Konusunu Oylayın.: Peygamber Efendimizin Doğumundaki Mucizeler Nelerdir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Peygamber Efendimizin Doğumundaki Mucizeler Nelerdir
  1. 19.Aralık.2010, 02:58
    1
    Misafir

    Peygamber Efendimizin Doğumundaki Mucizeler Nelerdir






    Peygamber Efendimizin Doğumundaki Mucizeler Nelerdir Mumsema Peygamber Efendimizin Doğumundaki Mucizeler Nelerdir


  2. 19.Aralık.2010, 08:08
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Yanıt: Peygamber Efendimizin Doğumundaki Mucizeler Nelerdir




    Peygamberimiz’in doğumundaki mucizeler


    Bismillahirrahmanirrahim

    İrhasattan, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın velâdeti hengâmında vücuda gelen harikalardır ve hadiselerdir. O hadiseler, onun velâdetiyle alâkadar bir surette vücuda gelmiş.

    Hem bi'setten evvel bazı hadiseler var ki, doğrudan doğruya birer mucizesidir. Bunlar çoktur. numune olarak, meşhur olmuş ve eimme-i hadis kabul etmiş ve sıhhatleri tahakkuk etmiş birkaç numuneyi zikredeceğiz.

    Birincisi: Velâdet-i Nebevî gecesinde, hem annesi, hem annesinin yanında bulunan Osman ibni Âs'ın annesi, hem Abdurrahman ibni Avf'ın annesinin gördükleri azîm bir nurdur ki, üçü de demişler: "Velâdeti ânında biz öyle bir nur gördük ki, o nur maşrık ve mağribi bize aydınlattırdı."

    İkincisi: O gece Kâbedeki sanemlerin çoğu baş aşağı düşmüş.

    Üçüncüsü: Meşhur Kisrânın eyvânı (yani saray-ı meşhuresi) o gece sallanıp inşikak etmesi ve on dört şerefesinin düşmesidir.

    Dördüncüsü: Sava'nın takdis edilen küçük denizinin o gecede yere batması -3- ve İstahrâbâd'da bin senedir daima iş'âl edilen, yanan ve sönmeyen, Mecusîlerin mâbud ittihaz ettikleri ateşin, velâdet gecesinde sönmesi...

    İşte şu üç dört hadise işarettir ki, o yeni dünyaya gelen zat, ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlâhî ile olmayan şeylerin takdisini men edecektir.

    Beşincisi: Çendan velâdet gecesinde değil, fakat velâdete pek yakın olduğu cihetle, o hadiseler de irhasat-ı Ahmediyedir (a.s.m.) ki, Sûre-i Fil'de nass-ı kati ile beyan edilen Vak'a-i Fildir ki, Kâbe'yi tahrip etmek için, Ebrehe namında Habeş meliki gelip, fil-i Mahmudî namında cesîm bir fili öne sürüp gelmiş. Mekke'ye yakın olduğu vakit fil yürümemiş. Çare bulamamış, dönmüşler. Ebâbil kuşları onları mağlûp ve perişan etmiş, kaçmışlar. Bu kıssa-i acibe, tarih kitaplarında tafsilen meşhurdur. İşte şu hadise, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın delâil-i nübüvvetindendir. Çünkü velâdete pek yakın bir zamanda, kıblesi ve mevlidi ve sevgili vatanı olan Kâbe-i Mükerreme, gaybî ve harika bir surette, Ebrehe'nin tahribinden kurtulmuştur.
    (Mektubat 19. Mektup Sh. 177)



  3. 19.Aralık.2010, 08:08
    2
    Hüvel Baki..



    Peygamberimiz’in doğumundaki mucizeler


    Bismillahirrahmanirrahim

    İrhasattan, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın velâdeti hengâmında vücuda gelen harikalardır ve hadiselerdir. O hadiseler, onun velâdetiyle alâkadar bir surette vücuda gelmiş.

    Hem bi'setten evvel bazı hadiseler var ki, doğrudan doğruya birer mucizesidir. Bunlar çoktur. numune olarak, meşhur olmuş ve eimme-i hadis kabul etmiş ve sıhhatleri tahakkuk etmiş birkaç numuneyi zikredeceğiz.

    Birincisi: Velâdet-i Nebevî gecesinde, hem annesi, hem annesinin yanında bulunan Osman ibni Âs'ın annesi, hem Abdurrahman ibni Avf'ın annesinin gördükleri azîm bir nurdur ki, üçü de demişler: "Velâdeti ânında biz öyle bir nur gördük ki, o nur maşrık ve mağribi bize aydınlattırdı."

    İkincisi: O gece Kâbedeki sanemlerin çoğu baş aşağı düşmüş.

    Üçüncüsü: Meşhur Kisrânın eyvânı (yani saray-ı meşhuresi) o gece sallanıp inşikak etmesi ve on dört şerefesinin düşmesidir.

    Dördüncüsü: Sava'nın takdis edilen küçük denizinin o gecede yere batması -3- ve İstahrâbâd'da bin senedir daima iş'âl edilen, yanan ve sönmeyen, Mecusîlerin mâbud ittihaz ettikleri ateşin, velâdet gecesinde sönmesi...

    İşte şu üç dört hadise işarettir ki, o yeni dünyaya gelen zat, ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlâhî ile olmayan şeylerin takdisini men edecektir.

    Beşincisi: Çendan velâdet gecesinde değil, fakat velâdete pek yakın olduğu cihetle, o hadiseler de irhasat-ı Ahmediyedir (a.s.m.) ki, Sûre-i Fil'de nass-ı kati ile beyan edilen Vak'a-i Fildir ki, Kâbe'yi tahrip etmek için, Ebrehe namında Habeş meliki gelip, fil-i Mahmudî namında cesîm bir fili öne sürüp gelmiş. Mekke'ye yakın olduğu vakit fil yürümemiş. Çare bulamamış, dönmüşler. Ebâbil kuşları onları mağlûp ve perişan etmiş, kaçmışlar. Bu kıssa-i acibe, tarih kitaplarında tafsilen meşhurdur. İşte şu hadise, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın delâil-i nübüvvetindendir. Çünkü velâdete pek yakın bir zamanda, kıblesi ve mevlidi ve sevgili vatanı olan Kâbe-i Mükerreme, gaybî ve harika bir surette, Ebrehe'nin tahribinden kurtulmuştur.
    (Mektubat 19. Mektup Sh. 177)



  4. 22.Aralık.2015, 16:15
    3
    Misafir

    Cevap: Peygamber Efendimizin Doğumundaki Mucizeler Nelerdir

    SÖZLÜK;

    VELÂDET : Doğum, dünyaya geliş.
    İRHASAT:Peygamberlik gelmeden önceki dönem
    HENGÂM : An, zaman, vakit, sıra, çağ.
    Bİ`SET : Başlangıç, geliş, çıkış.(Peygamberliğin başlangıcı)
    MU`CİZE : Benzerini yapmaktan insanların âciz kaldığı şey.
    EİMME-İ HADÎS : Hadîs imamları/alimleri.
    TAHAKKUK : Delil ile ispat edilme, gerçekleşme.
    NÜMÛNE : Örnek, misal.
    ZİKRETMEK : Söylemek, ifade etmek, anmak.
    VELÂDET-İ NEBEVÎ : Peygamberin (a.s.m.) doğuşu; dünyaya gelişi.
    MAŞRIK : Güneşin doğacağı cihet, gündoğusu, doğu.
    MAĞRİB : Akşam; batı, günbatısı.
    SANEM : Put, heykel.
    MEŞHUR : Ünlü, bilinen.
    KİSRÂ-İ FÂRİS : Fars kralı. Eski İran Padişahına verilen ünvan.
    EYVÂN : Köşk. Büyük sofa. Divanhâne. Saray.
    İNŞİKÁK : Parçalanma, kırılma.
    ŞEREFE : Minarenin ezan okunan yeri. Yüksek kale ve emsali yerlerdeki burç, çıkıntı.
    SAVA : Göl adı.
    TAKDÎS : Mukaddes bilme. Allah`ı noksan ve kusurlardan pâk ve yüce kabul etmek.
    İŞ`ÂL : Parlatma, nurlandırma, şûlelendirme, alevlendirme.
    MÂBUD : Kendisine ibâdet edilen, ibâdete lâyık olan; herşeyin kendisine ibâdet ettiği ve ibâdete lâyık tek varlık olan Allah.
    İTTİHAZ : Kabul etme, kabullenme, edinme.
    ATEŞPEREST : Ateşe tapan.
    TAKDÎS : Mukaddes bilme. Allah`ı noksan ve kusurlardan pâk ve yüce kabul etmek.
    MEN : Yasaklama, engelleme, mâni olma.
    ÇENDAN : Gerçi, her ne kadar; o kadar; pek o kadar.
    NASS-I KATÎ : Kur`ân ve hadisin hükmüyle kesinlik kazanan hükümler.
    BEYÂN : Açıklama; izah; anlatma.
    VAK`A-İ FİL : Kâbe`yi yıkmaya gelen Ebrehe`nin Fil hâdisesi.
    TAHRİB : Yıkma, harap etme, bozma.
    EBREHE : Hz. Muhammed`in (a.s.m.) doğumundan elli gün kadar evvel Kâbe`nin tahribine gelen Habeş Ordu Kumandanı.
    FİL-İ MAHMUDÎ : Kâbe`yi tahribe gelen Ebrehenin en büyük fili.
    CESÎM : Çok büyük, iri, cüsseli.
    EBÂBİL : Dağ kırlangıcı. Kâbe`yi yıkmaya gelen Habeş kumandanı Ebrehe`nin ordusuna gökten taş yağdıran mübârek kuşlar.
    KISSA-I ACÎBE : Şaşırtan, hayret veren kıssa, olay.
    TAFSİLEN : Etraflıca bilgi vererek.
    DELÂİL-İ NÜBÜVVET : Peygamberlik delilleri.



  5. 22.Aralık.2015, 16:15
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    SÖZLÜK;

    VELÂDET : Doğum, dünyaya geliş.
    İRHASAT:Peygamberlik gelmeden önceki dönem
    HENGÂM : An, zaman, vakit, sıra, çağ.
    Bİ`SET : Başlangıç, geliş, çıkış.(Peygamberliğin başlangıcı)
    MU`CİZE : Benzerini yapmaktan insanların âciz kaldığı şey.
    EİMME-İ HADÎS : Hadîs imamları/alimleri.
    TAHAKKUK : Delil ile ispat edilme, gerçekleşme.
    NÜMÛNE : Örnek, misal.
    ZİKRETMEK : Söylemek, ifade etmek, anmak.
    VELÂDET-İ NEBEVÎ : Peygamberin (a.s.m.) doğuşu; dünyaya gelişi.
    MAŞRIK : Güneşin doğacağı cihet, gündoğusu, doğu.
    MAĞRİB : Akşam; batı, günbatısı.
    SANEM : Put, heykel.
    MEŞHUR : Ünlü, bilinen.
    KİSRÂ-İ FÂRİS : Fars kralı. Eski İran Padişahına verilen ünvan.
    EYVÂN : Köşk. Büyük sofa. Divanhâne. Saray.
    İNŞİKÁK : Parçalanma, kırılma.
    ŞEREFE : Minarenin ezan okunan yeri. Yüksek kale ve emsali yerlerdeki burç, çıkıntı.
    SAVA : Göl adı.
    TAKDÎS : Mukaddes bilme. Allah`ı noksan ve kusurlardan pâk ve yüce kabul etmek.
    İŞ`ÂL : Parlatma, nurlandırma, şûlelendirme, alevlendirme.
    MÂBUD : Kendisine ibâdet edilen, ibâdete lâyık olan; herşeyin kendisine ibâdet ettiği ve ibâdete lâyık tek varlık olan Allah.
    İTTİHAZ : Kabul etme, kabullenme, edinme.
    ATEŞPEREST : Ateşe tapan.
    TAKDÎS : Mukaddes bilme. Allah`ı noksan ve kusurlardan pâk ve yüce kabul etmek.
    MEN : Yasaklama, engelleme, mâni olma.
    ÇENDAN : Gerçi, her ne kadar; o kadar; pek o kadar.
    NASS-I KATÎ : Kur`ân ve hadisin hükmüyle kesinlik kazanan hükümler.
    BEYÂN : Açıklama; izah; anlatma.
    VAK`A-İ FİL : Kâbe`yi yıkmaya gelen Ebrehe`nin Fil hâdisesi.
    TAHRİB : Yıkma, harap etme, bozma.
    EBREHE : Hz. Muhammed`in (a.s.m.) doğumundan elli gün kadar evvel Kâbe`nin tahribine gelen Habeş Ordu Kumandanı.
    FİL-İ MAHMUDÎ : Kâbe`yi tahribe gelen Ebrehenin en büyük fili.
    CESÎM : Çok büyük, iri, cüsseli.
    EBÂBİL : Dağ kırlangıcı. Kâbe`yi yıkmaya gelen Habeş kumandanı Ebrehe`nin ordusuna gökten taş yağdıran mübârek kuşlar.
    KISSA-I ACÎBE : Şaşırtan, hayret veren kıssa, olay.
    TAFSİLEN : Etraflıca bilgi vererek.
    DELÂİL-İ NÜBÜVVET : Peygamberlik delilleri.






+ Yorum Gönder