Konusunu Oylayın.: Kin hastalığı nasıl tedavi edilir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Kin hastalığı nasıl tedavi edilir?
  1. 04.Aralık.2010, 16:48
    1
    Misafir

    Kin hastalığı nasıl tedavi edilir?

  2. 04.Aralık.2010, 17:10
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Yanıt: Kin hastalığı nasıl tedavi edilir?




    KİNİ TEDAVİ ETME YOLLARI
    Kin ve düşmanlığın kaynağı; dünya sevgisi baş olma arzusu ve insanların yanında mevki sahibi olma iştiyakıdır.

    Eğer insan bunları kalbinden söküp atarsa selamete kavuşmuş olur. Bazı evliyalar demişlerdir ki; �Bizim yolumuz ruhlarıyla pislikleri temizleyenlerden başkasının girebilecekleri bir yol değildir.�

    İnsan bu söze bakarak kendini düzeltmek ve kalbindeki hastalıkları tedavi etme yolunu tercih etmelidir. Böyle olduğu zaman nefsinin hakirliğini bilir ve tevazu sahibi olur. O zaman kendisini hiçbir müslümandan farklı ve üstün olarak görmez. Tabi bu halde bir başkasına kin ve düşmanlık kapısını kapatır.

    Nitekim ALLAH-u Zülcelal bu halde olan kullarını methederek ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur; �Onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar tahtlar üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir.� (Hicir; 47)

    Enes bin Malik (ra) demiştir ki;
    Peygamber Efendimiz (sav) bana şöyle buyurdu;
    �Eğer kalbinde hiçbir kimseye karşı kin taşımadan sabahlayıp akşamlamaya gücün yeterse bunu yap. Bu benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimi ihya ederse beni ihya etmiş olur. Beni ihya eden ise benimle birlikte cennettedir.� (Tirmizi ilim; 16; İbni Mace Mukaddime 15)
    ALLAH-u Zülcelal'i arayan O'nun sevgisiyle birleşen ve O'nun zikriyle dost olan kalplerde kin ve düşmanlıktan eser kalmaz.


    İnsanı ALLAH-u Zülcelal'in emir ve nehiylerini ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetini yaşamaktan alıkoyan nefsin çirkin sıfatlarıdır. Bu sıfatlar kalbi de manevi olarak hasta eder. İşte nefsin bu çirkin sıfatlarından temizlendikçe kalp ıslah olur ve ALLAH-u Zülcelal ile kulun arasındaki maneviyat da düzelir.


    Netice olarak insan ALLAH-u Zülcelal'in rızasına giden cennet yolu üzerinde ilerlemek istiyorsa kalbinde bulunan kin ve düşmanlığı atıp insanların kendisine karşı yaptığı kusurları affetmelidir. Çünkü kin şeytanın ahlakı insanları affetmekse ALLAH-u Zülcelal'in peygamberlerin ve evliyaların ahlakıdır.


    Seydâ (Muhammed Raşid) Hazretlerine bazı kişiler gelerek;
    �Filan adam şöyle yaptı böyle yaptı� diye şikayet ettikleri zaman diyordu ki;
    �Biliyorum fakat biz onları affetmezsek -u Zülcelal de bizi affetmez.� Bu söz bizim için çok büyük bir derstir. Her kim bu sözün peşinden gider kin ve düşmanlığı terkederse Peygamber Efendimiz (sav)'in şu hadis-i şerifine muhatap olur.

    �Mahşer günü münadiler; ALLAH-u Zülcelal'in üzerinde hakkı olanlar ayağa kalksınlar� diye çağırırlar. Bunun üzerine binlerce insan ayağa kalkıp hesapsız olarak cennete girerler. Bunlar dünyada affedenlerdir.�

    Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde:
    �Kıyamet gününde Cennet-i Âlâ hesapsız cennete giren bir kul gördü. Ona:
    �Sen hangi amelle bu dereceyi elde ettin?� diye sordu. Adam:
    �Benim fazla bir amelim yoktu. Fakat akşam yatmadan önce kalbimde hiç kimseye karşı kin bulunmazdı.� diye cevap verdi� (Buhari - Müslim)

    Onun için bir kişi birisine kin duyduğu zaman ona her hangi bir zarar veremeyeceğini bilmelidir. Ama bu kin ile kendisini mahveder.


