Konusunu Oylayın.: Peygamberlerin mucizelerine kim şahit olmuştur

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberlerin mucizelerine kim şahit olmuştur
  1. 08.Aralık.2010, 11:55
    1
    Misafir

    Peygamberlerin mucizelerine kim şahit olmuştur






    Peygamberlerin mucizelerine kim şahit olmuştur Mumsema peygamberlerin mucizelerine kimler tanık olmuştur günümüze nasıl aktrılmıştır. birkaç tanesini örnek gözterirmisiniz.


  2. 08.Aralık.2010, 12:23
    2
    konya442
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ekim.2010
    Üye No: 80028
    Mesaj Sayısı: 646
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Yanıt: peygamberlerin mucizelerine kim şahit olmuştur.




    - PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (ALEYHİSSALATU VESSELÂM) PEYGAMBERLİĞİNİN DELİLLERİ

    a- Geçmiş İlahî Kitaplarda Geleceğinin Müjdelenmesi

    Geçmiş ilahî kitaplarda Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalatu vesselâm) peygamberliğini müjdeleyen ve onun bir peygamber olarak insanlara gönderileceğini haber veren ifadeler mevcuttur. Birçok değişikliklere maruz kalmalarına rağmen elimizdeki mevcut Tevrat ve İncil nüshalarında, pek çok işaret bulunmaktadır.

    Tevrat’tan bunlardan sadece dört tanesini arz etmekle iktifa edeceğiz:

    “..Musa demiştir: ‘Rab size kardeşlerinizin arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak, her ne söylerse onu dinleyeceksiniz. Ve bütün peygamberler, Semuel (İsmail) ve sıra ile gelenler, hep söylenen bu günleri ilan ettiler”

    “..Ve Rabbin... Musa gibi bir peygamber daha İsrail’de çıkarmadı.”

    “Onlar için kardeşleri arasından, senin gibi bir peygamber çıkaracağım ve sözlerimi onun ağzına koyacağım ve ona emredeceğim, her şeyi onlara söyleyecek”

    . “Rab Sina’dan geldi ve onlara Sâir’den doğdu; Paran dağlarında parladı ve mukaddeslerin on binleri içinden geldi. Onlar için sağında ateşli ferman vardı.”

    Ahd-i Atik’in (Tevrat’ın) ilgili yerlerinden yapılan iktibaslardan hareketle şu tespitleri yapabiliriz:

    Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İshak’ın soyundan gelen İsrail Oğullarına Hz. Musa’nın, ‘kardeşleriniz’ şeklindeki hitabı, İshak’ın kardeşi Hz. İsmail’in soyuna, yani İsmail Oğullarına işarettir. İsmail Oğullarından gelecek peygamber ise, ancak Peygamber Efendimiz olabilir; çünkü İsmail soyundan yalnızca Efendimiz (aleyhissalatu vesselâm) gelmiştir. Burada sonradan gelen birer peygamber olmaları yönüyle akla Hz. Yûşa ve Hz. İsa da gelebilir, ne var ki her ikisi de Hz. İsmail’den değil İsrail Oğullarındandır. Nitekim Hz. Musa, ikinci ayette kendisi gibi bir nebinin İsrail Oğullarından bir daha çıkmayacağını açıkça ifade etmektedir.

    Hz. Musa ‘benim gibi’ sözüyle Peygamberimizi kastetmektedir; çünkü, cihad, getirdiği hükümler, koyduğu cezalar, cemaati arasında sözünün dinlenir olması.. gibi pek çok hususta Hz. Musa’ya benzeyen, Hz. Yuşa ve İsa değil, Peygamber Efendimiz’dir.

