Konusunu Oylayın.: Mabet Nedir? Neden Mabet denilmiştir?

5 üzerinden 4.83 | Toplam : 6 kişi
Mabet Nedir? Neden Mabet denilmiştir?
  1. 21.Aralık.2010, 20:02
    1
    Misafir

    Mabet Nedir? Neden Mabet denilmiştir?






    Mabet Nedir? Neden Mabet denilmiştir? Mumsema yardımm mabet nedir kısa bilgi


  2. 21.Aralık.2010, 20:02
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 22.Aralık.2010, 14:09
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Mabet Nedir? Neden Mabet denilmiştir?




    MABED



    İbadet mahalli, ibadete mahsus bina, cami, mescid bir dine bağlı olanların belirli zamanlarda toplu olarak veya tek başlarına ibadet etmeleri için yapılmış özel bina, ibadethâne, ibadetgâh. Türkçe'de yeni bir terim olarak kullanılmakta olan tapınak sözü ise, İslâm'ın dışındaki dinlerin mabedlerini ifade eder.

    Bu kavram Lâtince'de "templum" kelimesinin karşılığı olup, kâhinlerin kuşların uçuşunu gözetlemek için kullandıkları yüksekçe mekan, herhangi bir mekan, gökyüzü, mabed veya tanrılara tahsis edilmiş yer, kapalı ve çevrili her yer, sığınak, mezar, bir mabedteki heykel, veya mabedde heykelin bulunduğu yer, bir çatının kalınlığı veya eni, gibi anlamlara gelip Fransızca ve İngilizce'de mabed anlamına gelen "temple" kelimesine de kaynaklık etmiştir. Temple de kaynağını çağrıştıran bir anlama bağlı kalmış olup, Yahudilik ve Hristiyanlıkta ibadet etmeğe mahsus yeri (Place of God, house of God), putperestlerde ise bir tanrıya adanan veya kurban kesmeye yarayan yeri ifade eder. Yunanlılarda, Romalılarda ve Kudüs Yahudileri'nde mabed her iki amacı gerçekleştirmek için inşa edilmiştir. Hint dinlerindeki mabedler -halkın ibadet yerleri olmaktan çok- tanrıların yeryüzündeki ikamet yerleridir. Mısır ve Sâmi mabedleri de bu espriyi andıran bir tarzda ev (house) veya saray (palace) kelimeleriyle ifade edilir (M. Affred De Wailly, Nouveau Dictionnaire Latin Français, Paris 1861, s. 938; Shailer Mathews-Gerald Birney Smith, A Dictionary of Religion and Ethics (U.S.A) 1921, s. 439-440; E. Royston Pıke, Encyclopedia of Religion and Religons, London 1951, s. 371).

    Yahudilik terminolojisinde ibadet yerleri için genel anlamda mabed (temple); daha özel anlamda Süleyman Mabedi (Solomon Temple), Kudüs Mabedi, Bet ha-Mikdaş (Beytü'l-Makdis), Sinagog (Synagogue), Bet ha-keneset gibi kelimeler kullanılmıştır (The Jewish Encyclopedia, (U.S.A) 1905, XI, 619-620, XII, 93-94; The Universal Jewish Encyclopedia, (U.S.A) 1948, X, 119, 194; Encyclopedia Britannica, (U.S.A) 1970, XXI, 827-828; Pıke, a.g.e., s. 371). Hristiyan ibadet yerleri de Katakomp (Catacomp), Kilise (Churc), Katedral (Cathedral), Manastır (Monastery) gibi kelimelerle ifade edilmiştir (S.G.F. Brandon, A Dictionary of Comparative Religion, London 1971, s.177, 178, 196; Pıke, a.g.e., s. 84, 86, 101).

