz. Peygamber sağlığında ashabını içtihat konusunda eğitmiş ve buna teşvik etmiştir; Muaz ibn Cebel'i Yemen'e kadı olarak gönderirken, önüne gelen problemin çözümü konusunda Kitap ve sünnette bir hüküm bulamadığında neye göre hüküm vereceğini sorması üzerine, Muaz "kendi reyimle içtihat ederim" şeklinde cevap vermiş, Hz. Peygamber de bunu memnuniyetle karşılamıştır (Tirmizî, Ahkâm, 3; ed-Daremi, Mukaddime, 19). İslâm ümmeti içinde, her devirde fakihler bulunmuş, bilgi ve gayretleri ile Müslümanlara yardımcı olmuşlardır. Her devirde dinî ve hukukî meseleleri, nassların ışığında, devrin şart ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak çözümleyecek fakihlerin yetiştirilmesi, İslâm toplumunun en başta gelen görevlerindendir. (İ.P.)


  4. 22.Aralık.2010, 16:23
    2
    Moderatör



    Kıyâs ne demektiir?


    Kur`an ve Sünnet`e istinad eden şer`î ve dinî bir delildir. Kıyâs, bir mes`ele hakkında Kitab ve Sünnette bulunan şer`î bir hükmü, aralarındaki illet ve sebeb benzerliğinden dolayı diğer bir mes`ele hakkında da vermektir. Meselâ: Şarabın içilmesi haram olduğu, hem Kitab, hem de Sünnet ile sâbittir. Şarabın haram olma illeti sekr, yani, sarhoşluk vermesidir. O halde şarabın dışında sarhoşluk veren bütün alkollü maddelerin içilmesi de haram olmalıdır. Bu hüküm kıyâs yoluyla ortaya çıkmaktadır. Kıyâsı, ancak müctehid seviyesindeki din ve fıkıh âlimleri yapabilir.

    Yazar: Mehmet Dikmen



    FAKÎH KİMDİR?

    Sözlükte "dikkatli ve ince anlayışlı, ayrıntılı bir şekilde bilen âlim" anlamına gelen fakih, ıstılahta din bilgini, fıkıh âlimi, İslâm hukukçusu demektir. Çoğulu fukahâdır.
    Kur'ân-ı Kerim'de on dokuz yerde, anlamak, hakkıyla idrak etmek manasında, aynı kökten fiil olarak geçmektedir. Bir âyette de, yine aynı kökten türetilen tefakkuh kelimesi, dinde bilgi ve şuur sahibi olmak anlamında kullanılmıştır. Hadislerde ise, fıkıh ve tefakkuh kelimeleri, iyi anlamak, din ve Kur'ân konularında bilgi sahibi olmak anlamında kullanılmıştır (Buharî, İlim, 20). Hz. Peygamber'in vefatından sonra, vahy dönemi sona erdiğinden, Müslümanlar kıyamete kadar karşılaştıkları problemleri vahy döneminden intikal eden âyet ve hadislerle çözümlemeye çalışmışlardır. Hz. Peygamber sağlığında ashabını içtihat konusunda eğitmiş ve buna teşvik etmiştir; Muaz ibn Cebel'i Yemen'e kadı olarak gönderirken, önüne gelen problemin çözümü konusunda Kitap ve sünnette bir hüküm bulamadığında neye göre hüküm vereceğini sorması üzerine, Muaz "kendi reyimle içtihat ederim" şeklinde cevap vermiş, Hz. Peygamber de bunu memnuniyetle karşılamıştır (Tirmizî, Ahkâm, 3; ed-Daremi, Mukaddime, 19). İslâm ümmeti içinde, her devirde fakihler bulunmuş, bilgi ve gayretleri ile Müslümanlara yardımcı olmuşlardır. Her devirde dinî ve hukukî meseleleri, nassların ışığında, devrin şart ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak çözümleyecek fakihlerin yetiştirilmesi, İslâm toplumunun en başta gelen görevlerindendir. (İ.P.)





+ Yorum Gönder