Konusunu Oylayın.: Aile sıkıntıları konusunda istişare

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 2 kişi
Aile sıkıntıları konusunda istişare
  1. 14.Aralık.2010, 13:11
    1
    Misafir

    Aile sıkıntıları konusunda istişare






    Aile sıkıntıları konusunda istişare Mumsema özellikle 6 yıldır ailece çok sıskıntı içindeyiz.Ne yapacaüımı iyice şaşırdım.Ssadece dua etmekfen başka elimden birşey gelmiyor


  2. 14.Aralık.2010, 13:11
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 23.Temmuz.2013, 16:01
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Aile sıkıntıları konusunda istişare




    Aile içerisinde yaptığımız istişarelerde nasıl hareket etmeliyiz?



    Gerek aile içerisinde gerek iş ortamında gerekse farklı platformlarda, kararları alırken istişare (danışma) ile almamızı dinimiz emretmektedir.

    Kur'ân'a göre istişare, mü'min bir toplumun en bariz alâmeti ve İslâm'a gönül vermiş bir cemaatin en önemli hususiyetidir. Kur'ân-ı Kerim'de şûrâ, namaz ve infakla aynı çizgide zikredilir ve şöyle buyrulur:

    "Onlar (öyle kimselerdir) ki, Rablerinin çağrısına icâbet eder ve namazı dosdoğru kılarlar; onların işleri kendi aralarında şûrâ iledir; kendilerine rızık olarak verdiğimizden de infakta bulunurlar." (şûrâ, 42/38)

    İstişare esnasından herkesin fikri alınmalı, şayet başkası tarafından söylenen söze -velev ki yanlış dahi olsa- saygı duyulmalı, tenkid edilmemelidir. Bu istişarenin ruhuna aykırıdır. İstişare ederken herkes benim düşüncemi desteklesin gibi bir düşünce içerisinde olmak da istişarenin özüne uygun değildir.

    İstişareye katılan her insan kendi fikrini söyler ve çoğunluğun kanaatine göre karar alınıp uygulanır.

    İster icmâ kararıyla, ister çoğunluğun görüşüne göre olsun, şûrâ, usûlüne göre cereyan etmişse, artık orada üzerinde anlaşılan görüşe muhalefet etmek câiz değildir ve alternatif düşünceler ileri sürülemez. "Ben farklı ve isabetli bir görüşte bulunmuştum."* veya "Ben muhalefet şerhi koymuştum." gibi sözlerle alınan karar aleyhinde rey izhar etmek, düpedüz bozgunculuk ve günahtır.

    Allah Rasûlü (asm), kendi içtihatlarına rağmen böyle bir çoğunluğun görüşlerine uyarak Uhud'a çıkmış, sonra da evvel ve âhir, hatalı da olsa, ekseriyetin içtihatlarıyla alâkalı hiçbir beyanda bulunmamıştır.
    İnsanın başına gelen sıkıntılar, onun günahlarına kefaret olacaktır. Bu bakımdan insanın aile içinde çektiği sıkıntılar da onun günahlarına kefaret olacaktır.

    Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

    "Amellerinizde orta yolu ve doğruyu bulmaya çalışın. Mü'mine musibet nevinden her ne ulaşır ise günahlarına bir kefâret olur. Musibet, beklenmedik bir hâdise olmuş, ayağına batan bir diken olmuş farketmez." (Müslim, Birr 49)

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) mü'minleri teselli buyurmakta, günahlara karşı orta yolda gitmenin bir nevi siper olduğunu belirtmektedir.

    Mü'min beşeriyeti icabı bir kısım günahlar işlese de Rabb-ı Rahîm, onları temizleyici esbabı da yaratmaktadır: Mü'mini üzen, rahatsız eden her çeşit ahval, musibetler, kazalar gibi. Bunlar ne şekilde gelirse gelsin keffâretu'zzünub olmaktadır. Yeter ki mü'min "doğruyu bulma gayreti içinde olsun" bile bile fenâlıklara meyletmesin.

    İyi niyyetin ehemmiyeti burada da kendini ortaya koymaktadır. Zira amellerde doğruyu bulmaya çalışmasının manası budur.