    İslâm'da genel mabedler için mescid ve cami; Kâbe için hem "Beyt" hem de mescid kelimeleri kullanılır. Ancak, Kur'ân-ı Kerim'de de zikredildiği gibi, beyt ve mescid kelimeleri yalın halde değil daha çok Beytü'l-Haram, Beytü'l-Muharrem, el-Kâbe el-Beytü'l-Haram, Beytül-Atîk, Beytü'l-Ma'mur, Mescid, Mescid-i Haram şeklinde tamlamalı olarak kullanılır (Beyt'in ve diğerlerinin geçtiği yerler için bk. el-Bakara, 2/125,127, 158; Âl-i İmrân, 3/96, 97; el-Mâide, 5/2, 97; et-Tevbe, 9/108; el-Enfâl, 8/34; Yunus, 10/87; İbrâhîm, 14/37; el-A'raf, 7/29-31; el-Kehf, 18/21; el-Hacc, 22/25, 29, 33, 40; et-Tûr, 52/4; el-Cin, 72/18). Ayet ve hadislerde İslâm mabedlerinin yanısıra, diğer dinlerin mabedlerinden de söz edildiğini görmekteyiz. Nitekim Sion Dağı'ndaki Süleyman Mabedi için Mescid ve Mescid-i Aksâ; Sinagog karşılığında Salavat (Havra), Kenîsetü'l-Yehûd; Kilise karşılığında da Bîa ve Kenîse kelimeleri kullanılır (el-İsrâ,17/1-17; el-Kehf,18/21; el-Hacc, 22/40; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 416; II, 222; VI, 25). Kur'ân-ı Kerim'de münâfıklar tarafından sözde ibadet ama gerçekte İslâm toplumunu bölmek için bir toplanma yeri olarak yapılan mekâna da mescid denilmesi dikkate değer.

    "Zarar vermek, inkâr etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamberi'ne karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup; Biz sadece iyilik yapmak istedik" diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir. Ey Muhammed! O mescide hiç girme!.." (et-Tevbe, 9/107).

    Görüldüğü gibi Kâbe için hem Beyt hem de Mescid kelimeleri kullanılmıştır. Beyt; "Allah'a ibadet için tahsis edilmiş şanı yüce ev" demektir. Mescid ise adını, namazın önemli rükünlerinden olan ve kulun Allah'a en yakın olduğu anı belirleyen Arapça'da dik durmak, eğilmek, baş eğmek, alnını yere koymak manalarına gelen "se.ce.de" kökünden bir mekân ismidir (Johns Pedersen, "Mescid" İA İstanbul 1979, VIII, 1).

    Şu halde secdenin, namazın önemli bir rüknü ve namazın da İslâm'da en önemli ibadetlerden oluşu, bu ibadetin îfa edildiği yere secdeye itibarla mescid; ibadete itibarla da mabed denildiğini gösterir. İslâm örfünde de öteden beri beş vakit namaz için tahsis edilen yere mescid denile gelmiştir. Beyt ve Mescid kelimeleri aynı fonksiyonu îfa ettikleri halde beyt, daha ziyade ibadet için ayrılan kapalı, sınırlı ve belli bir mekanı gösterir. Mescid ise, sınırsız, açık veya kapalı her yeri, diğer deyişle yeryüzünün her tarafını gösterir. Nitekim hadiste; "... Bana yeryüzü mescid ve temiz kılındı" buyurulmuş olması da bunun böyle olduğunun en güzel delilidir (Buhârî, Teyemmüm, 1; Salât, 56; Müslim, Mesâcid, 3, 4, 5; Ebû Dâvud, Salât, 24; Tirmizî, Mevâkît, 119, Siyer, 5; Nesâî, Ğasl, 26; İbn Mâce, Tahâret, 90; Dârimî, Salât, 111; Siyer, 28; Ahmed b. Hanbel, I, 250, 301, II, 222, 240).

    Hz. Peygamber zamanında ve onu takip eden dönemlerde vakit namazlarının yanında özellikle cuma namazı kılınan yerler için "insanları bir araya toplayan yer" anlamında Cami veya el-Mescidü'l-Cami gibi ifadeler kullanılmıştır. Asr-ı saadet ve halifeler döneminde cami denince, akla beş vakit namaz ve cuma namazı kılınan yerler geliyordu. Sadece vakit namazları kılınan yerlere ise; mescid, mahalle mescidi veya kabile mescidi deniliyordu. Daha sonraki dönemlerde cuma namazının -cami, mescid ayırımı yapmaksızın- her ikisinde de kılınmasıyla kelimeler arasındaki anlam farkı belli ölçüde ortadan kalktı. Buna rağmen günümüzde -her iki yerde de cuma namazı kılındığı halde- kenar semtlerde, mahalle aralarında, okul ve bazı iş yerlerinde ibadet için tahsis edilen yerlere genelde mescid; şehir merkezlerindeki ibadet yerlerine de cami denilmektedir (İbn Mâce, İkâmetü's-Salât, 198).



