Konusunu Oylayın.: Neden ilim ögrenmeliyiz? ilim öğrenmemizin sebepleri nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Neden ilim ögrenmeliyiz? ilim öğrenmemizin sebepleri nedir?
  1. 29.Kasım.2010, 11:19
    1
    Misafir

    Neden ilim ögrenmeliyiz? ilim öğrenmemizin sebepleri nedir?

  2. 02.Temmuz.2013, 23:18
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: neden ilim ögrenmeliyiz? ilim öğrenmemizin sebepleri nedir?




    Neden ilim ögrenmeliyiz? ilim öğrenmemizin sebepleri nedir?


    İlmî Hâl l Neden İlim Öğrenmeliyiz
    *



    Bu gün insanların içinde boğuldukları, yanlış bilgiyi doğru bilgiden ayıramamalarının en büyük sebebi din ilmindeki cahillikleridir. Cehaletten kurtulmak da ilmi gerçek kaynağından ve gerçek âlimlerden birebir öğrenmekle olur. İlmi öğrenmek ve dinde fakîh olmak, kulu Allâh’ın rızasına yaklaştıran en değerli amellerden birisidir. Zamanı ilimle doldurmak (geçirmek) en güzel hasletlerdendir. Kişinin hakkı batıldan, iyiyi kötüden ayırt edebilmesinin tek yolu dinen kabul görmüş olan gerçekleri öğrenmesiyle olur. Kişi İslam’ın gerçek doğrularını kaynağından öğrenmediği zaman “biz atalarımızdan böyle gördük” sözüyle veya “falan hoca böyle söyledi” gibi sözleri söyleyerek cahiller kervanına katılması kaçınılmaz olur.

    Allâh-u Teâl⠔Ez-Zümar” Sûresinin 9. âyetinde şöyle buyuruyor:

    ﴿ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لا يَعْلَمُونَ ﴾

    Anlamı:”Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Yani bir olmazlar.

    İmam Buhârı’nın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz mealen şöyle buyuruyor:
    ”Ey Allah’ın kulları öğrenin; ilim âlimden öğrenmekle fıkıh ise fakih birisinden öğrenmekle olur. Allâh, kimin hakkında hayır isterse onu dinde fakîh (âlim) yapar.”

    Bütün insanların; hâkimlerin, babaların, annelerin, tüccarların ve herkesin din ilmine ihtiyacı vardır. Hangi tabakadan olursa olsun, insanlar, din ilminden müstağni olamazlar. Din ilmi sadece din adamlarının öğrenmesi gereken bir şey değildir. Din ilmi, faziletli olan eski asırlarda, yani sahabelerin, Tabiilerin, Etba-i Tabiilerin ve ondan sonraki asırlarda çok daha yaygın idi. Bundan dolayı Müslümanların hali şu an ulaştığımız asırlara nazaran çok daha iyi idi.

    Nefsini ve Ehlini Cehennemden Kurtulmaya Davet

    Ey Müslüman Kardeşim!
    Kul ilimle amel etmiyorsa takî ve salih kul olamaz. Allâh-u Teâl⠓Et-Tehrim” Sûresinin 6. âyetinde şöyle buyuruyor:

    ﴿ يَا أَيُّهَا الذِينَ ءَامَنوُا قوُا أَنْفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَ الْحِجَارَة ُعَلَيْهَا مَلائِكَةٌ غِلاظ ٌشِدَاد ٌلا يَعْصُونَ الله َمَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ ﴾

    Allâh-u Teâlâ bu âyette, müminlerin kendilerini ve ehlini, yakıtı insanlar ve taşlar olan ve üstünde Allâh’a isyan etmeyen ve emrolundukları şeyleri yerine getiren güçlü Melekler bulunan Cehennemden korumalarını emrediyor.

    İmam Ali bu ayetinin tefsirinde şöyle buyuruyor: ”Cehennemden kurtulmak, din ilmi öğrenmekle olur.” Yani Allâh’ın bize yapmamızı farz kıldığı şeyleri ve kaçınmamızı farz kıldığı şeyleri öğrenmekle olur. Kısacası bu da helâlı ve haramı öğrenmekle olur.