    ‘Sözlerimi ağzına koyacağım’ ifadesi, Peygamber Efendimizin ümmî olup, okuma yazması bulunmadığı halde Kur’ân’ı ezbere okumasıdır. Yüce Allah, vahyi peygamberine inzal etmiş o da şifahen başkalarına aktarmıştır ki, bu konuda o sadece bir aracı durumundadır. Kur’ân’ın şu ayeti bu hususa dikkat çeker: “(Ey Nebi,) muhakkak ki bu (Kur’ân) âlemlerin rabbinin indirdiği bir kitaptır. Onu ruhu’l-emin, (Cibril) uyaranlardan olman için, senin kalbine gayet açık bir Arapça ile indirmiştir. Bu, (Kur’ân’ın indirileceği) şüphesiz öncekilerin kitaplarında da vardır. İsrailoğulları âlimlerinin, bunu bilmeleri, onlar için bir delil değil midir?” (Şuarâ, 26/192-197.)

    ‘Sina’dan gelme’ ifadesi, Hz. Musa’ya Tur-ı Sina’da ilahî hükümlerin verilmesini; ‘Sair’den doğma’ Hz. İsa’ya İncil’in verilmesini; ‘Paran dağlarında parlama’ ise, Peygamber Efendimiz’in Mekke’den çıkacağını ifade eder. Paran, -Arapça okunuşuyla Faran- Mekke’nin eski isimlerinden olduğu gibi, Kitab-ı Mukaddes’in Tekvin bölümünde de , Hz. İsmail’in Paran çölünde oturduğu anlatılmaktadır. Bu ayette ‘mukaddesler’ ifadesiyle de, Peygamberimizin her türlü ayıptan uzak bulunan âline ve ashabına işaret olunmaktadır. Keza bu son ayette geçen ‘sağda ateşli ferman’ ifadesi İslâm dinindeki Cihad’a işaret etmektedir.


    Eldeki İncil metinlerinde de bu işaretleri görmek mümkündür:

    “Taş köşenin başı oldu... ve o, gözlerimizde şaşılacak iştir... Allah’ın melekûtu sizden alınacak ve O’nun meyvelerini yetiştirecek bir millete verilecek ve bu taşın üzerine düşen parçalanacak; o da kimin üzerine düşerse onu toz gibi dağıtacaktır”

    “Rab size başka bir Faraklit verecektir; ta ki, daima sizinle beraber olsun”

    “O, size her şeyi öğretecek ve size söylediğim her şeyi hatırınıza getirecektir”

    “...ben gitmezsem Faraklit gelmez... ve O geldiği zaman günah, salah ve hüküm için dünyayı ilzam edecektir.”

    Birinci ayette geçen ‘köşe taşı’ Hz. İsa olamaz; çünkü Hz. İsa ve getirdikleri altında parçalanma ve toz gibi dağılma meydana gelmemiş, bu, Peygamber Efendimizle olmuştur. Zaten hükmeden Hz. İsa değil, Peygamber Efendimizdi. Nitekim, hükmetmek için gelmediğini söyleyen de bizzat Hz. İsa’nın kendisidir. Diğer taraftan hadis-i şeriflerde, Peygamberimiz, kendisinin peygamberlik binasının köşe taşı olduğunu bizzat ifade etmektedir, yani, peygamberimizle peygamberlik tamamlanmış olmaktadır.

    Müteakip ayetlerde ise, Faraklit olarak geçen kelimenin aslı Yunanca’da ‘Piriklitos’ olup Arapça’da ‘Ahmed’ kelimesinin karşılığıdır. Zaten Kur’ân’da Peygamberimizin İncil’deki isminin ‘Ahmed’ olduğu zikredilir. Esasında Peygamberimizin geleceğini ve vasıflarını anlatan pek çok İncil bugün elimizde mevcut değildir.

    b- Üstün ve Eşsiz Ahlâkı

    Gerek peygamberliğinin gerekse peygamberlikten önceki hayatının her bir döneminde, O’nun (sallallahu aleyhi ve sellem) herkese iyilik yapan, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacını gideren, sade bir hayat yaşayan, asla yalan söylemeyen, kendisine kötülük yapanları bağışlayabilen, her konuda güvenilebilen “üstün ve yüce Ahlâk sahibi” mükemmel bir insan olduğu, tarihle ilişkili bütün kaynaklarca tespit edilen bir gerçektir. Kur’ân Peygamber Efendimizin eşsiz ahlâkını şöyle ifade etmektedir:

    “Her hâlde Sen, ahlâkın -Kur’ân buudlu, ulûhiyet eksenli olması itiba¬rıyla- ihâtası imkânsız, idrâki nâkabil en yücesi üzeresin.” (Kalem, 68/4.)


