Konusunu Oylayın.: Hurafelerle ilgili ayet ve hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hurafelerle ilgili ayet ve hadisler
  1. 14.Aralık.2010, 01:00
    1
    Misafir

    Hurafelerle ilgili ayet ve hadisler






    Hurafelerle ilgili ayet ve hadisler Mumsema hurafelerle ilgili ayet ve hadisler acillll llllaazımmmmmmmmmmmmmm!!!!!!!!!!!!11


  2. 14.Aralık.2010, 01:00
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 14.Aralık.2010, 15:15
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Hurafelerle ilgili ayet ve hadisler




    Hurafe İle İlgili Hadisler
    Ecel, insan ömrünün son anı, ölüm vakti anlamına kullanılır. Dini deyim olarak ise; ölüm için takdir ve tayin olunan vakittir. Bu vakit ne öne alınır ne de geciktirilir. Emr-i İlâhi gelince canlının hayatı son bulur. Kur”ân-ı Kerim’de bu husus çeşitli ayetlerde hatırlatılarak şöyle buyurulur.
    “Her ümmetin (mukadder) bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geriye atabilirler ne de bir an ileriye alabilirler” (Araf, 34). Bir başka âyette de: “Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler” (Nahl, 61).
    Bilindiği üzere doğumla başlayıp ölüm anına kadar geçen süreye “ÖMÜR“ denilir. Her canlının ömürü sınırlıdır. Ömrünü tamamlayan ölecektir. Kur‘ân-ı Kerim‘de bu da hatırlatılarak şöyle buyrulur. “Her canlı, ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi iyilikle de kötülükle de imtihan ederiz. Ve siz ancak bize döndürüleceksiniz“ (Enbiya, 35). Ölümden kurtuluş ve kaçış yoktur. Bu konuda hiçbir kimseye müsamaha ve hatır yapılmaz. Çünkü ölüm olayı canlının değişmez kaderidir. Canlı doğar, yaşar ve vakti gelince ölür. Münâfikun Sûresi 11. âyette: “Bir canın eceli gelip çatınca, Allah onu asla geri bırakmaz…“ denilmekte ve bu kaderden kaçılamayacağı ifade edilmektedir. Hangi mevki ve makamda olursak olalım, mutlaka ölümü tadacağız, bu değişmez bir gerçek. Ancak insan hemen ölecekmiş gibi ahiretini düşünürken, hiç ölmeyecekmiş gibi de dünya yaşayışını sürdürmelidir. Nasıl olsa öleceğim diye “Terk-i dünya“ etmek, dünyadan elini eteğini çekmek, İslâm prensiplerine aykırıdır.
    İnsan, ömrünün ne kadar süreceğini, nerede, nasıl ve ne şekilde öleceğini bilemez. Eğer insan öleceği saati ve günü bilebilseydi yaşayamazdı. Paniğe kapılır ve insani niteliklerini kaybederdi. Dünyanın yaşama düzeni bozulurdu. İşte Allah bu durumu ezelde bildiği içindir ki insana bu vakti bildirmemiştir. Bu gizlilik insanı rahatlatmış ve dünya hayatına bağlamıştır. Bununla ilgili olarak Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
    “Aranızda ölümü (keyfiyetini, zamanını, mekanını ve ecellerin miktarını) biz tayin ettik“ (Vakıa, 60). Buna göre insan tayin edilen süre içerisinde yaşayışını sürdürme yetkisine haizdir. Çünkü insanoğlu yaşamayı sever. Erken ölmeyi istemez. Bu konuda evhamlıdır. Nitekim halkımız konuyla ilgili olarak bazı olayları ölüm habercisi olarak kabul etmiş, bir sürü hurafeye kanmıştır.
    Cenaze ve ölümle ilgili olarak tesbit ettiğimiz yaygın halk inanışlarından bazıları şunlardır.
    —Geceleyin herhangi bir evin üzerinde “baykuş veya kara karga“ öterse o evden cenaze çıkar.
    —Gece herhangi bir evde köpek ulursa ya o haneden ya da yakınından biri ölür.
    —At, öküz, inek, dana gibi evcil hayvanlar, eğer gece ahırda huzursuzsa, bağırıyor, kişniyor veya böğürüyorsa, o haneden biri ölecektir.
    —Gece vakti bir evden başka bir eve kazan, tava ve tencere verilirse ölümü celbeder.
    —Makas ağzı açık kalırsa kefen biçmeye yarar.
    —Ölü yıkandıktan sonra kazan ters çevrilmezse bir başkası daha ölür.
    —Bir evden ölü çıkarsa o evdeki su kapları boşaltılır. Eğer boşaltılmazsa AZRAİL suları ellediği için biri gene ölebilir.
    —Bir evdeki eşyalardan herhangi biri kendi kendine düşer veya kırılırsa ölüme işarettir.
    —Ayakkabı çıkarılırken ters çevrilirse o haneden cenaze çıkar.
    —Cenaze çıkan evde 40 gün ışık yakılır. Ruh geldiğinde odasını aydınlık bulsun diye.