    Şerri Bilmeyen Şerre Düşer

    İmam Tirmizi’nin sahih bir isnatla rivâyet ettiğine göre, Ebu Umemetel Behili dedi ki:”İki adam vardı, bunlardan biri âbid diğeri ise âlimdi. Peygamber Efendimiz şöyle dedi:

    فَضْلُ الْعَالِم ِعَلىَ الْعَابِدِ كَفَضْلِي عَلىَ أَدْنَاكُمْ و إِنَّ اللهَ وَمَلائِكَتَهُ حَتىَّ الْحِيتَانَ فِي الْبَحْرِ لَيُصَلُّونَ عَلَى مُعَلِّمِ النَّاس ِالْخَيْر ِ
    Anlamı: ”Âlimin âbid üzerindeki üstünlüğü, benim sizin en düşüğünüzün üzerindeki üstünlüğüm gibidir. İnsanlara hayrı öğretene, Allâh-u Teâlâ rahmet eder, Melekler ve hatta denizdeki balinalar bile ona dua ederler.”

    Burda zikredilen üstünlük, hakiki olan âlim ve hakiki olan âbid arasındadır.

    Allâh-u Teâlâ ilmiyle amel eden âlimlerin derecelerini yükseltmiştir. Çünkü Allâh-u Teâlâ ilimle birçok fesadı ıslah eder ve mahlûkatlardan birçoğunu da helakten korur. Kul ilimle amellerin mertebesini bilir; haram, mekruh, mustahap ve günahların hangisinin büyük hangisinin küçük olduğunu bilir.

    Ey Müslüman Kardeşim!
    Allâh’a itaat etmek istiyorsan, Allâh-u Teâlâ’nın yukarıda zikretmiş olduğumuz Et-Tehrim suresinin 6. âyetindeki emrini yerine getir.

    Peygamber Efendimize karşı tam bir sevgiye sahip olmak istiyorsan aşağıdaki hadis-i şerifi yerine getir. İmam Bayhaki’nin rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:

    طَلَبُ الْعِلْمِ فَرِيضَةٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِم

    Anlamı: ”İlim talep etmek (öğrenmek) her Müslümana farzdır.”

    Yani Allâh-u Teâlâ din ilminde zaruri olan ilmi öğrenmeyi, erkek olsun kadın olsun her Müslüman, balığ ve akıllıya farz kılmıştır. Bizlerde ilmi öğrenip öğrendiklerini kendi nefsinde tatbik edenlerden oluruz inşeallâh.

    Ey Müslüman Kardeşim!

    Hicri 6. asrın ehlinden olan fakîh ve muhaddis Ebu Amru İbnu As-Salah Eş-Şehrezuri Ed-Dimaşkiyi’nin kabrini takriben 25 sene önce yeni bir yol açmak için kazmışlar. Onun vücudu halen sapasapasağlam olup, ne cesedi ne de kefeni çürümüştü. Onu alıp başka kebire alıp defnetmişler.
    Bu mertebeye ilmiyle, ilim etmesiyle amel ile ve evliya olmasının sebebi ile ulaşmıştır. Bilindiği gibi Peygamberlerin ve şehitlerin cesetleri çürümezler. Aynı şekilde niyetlerini Allâh’a has kılan, dine mültezim ve taatine kalkan bazı evliyalara da hasıl olur, yani cesetleri çürümez

    Ey Müslüman Kardeşim!
    Bil ki tevhid ilminin diğer ilimler üzerinde büyük şerefi ve fazileti vardır. Çünkü tevhid ilmi, dinin aslı ile alakalıdır. O da Allâh’ı ve Resulünü tanımaktır.

    Allâh-u Teâl⠓Muhammed” Sûresinin 19. âyetinde şöyle buyuruyor:

    ﴿ فَاعْلَمْ أَنَّهُ لا إِلَهَ إِلا الله ُ﴾


    Anlamı: “Allâh’tan başka bir ilah yoktur.”

