Konusunu Oylayın.: Kuran hakkında bilmediklerimiz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kuran hakkında bilmediklerimiz
  1. 03.Aralık.2010, 21:03
    1
    Misafir

    Kuran hakkında bilmediklerimiz

  2. 03.Aralık.2010, 21:58
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Kuran hakkında bilmediklerimiz




    Kur'an-ı Kerim'de bütün ilimler vardır. Bu ilimleri de herkes kendi kabiliyetine göre okuyabilir veya hissedebilir. Ancak bu ilimleri Kur'an'dan okurken, benim anladığım ilim kesin doğrudur diyerek değil de, ben böyle anlıyorum şeklinde söylemek gerekir. Çünkü bir gün bu anladığı bilgiler yanlış olursa haşa Kur'an yanlış olmuş gibi algılanır.

    Bütün yönleri ile mucize olan Kur’an, her asırda sanki yeni nazil oluyormuş gibi, iman sahiplerine yol göstermeye devam ediyor. Zaman yaşlandıkça o gençleşiyor. Kıyamete doğru ilerledikçe onun gizlilikleri ortaya çıkıyor. Gerek iyi niyetli, gerekse kötü niyetli olarak yaklaşanlar, onun daha çok gündemde kalmasını sağlıyor. Böylece kendini faş ediyor ve aradan perdeleri kaldırıyor. Yukarıda verdiğimiz örneklerin tesadüf olduğunu düşünmek nasipsizlikten başka bir şey değildir. Zaten bilinmektedir ki, hesap olan yerde tesadüf bulunmaz. Yani o bir mucize, o bir esrar kaynağı, o, kıyamete kadar evreni aydınlatacak eskimeyen, modası geçmeyen ve unutulmayan, unutulmayacak olan, unutulduğu zaman her şeyin bittiğinin işareti ve habercisi olan evrensel bir mesaj ve beşer elinin asla yetişemeyeceği bir Allah kelamı...

    Kur'anın bir kanadı geçmişte, bir kanadı gelecekte, kökü ve bir kanadı eski Peygamberlerin ittifaklı hakikatleri olduğu ve bu onları tasdik ve teyit ettiği ve onlar dahi tevafukun lisan-ı haliyle bunu tasdik ettikleri gibi, öyle de: Evliya ve asfiya/sofiler gibi ondan hayat alan semereleri, canlı tekemmülleriyle, mübarek ağaçlarının canlı, feyizli ve hakikatin anası olduğuna delalet eden ve ikinci kanadının himayesi altında yetişen ve yaşayan velayetin bütün hak tarîkatları ve İslâmiyet’in bütün hakikatli ilimleri, Kur’an’ın hakkın gözü ve hakikatin kaynağı ve her şeyi içine alan zengin ifade tarzında misilsiz bir hârika olduğuna şahadet eder.