  4. 14.Aralık.2010, 15:15
    2
    Özel Üye



    Hurafe İle İlgili Hadisler
    Ecel, insan ömrünün son anı, ölüm vakti anlamına kullanılır. Dini deyim olarak ise; ölüm için takdir ve tayin olunan vakittir. Bu vakit ne öne alınır ne de geciktirilir. Emr-i İlâhi gelince canlının hayatı son bulur. Kur”ân-ı Kerim’de bu husus çeşitli ayetlerde hatırlatılarak şöyle buyurulur.
    “Her ümmetin (mukadder) bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geriye atabilirler ne de bir an ileriye alabilirler” (Araf, 34). Bir başka âyette de: “Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler” (Nahl, 61).
    Bilindiği üzere doğumla başlayıp ölüm anına kadar geçen süreye “ÖMÜR“ denilir. Her canlının ömürü sınırlıdır. Ömrünü tamamlayan ölecektir. Kur‘ân-ı Kerim‘de bu da hatırlatılarak şöyle buyrulur. “Her canlı, ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi iyilikle de kötülükle de imtihan ederiz. Ve siz ancak bize döndürüleceksiniz“ (Enbiya, 35). Ölümden kurtuluş ve kaçış yoktur. Bu konuda hiçbir kimseye müsamaha ve hatır yapılmaz. Çünkü ölüm olayı canlının değişmez kaderidir. Canlı doğar, yaşar ve vakti gelince ölür. Münâfikun Sûresi 11. âyette: “Bir canın eceli gelip çatınca, Allah onu asla geri bırakmaz…“ denilmekte ve bu kaderden kaçılamayacağı ifade edilmektedir. Hangi mevki ve makamda olursak olalım, mutlaka ölümü tadacağız, bu değişmez bir gerçek. Ancak insan hemen ölecekmiş gibi ahiretini düşünürken, hiç ölmeyecekmiş gibi de dünya yaşayışını sürdürmelidir. Nasıl olsa öleceğim diye “Terk-i dünya“ etmek, dünyadan elini eteğini çekmek, İslâm prensiplerine aykırıdır.
    İnsan, ömrünün ne kadar süreceğini, nerede, nasıl ve ne şekilde öleceğini bilemez. Eğer insan öleceği saati ve günü bilebilseydi yaşayamazdı. Paniğe kapılır ve insani niteliklerini kaybederdi. Dünyanın yaşama düzeni bozulurdu. İşte Allah bu durumu ezelde bildiği içindir ki insana bu vakti bildirmemiştir. Bu gizlilik insanı rahatlatmış ve dünya hayatına bağlamıştır. Bununla ilgili olarak Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
    “Aranızda ölümü (keyfiyetini, zamanını, mekanını ve ecellerin miktarını) biz tayin ettik“ (Vakıa, 60). Buna göre insan tayin edilen süre içerisinde yaşayışını sürdürme yetkisine haizdir. Çünkü insanoğlu yaşamayı sever. Erken ölmeyi istemez. Bu konuda evhamlıdır. Nitekim halkımız konuyla ilgili olarak bazı olayları ölüm habercisi olarak kabul etmiş, bir sürü hurafeye kanmıştır.
    Cenaze ve ölümle ilgili olarak tesbit ettiğimiz yaygın halk inanışlarından bazıları şunlardır.
    —Geceleyin herhangi bir evin üzerinde “baykuş veya kara karga“ öterse o evden cenaze çıkar.
    —Gece herhangi bir evde köpek ulursa ya o haneden ya da yakınından biri ölür.
    —At, öküz, inek, dana gibi evcil hayvanlar, eğer gece ahırda huzursuzsa, bağırıyor, kişniyor veya böğürüyorsa, o haneden biri ölecektir.
    —Gece vakti bir evden başka bir eve kazan, tava ve tencere verilirse ölümü celbeder.
    —Makas ağzı açık kalırsa kefen biçmeye yarar.
    —Ölü yıkandıktan sonra kazan ters çevrilmezse bir başkası daha ölür.
    —Bir evden ölü çıkarsa o evdeki su kapları boşaltılır. Eğer boşaltılmazsa AZRAİL suları ellediği için biri gene ölebilir.
    —Bir evdeki eşyalardan herhangi biri kendi kendine düşer veya kırılırsa ölüme işarettir.
    —Ayakkabı çıkarılırken ters çevrilirse o haneden cenaze çıkar.
    —Cenaze çıkan evde 40 gün ışık yakılır. Ruh geldiğinde odasını aydınlık bulsun diye.





+ Yorum Gönder