    Yine Allâh-u Teâl⠓El-Hadîd” Sûresinin 28. âyetinde şöyle buyuruyor

    ﴿ يَا أَيُّهَا الذِينَ ءَامَنوُا اتَّقوُا الله َ وَ ءَامِنُوا بِرَسُولِهِ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِنْ رَحْمَتِهِ وَيَجْعَلْ لَكُمْ نوُراً تَمْشُونَ بِهِ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ﴾

    Allâh-u Teâlâ bu âyette, Ondan korkmamızı ve Peygamber Efendimize inanmamızı emrediyor ki, O’nun rahmetinden bize iki kat versin, bize ışığında yürüyeceğimiz bir nûr lütfetsin ve bizi bağışlasın diye emrediyor.
    İmam Ebu Hanife “El-Fıkhul Ebsat” adlı kitabında şöyle buyuruyor: ”Tevhidin aslı ve ona bağlı bütün inançlar, büyük fıkıhtır.”

    İmam Ebul Hasan El-Eşari şöyle buyuruyor: ”Kulun üzerine farz olan ilk şey, Allâh’ı ve Resulünü tanıyıp dinini öğrenmesidir.”

    İlmin şerefi bahsedilen şeyin şerefine bağlıdır. Tevhid ilmi; Allâh’a ve Resulüne yakışan sıfatları bildirip, Onlara yakışmayan sıfatlardan da tenzih eder. Bu yüzden tevhid ilmi, ahkâm (fıkıh) ilminden daha efdaldır.

    İmam Şafii şöyle buyuruyor: ”Tevhid ilmini fıkıh ilminden önce öğrendik.”


    Ey Müslüman Kardeşim!

    Kendini ve aileni Cehennemden koru. Çünkü Allâh’ın yarattığı en şiddetli ateş Ahiretin ateşidir. Yani Cehennemdir. Dünyada ve ahirette sana her türlü hayır, bereket ve fayda veren ilim sohbetlerine koş, onlara, o meclislere katıl. Bu meclislerdeki zaruri konuları, akidenin usullerini veya fıkhın ahkâmlarını sana azık olsun diye öğren.


  3. 02.Temmuz.2013, 23:18
    2
    Devamlı Üye



    Neden ilim ögrenmeliyiz? ilim öğrenmemizin sebepleri nedir?


    İlmî Hâl l Neden İlim Öğrenmeliyiz
    *



    Bu gün insanların içinde boğuldukları, yanlış bilgiyi doğru bilgiden ayıramamalarının en büyük sebebi din ilmindeki cahillikleridir. Cehaletten kurtulmak da ilmi gerçek kaynağından ve gerçek âlimlerden birebir öğrenmekle olur. İlmi öğrenmek ve dinde fakîh olmak, kulu Allâh’ın rızasına yaklaştıran en değerli amellerden birisidir. Zamanı ilimle doldurmak (geçirmek) en güzel hasletlerdendir. Kişinin hakkı batıldan, iyiyi kötüden ayırt edebilmesinin tek yolu dinen kabul görmüş olan gerçekleri öğrenmesiyle olur. Kişi İslam’ın gerçek doğrularını kaynağından öğrenmediği zaman “biz atalarımızdan böyle gördük” sözüyle veya “falan hoca böyle söyledi” gibi sözleri söyleyerek cahiller kervanına katılması kaçınılmaz olur.

    Allâh-u Teâl⠔Ez-Zümar” Sûresinin 9. âyetinde şöyle buyuruyor:

    ﴿ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لا يَعْلَمُونَ ﴾

    Anlamı:”Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Yani bir olmazlar.

    İmam Buhârı’nın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz mealen şöyle buyuruyor:
    ”Ey Allah’ın kulları öğrenin; ilim âlimden öğrenmekle fıkıh ise fakih birisinden öğrenmekle olur. Allâh, kimin hakkında hayır isterse onu dinde fakîh (âlim) yapar.”

    Bütün insanların; hâkimlerin, babaların, annelerin, tüccarların ve herkesin din ilmine ihtiyacı vardır. Hangi tabakadan olursa olsun, insanlar, din ilminden müstağni olamazlar. Din ilmi sadece din adamlarının öğrenmesi gereken bir şey değildir. Din ilmi, faziletli olan eski asırlarda, yani sahabelerin, Tabiilerin, Etba-i Tabiilerin ve ondan sonraki asırlarda çok daha yaygın idi. Bundan dolayı Müslümanların hali şu an ulaştığımız asırlara nazaran çok daha iyi idi.

    Nefsini ve Ehlini Cehennemden Kurtulmaya Davet

    Ey Müslüman Kardeşim!
    Kul ilimle amel etmiyorsa takî ve salih kul olamaz. Allâh-u Teâl⠓Et-Tehrim” Sûresinin 6. âyetinde şöyle buyuruyor:

    ﴿ يَا أَيُّهَا الذِينَ ءَامَنوُا قوُا أَنْفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَ الْحِجَارَة ُعَلَيْهَا مَلائِكَةٌ غِلاظ ٌشِدَاد ٌلا يَعْصُونَ الله َمَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ ﴾

    Allâh-u Teâlâ bu âyette, müminlerin kendilerini ve ehlini, yakıtı insanlar ve taşlar olan ve üstünde Allâh’a isyan etmeyen ve emrolundukları şeyleri yerine getiren güçlü Melekler bulunan Cehennemden korumalarını emrediyor.

    İmam Ali bu ayetinin tefsirinde şöyle buyuruyor: ”Cehennemden kurtulmak, din ilmi öğrenmekle olur.” Yani Allâh’ın bize yapmamızı farz kıldığı şeyleri ve kaçınmamızı farz kıldığı şeyleri öğrenmekle olur. Kısacası bu da helâlı ve haramı öğrenmekle olur.


    Şerri Bilmeyen Şerre Düşer

    İmam Tirmizi’nin sahih bir isnatla rivâyet ettiğine göre, Ebu Umemetel Behili dedi ki:”İki adam vardı, bunlardan biri âbid diğeri ise âlimdi. Peygamber Efendimiz şöyle dedi:

    فَضْلُ الْعَالِم ِعَلىَ الْعَابِدِ كَفَضْلِي عَلىَ أَدْنَاكُمْ و إِنَّ اللهَ وَمَلائِكَتَهُ حَتىَّ الْحِيتَانَ فِي الْبَحْرِ لَيُصَلُّونَ عَلَى مُعَلِّمِ النَّاس ِالْخَيْر ِ
    Anlamı: ”Âlimin âbid üzerindeki üstünlüğü, benim sizin en düşüğünüzün üzerindeki üstünlüğüm gibidir. İnsanlara hayrı öğretene, Allâh-u Teâlâ rahmet eder, Melekler ve hatta denizdeki balinalar bile ona dua ederler.”

    Burda zikredilen üstünlük, hakiki olan âlim ve hakiki olan âbid arasındadır.

    Allâh-u Teâlâ ilmiyle amel eden âlimlerin derecelerini yükseltmiştir. Çünkü Allâh-u Teâlâ ilimle birçok fesadı ıslah eder ve mahlûkatlardan birçoğunu da helakten korur. Kul ilimle amellerin mertebesini bilir; haram, mekruh, mustahap ve günahların hangisinin büyük hangisinin küçük olduğunu bilir.

    Ey Müslüman Kardeşim!
    Allâh’a itaat etmek istiyorsan, Allâh-u Teâlâ’nın yukarıda zikretmiş olduğumuz Et-Tehrim suresinin 6. âyetindeki emrini yerine getir.

    Peygamber Efendimize karşı tam bir sevgiye sahip olmak istiyorsan aşağıdaki hadis-i şerifi yerine getir. İmam Bayhaki’nin rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:

    طَلَبُ الْعِلْمِ فَرِيضَةٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِم

    Anlamı: ”İlim talep etmek (öğrenmek) her Müslümana farzdır.”