    Kur'an’ın altı ciheti nuranidir, doğruluk ve hakkaniyetini gösterir. Evet altında hüccet ve burhan direkleri, üstünde mucizelik mührü parıltıları, önünde ve hedefinde iki cihan mutluluğu hediyeleri, arkasında istinat noktası semavî vahiy hakikatleri, sağında hadsiz doğru akılların deliller ile tasdikleri, solunda selim kalplerin ve temiz vicdanların ciddî itminanları ve samimî çekiciliğine kapılmaları ve teslimiyetleri; Kur’an’ın fevkalâde, hârika, metin, hücum edilmez bir semavi ve arz kalesi olduğunu ispat ettikleri gibi, altı makamdan dahi onun ayn-ı hak ve sadık olduğuna ve beşerin kelâmı olmadığına, hem yanlış olmadığına imza eden, başta bu kâinatta daima güzelliği izhar, iyiliği ve doğruluğu himaye ve sahtekârları ve müfterileri imha ve izale etmek âdetini bir düstur-u faaliyet ittihaz eden bu kâinatın mutasarrıfı, o Kur’an’a âlemde en makbul, en yüksek, en hâkimane bir makam-ı hürmet ve bir mertebe-i muvaffakiyet vermesiyle onu tasdik ve imza ettiği gibi, İslâmiyet’in membaı ve Kur’anın tercümanı olan zâtın (s.a.v) herkesten ziyade ona itikat ve ihtiramı ve nüzulü zamanında uyku gibi bir vaziyette bulunması ve sair kelâmları ona yetişememesi ve bir derece benzememesi ve ümmiliğiyle beraber gitmiş ve gelecek hakikî kevni hadiseleri/tabiat olaylarını, gaybi bir şekilde Kur'an ile tereddütsüz ve itminan ile beyan etmesi ve çok dikkatli gözlerin nazarı altında hiçbir hile, hiçbir yanlış vaziyeti görülmeyen o tercümanın, bütün kuvvetiyle Kur'anın her bir hükmüne iman edip tasdik etmesi ve hiçbir şey onu sarsmaması; Kur'an semavî, hakkaniyetli ve kendi Hâlık-ı Rahîminin mübarek kelâmı olduğunu imza ediyor.(7)

    Kısaca özetleyecek olursak; hayatta tesadüfe dayanan hiçbir şey yoktur. Elimizde bulunan Kitap, pek çok yönüyle mucize olduğunu gösteriyor. Üstad Bediüzzaman, Yirmi Beşinci Söz'de, Kur’an’ın kırk yönüyle mucize olduğunu ispat etmiş. Gelişen bilim ve teknoloji ile diğer hadiseler de yakın bir zamanda belki 400 yönden daha mucize olduğunu ilmen ispat edecek. Böyle kıymetli işlerle meşgul olmak ve manevi kazanç elde etmek ve zaten kısa ve az olan ömrünü faydalı yollarda harcayacak, insanlara elinden geldiği nispette yardımcı olarak doğruyu göstermeye çalışacaktır.

    (1) Risale-i Nur Külliyatı, II, (İşarat’ül-İcaz), 1168.

    Sorularla İslamiyet..




  3. 03.Aralık.2010, 21:58
    2
    Silent and lonely rains



    Kur'an-ı Kerim'de bütün ilimler vardır. Bu ilimleri de herkes kendi kabiliyetine göre okuyabilir veya hissedebilir. Ancak bu ilimleri Kur'an'dan okurken, benim anladığım ilim kesin doğrudur diyerek değil de, ben böyle anlıyorum şeklinde söylemek gerekir. Çünkü bir gün bu anladığı bilgiler yanlış olursa haşa Kur'an yanlış olmuş gibi algılanır.

    Bütün yönleri ile mucize olan Kur’an, her asırda sanki yeni nazil oluyormuş gibi, iman sahiplerine yol göstermeye devam ediyor. Zaman yaşlandıkça o gençleşiyor. Kıyamete doğru ilerledikçe onun gizlilikleri ortaya çıkıyor. Gerek iyi niyetli, gerekse kötü niyetli olarak yaklaşanlar, onun daha çok gündemde kalmasını sağlıyor. Böylece kendini faş ediyor ve aradan perdeleri kaldırıyor. Yukarıda verdiğimiz örneklerin tesadüf olduğunu düşünmek nasipsizlikten başka bir şey değildir. Zaten bilinmektedir ki, hesap olan yerde tesadüf bulunmaz. Yani o bir mucize, o bir esrar kaynağı, o, kıyamete kadar evreni aydınlatacak eskimeyen, modası geçmeyen ve unutulmayan, unutulmayacak olan, unutulduğu zaman her şeyin bittiğinin işareti ve habercisi olan evrensel bir mesaj ve beşer elinin asla yetişemeyeceği bir Allah kelamı...

