Konusunu Oylayın.: Balkanlardaki osmanlı mirası

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Balkanlardaki osmanlı mirası
  1. 09.Aralık.2010, 19:27
    1
    Misafir

    Balkanlardaki osmanlı mirası

  2. 24.Temmuz.2013, 21:18
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: balkanlardaki osmanlı mirası




    BALKANLAR’DA OSMANLI MİRASI

    İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) ile Makedonya Bilim ve Sanat Akademisi (MANU)’nin Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov'un himayesinde müştereken düzenlediği Balkanlarda İslâm Medeniyeti Dördüncü Uluslararası Kongresi, Makedonya’nın başkenti Üsküp’te başarıyla tamamlandı. IRCICA Genel Direktörü Dr. Halit Eren, yüzün üzerinde bilimadamının katılımıyla 14 Ekim’de başlayan kongrede Balkanlar'da İslâm Medeniyetinin serüveninin geniş bir yelpazede ele alındığını belirterek Makedonya Cumhurbaşkanı Ivanov, İslâm Konferansı Teşkilâtı Genel Sekreteri Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Makedonya Reisü’l-Uleması Süleyman Recepi, Türkiye’nin Makedonya Büyükelçisi Gürol Sökmensüer’in yanısıra çok sayıda bilimadamı ve eşrafın hazır bulunduğunu dile getirdi.

    Aynı zamanda Kongre Eşbaşkanı olan Dr. Halit Eren kongre açılışında yaptığı konuşmada, farklı coğrafyalardan gelerek Üsküp’te buluşan katılımcıları tebrik ettikten sonra IRCICA’nın Balkanlar’a verdiği önemin somut göstergesi olmak üzere 2000 yılında başlatılan ve ilki aynı yıl Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da gerçekleştirilen Balkanlar’da İslam Medeniyeti başlıklı kongre serisinin sırasıyla 2003 yılında Arnavutluk’un başkenti Tiran’da, 2006 yılında Romanya’nın başkenti Bükreş’te ve nihayet dördüncü kongrenin Makedonya’nın güzelliği dillere destan şehri Üsküp’te gerçekleştirilmekte olduğunu ve bunun artık bir gelenek halini aldığını, her bir kongrede katılım ve ilgilinin katlanarak arttığını dile getirdi; daha önceki kongrelerde olduğu gibi bu kongrenin de bölgedeki İslam medeniyetinin izlerini yansıtan ve hafızasını oluşturan arşiv sergileriyle, müşterek kültürün yansıması olan folklorik gösterilerle zenginleştirilmesine dikkat edildiğini hatırlattı ve bu kongrelerde sunulan tebliğler ve oluşturulan müsbet ilmî ortam ile Balkanlar sahasındaki çalışmaların ilerleme kaydettiğini ve bu kongrelerin Balkan sahası uzmanları için nadide bir buluşma zemini hâsıl ettini belirtti. Dr. Eren sözlerine devamla bu kongrelerde sunulan tebliğlerin akademik değerlendirme akabinde neşredilerek ilim dünyasının dikkatine sunulmasının sağladığı katkıların ehemmiyetine vurgu yaptı ve Balkan coğrafyasının Avrupa ve İslam kültürünün buluşma noktası olduğunu, burada farklı kültürlerin bir arada yaşadığını, bu müşterek tarih mirasını; edebî eserlerde, sanat eserlerinde, abidelerde, binalarda, dilde, geleneklerde, müze, arşiv ve kütüphanelerde her an görebileceğimizi ifade ederek sözlerini tamamladı.

