Konusunu Oylayın.: Farklı ideolojileri temsil eden şapkaları, bilerek giymenin hükmü nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Farklı ideolojileri temsil eden şapkaları, bilerek giymenin hükmü nedir?
  1. 04.Aralık.2010, 12:05
    1
    Misafir

    Farklı ideolojileri temsil eden şapkaları, bilerek giymenin hükmü nedir?






    Farklı ideolojileri temsil eden şapkaları, bilerek giymenin hükmü nedir? Mumsema Farklı ideolojileri temsil eden şapkaları, bilerek giymenin hükmü nedir?


  2. 04.Aralık.2010, 12:05
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 04.Aralık.2010, 20:42
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Farklı ideolojileri temsil eden şapkaları, bilerek giymenin hükmü nedir?




    Başka din ve ideolojileri simgeleyen sembollerin (serpuş gibi) hükmü her zaman ve mekan için aynıdır, değişmez. Üstad'ın döneminde öyle iken bu zamanda böyle olur, diye bir şey söz konusu değildir. Hatta bu zamanda giymek hususunda baskı ve kanun zoru olmamasından dolayı tehlikesi daha büyüktür. O dönemlerde kanun baskısı olmasından dolayı çok kişiler giymekle küfre düşmemişler. Lakin bu zaman da baskı kalmadığı için böyle bir mazeret yoktur.

    Ancak, hangi şapkaları giymenin küfür olacağı hususunda önemli olan nokta giyilen şapkanın fikri ve dini içeriğidir. Yani şapka bir dini ya da bir fikri simgeliyor ise bunu giymek küfürdür. Askerin beresi gibi sıcaktan korunmak için giyilen ve bir dini veya fikri simgelemeyen başlıkları giymekte bir sakınca yoktur.

    Meselenin ciddiyetini Üstad şu ifadelerle beyan ediyor:
    "Rusun Başkumandanı kasten önünden üç defa geçtiği halde ayağa kalkmayan ve tenezzül etmeyen ve onun idam tehdidine karşı izzet-i İslâmiyeyi muhafaza için ona başını eğmeyen; İstanbul'u istilâ eden İngiliz Başkumandanına ve onun vasıtasıyla fetva verenlere karşı, İslâmiyet şerefi için, idam tehdidine beş para ehemmiyet vermeyen ve "Tükürün zâlimlerin o hayâsız yüzüne!" cümlesiyle ve matbuat lisanıyla karşılayan; ve Mustafa Kemal'in elli mebus içinde hiddetine ehemmiyet vermeyip, "Namaz kılmayan haindir" diyen; ve Divan-ı Harb-i Örfî'nin dehşetli suallerine karşı, "Şeriatın tek bir meselesine ruhumu feda etmeye hazırım" deyip dalkavukluk etmeyen; ve yirmi sekiz sene, gâvurlara benzememek için inzivayı ihtiyar eden bir İslâm fedaisi ve hakikat-ı Kur'âniyenin fedakâr hizmetkârına maslahatsız, kanunsuz denilse ki, "Sen Yahudi ve Hıristiyan papazlarına benzeyeceksin, onlar gibi başına şapka giyeceksin, bütün İslâm ulemasının icmaına muhalefet edeceksin; yoksa ceza vereceğiz" denilse, elbette öyle herşeyini hakikat-i Kur'âniyeye feda eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse, Cehenneme de atılsa, kat'iyen; yüz ruhu da olsa, bütün tarihçe-i hayatının şehadetiyle, feda edecek..."(1)
    Diğer İslam alimlerinin görüşlerinin ne olduğu hususunda Üstad şöyle diyor:
    "Hata 66: Şapka fes gibidir. İman ile hiç alâkası yoktur. İman ise tamamen vicdanî ve kalbî olduğunu Said bilmekten âcizdir.

    Cevap: İslâm uleması ve müçtehidleri ve Şeyhülislâmlar, hususan İmam-ı Âzam, imanı zedeleyen çok alâmetleri ve harekâtları kaydettikleri halde (hususan şapka ve zünnarın) kütüb-ü kelâmiyede dahi ulemanın, imanın muktezasına münâfi olduğunun ittifaklarına karşı böyle sözleri yazan ne kadar hatâ ve yanlış olduğunu divaneler de anlar. Şapka hakkında itiraznamemdeki beyanat ve Risale-i Nur'daki iman-ı tahkikînin harika hüccetleri, Said'in idrâkinde âcizdir demesini yüzüne çarpar."

    "Hata 70: Şapkanın küfür alâmeti olması ve sayılması bir iman haline geldiği gibi."

    "Cevap: Kırk sene evvel İstanbul ulemasına verdiğim cevabı, mahkemede beyan ettiğim gibi, bütün ulema-i İslâmın istimal ettiği bir tabiri yalnız bana isnat etmek ve bunu da "bir iman haline geldiği" ile tabir etmek, hem İslâmiyete, hem ehl-i ilme, hem bana karşı bir itham değil, divanecesine bir ihanettir. Ona iade ediyorum."(2)



  4. 04.Aralık.2010, 20:42
    2
    Silent and lonely rains



    Başka din ve ideolojileri simgeleyen sembollerin (serpuş gibi) hükmü her zaman ve mekan için aynıdır, değişmez. Üstad'ın döneminde öyle iken bu zamanda böyle olur, diye bir şey söz konusu değildir. Hatta bu zamanda giymek hususunda baskı ve kanun zoru olmamasından dolayı tehlikesi daha büyüktür. O dönemlerde kanun baskısı olmasından dolayı çok kişiler giymekle küfre düşmemişler. Lakin bu zaman da baskı kalmadığı için böyle bir mazeret yoktur.

    Ancak, hangi şapkaları giymenin küfür olacağı hususunda önemli olan nokta giyilen şapkanın fikri ve dini içeriğidir. Yani şapka bir dini ya da bir fikri simgeliyor ise bunu giymek küfürdür. Askerin beresi gibi sıcaktan korunmak için giyilen ve bir dini veya fikri simgelemeyen başlıkları giymekte bir sakınca yoktur.

    Meselenin ciddiyetini Üstad şu ifadelerle beyan ediyor:
    "Rusun Başkumandanı kasten önünden üç defa geçtiği halde ayağa kalkmayan ve tenezzül etmeyen ve onun idam tehdidine karşı izzet-i İslâmiyeyi muhafaza için ona başını eğmeyen; İstanbul'u istilâ eden İngiliz Başkumandanına ve onun vasıtasıyla fetva verenlere karşı, İslâmiyet şerefi için, idam tehdidine beş para ehemmiyet vermeyen ve "Tükürün zâlimlerin o hayâsız yüzüne!" cümlesiyle ve matbuat lisanıyla karşılayan; ve Mustafa Kemal'in elli mebus içinde hiddetine ehemmiyet vermeyip, "Namaz kılmayan haindir" diyen; ve Divan-ı Harb-i Örfî'nin dehşetli suallerine karşı, "Şeriatın tek bir meselesine ruhumu feda etmeye hazırım" deyip dalkavukluk etmeyen; ve yirmi sekiz sene, gâvurlara benzememek için inzivayı ihtiyar eden bir İslâm fedaisi ve hakikat-ı Kur'âniyenin fedakâr hizmetkârına maslahatsız, kanunsuz denilse ki, "Sen Yahudi ve Hıristiyan papazlarına benzeyeceksin, onlar gibi başına şapka giyeceksin, bütün İslâm ulemasının icmaına muhalefet edeceksin; yoksa ceza vereceğiz" denilse, elbette öyle herşeyini hakikat-i Kur'âniyeye feda eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse, Cehenneme de atılsa, kat'iyen; yüz ruhu da olsa, bütün tarihçe-i hayatının şehadetiyle, feda edecek..."(1)
    Diğer İslam alimlerinin görüşlerinin ne olduğu hususunda Üstad şöyle diyor:
    "Hata 66: Şapka fes gibidir. İman ile hiç alâkası yoktur. İman ise tamamen vicdanî ve kalbî olduğunu Said bilmekten âcizdir.

    Cevap: İslâm uleması ve müçtehidleri ve Şeyhülislâmlar, hususan İmam-ı Âzam, imanı zedeleyen çok alâmetleri ve harekâtları kaydettikleri halde (hususan şapka ve zünnarın) kütüb-ü kelâmiyede dahi ulemanın, imanın muktezasına münâfi olduğunun ittifaklarına karşı böyle sözleri yazan ne kadar hatâ ve yanlış olduğunu divaneler de anlar. Şapka hakkında itiraznamemdeki beyanat ve Risale-i Nur'daki iman-ı tahkikînin harika hüccetleri, Said'in idrâkinde âcizdir demesini yüzüne çarpar."

    "Hata 70: Şapkanın küfür alâmeti olması ve sayılması bir iman haline geldiği gibi."

    "Cevap: Kırk sene evvel İstanbul ulemasına verdiğim cevabı, mahkemede beyan ettiğim gibi, bütün ulema-i İslâmın istimal ettiği bir tabiri yalnız bana isnat etmek ve bunu da "bir iman haline geldiği" ile tabir etmek, hem İslâmiyete, hem ehl-i ilme, hem bana karşı bir itham değil, divanecesine bir ihanettir. Ona iade ediyorum."(2)






+ Yorum Gönder