Konusunu Oylayın.: Kordon bağlatma caizmi dinde nasıl karşılanır doğrumudur veya diğer gebeliği engelleyen yöntemler dinde nasıl karşılanır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Kordon bağlatma caizmi dinde nasıl karşılanır doğrumudur veya diğer gebeliği engelleyen yöntemler dinde nasıl karşılanır
  1. 22.Aralık.2010, 15:58
    1
    Misafir

    Kordon bağlatma caizmi dinde nasıl karşılanır doğrumudur veya diğer gebeliği engelleyen yöntemler dinde nasıl karşılanır






    Kordon bağlatma caizmi dinde nasıl karşılanır doğrumudur veya diğer gebeliği engelleyen yöntemler dinde nasıl karşılanır Mumsema kordon bağlatma caizmi dinde nasıl karşılanır doğrumudur veya diğer gebeliği engelleyen yöntemler dinde nasıl karşılanır.


  2. 22.Aralık.2010, 15:58
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 22.Aralık.2010, 17:51
    2
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: kordon bağlatma caizmi dinde nasıl karşılanır doğrumudur veya diğer gebeliği engelleyen yöntemler dinde nasıl kar




    Değerli Kardeşimiz;



    "Evleniniz, çoğalınız, çünkü ben Kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim." (Beyhakî, 7:81) "Sevimli, doğuma müsait kadınlarla evlenin" (Ebu Davud, Nikah, 2; İbn Mace, Nikah,1). hadis-i şeriflerinden evlilikte esas alınan önemli bir noktayı öğreniyoruz, o da neslin devamını sağlamaktır. Bu meselede dikkat edilmesi gereken husus, neslin üremesini engelleyici tedbirleri baştan almaktır. Yani doğurabilen hanımlarla evlenmektir.

    Her meselede olduğu gibi, bu meselenin de şüphesiz birtakım istisnaları vardır. Bazı şartlarda hadis-i şeriflerde de müsaade edildiği "azl"e, bugünkü tabirle doğum kontrolüne ruhsat verilmektedir.

    Kordonları bağlatmaya, tıbbî deyimiyle "tüplerin bağlanması" meselesine gelince;

    Gerek erkeğin ve gerekse kadının tüplerinin bağlanması yolu ile bir daha çocuk yapma kabiliyetinden mahrum kalmaları hem dinen, hem tıbben sakıncalı bir metottur. Birçok yan tesiri vardır. Geçici kısırlaştırma ise kısmen benimsenebilir. Bazen anne adayının sağlığını ciddi şekilde tehlikeye sokan hallerde kısırlaştırma yapılabilmektedir.

    Meselâ üçüncü sezaryen ameliyatlarından sonra bir yenisi anne için riskler taşıyorsa, batın yavrunun çıkarılması için hazır açılmışken tüpler bağlanarak kısırlaştırma yapılabilmektedir. (İnsan ve Cinsi Hayat, s. 100)

    Görüldüğü üzere, bu uygulama hem geçici, hem de herkes için her zaman değildir. Yani ancak zaruret halinde başvurulabilecek bir çaredir. Bu çeşit meselelerde tıp müsaade etmiyorsa, din de müsaade etmez. Çünkü dinin esaslarından birisi de neslin ve canın muhafazasıdır. Bunun için böyle bir zaruretle karşılaşınca tek doktorun kararından ziyade, tıbbî bir kurulun kararına itimat edilmelidir.

    Mehmed PAKSU


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  4. 22.Aralık.2010, 17:51
    2
    ~~Medinenin Gülü ~~



    Değerli Kardeşimiz;



    "Evleniniz, çoğalınız, çünkü ben Kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim." (Beyhakî, 7:81) "Sevimli, doğuma müsait kadınlarla evlenin" (Ebu Davud, Nikah, 2; İbn Mace, Nikah,1). hadis-i şeriflerinden evlilikte esas alınan önemli bir noktayı öğreniyoruz, o da neslin devamını sağlamaktır. Bu meselede dikkat edilmesi gereken husus, neslin üremesini engelleyici tedbirleri baştan almaktır. Yani doğurabilen hanımlarla evlenmektir.

    Her meselede olduğu gibi, bu meselenin de şüphesiz birtakım istisnaları vardır. Bazı şartlarda hadis-i şeriflerde de müsaade edildiği "azl"e, bugünkü tabirle doğum kontrolüne ruhsat verilmektedir.

    Kordonları bağlatmaya, tıbbî deyimiyle "tüplerin bağlanması" meselesine gelince;

    Gerek erkeğin ve gerekse kadının tüplerinin bağlanması yolu ile bir daha çocuk yapma kabiliyetinden mahrum kalmaları hem dinen, hem tıbben sakıncalı bir metottur. Birçok yan tesiri vardır. Geçici kısırlaştırma ise kısmen benimsenebilir. Bazen anne adayının sağlığını ciddi şekilde tehlikeye sokan hallerde kısırlaştırma yapılabilmektedir.

    Meselâ üçüncü sezaryen ameliyatlarından sonra bir yenisi anne için riskler taşıyorsa, batın yavrunun çıkarılması için hazır açılmışken tüpler bağlanarak kısırlaştırma yapılabilmektedir. (İnsan ve Cinsi Hayat, s. 100)

    Görüldüğü üzere, bu uygulama hem geçici, hem de herkes için her zaman değildir. Yani ancak zaruret halinde başvurulabilecek bir çaredir. Bu çeşit meselelerde tıp müsaade etmiyorsa, din de müsaade etmez. Çünkü dinin esaslarından birisi de neslin ve canın muhafazasıdır. Bunun için böyle bir zaruretle karşılaşınca tek doktorun kararından ziyade, tıbbî bir kurulun kararına itimat edilmelidir.

    Mehmed PAKSU


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder