Konusunu Oylayın.: İnsan ve beşer aryımı

5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi
İnsan ve beşer aryımı
  1. 15.Aralık.2010, 16:59
    1
    Misafir

    İnsan ve beşer aryımı






    İnsan ve beşer aryımı Mumsema insan ve beşer arasındaki farklılıklar


  2. 15.Aralık.2010, 16:59
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 26.Temmuz.2013, 05:25
    2
    Mucahid
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ağustos.2007
    Üye No: 2247
    Mesaj Sayısı: 503
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: insan ve beşer aryımı




    Kur'an-ı Kerim'de insandan, âdem ve beşer kavramları kullanılarak bahsediliyor; insan, âdem ve beşer kavramlarının kökeni nedir?


    Kur'an-ı Kerîm ve hadis-i şeriflerde insan kelimesi "ins, nas" ve "İbn Âdem" gibi ifâdelerde kullanılmıştır.

    "Beşer, insan topluluğu" anlamına gelen "ins" daha ziyade insan türünü ifade et*mekte olup, bu türün erkek veya dişi her ferdine insî, enesî yahut insan denmek*tedir. Kelimenin aslının "unutmak" mânasındaki "nesy"'den "insiyân" olduğu da ileri sürülmüştür. Böyle düşünenler İbn Abbas'a nisbet edilen, "İnsan ahdini unut*ması sebebiyle bu ismi almıştır." şeklindeki rivayete dayanırlar.

    Bu kelime "üns" masdarı ile de irtibatlandırılmıştır. "Alışmak, uyum sağlamak" anlamına gelen "üns" Türkçe'de ünsiyet olarak kullanılmakta*dır. Teennüs "insan olmak" mânasına ge*lirken isti'nâs "cana yakın olma, vahşi hayvanın evcilleşmesi" anlamı taşımakta*dır. Nitekim "enes" vahşetin karşıtıdır. Ay*rıca insânü'l-ayn tabirinin "göz bebeği" anlamına gelmesi dikkat çekicidir.(Cevherî, III, 904-906; Lisânü'l-'Arab, "ins" md.)

    Râgıb el-İsfahânî "ins" kelimesini cinnin, "üns" kelimesini de "ürkmek" anlamındaki nüfûr masdarının karşıtı olarak gösterir. Müellife göre insana bu ismin verilmesi, hemcinsleriyle birlikte uyum halinde ya*şayabilmesiyle ilgilidir; insanın "yaratılışı itibariyle sosyal varlık" olarak tanımlan*ması da bundan ötürüdür.(el-Müfredât, "ins"md)

    Âdem kelimesinin menşe ve iştikakı tartışmalıdır. Kelimenin Sümer dilindeki adamu (babam). Âsur-Bâbil dilindeki adamu (yapılmış, meydana getirilmiş, or*taya konmuş, çocuk, genç) veya Sâbiî di*lindeki adam (kul) kelimesinden geldiği ileri sürülmüştür. Bazıları, Âdem kırmızı topraktan (adamah) yaratıldığı için ona, “Kırmızı” mânasına gelen Adam adının verildiğini ileri sürmüşlerse de bu görüş ilgi gör*memiştir.

    Diğer taraftan, Tekvîn'deki (2/7) “Yerin top*rağından (adamah) insanı (adam) yarat*tı” ifadesinden dolayı, âdem kelimesinin toprakla bağlantısı olduğu da söy*lenmiştir. Adam, İbrânîce'de insan türü için kulla*nılan müşterek bir isimdir. Ahd-i Atîk'te bu kelime, insan ve insan türü anlamın*da beş yüzden çok yerde, nadiren de özel isim olarak ilk insan için kullanılmıştır. Tekvîn'in ilk beş babında kelime hem özel isim ola*rak (5/1-5), hem de “İnsan türü” (1, 26-28) ve “İlk insan” (2/4; 4/26) mânala*rında kullanılmıştır. Çağdaş yorumcular, kelimenin Tekvîn'e 14-25 kadar “İnsan türü” anlamında kullanıldığı kanaatindedirler.

    Âdem kelimesinin hangi dilden gel*diği ve hangi kökten türemiş olduğu konusu Müslüman dilciler arasında da tartışılmıştır. Dilcilerin çoğu bu kelime*nin Arapça asıllı olduğunu, “Esmerlik” anlamına gelen ellidme veya “Tip, Örnek” anlamındaki el-edeme kö*künden türetildiğini savunurlar. Baş*ka bir görüşe göre, “Bir şeyin dış yüzü” (daha çok edîmetü'l-arz şeklinde “Yer*yüzü”) anlamına gelen el-edîme keli*mesinden türetilmiştir. Nitekim genellikle sahih kabul edilen bir rivayete gö*re Allah, Âdem'i yeryüzünün her tara*fından alınan toprak örneklerinin birle*şiminden yaratmıştır. Bu toprağın çe*şitliliğinden dolayı da Âdem'in nesli de*ğişik karakterler taşır. (bk. Ebû Dâvûd, "Sünnet", 16, Tırmizî, "Tefsir", 2 1 , Müsned, 400, 406)

    Âdem kelimesinin “İnsicam, ülfet" anlamına gelen el-üdm ve*ya el-üdme'den türetilmiş olabileceği de söylenmiştir. Kökünün Arapça olduğu*nu iddia edenlere göre kelimenin aslı e'dem şeklinde iki hemzeli olmakla bir*likte, morfolojik kural ve fonetik zaru*retler uyarınca, ikinci hemze elife çevri*lerek âdem şeklini almıştır. Âdem ke*limesinin Arapça'ya Süryânîce veya Ârâmîce'den geçtiğini savunanlar da olmuş*tur. Nitekim Zemahşerî, Arap dilcileri*nin Ya'küb, İdrîs. İblis vb. isimlerde yaptıkları gibi âdem ismini de el-üdme veya edîmü'l-arzdan türetmek istedik*lerini, ancak bu kelimenin kesinlikle ya*bancı bir isim olduğunu belirtmektedir.(bk. Keşşaf, I, 272. Süleyman Hayri Bolay, Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, İstanbul, 1988: 1/358.)

    Kaynak: Diyanet İslam Ansiklopedisi, İnsan ve Adem Md.


  4. 26.Temmuz.2013, 05:25
    2
    Devamlı Üye



    Kur'an-ı Kerim'de insandan, âdem ve beşer kavramları kullanılarak bahsediliyor; insan, âdem ve beşer kavramlarının kökeni nedir?


    Kur'an-ı Kerîm ve hadis-i şeriflerde insan kelimesi "ins, nas" ve "İbn Âdem" gibi ifâdelerde kullanılmıştır.

    "Beşer, insan topluluğu" anlamına gelen "ins" daha ziyade insan türünü ifade et*mekte olup, bu türün erkek veya dişi her ferdine insî, enesî yahut insan denmek*tedir. Kelimenin aslının "unutmak" mânasındaki "nesy"'den "insiyân" olduğu da ileri sürülmüştür. Böyle düşünenler İbn Abbas'a nisbet edilen, "İnsan ahdini unut*ması sebebiyle bu ismi almıştır." şeklindeki rivayete dayanırlar.

    Bu kelime "üns" masdarı ile de irtibatlandırılmıştır. "Alışmak, uyum sağlamak" anlamına gelen "üns" Türkçe'de ünsiyet olarak kullanılmakta*dır. Teennüs "insan olmak" mânasına ge*lirken isti'nâs "cana yakın olma, vahşi hayvanın evcilleşmesi" anlamı taşımakta*dır. Nitekim "enes" vahşetin karşıtıdır. Ay*rıca insânü'l-ayn tabirinin "göz bebeği" anlamına gelmesi dikkat çekicidir.(Cevherî, III, 904-906; Lisânü'l-'Arab, "ins" md.)