    Madem ki bütün zarar kendisinedir öyle ise insanın hem dünyasına hem ahiretine zararlı olan bu kini söküp atması gerekmektedir.

    Alıntıdır.


  3. 04.Aralık.2010, 17:10
    2
    Üye



    KİNİ TEDAVİ ETME YOLLARI
    Kin ve düşmanlığın kaynağı; dünya sevgisi baş olma arzusu ve insanların yanında mevki sahibi olma iştiyakıdır.

    Eğer insan bunları kalbinden söküp atarsa selamete kavuşmuş olur. Bazı evliyalar demişlerdir ki; �Bizim yolumuz ruhlarıyla pislikleri temizleyenlerden başkasının girebilecekleri bir yol değildir.�

    İnsan bu söze bakarak kendini düzeltmek ve kalbindeki hastalıkları tedavi etme yolunu tercih etmelidir. Böyle olduğu zaman nefsinin hakirliğini bilir ve tevazu sahibi olur. O zaman kendisini hiçbir müslümandan farklı ve üstün olarak görmez. Tabi bu halde bir başkasına kin ve düşmanlık kapısını kapatır.

    Nitekim ALLAH-u Zülcelal bu halde olan kullarını methederek ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur; �Onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar tahtlar üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir.� (Hicir; 47)

    Enes bin Malik (ra) demiştir ki;
    Peygamber Efendimiz (sav) bana şöyle buyurdu;
    �Eğer kalbinde hiçbir kimseye karşı kin taşımadan sabahlayıp akşamlamaya gücün yeterse bunu yap. Bu benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimi ihya ederse beni ihya etmiş olur. Beni ihya eden ise benimle birlikte cennettedir.� (Tirmizi ilim; 16; İbni Mace Mukaddime 15)
    ALLAH-u Zülcelal'i arayan O'nun sevgisiyle birleşen ve O'nun zikriyle dost olan kalplerde kin ve düşmanlıktan eser kalmaz.


    İnsanı ALLAH-u Zülcelal'in emir ve nehiylerini ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetini yaşamaktan alıkoyan nefsin çirkin sıfatlarıdır. Bu sıfatlar kalbi de manevi olarak hasta eder. İşte nefsin bu çirkin sıfatlarından temizlendikçe kalp ıslah olur ve ALLAH-u Zülcelal ile kulun arasındaki maneviyat da düzelir.


    Netice olarak insan ALLAH-u Zülcelal'in rızasına giden cennet yolu üzerinde ilerlemek istiyorsa kalbinde bulunan kin ve düşmanlığı atıp insanların kendisine karşı yaptığı kusurları affetmelidir. Çünkü kin şeytanın ahlakı insanları affetmekse ALLAH-u Zülcelal'in peygamberlerin ve evliyaların ahlakıdır.


    Seydâ (Muhammed Raşid) Hazretlerine bazı kişiler gelerek;
    �Filan adam şöyle yaptı böyle yaptı� diye şikayet ettikleri zaman diyordu ki;
    �Biliyorum fakat biz onları affetmezsek -u Zülcelal de bizi affetmez.� Bu söz bizim için çok büyük bir derstir. Her kim bu sözün peşinden gider kin ve düşmanlığı terkederse Peygamber Efendimiz (sav)'in şu hadis-i şerifine muhatap olur.

    �Mahşer günü münadiler; ALLAH-u Zülcelal'in üzerinde hakkı olanlar ayağa kalksınlar� diye çağırırlar. Bunun üzerine binlerce insan ayağa kalkıp hesapsız olarak cennete girerler. Bunlar dünyada affedenlerdir.�

    Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde:
    �Kıyamet gününde Cennet-i Âlâ hesapsız cennete giren bir kul gördü. Ona:
    �Sen hangi amelle bu dereceyi elde ettin?� diye sordu. Adam:
    �Benim fazla bir amelim yoktu. Fakat akşam yatmadan önce kalbimde hiç kimseye karşı kin bulunmazdı.� diye cevap verdi� (Buhari - Müslim)

    Onun için bir kişi birisine kin duyduğu zaman ona her hangi bir zarar veremeyeceğini bilmelidir. Ama bu kin ile kendisini mahveder.


    Madem ki bütün zarar kendisinedir öyle ise insanın hem dünyasına hem ahiretine zararlı olan bu kini söküp atması gerekmektedir.

    Alıntıdır.





+ Yorum Gönder