    Aynı zamanda siyaset bilimci olan ve entelektüel kimliğiyle tanınan Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, yaptığı konuşmada kongrenin aynı zamanda hâmisi ve katılımcısı olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek Helen ve Roma Medeniyetinin etkisi altında Doğu ile Batının buluştuğu yer olan Balkanlar’ın farklılıklarla zenginleşen büyük medeniyetlerin kesişme noktası olduğuna dikkati çekti. Balkan coğrafyasının geçmişte yaşadığı iç çekişmelere, sorunlara, geçirdiği travmalara işaret eden Ivanov, Osmanlıların ve İslam medeniyetinin tam da böyle bir zamanda Balkanlar’a gelmiş olmasının taşıdığı hayati önem üzerinde durdu. Cumhurbaşkanı, bazı milli tarihlerde bu buluşmanın karanlık bir devri başlattığının iddia edilmesine rağmen bunların tarihî gerçeklerle bağdaşmadığını belirterek Osmanlı’nın Balkanlar’a gelişinden sonra yaşanan müsbet değişiklikleri örnekleriyle isbat etmeye çalıştı. Ivanov konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Balkan halkları, İslamiyetle tanıştıktan sonra farklı siyasi görüş ve inançlara karşı daha müsamahakâr davranır oldu. Bugün Makedonya’da Müslümanlar ve Hıristiyanlar, birlikte yaşama kültürüne sahipler. İbadethanelerde Yaratıcılarına birlikte ibadet etmekte ve bayramlarını beraber kutlamaktalar. Bugün Makedonya’da farklı din, gelenek ve etnik kökene sahip toplulukların bir vatan çatısı altında birleşmiş olması gelecekte Avrupa’da ve hatta dünyada bunun mümkün olabileceğinin en güzel isbatıdır.”

    İslâm Konferansı Teşkilatı Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, IRCICA’nın bu sahada on yıldır devam eden ve şu ana kadar dört farklı Balkan ülkesinde gerçekleştirdiği kongrelerin tüm Balkan ülkelerini kapsamasını temenni ederek Balkanlarda İslam Medeniyeti alanındaki bilgi eksikliğinin bu şekilde giderilmiş olacağını hatırlattı. Makedonya’nın Balkanlar’ı Asya’ya, Orta Avrupa’yı ise Batı Avrupa’ya bağlayan kilit bir bölgede yer aldığına dikkati çeken İhsanoğlu, Balkan topraklarında İslam Konferansı Teşkilatı’nın bir üye ülkesi bir de gözlemci ülkesi olduğunu söyledi ve İKT Genel Sekreteri olarak Makedonya’dan ve diğer Balkan memleketlerinden gelecek başvurulara açık olduklarını ifade etti.

    Kongrenin eşbaşkanı ve MANU Başkanı Georgi Stardelov, hoşgörü kültürünün temellerinin Osmanlı döneminde atıldığını ve bugün olduğu gibi bu beraberliğin sonsuza kadar baki kalacağını belirtti. Stardelov, dünyaca ünlü iki âlimin sohbetini dinlerken kendisinde “Dinlerarası barış olmadan, barış olamaz. Diyalog olmadan dinlerarasında barış ve huzur imkansızdır. İnsanlar birbirlerini anlamadan diyalog içerisine giremezler.” kanaatinin hasıl olduğunu ve bu kanaatin kongre ile somutlaştığını ifade etti.

    Makedonya’da Osmanlı döneminden kalma 700 civarında cami, tekke ile tarihî ve kültürel yapı bulunduğunu vurgulayan Makedonya İslam Birliği Başkanı Reisü’l-Ulema Hacı Süleyman Recepi, kültürel mirasa sahip çıkma noktasında yetersiz kalındığından dert yanarak Osmanlı tarih mirasının muhafaza edilmeye muhtaç olduğunu vurguladı.

    "Balkanlar Osmanlı'nın Rumeliye ayak basmasıyla başlayan süreçte sosyal ve kültürel şahlanmaya sahne olmuştur." diyen Türkiye'nin Üsküp Büyükelçisi Gürol Sökmensüer, kongreyi bir fırsat bilerek, Makedonya Cumhurbaşkanı Ivanov'un Makedonya'da yaşayan Türklere ve Osmanlı kültürel mirasının korunması hususuna gösterdiği yakın ilgi için teşekkürlerini sundu.

    Makedonya ve Balkanlar basınında geniş yankı uyandıran kongrede bir bilimadamı olarak Pax Ottomana yani Osmanlı Barışı başlığıyla tebliğ sunan Dr. Halit Eren, aynı gün katıldığı A2 Televizyon kanalının Studio 2 programında Aleksandar Chomovski’nin sorularını yanıtladı. Canlı olarak yayınlanan mülakatta Dr. Eren, Osmanlı’nın bölge üzerinde hakim bir unsur olarak davranmadığını, Balkanlar’da bölge halklarının müşterek yönetiminden söz etmenin daha doğru olacağını belirterek bunun da Osmanlı Barışı olarak isimlendirildiğini ve bu sayede kanlı bir coğrafya olarak bilinen Balkanlar’ın Osmanlı tecrübesinde huzura ve sükuna eriştiğini, refaha kavuştuğunu ve bu refahla birlikte Osmanlı’nın yücelmesinin kaçınılmaz olarak gerçekleştiğini anlattı.

    IRCICA Genel Direktörü, vesikaya dayandırdığı iki anekdotla Osmanlı yönetiminin bölge halkına yaklaşımını gözler önüne serdi: Bölgenin Osmanlı idaresine girmesinden sonra Osmanlı sultanının bölgenin İslamlaştırılmasına dönük fermanının Şeyhülislam tarafından onaylanmadığını ve fermanın altına bizzat Şeyhülislam tarafından “Dinde zorlama yoktur.” âyetinin not edildiğini izleyenlerle paylaştıktan sonra Hıristiyan yerli halkın Osmanlı idaresinden kilise yapımı talebi üzerine bölge yönetimine kilise yapılması yönünde talimat verildiğini söyledi. Chomovski’nin güncel meselelere dair sorularına da cevap veren Dr. Eren, İslam’ın barış dini olduğunu ve savaşla, saldırıyla, zulümle bağdaştırılmasının akıldan uzak olduğunu özellikle vurguladı ve entelektüel kimliğiyle öne çıkan Makedonya Cumhurbaşkanı Ivanov’un kongreyi himayesine alarak ve kongrede tebliğ sunarak verdiği katkıdan dolayı şükranlarını iletti.

    Kongre hakkında kendisiyle yapılan görüşmede Dr. Eren, kongrenin başlıca konuları arasında Balkanlar'da İslam kültürünün gelişim süreçleri, farklı kültürlerin bir arada yaşama tecrübesi, eğitim ve kültürel müesseseler, bilim ve teknoloji, mimari ve şehircilik, Balkanlar'da İslam sanatı, toplum hayatı ve gelenekler, İslam'ın maddi ve manevi mirasının günümüzdeki durumu ve korunması, Balkanlar'da İslam medeniyeti araştırmalarının kaynaklarının yer aldığını hatırlatarak kongrenin, Balkanlar'da İslam Medeniyeti üzerine çalışma yapan bilimadamı, araştırmacı ve akademisyenlerin araştırma sonuçlarını paylaşması, bu çalışmalarda karşılaşılan problemler, yeni araştırmaların duyurulması ve gelecekte yapılacak çalışmalar için önerilerin sunulmasına imkân sağlayarak araştırmacılar arasındaki uluslararası işbirliğini güçlendirmek açısından önemli bir platform oluşturduğuna vurgu yaptı.



  3. 24.Temmuz.2013, 21:18
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    BALKANLAR’DA OSMANLI MİRASI

    İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) ile Makedonya Bilim ve Sanat Akademisi (MANU)’nin Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov'un himayesinde müştereken düzenlediği Balkanlarda İslâm Medeniyeti Dördüncü Uluslararası Kongresi, Makedonya’nın başkenti Üsküp’te başarıyla tamamlandı. IRCICA Genel Direktörü Dr. Halit Eren, yüzün üzerinde bilimadamının katılımıyla 14 Ekim’de başlayan kongrede Balkanlar'da İslâm Medeniyetinin serüveninin geniş bir yelpazede ele alındığını belirterek Makedonya Cumhurbaşkanı Ivanov, İslâm Konferansı Teşkilâtı Genel Sekreteri Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Makedonya Reisü’l-Uleması Süleyman Recepi, Türkiye’nin Makedonya Büyükelçisi Gürol Sökmensüer’in yanısıra çok sayıda bilimadamı ve eşrafın hazır bulunduğunu dile getirdi.

    Aynı zamanda Kongre Eşbaşkanı olan Dr. Halit Eren kongre açılışında yaptığı konuşmada, farklı coğrafyalardan gelerek Üsküp’te buluşan katılımcıları tebrik ettikten sonra IRCICA’nın Balkanlar’a verdiği önemin somut göstergesi olmak üzere 2000 yılında başlatılan ve ilki aynı yıl Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da gerçekleştirilen Balkanlar’da İslam Medeniyeti başlıklı kongre serisinin sırasıyla 2003 yılında Arnavutluk’un başkenti Tiran’da, 2006 yılında Romanya’nın başkenti Bükreş’te ve nihayet dördüncü kongrenin Makedonya’nın güzelliği dillere destan şehri Üsküp’te gerçekleştirilmekte olduğunu ve bunun artık bir gelenek halini aldığını, her bir kongrede katılım ve ilgilinin katlanarak arttığını dile getirdi; daha önceki kongrelerde olduğu gibi bu kongrenin de bölgedeki İslam medeniyetinin izlerini yansıtan ve hafızasını oluşturan arşiv sergileriyle, müşterek kültürün yansıması olan folklorik gösterilerle zenginleştirilmesine dikkat edildiğini hatırlattı ve bu kongrelerde sunulan tebliğler ve oluşturulan müsbet ilmî ortam ile Balkanlar sahasındaki çalışmaların ilerleme kaydettiğini ve bu kongrelerin Balkan sahası uzmanları için nadide bir buluşma zemini hâsıl ettini belirtti. Dr. Eren sözlerine devamla bu kongrelerde sunulan tebliğlerin akademik değerlendirme akabinde neşredilerek ilim dünyasının dikkatine sunulmasının sağladığı katkıların ehemmiyetine vurgu yaptı ve Balkan coğrafyasının Avrupa ve İslam kültürünün buluşma noktası olduğunu, burada farklı kültürlerin bir arada yaşadığını, bu müşterek tarih mirasını; edebî eserlerde, sanat eserlerinde, abidelerde, binalarda, dilde, geleneklerde, müze, arşiv ve kütüphanelerde her an görebileceğimizi ifade ederek sözlerini tamamladı.

    Aynı zamanda siyaset bilimci olan ve entelektüel kimliğiyle tanınan Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, yaptığı konuşmada kongrenin aynı zamanda hâmisi ve katılımcısı olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek Helen ve Roma Medeniyetinin etkisi altında Doğu ile Batının buluştuğu yer olan Balkanlar’ın farklılıklarla zenginleşen büyük medeniyetlerin kesişme noktası olduğuna dikkati çekti. Balkan coğrafyasının geçmişte yaşadığı iç çekişmelere, sorunlara, geçirdiği travmalara işaret eden Ivanov, Osmanlıların ve İslam medeniyetinin tam da böyle bir zamanda Balkanlar’a gelmiş olmasının taşıdığı hayati önem üzerinde durdu. Cumhurbaşkanı, bazı milli tarihlerde bu buluşmanın karanlık bir devri başlattığının iddia edilmesine rağmen bunların tarihî gerçeklerle bağdaşmadığını belirterek Osmanlı’nın Balkanlar’a gelişinden sonra yaşanan müsbet değişiklikleri örnekleriyle isbat etmeye çalıştı. Ivanov konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Balkan halkları, İslamiyetle tanıştıktan sonra farklı siyasi görüş ve inançlara karşı daha müsamahakâr davranır oldu. Bugün Makedonya’da Müslümanlar ve Hıristiyanlar, birlikte yaşama kültürüne sahipler. İbadethanelerde Yaratıcılarına birlikte ibadet etmekte ve bayramlarını beraber kutlamaktalar. Bugün Makedonya’da farklı din, gelenek ve etnik kökene sahip toplulukların bir vatan çatısı altında birleşmiş olması gelecekte Avrupa’da ve hatta dünyada bunun mümkün olabileceğinin en güzel isbatıdır.”

    İslâm Konferansı Teşkilatı Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, IRCICA’nın bu sahada on yıldır devam eden ve şu ana kadar dört farklı Balkan ülkesinde gerçekleştirdiği kongrelerin tüm Balkan ülkelerini kapsamasını temenni ederek Balkanlarda İslam Medeniyeti alanındaki bilgi eksikliğinin bu şekilde giderilmiş olacağını hatırlattı. Makedonya’nın Balkanlar’ı Asya’ya, Orta Avrupa’yı ise Batı Avrupa’ya bağlayan kilit bir bölgede yer aldığına dikkati çeken İhsanoğlu, Balkan topraklarında İslam Konferansı Teşkilatı’nın bir üye ülkesi bir de gözlemci ülkesi olduğunu söyledi ve İKT Genel Sekreteri olarak Makedonya’dan ve diğer Balkan memleketlerinden gelecek başvurulara açık olduklarını ifade etti.

    Kongrenin eşbaşkanı ve MANU Başkanı Georgi Stardelov, hoşgörü kültürünün temellerinin Osmanlı döneminde atıldığını ve bugün olduğu gibi bu beraberliğin sonsuza kadar baki kalacağını belirtti. Stardelov, dünyaca ünlü iki âlimin sohbetini dinlerken kendisinde “Dinlerarası barış olmadan, barış olamaz. Diyalog olmadan dinlerarasında barış ve huzur imkansızdır. İnsanlar birbirlerini anlamadan diyalog içerisine giremezler.” kanaatinin hasıl olduğunu ve bu kanaatin kongre ile somutlaştığını ifade etti.

    Makedonya’da Osmanlı döneminden kalma 700 civarında cami, tekke ile tarihî ve kültürel yapı bulunduğunu vurgulayan Makedonya İslam Birliği Başkanı Reisü’l-Ulema Hacı Süleyman Recepi, kültürel mirasa sahip çıkma noktasında yetersiz kalındığından dert yanarak Osmanlı tarih mirasının muhafaza edilmeye muhtaç olduğunu vurguladı.

    "Balkanlar Osmanlı'nın Rumeliye ayak basmasıyla başlayan süreçte sosyal ve kültürel şahlanmaya sahne olmuştur." diyen Türkiye'nin Üsküp Büyükelçisi Gürol Sökmensüer, kongreyi bir fırsat bilerek, Makedonya Cumhurbaşkanı Ivanov'un Makedonya'da yaşayan Türklere ve Osmanlı kültürel mirasının korunması hususuna gösterdiği yakın ilgi için teşekkürlerini sundu.

    Makedonya ve Balkanlar basınında geniş yankı uyandıran kongrede bir bilimadamı olarak Pax Ottomana yani Osmanlı Barışı başlığıyla tebliğ sunan Dr. Halit Eren, aynı gün katıldığı A2 Televizyon kanalının Studio 2 programında Aleksandar Chomovski’nin sorularını yanıtladı. Canlı olarak yayınlanan mülakatta Dr. Eren, Osmanlı’nın bölge üzerinde hakim bir unsur olarak davranmadığını, Balkanlar’da bölge halklarının müşterek yönetiminden söz etmenin daha doğru olacağını belirterek bunun da Osmanlı Barışı olarak isimlendirildiğini ve bu sayede kanlı bir coğrafya olarak bilinen Balkanlar’ın Osmanlı tecrübesinde huzura ve sükuna eriştiğini, refaha kavuştuğunu ve bu refahla birlikte Osmanlı’nın yücelmesinin kaçınılmaz olarak gerçekleştiğini anlattı.

