Konusunu Oylayın.: İslamda geçim neden erkege verilir bundaki adalet nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslamda geçim neden erkege verilir bundaki adalet nedir?
  1. 30.Kasım.2010, 19:34
    1
    Misafir

    İslamda geçim neden erkege verilir bundaki adalet nedir?






    İslamda geçim neden erkege verilir bundaki adalet nedir? Mumsema soru 1:islamda geçim neden erkege verilir bundaki adalet nedir?


  2. 01.Aralık.2010, 09:57
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Yanıt: islamda geçim neden erkege verilir bundaki adalet nedir?




    Ailede reis, evin erkeğidir. Allahu Teâlâ meâlen şöyle buyurmaktadır: "Allah'ın onlardan, kimini (erkekleri) kiminden (kadınlardan) üstün kılması ve mallarından infak etmeleri sebebiyle, erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler." (Nisa sûresi/34)
    İbni Ömer'in (r a.) rivayet ettiğine göre Resûlullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
    "Dikkat ediniz! Hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz. İdareci çobandır ve emri altındakilerden sorumludur. Erkek, ev halkının çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın, kocasının evinin ve çocuklarının çobanıdır ve onlardan sorumludur. Köle, efendisinin malının çobanıdır, o da ondan sorumludur. Dikkat ediniz! Hepiniz çobansınız ve hepiniz emriniz altındakilerden sorumlusunuz."
    (Buhâri, Ahkam:1)

    Erkeğin Vazifeleri, hakları, mesuliyetleri

    Hadis-i şerifte erkek "çoban" olarak teşbih edilmektedir. Bu teşbihten de anlaşılacağı üzere erkeğin mesuliyeti çok büyüktür. Ev halkına helâl rızık temini için çalışacak, çabalayacak; onları maddî-mânevî kötülüklerden koruyacak; onların dünya ve âhiret saadetini temin için gerekli şartları ve imkanları hazırlayacaktır.
    Bu şuurla çalışan erkeğin yaptığı çalışmalar ibâdet hükmüne geçmektedir. Hattâ ailesinin ağzına koyduğu bir lokma bile sadaka hükmünde olmaktadır.
    Sa'd b. Ebi Vakkas'ın (r.a.) naklettiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Şüphesiz sen, Allah rızâsını arayarak yapacağın her harcamadan dolayı muhakkak ecre nail olacaksın. Hattâ eşinin ağzına koyduğun lokmaya kadar." (Buhârî, İmân: 41)
    Evin reisi olan erkek, hiçbir zaman, eşinin ve çocuklarının üzerinde hakları olduğunu unutmamalıdır.
    Bu hususta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Rabbinin senin üzerinde hakkı vardır, nefsinin senin üzerinde hakkı vardır, ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Öyleyse her hak sahibine hakkın ver." (İslâmî Hayat, c, 1/26)
    Erkeğin mükellefiyetleri, görevleri ve buna mukabil hakları, eşine karşı nasıl davranması gerektiğiyle ilgili hadis-i şeriflere bakalım:
    Amr bin Ahves'den (r,a.) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
    "Dikkat ediniz, kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır. Kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, sevmediğiniz kimseleri yatağınıza oturtmasınlar, arzu etmediğiniz kimselerin de evlerinize girmesine müsaade etmesinler. Yine dikkat ediniz, kadınlarınızın sizin üzerinizdeki hakkı, yeme içmelerini ve giyimlerini lâyıkıyla yerine getirmenizdir." (İbni Mâce, Nikâh: 3)
    Ebû Hüreyre (r.a.), Peygamberimizin (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
    "Allah'a ve Âhirete imân eden, bir şey gördüğü zaman, yâ hayır söylesin veya sussun. Sizler, kadınlar hakkında birbirinize iyilik ve hayır tavsiye ediniz. Çünkü onlar kaburga kemiğinden yaratılmışlardır. Bunun ise en eğri kısmı üst tarafıdır. Eğer eğri kemiği doğrultmaya çalışırsanız, onu kırarsınız. Kendi haline bırakırsanız, dâima eğri kalmaya devam eder. Öyle ise, birbirinize, kadınlarınıza iyi davranmayı tavsiye ediniz." (Müslim, Rada: 60)
    Hz. Âişe (r.a.) Resûlullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
    "Mü'minlerin imân bakımından en üstünü, ahlâkı en güzel olanı ve ailesine en lütufkârı olup, en iyi davrananıdır." (Tirmizî, İmân:6)
    Kocanın hanımına karşı görevleri
    Bu hadis-i şeriflerin ışığında evin reisinin hanımına karşı görevlerinin ne olduğunu hatırlayalım:
    • Evin reisi, evin geçimini temin için çalışacak, ama o çalışmanın Allah'ın emri olduğunu unutmayacaktır. Bu şuurla çalıştığında hanımı için yaptığı her harcamadan da sevap kazandığını bilerek hiçbir zaman şevkini, azmini kaybetmeyecektir.
    • Erkek, hanımına yediğinden yedirmeli, giydiğinden giydirmelidir İmkanı ölçüsünde hanımı ve çocukları için harcama yapmaktan kaçınmamalı, cimrilik etmemelidir.
    • Erkek, yeri gelince ev işleri de yapmalıdır. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) evde bulunduğu zaman, evdekilere yardımcı olmuş, hattâ yeri süpürmüştür.
    • Erkek hanımının bir hizmetçi veya köle olmadığını unutmamalıdır. Gerçekte hanımın çocuğunu emzirmesi, yemek yapması, bulaşık yıkaması, v.s. ev işlerini görmesi "mecburiyeti" yoktur. Hanımın yaptığı bütün o hizmetler birer sadakadır. İşte bunu bilen evin reisi, hanımına kızmak şöyle dursun, her zaman ona teşekkür etmelidir.
    • Koca hanımına karşı sevgi ile muamele etmeli, otoritesini takınmamalıdır. Bir kimse isterse binlerce kişiyi emrinde çalıştıran bir işveren veya yönetici olsun; evine geldiğinde o âmiriyet ve yöneticilik elbisesini çıkarmalı, aile fertleriyle şefkate, sevgiye ve tevâzua dayanan bir diyalog kurmalı, hattâ çocuk gibi olmalıdır. Yâni yeri gelince çocukla çocuk olmalı, hanımıyla sıcak bir diyalog kurmalıdır.
    Vazife başındayken herkesin kendisinden ürktüğü ve titrediği Hz. Ömer (r.a.) bakınız bu hususta ne diyor: "Erkeğin suhulet ve ünsiyetle, hânımı yanında çocuk gibi olması gerekir. Toplum içinde yine erkek olsun."
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hanımlarıyla şakalaşır, onların gönüllerini hoşnut ederdi. Hz. Âişe validemizle yarış yaptığı, bazen kendisinin o'nu, bazan da Hz. Âişe validemizin kendisini geçtiği vakidir.
    İşte bu tatbikatı göz önünde bulundurarak evde, "sert erkek rolü" oynamaktan vazgeçilmelidir.
    Evin reisi eve geldiğinde herkesin içi açılmalı, yüreği ferahlamalı, onun eve dönüşü dört gözle beklenmelidir. Yoksa eve geldiğinde, herkesin hışmından sakınmak için köşe bucak sakındığı bir reis, aslî vazifesini suistimal ediyor demektir.
    • Erkek, hanımının yanlışlarını, hatalarını, noksanlarını hoş görmelidir. Yemeğin tuzu eksik olmuş diye hanımını azarlayan erkek, "ham erkek"tir.
    • Erkek, karısının akrabalarına da tıpkı kendi akrabaları gibi değer vermeli, onların hatırını saymalı, onlarla samimi ve sıcak bir diyalog kurmalıdır.



  3. 01.Aralık.2010, 09:57
    2
    Özel Üye



    Ailede reis, evin erkeğidir. Allahu Teâlâ meâlen şöyle buyurmaktadır: "Allah'ın onlardan, kimini (erkekleri) kiminden (kadınlardan) üstün kılması ve mallarından infak etmeleri sebebiyle, erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler." (Nisa sûresi/34)
    İbni Ömer'in (r a.) rivayet ettiğine göre Resûlullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
    "Dikkat ediniz! Hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz. İdareci çobandır ve emri altındakilerden sorumludur. Erkek, ev halkının çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın, kocasının evinin ve çocuklarının çobanıdır ve onlardan sorumludur. Köle, efendisinin malının çobanıdır, o da ondan sorumludur. Dikkat ediniz! Hepiniz çobansınız ve hepiniz emriniz altındakilerden sorumlusunuz."
    (Buhâri, Ahkam:1)

    Erkeğin Vazifeleri, hakları, mesuliyetleri

    Hadis-i şerifte erkek "çoban" olarak teşbih edilmektedir. Bu teşbihten de anlaşılacağı üzere erkeğin mesuliyeti çok büyüktür. Ev halkına helâl rızık temini için çalışacak, çabalayacak; onları maddî-mânevî kötülüklerden koruyacak; onların dünya ve âhiret saadetini temin için gerekli şartları ve imkanları hazırlayacaktır.
    Bu şuurla çalışan erkeğin yaptığı çalışmalar ibâdet hükmüne geçmektedir. Hattâ ailesinin ağzına koyduğu bir lokma bile sadaka hükmünde olmaktadır.
    Sa'd b. Ebi Vakkas'ın (r.a.) naklettiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Şüphesiz sen, Allah rızâsını arayarak yapacağın her harcamadan dolayı muhakkak ecre nail olacaksın. Hattâ eşinin ağzına koyduğun lokmaya kadar." (Buhârî, İmân: 41)
    Evin reisi olan erkek, hiçbir zaman, eşinin ve çocuklarının üzerinde hakları olduğunu unutmamalıdır.
    Bu hususta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Rabbinin senin üzerinde hakkı vardır, nefsinin senin üzerinde hakkı vardır, ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Öyleyse her hak sahibine hakkın ver." (İslâmî Hayat, c, 1/26)
    Erkeğin mükellefiyetleri, görevleri ve buna mukabil hakları, eşine karşı nasıl davranması gerektiğiyle ilgili hadis-i şeriflere bakalım:
    Amr bin Ahves'den (r,a.) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
    "Dikkat ediniz, kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır. Kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, sevmediğiniz kimseleri yatağınıza oturtmasınlar, arzu etmediğiniz kimselerin de evlerinize girmesine müsaade etmesinler. Yine dikkat ediniz, kadınlarınızın sizin üzerinizdeki hakkı, yeme içmelerini ve giyimlerini lâyıkıyla yerine getirmenizdir." (İbni Mâce, Nikâh: 3)
    Ebû Hüreyre (r.a.), Peygamberimizin (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
    "Allah'a ve Âhirete imân eden, bir şey gördüğü zaman, yâ hayır söylesin veya sussun. Sizler, kadınlar hakkında birbirinize iyilik ve hayır tavsiye ediniz. Çünkü onlar kaburga kemiğinden yaratılmışlardır. Bunun ise en eğri kısmı üst tarafıdır. Eğer eğri kemiği doğrultmaya çalışırsanız, onu kırarsınız. Kendi haline bırakırsanız, dâima eğri kalmaya devam eder. Öyle ise, birbirinize, kadınlarınıza iyi davranmayı tavsiye ediniz." (Müslim, Rada: 60)
    Hz. Âişe (r.a.) Resûlullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
    "Mü'minlerin imân bakımından en üstünü, ahlâkı en güzel olanı ve ailesine en lütufkârı olup, en iyi davrananıdır." (Tirmizî, İmân:6)
    Kocanın hanımına karşı görevleri
    Bu hadis-i şeriflerin ışığında evin reisinin hanımına karşı görevlerinin ne olduğunu hatırlayalım:
    • Evin reisi, evin geçimini temin için çalışacak, ama o çalışmanın Allah'ın emri olduğunu unutmayacaktır. Bu şuurla çalıştığında hanımı için yaptığı her harcamadan da sevap kazandığını bilerek hiçbir zaman şevkini, azmini kaybetmeyecektir.
    • Erkek, hanımına yediğinden yedirmeli, giydiğinden giydirmelidir İmkanı ölçüsünde hanımı ve çocukları için harcama yapmaktan kaçınmamalı, cimrilik etmemelidir.
    • Erkek, yeri gelince ev işleri de yapmalıdır. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) evde bulunduğu zaman, evdekilere yardımcı olmuş, hattâ yeri süpürmüştür.
    • Erkek hanımının bir hizmetçi veya köle olmadığını unutmamalıdır. Gerçekte hanımın çocuğunu emzirmesi, yemek yapması, bulaşık yıkaması, v.s. ev işlerini görmesi "mecburiyeti" yoktur. Hanımın yaptığı bütün o hizmetler birer sadakadır. İşte bunu bilen evin reisi, hanımına kızmak şöyle dursun, her zaman ona teşekkür etmelidir.
    • Koca hanımına karşı sevgi ile muamele etmeli, otoritesini takınmamalıdır. Bir kimse isterse binlerce kişiyi emrinde çalıştıran bir işveren veya yönetici olsun; evine geldiğinde o âmiriyet ve yöneticilik elbisesini çıkarmalı, aile fertleriyle şefkate, sevgiye ve tevâzua dayanan bir diyalog kurmalı, hattâ çocuk gibi olmalıdır. Yâni yeri gelince çocukla çocuk olmalı, hanımıyla sıcak bir diyalog kurmalıdır.
    Vazife başındayken herkesin kendisinden ürktüğü ve titrediği Hz. Ömer (r.a.) bakınız bu hususta ne diyor: "Erkeğin suhulet ve ünsiyetle, hânımı yanında çocuk gibi olması gerekir. Toplum içinde yine erkek olsun."
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hanımlarıyla şakalaşır, onların gönüllerini hoşnut ederdi. Hz. Âişe validemizle yarış yaptığı, bazen kendisinin o'nu, bazan da Hz. Âişe validemizin kendisini geçtiği vakidir.
    İşte bu tatbikatı göz önünde bulundurarak evde, "sert erkek rolü" oynamaktan vazgeçilmelidir.
    Evin reisi eve geldiğinde herkesin içi açılmalı, yüreği ferahlamalı, onun eve dönüşü dört gözle beklenmelidir. Yoksa eve geldiğinde, herkesin hışmından sakınmak için köşe bucak sakındığı bir reis, aslî vazifesini suistimal ediyor demektir.
    • Erkek, hanımının yanlışlarını, hatalarını, noksanlarını hoş görmelidir. Yemeğin tuzu eksik olmuş diye hanımını azarlayan erkek, "ham erkek"tir.
    • Erkek, karısının akrabalarına da tıpkı kendi akrabaları gibi değer vermeli, onların hatırını saymalı, onlarla samimi ve sıcak bir diyalog kurmalıdır.






+ Yorum Gönder