    Râgıb el-İsfahânî "ins" kelimesini cinnin, "üns" kelimesini de "ürkmek" anlamındaki nüfûr masdarının karşıtı olarak gösterir. Müellife göre insana bu ismin verilmesi, hemcinsleriyle birlikte uyum halinde ya*şayabilmesiyle ilgilidir; insanın "yaratılışı itibariyle sosyal varlık" olarak tanımlan*ması da bundan ötürüdür.(el-Müfredât, "ins"md)

    Âdem kelimesinin menşe ve iştikakı tartışmalıdır. Kelimenin Sümer dilindeki adamu (babam). Âsur-Bâbil dilindeki adamu (yapılmış, meydana getirilmiş, or*taya konmuş, çocuk, genç) veya Sâbiî di*lindeki adam (kul) kelimesinden geldiği ileri sürülmüştür. Bazıları, Âdem kırmızı topraktan (adamah) yaratıldığı için ona, “Kırmızı” mânasına gelen Adam adının verildiğini ileri sürmüşlerse de bu görüş ilgi gör*memiştir.

    Diğer taraftan, Tekvîn'deki (2/7) “Yerin top*rağından (adamah) insanı (adam) yarat*tı” ifadesinden dolayı, âdem kelimesinin toprakla bağlantısı olduğu da söy*lenmiştir. Adam, İbrânîce'de insan türü için kulla*nılan müşterek bir isimdir. Ahd-i Atîk'te bu kelime, insan ve insan türü anlamın*da beş yüzden çok yerde, nadiren de özel isim olarak ilk insan için kullanılmıştır. Tekvîn'in ilk beş babında kelime hem özel isim ola*rak (5/1-5), hem de “İnsan türü” (1, 26-28) ve “İlk insan” (2/4; 4/26) mânala*rında kullanılmıştır. Çağdaş yorumcular, kelimenin Tekvîn'e 14-25 kadar “İnsan türü” anlamında kullanıldığı kanaatindedirler.

    Âdem kelimesinin hangi dilden gel*diği ve hangi kökten türemiş olduğu konusu Müslüman dilciler arasında da tartışılmıştır. Dilcilerin çoğu bu kelime*nin Arapça asıllı olduğunu, “Esmerlik” anlamına gelen ellidme veya “Tip, Örnek” anlamındaki el-edeme kö*künden türetildiğini savunurlar. Baş*ka bir görüşe göre, “Bir şeyin dış yüzü” (daha çok edîmetü'l-arz şeklinde “Yer*yüzü”) anlamına gelen el-edîme keli*mesinden türetilmiştir. Nitekim genellikle sahih kabul edilen bir rivayete gö*re Allah, Âdem'i yeryüzünün her tara*fından alınan toprak örneklerinin birle*şiminden yaratmıştır. Bu toprağın çe*şitliliğinden dolayı da Âdem'in nesli de*ğişik karakterler taşır. (bk. Ebû Dâvûd, "Sünnet", 16, Tırmizî, "Tefsir", 2 1 , Müsned, 400, 406)

    Âdem kelimesinin “İnsicam, ülfet" anlamına gelen el-üdm ve*ya el-üdme'den türetilmiş olabileceği de söylenmiştir. Kökünün Arapça olduğu*nu iddia edenlere göre kelimenin aslı e'dem şeklinde iki hemzeli olmakla bir*likte, morfolojik kural ve fonetik zaru*retler uyarınca, ikinci hemze elife çevri*lerek âdem şeklini almıştır. Âdem ke*limesinin Arapça'ya Süryânîce veya Ârâmîce'den geçtiğini savunanlar da olmuş*tur. Nitekim Zemahşerî, Arap dilcileri*nin Ya'küb, İdrîs. İblis vb. isimlerde yaptıkları gibi âdem ismini de el-üdme veya edîmü'l-arzdan türetmek istedik*lerini, ancak bu kelimenin kesinlikle ya*bancı bir isim olduğunu belirtmektedir.(bk. Keşşaf, I, 272. Süleyman Hayri Bolay, Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, İstanbul, 1988: 1/358.)

    Kaynak: Diyanet İslam Ansiklopedisi, İnsan ve Adem Md.





+ Yorum Gönder