  4. 22.Aralık.2010, 14:09
    2
    Özel Üye



    MABED



    İbadet mahalli, ibadete mahsus bina, cami, mescid bir dine bağlı olanların belirli zamanlarda toplu olarak veya tek başlarına ibadet etmeleri için yapılmış özel bina, ibadethâne, ibadetgâh. Türkçe'de yeni bir terim olarak kullanılmakta olan tapınak sözü ise, İslâm'ın dışındaki dinlerin mabedlerini ifade eder.

    Bu kavram Lâtince'de "templum" kelimesinin karşılığı olup, kâhinlerin kuşların uçuşunu gözetlemek için kullandıkları yüksekçe mekan, herhangi bir mekan, gökyüzü, mabed veya tanrılara tahsis edilmiş yer, kapalı ve çevrili her yer, sığınak, mezar, bir mabedteki heykel, veya mabedde heykelin bulunduğu yer, bir çatının kalınlığı veya eni, gibi anlamlara gelip Fransızca ve İngilizce'de mabed anlamına gelen "temple" kelimesine de kaynaklık etmiştir. Temple de kaynağını çağrıştıran bir anlama bağlı kalmış olup, Yahudilik ve Hristiyanlıkta ibadet etmeğe mahsus yeri (Place of God, house of God), putperestlerde ise bir tanrıya adanan veya kurban kesmeye yarayan yeri ifade eder. Yunanlılarda, Romalılarda ve Kudüs Yahudileri'nde mabed her iki amacı gerçekleştirmek için inşa edilmiştir. Hint dinlerindeki mabedler -halkın ibadet yerleri olmaktan çok- tanrıların yeryüzündeki ikamet yerleridir. Mısır ve Sâmi mabedleri de bu espriyi andıran bir tarzda ev (house) veya saray (palace) kelimeleriyle ifade edilir (M. Affred De Wailly, Nouveau Dictionnaire Latin Français, Paris 1861, s. 938; Shailer Mathews-Gerald Birney Smith, A Dictionary of Religion and Ethics (U.S.A) 1921, s. 439-440; E. Royston Pıke, Encyclopedia of Religion and Religons, London 1951, s. 371).

    Yahudilik terminolojisinde ibadet yerleri için genel anlamda mabed (temple); daha özel anlamda Süleyman Mabedi (Solomon Temple), Kudüs Mabedi, Bet ha-Mikdaş (Beytü'l-Makdis), Sinagog (Synagogue), Bet ha-keneset gibi kelimeler kullanılmıştır (The Jewish Encyclopedia, (U.S.A) 1905, XI, 619-620, XII, 93-94; The Universal Jewish Encyclopedia, (U.S.A) 1948, X, 119, 194; Encyclopedia Britannica, (U.S.A) 1970, XXI, 827-828; Pıke, a.g.e., s. 371). Hristiyan ibadet yerleri de Katakomp (Catacomp), Kilise (Churc), Katedral (Cathedral), Manastır (Monastery) gibi kelimelerle ifade edilmiştir (S.G.F. Brandon, A Dictionary of Comparative Religion, London 1971, s.177, 178, 196; Pıke, a.g.e., s. 84, 86, 101).

    İslâm'da genel mabedler için mescid ve cami; Kâbe için hem "Beyt" hem de mescid kelimeleri kullanılır. Ancak, Kur'ân-ı Kerim'de de zikredildiği gibi, beyt ve mescid kelimeleri yalın halde değil daha çok Beytü'l-Haram, Beytü'l-Muharrem, el-Kâbe el-Beytü'l-Haram, Beytül-Atîk, Beytü'l-Ma'mur, Mescid, Mescid-i Haram şeklinde tamlamalı olarak kullanılır (Beyt'in ve diğerlerinin geçtiği yerler için bk. el-Bakara, 2/125,127, 158; Âl-i İmrân, 3/96, 97; el-Mâide, 5/2, 97; et-Tevbe, 9/108; el-Enfâl, 8/34; Yunus, 10/87; İbrâhîm, 14/37; el-A'raf, 7/29-31; el-Kehf, 18/21; el-Hacc, 22/25, 29, 33, 40; et-Tûr, 52/4; el-Cin, 72/18). Ayet ve hadislerde İslâm mabedlerinin yanısıra, diğer dinlerin mabedlerinden de söz edildiğini görmekteyiz. Nitekim Sion Dağı'ndaki Süleyman Mabedi için Mescid ve Mescid-i Aksâ; Sinagog karşılığında Salavat (Havra), Kenîsetü'l-Yehûd; Kilise karşılığında da Bîa ve Kenîse kelimeleri kullanılır (el-İsrâ,17/1-17; el-Kehf,18/21; el-Hacc, 22/40; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 416; II, 222; VI, 25). Kur'ân-ı Kerim'de münâfıklar tarafından sözde ibadet ama gerçekte İslâm toplumunu bölmek için bir toplanma yeri olarak yapılan mekâna da mescid denilmesi dikkate değer.

    "Zarar vermek, inkâr etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamberi'ne karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup; Biz sadece iyilik yapmak istedik" diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir. Ey Muhammed! O mescide hiç girme!.." (et-Tevbe, 9/107).

    Görüldüğü gibi Kâbe için hem Beyt hem de Mescid kelimeleri kullanılmıştır. Beyt; "Allah'a ibadet için tahsis edilmiş şanı yüce ev" demektir. Mescid ise adını, namazın önemli rükünlerinden olan ve kulun Allah'a en yakın olduğu anı belirleyen Arapça'da dik durmak, eğilmek, baş eğmek, alnını yere koymak manalarına gelen "se.ce.de" kökünden bir mekân ismidir (Johns Pedersen, "Mescid" İA İstanbul 1979, VIII, 1).

    Şu halde secdenin, namazın önemli bir rüknü ve namazın da İslâm'da en önemli ibadetlerden oluşu, bu ibadetin îfa edildiği yere secdeye itibarla mescid; ibadete itibarla da mabed denildiğini gösterir. İslâm örfünde de öteden beri beş vakit namaz için tahsis edilen yere mescid denile gelmiştir. Beyt ve Mescid kelimeleri aynı fonksiyonu îfa ettikleri halde beyt, daha ziyade ibadet için ayrılan kapalı, sınırlı ve belli bir mekanı gösterir. Mescid ise, sınırsız, açık veya kapalı her yeri, diğer deyişle yeryüzünün her tarafını gösterir. Nitekim hadiste; "... Bana yeryüzü mescid ve temiz kılındı" buyurulmuş olması da bunun böyle olduğunun en güzel delilidir (Buhârî, Teyemmüm, 1; Salât, 56; Müslim, Mesâcid, 3, 4, 5; Ebû Dâvud, Salât, 24; Tirmizî, Mevâkît, 119, Siyer, 5; Nesâî, Ğasl, 26; İbn Mâce, Tahâret, 90; Dârimî, Salât, 111; Siyer, 28; Ahmed b. Hanbel, I, 250, 301, II, 222, 240).

    Hz. Peygamber zamanında ve onu takip eden dönemlerde vakit namazlarının yanında özellikle cuma namazı kılınan yerler için "insanları bir araya toplayan yer" anlamında Cami veya el-Mescidü'l-Cami gibi ifadeler kullanılmıştır. Asr-ı saadet ve halifeler döneminde cami denince, akla beş vakit namaz ve cuma namazı kılınan yerler geliyordu. Sadece vakit namazları kılınan yerlere ise; mescid, mahalle mescidi veya kabile mescidi deniliyordu. Daha sonraki dönemlerde cuma namazının -cami, mescid ayırımı yapmaksızın- her ikisinde de kılınmasıyla kelimeler arasındaki anlam farkı belli ölçüde ortadan kalktı. Buna rağmen günümüzde -her iki yerde de cuma namazı kılındığı halde- kenar semtlerde, mahalle aralarında, okul ve bazı iş yerlerinde ibadet için tahsis edilen yerlere genelde mescid; şehir merkezlerindeki ibadet yerlerine de cami denilmektedir (İbn Mâce, İkâmetü's-Salât, 198).



  5. 28.Şubat.2014, 00:04
    3
    Misafir

    Cevap: Mabet Nedir? Neden Mabet denilmiştir?

    Kısaca tapınak,ibadethane dir


  6. 28.Şubat.2014, 00:04
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Kısaca tapınak,ibadethane dir





+ Yorum Gönder