    IRCICA Genel Direktörü, vesikaya dayandırdığı iki anekdotla Osmanlı yönetiminin bölge halkına yaklaşımını gözler önüne serdi: Bölgenin Osmanlı idaresine girmesinden sonra Osmanlı sultanının bölgenin İslamlaştırılmasına dönük fermanının Şeyhülislam tarafından onaylanmadığını ve fermanın altına bizzat Şeyhülislam tarafından “Dinde zorlama yoktur.” âyetinin not edildiğini izleyenlerle paylaştıktan sonra Hıristiyan yerli halkın Osmanlı idaresinden kilise yapımı talebi üzerine bölge yönetimine kilise yapılması yönünde talimat verildiğini söyledi. Chomovski’nin güncel meselelere dair sorularına da cevap veren Dr. Eren, İslam’ın barış dini olduğunu ve savaşla, saldırıyla, zulümle bağdaştırılmasının akıldan uzak olduğunu özellikle vurguladı ve entelektüel kimliğiyle öne çıkan Makedonya Cumhurbaşkanı Ivanov’un kongreyi himayesine alarak ve kongrede tebliğ sunarak verdiği katkıdan dolayı şükranlarını iletti.

    Kongre hakkında kendisiyle yapılan görüşmede Dr. Eren, kongrenin başlıca konuları arasında Balkanlar'da İslam kültürünün gelişim süreçleri, farklı kültürlerin bir arada yaşama tecrübesi, eğitim ve kültürel müesseseler, bilim ve teknoloji, mimari ve şehircilik, Balkanlar'da İslam sanatı, toplum hayatı ve gelenekler, İslam'ın maddi ve manevi mirasının günümüzdeki durumu ve korunması, Balkanlar'da İslam medeniyeti araştırmalarının kaynaklarının yer aldığını hatırlatarak kongrenin, Balkanlar'da İslam Medeniyeti üzerine çalışma yapan bilimadamı, araştırmacı ve akademisyenlerin araştırma sonuçlarını paylaşması, bu çalışmalarda karşılaşılan problemler, yeni araştırmaların duyurulması ve gelecekte yapılacak çalışmalar için önerilerin sunulmasına imkân sağlayarak araştırmacılar arasındaki uluslararası işbirliğini güçlendirmek açısından önemli bir platform oluşturduğuna vurgu yaptı.



  4. 24.Temmuz.2013, 21:18
    3
    Mucahid
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ağustos.2007
    Üye No: 2247
    Mesaj Sayısı: 503
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: balkanlardaki osmanlı mirası

    balkanlardaki osmanlı mirası

    “2012 senesi, Balkan Savaşı’nın yüzüncü yıldönümüdür. Bu tarih, Osmanlı Devleti’nin uğradığı en büyük hezimetlerden biri olduğu gibi Balkanlar'dan çekilişinin ve dağılmasının da son habercisidir. Nitekim 1912 Balkan Savaşı’ndan iki yıl sonra Osmanlı, Dünya Savaşı’na katılmış ve Almanya’nın bir diğer müttefiki olan Bulgaristan’ın, 1918’in sonbaharında savaştan çekilmesi üzerine müttefiklere (İngiltere, Fransa, vs.) teslim olmuştur. Dikkatle göz önünde tutulacak nokta, Birinci Dünya Savaşı’nı tetikleyen olayın yani Avusturya Veliahtı’nın Saraybosna’da katledilmesi hadisesinin Balkanlarda olmuş ve Osmanlı’nın sonunun yine orada Bulgaristan’ın teslimiyle gerçekleşmiş olmasıdır. Osmanlı’nın gerçek anlamda bir devlet haline gelmesi, güçlenmesi ve büyümesinin, 1360-1444’te Balkanların, 1453’te de İstanbul’un fethi ile gerçekleştiği düşünülürse, Balkanlar'ın Osmanlı ve Türk tarihindeki önemi kendiliğinden ortaya çıkar.”
    Kemal H. Karpat