    Kur'anın bir kanadı geçmişte, bir kanadı gelecekte, kökü ve bir kanadı eski Peygamberlerin ittifaklı hakikatleri olduğu ve bu onları tasdik ve teyit ettiği ve onlar dahi tevafukun lisan-ı haliyle bunu tasdik ettikleri gibi, öyle de: Evliya ve asfiya/sofiler gibi ondan hayat alan semereleri, canlı tekemmülleriyle, mübarek ağaçlarının canlı, feyizli ve hakikatin anası olduğuna delalet eden ve ikinci kanadının himayesi altında yetişen ve yaşayan velayetin bütün hak tarîkatları ve İslâmiyet’in bütün hakikatli ilimleri, Kur’an’ın hakkın gözü ve hakikatin kaynağı ve her şeyi içine alan zengin ifade tarzında misilsiz bir hârika olduğuna şahadet eder.

    Kur'an’ın altı ciheti nuranidir, doğruluk ve hakkaniyetini gösterir. Evet altında hüccet ve burhan direkleri, üstünde mucizelik mührü parıltıları, önünde ve hedefinde iki cihan mutluluğu hediyeleri, arkasında istinat noktası semavî vahiy hakikatleri, sağında hadsiz doğru akılların deliller ile tasdikleri, solunda selim kalplerin ve temiz vicdanların ciddî itminanları ve samimî çekiciliğine kapılmaları ve teslimiyetleri; Kur’an’ın fevkalâde, hârika, metin, hücum edilmez bir semavi ve arz kalesi olduğunu ispat ettikleri gibi, altı makamdan dahi onun ayn-ı hak ve sadık olduğuna ve beşerin kelâmı olmadığına, hem yanlış olmadığına imza eden, başta bu kâinatta daima güzelliği izhar, iyiliği ve doğruluğu himaye ve sahtekârları ve müfterileri imha ve izale etmek âdetini bir düstur-u faaliyet ittihaz eden bu kâinatın mutasarrıfı, o Kur’an’a âlemde en makbul, en yüksek, en hâkimane bir makam-ı hürmet ve bir mertebe-i muvaffakiyet vermesiyle onu tasdik ve imza ettiği gibi, İslâmiyet’in membaı ve Kur’anın tercümanı olan zâtın (s.a.v) herkesten ziyade ona itikat ve ihtiramı ve nüzulü zamanında uyku gibi bir vaziyette bulunması ve sair kelâmları ona yetişememesi ve bir derece benzememesi ve ümmiliğiyle beraber gitmiş ve gelecek hakikî kevni hadiseleri/tabiat olaylarını, gaybi bir şekilde Kur'an ile tereddütsüz ve itminan ile beyan etmesi ve çok dikkatli gözlerin nazarı altında hiçbir hile, hiçbir yanlış vaziyeti görülmeyen o tercümanın, bütün kuvvetiyle Kur'anın her bir hükmüne iman edip tasdik etmesi ve hiçbir şey onu sarsmaması; Kur'an semavî, hakkaniyetli ve kendi Hâlık-ı Rahîminin mübarek kelâmı olduğunu imza ediyor.(7)

    Kısaca özetleyecek olursak; hayatta tesadüfe dayanan hiçbir şey yoktur. Elimizde bulunan Kitap, pek çok yönüyle mucize olduğunu gösteriyor. Üstad Bediüzzaman, Yirmi Beşinci Söz'de, Kur’an’ın kırk yönüyle mucize olduğunu ispat etmiş. Gelişen bilim ve teknoloji ile diğer hadiseler de yakın bir zamanda belki 400 yönden daha mucize olduğunu ilmen ispat edecek. Böyle kıymetli işlerle meşgul olmak ve manevi kazanç elde etmek ve zaten kısa ve az olan ömrünü faydalı yollarda harcayacak, insanlara elinden geldiği nispette yardımcı olarak doğruyu göstermeye çalışacaktır.

    (1) Risale-i Nur Külliyatı, II, (İşarat’ül-İcaz), 1168.

    Sorularla İslamiyet..







+ Yorum Gönder