  3. 08.Aralık.2010, 12:23
    2
    Emekli



    - PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (ALEYHİSSALATU VESSELÂM) PEYGAMBERLİĞİNİN DELİLLERİ

    a- Geçmiş İlahî Kitaplarda Geleceğinin Müjdelenmesi

    Geçmiş ilahî kitaplarda Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalatu vesselâm) peygamberliğini müjdeleyen ve onun bir peygamber olarak insanlara gönderileceğini haber veren ifadeler mevcuttur. Birçok değişikliklere maruz kalmalarına rağmen elimizdeki mevcut Tevrat ve İncil nüshalarında, pek çok işaret bulunmaktadır.

    Tevrat’tan bunlardan sadece dört tanesini arz etmekle iktifa edeceğiz:

    “..Musa demiştir: ‘Rab size kardeşlerinizin arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak, her ne söylerse onu dinleyeceksiniz. Ve bütün peygamberler, Semuel (İsmail) ve sıra ile gelenler, hep söylenen bu günleri ilan ettiler”

    “..Ve Rabbin... Musa gibi bir peygamber daha İsrail’de çıkarmadı.”

    “Onlar için kardeşleri arasından, senin gibi bir peygamber çıkaracağım ve sözlerimi onun ağzına koyacağım ve ona emredeceğim, her şeyi onlara söyleyecek”

    . “Rab Sina’dan geldi ve onlara Sâir’den doğdu; Paran dağlarında parladı ve mukaddeslerin on binleri içinden geldi. Onlar için sağında ateşli ferman vardı.”

    Ahd-i Atik’in (Tevrat’ın) ilgili yerlerinden yapılan iktibaslardan hareketle şu tespitleri yapabiliriz:

    Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İshak’ın soyundan gelen İsrail Oğullarına Hz. Musa’nın, ‘kardeşleriniz’ şeklindeki hitabı, İshak’ın kardeşi Hz. İsmail’in soyuna, yani İsmail Oğullarına işarettir. İsmail Oğullarından gelecek peygamber ise, ancak Peygamber Efendimiz olabilir; çünkü İsmail soyundan yalnızca Efendimiz (aleyhissalatu vesselâm) gelmiştir. Burada sonradan gelen birer peygamber olmaları yönüyle akla Hz. Yûşa ve Hz. İsa da gelebilir, ne var ki her ikisi de Hz. İsmail’den değil İsrail Oğullarındandır. Nitekim Hz. Musa, ikinci ayette kendisi gibi bir nebinin İsrail Oğullarından bir daha çıkmayacağını açıkça ifade etmektedir.

    Hz. Musa ‘benim gibi’ sözüyle Peygamberimizi kastetmektedir; çünkü, cihad, getirdiği hükümler, koyduğu cezalar, cemaati arasında sözünün dinlenir olması.. gibi pek çok hususta Hz. Musa’ya benzeyen, Hz. Yuşa ve İsa değil, Peygamber Efendimiz’dir.

    ‘Sözlerimi ağzına koyacağım’ ifadesi, Peygamber Efendimizin ümmî olup, okuma yazması bulunmadığı halde Kur’ân’ı ezbere okumasıdır. Yüce Allah, vahyi peygamberine inzal etmiş o da şifahen başkalarına aktarmıştır ki, bu konuda o sadece bir aracı durumundadır. Kur’ân’ın şu ayeti bu hususa dikkat çeker: “(Ey Nebi,) muhakkak ki bu (Kur’ân) âlemlerin rabbinin indirdiği bir kitaptır. Onu ruhu’l-emin, (Cibril) uyaranlardan olman için, senin kalbine gayet açık bir Arapça ile indirmiştir. Bu, (Kur’ân’ın indirileceği) şüphesiz öncekilerin kitaplarında da vardır. İsrailoğulları âlimlerinin, bunu bilmeleri, onlar için bir delil değil midir?” (Şuarâ, 26/192-197.)