    Balkanlar’da Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik, Balkanlar’daki hakimiyeti yaklaşık 500 yıl süren Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından, bu topraklarda ortaya çıkan siyasal, toplumsal ve ekonomik yapıların tarihidir. Kemal H. Karpat, Balkan tarihinin, Osmanlı tarihinden ayrı düşünülemeyeceğini önemle vurgulayıp; Balkan Savaşları’ndan sonra yapılan her türlü siyasi, hukuki ve kurumsal yeniden yapılanmada Osmanlı’nın etkilerini analitik bir bakış açısıyla inceleyerek muhteşem bir eser ortaya koymuştur.

    Bu eser, Balkan Savaşları’nın 100. Yıldönümü’nde bütün gözlerin, hâlâ her şehrinde, her sokağında, her türküsünde, her yemeğinde Osmanlı kültüründen, Osmanlı sanatından, Osmanlı mimarisinden birçok nüve barındıran Balkanlar’a çevrilmesine sebep olacaktır...


  5. 24.Temmuz.2013, 21:18
    3
    Devamlı Üye
    balkanlardaki osmanlı mirası

    “2012 senesi, Balkan Savaşı’nın yüzüncü yıldönümüdür. Bu tarih, Osmanlı Devleti’nin uğradığı en büyük hezimetlerden biri olduğu gibi Balkanlar'dan çekilişinin ve dağılmasının da son habercisidir. Nitekim 1912 Balkan Savaşı’ndan iki yıl sonra Osmanlı, Dünya Savaşı’na katılmış ve Almanya’nın bir diğer müttefiki olan Bulgaristan’ın, 1918’in sonbaharında savaştan çekilmesi üzerine müttefiklere (İngiltere, Fransa, vs.) teslim olmuştur. Dikkatle göz önünde tutulacak nokta, Birinci Dünya Savaşı’nı tetikleyen olayın yani Avusturya Veliahtı’nın Saraybosna’da katledilmesi hadisesinin Balkanlarda olmuş ve Osmanlı’nın sonunun yine orada Bulgaristan’ın teslimiyle gerçekleşmiş olmasıdır. Osmanlı’nın gerçek anlamda bir devlet haline gelmesi, güçlenmesi ve büyümesinin, 1360-1444’te Balkanların, 1453’te de İstanbul’un fethi ile gerçekleştiği düşünülürse, Balkanlar'ın Osmanlı ve Türk tarihindeki önemi kendiliğinden ortaya çıkar.”
    Kemal H. Karpat

    Balkanlar’da Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik, Balkanlar’daki hakimiyeti yaklaşık 500 yıl süren Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından, bu topraklarda ortaya çıkan siyasal, toplumsal ve ekonomik yapıların tarihidir. Kemal H. Karpat, Balkan tarihinin, Osmanlı tarihinden ayrı düşünülemeyeceğini önemle vurgulayıp; Balkan Savaşları’ndan sonra yapılan her türlü siyasi, hukuki ve kurumsal yeniden yapılanmada Osmanlı’nın etkilerini analitik bir bakış açısıyla inceleyerek muhteşem bir eser ortaya koymuştur.

    Bu eser, Balkan Savaşları’nın 100. Yıldönümü’nde bütün gözlerin, hâlâ her şehrinde, her sokağında, her türküsünde, her yemeğinde Osmanlı kültüründen, Osmanlı sanatından, Osmanlı mimarisinden birçok nüve barındıran Balkanlar’a çevrilmesine sebep olacaktır...





+ Yorum Gönder