    Yani Allâh-u Teâlâ din ilminde zaruri olan ilmi öğrenmeyi, erkek olsun kadın olsun her Müslüman, balığ ve akıllıya farz kılmıştır. Bizlerde ilmi öğrenip öğrendiklerini kendi nefsinde tatbik edenlerden oluruz inşeallâh.

    Ey Müslüman Kardeşim!

    Hicri 6. asrın ehlinden olan fakîh ve muhaddis Ebu Amru İbnu As-Salah Eş-Şehrezuri Ed-Dimaşkiyi’nin kabrini takriben 25 sene önce yeni bir yol açmak için kazmışlar. Onun vücudu halen sapasapasağlam olup, ne cesedi ne de kefeni çürümüştü. Onu alıp başka kebire alıp defnetmişler.
    Bu mertebeye ilmiyle, ilim etmesiyle amel ile ve evliya olmasının sebebi ile ulaşmıştır. Bilindiği gibi Peygamberlerin ve şehitlerin cesetleri çürümezler. Aynı şekilde niyetlerini Allâh’a has kılan, dine mültezim ve taatine kalkan bazı evliyalara da hasıl olur, yani cesetleri çürümez

    Ey Müslüman Kardeşim!
    Bil ki tevhid ilminin diğer ilimler üzerinde büyük şerefi ve fazileti vardır. Çünkü tevhid ilmi, dinin aslı ile alakalıdır. O da Allâh’ı ve Resulünü tanımaktır.

    Allâh-u Teâl⠓Muhammed” Sûresinin 19. âyetinde şöyle buyuruyor:

    ﴿ فَاعْلَمْ أَنَّهُ لا إِلَهَ إِلا الله ُ﴾


    Anlamı: “Allâh’tan başka bir ilah yoktur.”

    Yine Allâh-u Teâl⠓El-Hadîd” Sûresinin 28. âyetinde şöyle buyuruyor

    ﴿ يَا أَيُّهَا الذِينَ ءَامَنوُا اتَّقوُا الله َ وَ ءَامِنُوا بِرَسُولِهِ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِنْ رَحْمَتِهِ وَيَجْعَلْ لَكُمْ نوُراً تَمْشُونَ بِهِ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ﴾

    Allâh-u Teâlâ bu âyette, Ondan korkmamızı ve Peygamber Efendimize inanmamızı emrediyor ki, O’nun rahmetinden bize iki kat versin, bize ışığında yürüyeceğimiz bir nûr lütfetsin ve bizi bağışlasın diye emrediyor.
    İmam Ebu Hanife “El-Fıkhul Ebsat” adlı kitabında şöyle buyuruyor: ”Tevhidin aslı ve ona bağlı bütün inançlar, büyük fıkıhtır.”

    İmam Ebul Hasan El-Eşari şöyle buyuruyor: ”Kulun üzerine farz olan ilk şey, Allâh’ı ve Resulünü tanıyıp dinini öğrenmesidir.”

    İlmin şerefi bahsedilen şeyin şerefine bağlıdır. Tevhid ilmi; Allâh’a ve Resulüne yakışan sıfatları bildirip, Onlara yakışmayan sıfatlardan da tenzih eder. Bu yüzden tevhid ilmi, ahkâm (fıkıh) ilminden daha efdaldır.

    İmam Şafii şöyle buyuruyor: ”Tevhid ilmini fıkıh ilminden önce öğrendik.”


    Ey Müslüman Kardeşim!

    Kendini ve aileni Cehennemden koru. Çünkü Allâh’ın yarattığı en şiddetli ateş Ahiretin ateşidir. Yani Cehennemdir. Dünyada ve ahirette sana her türlü hayır, bereket ve fayda veren ilim sohbetlerine koş, onlara, o meclislere katıl. Bu meclislerdeki zaruri konuları, akidenin usullerini veya fıkhın ahkâmlarını sana azık olsun diye öğren.





+ Yorum Gönder