    ‘Sina’dan gelme’ ifadesi, Hz. Musa’ya Tur-ı Sina’da ilahî hükümlerin verilmesini; ‘Sair’den doğma’ Hz. İsa’ya İncil’in verilmesini; ‘Paran dağlarında parlama’ ise, Peygamber Efendimiz’in Mekke’den çıkacağını ifade eder. Paran, -Arapça okunuşuyla Faran- Mekke’nin eski isimlerinden olduğu gibi, Kitab-ı Mukaddes’in Tekvin bölümünde de , Hz. İsmail’in Paran çölünde oturduğu anlatılmaktadır. Bu ayette ‘mukaddesler’ ifadesiyle de, Peygamberimizin her türlü ayıptan uzak bulunan âline ve ashabına işaret olunmaktadır. Keza bu son ayette geçen ‘sağda ateşli ferman’ ifadesi İslâm dinindeki Cihad’a işaret etmektedir.


    Eldeki İncil metinlerinde de bu işaretleri görmek mümkündür:

    “Taş köşenin başı oldu... ve o, gözlerimizde şaşılacak iştir... Allah’ın melekûtu sizden alınacak ve O’nun meyvelerini yetiştirecek bir millete verilecek ve bu taşın üzerine düşen parçalanacak; o da kimin üzerine düşerse onu toz gibi dağıtacaktır”

    “Rab size başka bir Faraklit verecektir; ta ki, daima sizinle beraber olsun”

    “O, size her şeyi öğretecek ve size söylediğim her şeyi hatırınıza getirecektir”

    “...ben gitmezsem Faraklit gelmez... ve O geldiği zaman günah, salah ve hüküm için dünyayı ilzam edecektir.”

    Birinci ayette geçen ‘köşe taşı’ Hz. İsa olamaz; çünkü Hz. İsa ve getirdikleri altında parçalanma ve toz gibi dağılma meydana gelmemiş, bu, Peygamber Efendimizle olmuştur. Zaten hükmeden Hz. İsa değil, Peygamber Efendimizdi. Nitekim, hükmetmek için gelmediğini söyleyen de bizzat Hz. İsa’nın kendisidir. Diğer taraftan hadis-i şeriflerde, Peygamberimiz, kendisinin peygamberlik binasının köşe taşı olduğunu bizzat ifade etmektedir, yani, peygamberimizle peygamberlik tamamlanmış olmaktadır.

    Müteakip ayetlerde ise, Faraklit olarak geçen kelimenin aslı Yunanca’da ‘Piriklitos’ olup Arapça’da ‘Ahmed’ kelimesinin karşılığıdır. Zaten Kur’ân’da Peygamberimizin İncil’deki isminin ‘Ahmed’ olduğu zikredilir. Esasında Peygamberimizin geleceğini ve vasıflarını anlatan pek çok İncil bugün elimizde mevcut değildir.

    b- Üstün ve Eşsiz Ahlâkı

    Gerek peygamberliğinin gerekse peygamberlikten önceki hayatının her bir döneminde, O’nun (sallallahu aleyhi ve sellem) herkese iyilik yapan, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacını gideren, sade bir hayat yaşayan, asla yalan söylemeyen, kendisine kötülük yapanları bağışlayabilen, her konuda güvenilebilen “üstün ve yüce Ahlâk sahibi” mükemmel bir insan olduğu, tarihle ilişkili bütün kaynaklarca tespit edilen bir gerçektir. Kur’ân Peygamber Efendimizin eşsiz ahlâkını şöyle ifade etmektedir:

    “Her hâlde Sen, ahlâkın -Kur’ân buudlu, ulûhiyet eksenli olması itiba¬rıyla- ihâtası imkânsız, idrâki nâkabil en yücesi üzeresin.” (Kalem, 68/4.)





+ Yorum Gönder