    Hadis, ayrıca Ashâb'ın günah karşısında ne kadar hassas, ahireti ilgilendiren durumlarda ne kadar tetikte ve titiz olduğunu göstermektedir. (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)

    Selam ve dua ile...
    Sorularla Aile


  4. 23.Temmuz.2013, 16:01
    2
    Devamlı Üye



    Aile içerisinde yaptığımız istişarelerde nasıl hareket etmeliyiz?



    Gerek aile içerisinde gerek iş ortamında gerekse farklı platformlarda, kararları alırken istişare (danışma) ile almamızı dinimiz emretmektedir.

    Kur'ân'a göre istişare, mü'min bir toplumun en bariz alâmeti ve İslâm'a gönül vermiş bir cemaatin en önemli hususiyetidir. Kur'ân-ı Kerim'de şûrâ, namaz ve infakla aynı çizgide zikredilir ve şöyle buyrulur:

    "Onlar (öyle kimselerdir) ki, Rablerinin çağrısına icâbet eder ve namazı dosdoğru kılarlar; onların işleri kendi aralarında şûrâ iledir; kendilerine rızık olarak verdiğimizden de infakta bulunurlar." (şûrâ, 42/38)

    İstişare esnasından herkesin fikri alınmalı, şayet başkası tarafından söylenen söze -velev ki yanlış dahi olsa- saygı duyulmalı, tenkid edilmemelidir. Bu istişarenin ruhuna aykırıdır. İstişare ederken herkes benim düşüncemi desteklesin gibi bir düşünce içerisinde olmak da istişarenin özüne uygun değildir.

    İstişareye katılan her insan kendi fikrini söyler ve çoğunluğun kanaatine göre karar alınıp uygulanır.

    İster icmâ kararıyla, ister çoğunluğun görüşüne göre olsun, şûrâ, usûlüne göre cereyan etmişse, artık orada üzerinde anlaşılan görüşe muhalefet etmek câiz değildir ve alternatif düşünceler ileri sürülemez. "Ben farklı ve isabetli bir görüşte bulunmuştum."* veya "Ben muhalefet şerhi koymuştum." gibi sözlerle alınan karar aleyhinde rey izhar etmek, düpedüz bozgunculuk ve günahtır.

    Allah Rasûlü (asm), kendi içtihatlarına rağmen böyle bir çoğunluğun görüşlerine uyarak Uhud'a çıkmış, sonra da evvel ve âhir, hatalı da olsa, ekseriyetin içtihatlarıyla alâkalı hiçbir beyanda bulunmamıştır.
    İnsanın başına gelen sıkıntılar, onun günahlarına kefaret olacaktır. Bu bakımdan insanın aile içinde çektiği sıkıntılar da onun günahlarına kefaret olacaktır.

    Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

    "Amellerinizde orta yolu ve doğruyu bulmaya çalışın. Mü'mine musibet nevinden her ne ulaşır ise günahlarına bir kefâret olur. Musibet, beklenmedik bir hâdise olmuş, ayağına batan bir diken olmuş farketmez." (Müslim, Birr 49)

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) mü'minleri teselli buyurmakta, günahlara karşı orta yolda gitmenin bir nevi siper olduğunu belirtmektedir.

    Mü'min beşeriyeti icabı bir kısım günahlar işlese de Rabb-ı Rahîm, onları temizleyici esbabı da yaratmaktadır: Mü'mini üzen, rahatsız eden her çeşit ahval, musibetler, kazalar gibi. Bunlar ne şekilde gelirse gelsin keffâretu'zzünub olmaktadır. Yeter ki mü'min "doğruyu bulma gayreti içinde olsun" bile bile fenâlıklara meyletmesin.

    İyi niyyetin ehemmiyeti burada da kendini ortaya koymaktadır. Zira amellerde doğruyu bulmaya çalışmasının manası budur.

    Hadis, ayrıca Ashâb'ın günah karşısında ne kadar hassas, ahireti ilgilendiren durumlarda ne kadar tetikte ve titiz olduğunu göstermektedir. (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)

    Selam ve dua ile...
    Sorularla Aile





+ Yorum Gönder