Konusunu Oylayın.: Esma-i ilahiyenin insanlara azami tecellisi nasıl olur bu tecelli nasıl sağlanır? Evliyadan bazısına azami tecelli eden

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Esma-i ilahiyenin insanlara azami tecellisi nasıl olur bu tecelli nasıl sağlanır? Evliyadan bazısına azami tecelli eden
  1. 11.Aralık.2010, 16:24
    1
    Misafir

    Esma-i ilahiyenin insanlara azami tecellisi nasıl olur bu tecelli nasıl sağlanır? Evliyadan bazısına azami tecelli eden






    Esma-i ilahiyenin insanlara azami tecellisi nasıl olur bu tecelli nasıl sağlanır? Evliyadan bazısına azami tecelli eden Mumsema Esma-i ilahiyenin insanlara azami tecellisi nasıl olur bu tecelli nasıl sağlanır? Evliyadan bazısına azami tecelli eden isimler neye göre değişir? Kendimizde hangi ismin azami tecelli ettiğini nasıl bilebiliriz?


  2. 11.Aralık.2010, 16:24
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Esma-i ilahiyenin insanlara azami tecellisi nasıl olur bu tecelli nasıl sağlanır? Evliyadan bazısına azami tecelli eden isimler neye göre değişir? Kendimizde hangi ismin azami tecelli ettiğini nasıl bilebiliriz?


    Benzer Konular

    - İlahi adalet nasıl tecelli eder?

    - Nifas nedir? Nifasın azami süresi ne kadardır

    - Tecelli Ne Demektir?

    - Tasavvufta tecelli ne demek

    - Kulluk hayatında azami olmak ne demektir?

  3. 11.Aralık.2010, 18:11
    2
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: Esma-i ilahiyenin insanlara azami tecellisi nasıl olur bu tecelli nasıl sağlanır? Evliyadan bazısına azami tecell




    Değerli Kardeşimiz;



    1. Bildiğimiz kadarıyla herhangi bir ismin azamî tecellisine mazhar olmak için belli bir yöntem yoktur. Genel olarak insanlar Allah’ın ekser isimlerinin tecellilerine mazhardır. Fakat bu isimlerin özel bir mazhariyetine nail olmak için emir ve yasaklar çerçevesinde hareket etmekten ibaret olan takva dairesinde yaşamak gerekir.

    Allah’ı tanımanın en sağlam ve güzel yollarından birisi, eserden müessire doğru gitmektir. Yani eserlerinden hareket ederek, eser sahibini tanımaktır. Bu yüzden kainat ve içindeki sanatlar hepsi birer penceredir, bu pencerelere iman gözü ile bakılırsa, marifet şuaları parıldar. Her bir eser üstünde, Allah’ın isim ve sıfatları tecelli eder, insan bu tecellileri takip ederek kaynağı olan Allah’a ulaşır. Bu tecelliler içinde, Allah’ın binbir ismi tecelli eder, her meslek ve meşrep sahibi, bu isimlerden birisini esas alır ve o ismin gözlüğü ile kainata ve eserlere bakar. O isme yapışır ve o ismin tecelli ipi ile Allah’a ulaşır.

    2. Evliyanın belli bir ismin azamî tecellisine mazhar olmak için özel bir tılsım kullandığına dair bir bilgiye sahip değiliz. Takva mertebelerinde ilerlerken bu tür mazhariyetler ilahî birer lütuf olarak onlara verilir. Evliyaların belli bir sime mazhar olmak için özel bir gayret göstermediklerini düşünüyoruz. Bilakis zaman içerisinde kendilerinde bu isimlerin tecellilerine mazhariyetlerini gördükten sonra bunu fark etmişlerdir. Çünkü, bir ismin azamî tecellisine mazhar olmak için yapılan gayretler bir bakıma kulluğun temel unsuru olan ihlasın idam fermanı anlamına gelir. Bu ise, herhangi bir mazhariyete götürmesi şöyle dursun, var olan mazhariyetlerin dahi yok olmasına neden olabilir. ÇÜNKÜ;

    “Ubudiyet, emr-i İlâhîye ve rıza-yı İlâhîye bakar… Eğer dünyaya ait faydalar ve menfaatler o ubudiyete, o virde veya o zikre illet veya illetin bir cüz'ü olsa, o ubudiyeti kısmen iptal eder. Belki o hâsiyetli virdi akîm bırakır, netice vermez.

    İşte bu sırrı anlamayanlar, meselâ yüz hâsiyeti ve faydası bulunan Evrâd-ı Kudsiye-i Şah-ı Nakşibendîyi veya bin hâsiyeti bulunan Cevşenü'l-Kebîr'i, o faydaların bazılarını maksud-u bizzat niyet ederek okuyorlar. O faydaları göremiyorlar ve göremeyecekler ve görmeye de hakları yoktur. Çünkü o faydalar, o evradların illeti olamaz ve ondan, onlar kasten ve bizzat istenilmeyecek. Çünkü onlar fazlî bir surette, o hâlis virde talepsiz terettüp eder. Onları niyet etse, ihlâsı bir derece bozulur.”(Lemalar/17. Lema/13. Nokta/2.mesele).

    Kerametler, mazhariyetler manevî mertebeler de olsa, bir hedef olarak belirlendiği takdirde, ubudiyetin mayası olan ihlası zedelemeye yeter. Çünkü, kulluğun harcı acizlik ve fakirliktir. Oysa, bu tür makamlara göz dikmek, âcizlik ve fakirliğini idrak etmektense, şımarıklığı netice veren bir âlâyış, niyazdan naz makamına uçuran bir kuruntu haline gelir.

    3. Bu açıklamalar şu 3. maddenin de bir cevabıdır. Allah bizden hangi isme mazhar olduğumuzu sormaz ve böyle bir bilgi ile bizi sorumlu tutmamıştır. Bizi sorumlu tuttuğu şey, Allah’ın rızasını kazanmayı amaçlayan ihlaslı ubudiyettir.

    Şunu da belirtelim ki, sağlam tefekkür etme sistemine sahip olanlar sonuçta Allah’ın Hakîm ismine mazhar oldukları gibi, ilahî aşk ile tutuşanlar da netice itibariyle Vedud ismine mazhar olacaklardır. Keza, kâinata mana-yı harfi ile bakanlar, sanattan Sânia/sanatkâra gidebilenler, kâinatın dış güzelliği ve mükemmelliğiyle bir eser-i sanatı olduğu Allah’ın Zahir ve Batın isimlerinin azamî tecellilerine mazhar olabilirler.

    Sorularla İslamiyet



  4. 11.Aralık.2010, 18:11
    2
    Feseyekfikehumullah



    Değerli Kardeşimiz;



    1. Bildiğimiz kadarıyla herhangi bir ismin azamî tecellisine mazhar olmak için belli bir yöntem yoktur. Genel olarak insanlar Allah’ın ekser isimlerinin tecellilerine mazhardır. Fakat bu isimlerin özel bir mazhariyetine nail olmak için emir ve yasaklar çerçevesinde hareket etmekten ibaret olan takva dairesinde yaşamak gerekir.

    Allah’ı tanımanın en sağlam ve güzel yollarından birisi, eserden müessire doğru gitmektir. Yani eserlerinden hareket ederek, eser sahibini tanımaktır. Bu yüzden kainat ve içindeki sanatlar hepsi birer penceredir, bu pencerelere iman gözü ile bakılırsa, marifet şuaları parıldar. Her bir eser üstünde, Allah’ın isim ve sıfatları tecelli eder, insan bu tecellileri takip ederek kaynağı olan Allah’a ulaşır. Bu tecelliler içinde, Allah’ın binbir ismi tecelli eder, her meslek ve meşrep sahibi, bu isimlerden birisini esas alır ve o ismin gözlüğü ile kainata ve eserlere bakar. O isme yapışır ve o ismin tecelli ipi ile Allah’a ulaşır.

    2. Evliyanın belli bir ismin azamî tecellisine mazhar olmak için özel bir tılsım kullandığına dair bir bilgiye sahip değiliz. Takva mertebelerinde ilerlerken bu tür mazhariyetler ilahî birer lütuf olarak onlara verilir. Evliyaların belli bir sime mazhar olmak için özel bir gayret göstermediklerini düşünüyoruz. Bilakis zaman içerisinde kendilerinde bu isimlerin tecellilerine mazhariyetlerini gördükten sonra bunu fark etmişlerdir. Çünkü, bir ismin azamî tecellisine mazhar olmak için yapılan gayretler bir bakıma kulluğun temel unsuru olan ihlasın idam fermanı anlamına gelir. Bu ise, herhangi bir mazhariyete götürmesi şöyle dursun, var olan mazhariyetlerin dahi yok olmasına neden olabilir. ÇÜNKÜ;

    “Ubudiyet, emr-i İlâhîye ve rıza-yı İlâhîye bakar… Eğer dünyaya ait faydalar ve menfaatler o ubudiyete, o virde veya o zikre illet veya illetin bir cüz'ü olsa, o ubudiyeti kısmen iptal eder. Belki o hâsiyetli virdi akîm bırakır, netice vermez.

    İşte bu sırrı anlamayanlar, meselâ yüz hâsiyeti ve faydası bulunan Evrâd-ı Kudsiye-i Şah-ı Nakşibendîyi veya bin hâsiyeti bulunan Cevşenü'l-Kebîr'i, o faydaların bazılarını maksud-u bizzat niyet ederek okuyorlar. O faydaları göremiyorlar ve göremeyecekler ve görmeye de hakları yoktur. Çünkü o faydalar, o evradların illeti olamaz ve ondan, onlar kasten ve bizzat istenilmeyecek. Çünkü onlar fazlî bir surette, o hâlis virde talepsiz terettüp eder. Onları niyet etse, ihlâsı bir derece bozulur.”(Lemalar/17. Lema/13. Nokta/2.mesele).

    Kerametler, mazhariyetler manevî mertebeler de olsa, bir hedef olarak belirlendiği takdirde, ubudiyetin mayası olan ihlası zedelemeye yeter. Çünkü, kulluğun harcı acizlik ve fakirliktir. Oysa, bu tür makamlara göz dikmek, âcizlik ve fakirliğini idrak etmektense, şımarıklığı netice veren bir âlâyış, niyazdan naz makamına uçuran bir kuruntu haline gelir.

    3. Bu açıklamalar şu 3. maddenin de bir cevabıdır. Allah bizden hangi isme mazhar olduğumuzu sormaz ve böyle bir bilgi ile bizi sorumlu tutmamıştır. Bizi sorumlu tuttuğu şey, Allah’ın rızasını kazanmayı amaçlayan ihlaslı ubudiyettir.

    Şunu da belirtelim ki, sağlam tefekkür etme sistemine sahip olanlar sonuçta Allah’ın Hakîm ismine mazhar oldukları gibi, ilahî aşk ile tutuşanlar da netice itibariyle Vedud ismine mazhar olacaklardır. Keza, kâinata mana-yı harfi ile bakanlar, sanattan Sânia/sanatkâra gidebilenler, kâinatın dış güzelliği ve mükemmelliğiyle bir eser-i sanatı olduğu Allah’ın Zahir ve Batın isimlerinin azamî tecellilerine mazhar olabilirler.

    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder