Konusunu Oylayın.: Hamd ile şükür arasındaki fark nelerdir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hamd ile şükür arasındaki fark nelerdir
  1. 29.Kasım.2010, 17:39
    1
    Misafir

    Hamd ile şükür arasındaki fark nelerdir

  2. 29.Kasım.2010, 18:06
    2
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    --->: Hamd ile şükür arasındaki fark nelerdir




    Hamd ile şükür arasında fark vardır; şöyle ki: Hamd, sadece Allahu Teala’ya mahsus olan bir fiildir.
    Hamd, nimetin Allahu Teala’dan geldiğini itiraf etmek, onunla Allah rızası için güzel amellerde bulunmak ve o nimete Allah’tan başkasını ortak koşmamaktır.
    Bu sebeple Allahu Teala şöyle buyurmuştur: “Hamd, alemlerin Rabbine mahsustur.”( Fatiha, 1/1 ) Yani bütün hamdler ancak Allah’a ait ve O’na layıktır. Çünkü O, alemlerin Rabbidir.
    Bir haberde şöyle zikredilmiştir: “Elhamdü lillah, Rahman’ın ridâsıdır. (Hamd sadece O’na aittir).”( Bkz: Acluni, Keşfu’l-Hafa, No. 1182; Aliyyü’l-Kâri, el-Esraru’l-Merfua, No. 179, Zebidi, ithaf, XI, 94. (Irakî, bu lafızlarla hadis olarak aslını bulamadığını belirtir. Ancak sahih hadislerde “elhümdü lillah” şeklinde zikir ve şükür yapmak övülmüş, teşvik edilmiştir.) )
    Şükür, nimetin sahibine açıkça övgüde bulunmak; bu nimetin bize ulaşmasına vesile olanlara ise gizlice dua etmektir. Şükür, hem Allah’a hem de kullara karşı yapılan müşterek bir ameldir. Şükre anne baba da dahildir. Şükür yani teşekkür, insanlardan onu hak edenlere de yapılır.
    Yusuf b. Esbat’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Süfyan-ı Sevrî (rah) bana: “Ancak şükrün değerini ve yerini bilen kimseye teşekkür et!” dedi. Ben: “Bu nasıl olur?” diye sordum; şu cevabı verdi:
    “Ben sana bir iyilik yaptığımda, onu senden daha fazla gizler ve senden daha fazla utanırsam, o zaman bana teşekkür et, yoksa etme.”
    İbrahim b. Ethem (rah), arkadaşlarından birinden Allah için iki dirhem para istedi. Onun da yanında bir şey yoktu. Bunun üzerine mecliste bulunan bir genç kesesini çıkardı. İçinde iki yüz dirhem bulunan keseyi İbrahim’e verdi. İbrahim, keseyi kabul etmedi ve şöyle dedi:
    “Bize bir şeyler veren herkesin verdiğini kabul mü edeceğiz? Biz ancak, bize verdiği mala karşılık Allah’ın kendisine ondan daha büyük bir nimet verdiğine inandığımız (ihlaslı) kimselerin verdiklerini kabul ederiz.”
    Hasan-ı Basri’den (rah) nakledilen uzun bir kıssada şu hâdise anlatılmıştır: Adamın biri ona toplu bir para vermek istedi; el-Basrî, adamın teklifini reddetti. Adam gittikten sonra, o mecliste bulunan Hâşim el-Evkas, Hasan-ı Basrî’ye: “Ey Ebu Said! Bu yaptığına hayret ettim. Adamın ikramını geri çevirdin; o da hüzünlü bir şekilde ayrılıp gitti. Oysa sen, Malik b. Dinar’dan ve Muhammed b. Vâsi’den devamlı alıyorsun.” dedi. Bunu duyan Hasan (rah) ona şu karşılığı verdi: “Yazık sana! Malik ve İbnu Vâsi, bize bir şey verince, bize değil, Allahu Teala’ya bakarlar/bunu sırf O’nun rızası için yaparlar. Bu durumda bize düşen, onların verdiğini almaktır. O zavallı adam ise, verdiğinde bize bakıp bizden bir karşılık beklemektedir. Onun verdiğini işte bu sebeple geri çevirdik.”
    Sen bu anlayışı elde ettiğinde, sana gelecek bir şeye engel olan hiç kimseyi ayıplamaz ve hiç kimseye de kızmazsın. Çünkü o şeyin sana gelmesini ilk engelleyen Allahu Teala’dır. O’nun engellemesinde de bir hikmet mevcuttur. Verdiği nimette nasıl bir hikmet gizliyse, engellediğinde de hikmetler mevcuttur.
    Fakat bizler bir insanı Yüce Mevla kötülediği zaman kötüleyebiliriz. Allah bir kimsenin kusurunu ortaya koyduğu zaman biz de koyabiliriz. Allah bir kimseye kızdığı zaman biz de kızabiliriz. Böyle olursa yapılan iş Yüce Mevla’nın muradına ve rızasına uygun olur.
    Allahu Teala verme işinde kulun bir etki ve yetkisinin bulunduğunu bildirmekte ve bunun için hayır yolda harcama yapanları övmektedir. Bu onun sonsuz kereminden olmaktadır. Aynı şekilde cimrilik yapıp malı elde tutmada ve kötü işleri yapmada da kulun iradesinin bulunduğunu bildirmekte, onun için malı elinde tutan ve isyana dalanları kötülemektedir. Bu, ilahi kudretin ortaya koyduğu bir hikmet icabı olmaktadır. Bunun bir hikmeti de, ilahi hükümlerin ortaya çıkması, helal ve haramın belli olması, herkese yaptığı iyilik veya kötülüğün karşılığının verilmesidir. Allahu Teala, kullarına emrini açıklamış, kader sırrını ise kendi katında gizli tutmuştur. Bu durumda mümin, emredildiği şeyleri yapar, Allahu Teala’nın kendi katında saklı tuttuğu şeylerde Ona teslim olur.


  3. 29.Kasım.2010, 18:06
    2
    Feseyekfikehumullah



    Hamd ile şükür arasında fark vardır; şöyle ki: Hamd, sadece Allahu Teala’ya mahsus olan bir fiildir.
    Hamd, nimetin Allahu Teala’dan geldiğini itiraf etmek, onunla Allah rızası için güzel amellerde bulunmak ve o nimete Allah’tan başkasını ortak koşmamaktır.
    Bu sebeple Allahu Teala şöyle buyurmuştur: “Hamd, alemlerin Rabbine mahsustur.”( Fatiha, 1/1 ) Yani bütün hamdler ancak Allah’a ait ve O’na layıktır. Çünkü O, alemlerin Rabbidir.
    Bir haberde şöyle zikredilmiştir: “Elhamdü lillah, Rahman’ın ridâsıdır. (Hamd sadece O’na aittir).”( Bkz: Acluni, Keşfu’l-Hafa, No. 1182; Aliyyü’l-Kâri, el-Esraru’l-Merfua, No. 179, Zebidi, ithaf, XI, 94. (Irakî, bu lafızlarla hadis olarak aslını bulamadığını belirtir. Ancak sahih hadislerde “elhümdü lillah” şeklinde zikir ve şükür yapmak övülmüş, teşvik edilmiştir.) )
    Şükür, nimetin sahibine açıkça övgüde bulunmak; bu nimetin bize ulaşmasına vesile olanlara ise gizlice dua etmektir. Şükür, hem Allah’a hem de kullara karşı yapılan müşterek bir ameldir. Şükre anne baba da dahildir. Şükür yani teşekkür, insanlardan onu hak edenlere de yapılır.
    Yusuf b. Esbat’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Süfyan-ı Sevrî (rah) bana: “Ancak şükrün değerini ve yerini bilen kimseye teşekkür et!” dedi. Ben: “Bu nasıl olur?” diye sordum; şu cevabı verdi:
    “Ben sana bir iyilik yaptığımda, onu senden daha fazla gizler ve senden daha fazla utanırsam, o zaman bana teşekkür et, yoksa etme.”
    İbrahim b. Ethem (rah), arkadaşlarından birinden Allah için iki dirhem para istedi. Onun da yanında bir şey yoktu. Bunun üzerine mecliste bulunan bir genç kesesini çıkardı. İçinde iki yüz dirhem bulunan keseyi İbrahim’e verdi. İbrahim, keseyi kabul etmedi ve şöyle dedi:
    “Bize bir şeyler veren herkesin verdiğini kabul mü edeceğiz? Biz ancak, bize verdiği mala karşılık Allah’ın kendisine ondan daha büyük bir nimet verdiğine inandığımız (ihlaslı) kimselerin verdiklerini kabul ederiz.”
    Hasan-ı Basri’den (rah) nakledilen uzun bir kıssada şu hâdise anlatılmıştır: Adamın biri ona toplu bir para vermek istedi; el-Basrî, adamın teklifini reddetti. Adam gittikten sonra, o mecliste bulunan Hâşim el-Evkas, Hasan-ı Basrî’ye: “Ey Ebu Said! Bu yaptığına hayret ettim. Adamın ikramını geri çevirdin; o da hüzünlü bir şekilde ayrılıp gitti. Oysa sen, Malik b. Dinar’dan ve Muhammed b. Vâsi’den devamlı alıyorsun.” dedi. Bunu duyan Hasan (rah) ona şu karşılığı verdi: “Yazık sana! Malik ve İbnu Vâsi, bize bir şey verince, bize değil, Allahu Teala’ya bakarlar/bunu sırf O’nun rızası için yaparlar. Bu durumda bize düşen, onların verdiğini almaktır. O zavallı adam ise, verdiğinde bize bakıp bizden bir karşılık beklemektedir. Onun verdiğini işte bu sebeple geri çevirdik.”
    Sen bu anlayışı elde ettiğinde, sana gelecek bir şeye engel olan hiç kimseyi ayıplamaz ve hiç kimseye de kızmazsın. Çünkü o şeyin sana gelmesini ilk engelleyen Allahu Teala’dır. O’nun engellemesinde de bir hikmet mevcuttur. Verdiği nimette nasıl bir hikmet gizliyse, engellediğinde de hikmetler mevcuttur.
    Fakat bizler bir insanı Yüce Mevla kötülediği zaman kötüleyebiliriz. Allah bir kimsenin kusurunu ortaya koyduğu zaman biz de koyabiliriz. Allah bir kimseye kızdığı zaman biz de kızabiliriz. Böyle olursa yapılan iş Yüce Mevla’nın muradına ve rızasına uygun olur.
    Allahu Teala verme işinde kulun bir etki ve yetkisinin bulunduğunu bildirmekte ve bunun için hayır yolda harcama yapanları övmektedir. Bu onun sonsuz kereminden olmaktadır. Aynı şekilde cimrilik yapıp malı elde tutmada ve kötü işleri yapmada da kulun iradesinin bulunduğunu bildirmekte, onun için malı elinde tutan ve isyana dalanları kötülemektedir. Bu, ilahi kudretin ortaya koyduğu bir hikmet icabı olmaktadır. Bunun bir hikmeti de, ilahi hükümlerin ortaya çıkması, helal ve haramın belli olması, herkese yaptığı iyilik veya kötülüğün karşılığının verilmesidir. Allahu Teala, kullarına emrini açıklamış, kader sırrını ise kendi katında gizli tutmuştur. Bu durumda mümin, emredildiği şeyleri yapar, Allahu Teala’nın kendi katında saklı tuttuğu şeylerde Ona teslim olur.


  4. 29.Kasım.2010, 19:01
    3
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Hamd ile şükür arasındaki fark nelerdir

    Allah c.c. razı olsun kardeşim merak ettiğim bir konuyudu bugün camide hocanın sohbet konusu şükürdü emeğinize sağlık


  5. 29.Kasım.2010, 19:01
    3
    ~~Medinenin Gülü ~~
    Allah c.c. razı olsun kardeşim merak ettiğim bir konuyudu bugün camide hocanın sohbet konusu şükürdü emeğinize sağlık


  6. 29.Kasım.2010, 20:05
    4
    Mustafa Hamûş
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ekim.2010
    Üye No: 80060
    Mesaj Sayısı: 57
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Hamd ile şükür arasındaki fark nelerdir

    Allah c.c. razı olsun
    "Soru da bilgiden doğar, cevap da"


  7. 29.Kasım.2010, 20:05
    4
    Devamlı Üye
    Allah c.c. razı olsun
    "Soru da bilgiden doğar, cevap da"


  8. 27.Ocak.2011, 13:56
    5
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    Cevap: Hamd ile şükür arasındaki fark nelerdir

    Alıntı
    Yusuf b. Esbat’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Süfyan-ı Sevrî (rah) bana: “Ancak şükrün değerini ve yerini bilen kimseye teşekkür et!” dedi. Ben: “Bu nasıl olur?” diye sordum; şu cevabı verdi:
    “Ben sana bir iyilik yaptığımda, onu senden daha fazla gizler ve senden daha fazla utanırsam, o zaman bana teşekkür et, yoksa etme.”
    paylasım ıcın ALLAH c.c. razı olsun..


  9. 27.Ocak.2011, 13:56
    5
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Yusuf b. Esbat’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Süfyan-ı Sevrî (rah) bana: “Ancak şükrün değerini ve yerini bilen kimseye teşekkür et!” dedi. Ben: “Bu nasıl olur?” diye sordum; şu cevabı verdi:
    “Ben sana bir iyilik yaptığımda, onu senden daha fazla gizler ve senden daha fazla utanırsam, o zaman bana teşekkür et, yoksa etme.”
    paylasım ıcın ALLAH c.c. razı olsun..


  10. 30.Ekim.2012, 00:23
    6
    Candle
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Mayıs.2007
    Üye No: 866
    Mesaj Sayısı: 864
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Hamd ile şükür arasındaki fark nelerdir

    Her hamd şükür dur
    Her şükür hamd değildir


  11. 30.Ekim.2012, 00:23
    6
    Devamlı Üye
    Her hamd şükür dur
    Her şükür hamd değildir


  12. 07.Şubat.2014, 21:24
    7
    Misafir

    Cevap: Hamd ile şükür arasındaki fark nelerdir

    Hamd ve şükür arasındaki fark nedir?
    Hamd ile şükrün manası birdir ama hamd Allaha özeldir şükür ise insanlarada kullanılabilir


  13. 07.Şubat.2014, 21:24
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Hamd ve şükür arasındaki fark nedir?
    Hamd ile şükrün manası birdir ama hamd Allaha özeldir şükür ise insanlarada kullanılabilir





+ Yorum Gönder