Konusunu Oylayın.: Sağlığımızı korumamız için yapmamız gerekenler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
Sağlığımızı korumamız için yapmamız gerekenler
  1. 26.Kasım.2010, 02:32
    1
    Misafir

    Sağlığımızı korumamız için yapmamız gerekenler






    Sağlığımızı korumamız için yapmamız gerekenler Mumsema sağlığımızı korumamız için yapmamız gerekenler


  2. 26.Kasım.2010, 02:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 26.Kasım.2010, 08:40
    2
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: sağlığımızı korumamız için yapmamız gerekenler




    Muhterem Müslümanlar!
    Hz. Peygamber "Hastalık gelmeden, sağlığın kıymetini biliniz."[1] buyuruyor. Bu hadisi şerifde önemli bir uyarma bulunmaktadır. Çünkü hastalık gelmeden, sıhhatin değerini bilmek, gelecek hastalıklara karşı korunma tedbirleri almayı gerektirir. Doktorun yetişmesi de onu eğitecek kurumların varlığı ile olur.

    Dinimiz sağlığı korumanın üzerinde önemle durur. Sağlığın korunması, İslamiyetin muhafazasını istediği beş gayeden biridir. Hastalıktan sakınmak, sağlıklı yaşamaya gayret etmek, dini bir vazifedir. Çünkü her şey sağlıklı olmaya bağlıdır. Bundan dolayı bir hadisi şerifde "Kuvvetli mü'min zayıf mü'minden hayırlıdır."[2] buyurularak müslümanın bedenen ve ruhen sağlıklı bulunmasına işaret edilmiştir. Umumî sağlığı, temin için de tıp ilmine ve tabib yetiştirilmesine yönelten, tedaviye teşvik eden, hastalık gelince ne yapalım deyip oturmanın doğru olmadığını gösteren hadis-i şeriflerden birinde "ölümden başka hiçbir hastalık yoktur ki, tedavisi kabil olmasın. El verir ki ilacı elde edilsin"[3] buyuruluyor. Anlaşılıyor ki tedavisiz hastalık yoktur. Ancak arayıp tedavi yollarını bulmak gerek. Hastalıklara çare aramayı, tedavi yollarına başvurmayı, ilaç almayı öğütleyen, şu hadis-i şerif ne kadar güzel ve isabetlidir. "Cenab-ı Hakk, şifasını yaratmadığı hiçbir hastalık indirmemiştir. Ey Allah'ın kulları, dertlerinize deva arayınız"[4]

    Günümüzde hastalık gelmeden tedbir almanın, doktorlara başvurarak deva aramanın çeşitli yolları vardır. Bunların başta geleni, koruyucu aşıları yaptırmaktır. Sağlığın korunmasında, koruyucu aşıların çocukluktan itibaren uygulanmasının önemi büyüktür. Çocuk doğar doğmaz hemen sağlık ocakları, aşı merkezleri ile ilgi kurup, onların aşılarına başlamak lazımdır. Okul çağına kadar bu iş anne ve babalara düşmektedir.

    Aşı kampanyaları başladığında, aşılanmak dinen hepimize düşen vazifeler arasındadır. Çünkü aşılanmayı ihmal ederek, Allah korusun, hastalığa tutulanlar, hem kendilerini korumadıkları, hem de hastalığın yayılmasına sebep oldukları için sorumlu olurlar. Aşıları bulunmuş olan hastalıkların, aşı ile önlenmesi Peygamberimizin "Hastalık gelmeden sağlığın kıymetini biliniz" öğüdüne uymaktır. Ayrıca "Kendinizi elinizle tehlikeye atmayınız."[5] mealindeki ayet-i kerimede de buna işaret bulunmaktadır.

    Kişi kendi ve ailesinin sağlığını korumakla görevli olduğu gibi, toplumun ruh ve beden sağlığını koruyacak uzmanları yetiştirmekle de vazifeli tutulmuştur. İslâm alimlerinin büyüklerinden İmam Gazâlî, tıp tahsilinin farz-ı kifaye olduğunu belirtiyor. Yani bir cemiyette onları bedenen ve ruhen ayakta tutacak yeteri kadar tabib yetiştirmek o toplumun üzerine farz olur diyor. Bu da konunun önemini belirtmeye yeter bir delildir.

    Aziz Mü'minler!

    Sağlığı korumak ve ruhen dinç bulunmak, yalnız ilaç veya aşı işi değildir. Yemenin, içmenin, giyinmenin, uyku ve dinlenmenin, temizliğin ve yeter derecede bilgi sahibi olmanın da bu mevzuda ayrıca rolleri vardır.

    Bu hususlarda pek çok uyarıcı hadislerden biri de bizlere ayrı bir ışık tutmaktadır. Resül-i Ekrem buyururlar ki: "Bir yerde veba olduğunu işittiğiniz zaman, o yere girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde veba hastalığı olursa oradan da çıkmayınız"[6] Burada bulaşıcı hastalıkları için karantina uygulanmasının lüzumu açıkça belirtilmiştir.
    Unutmamak gerekir ki bedenin bütün uzuvlarının sağlığı gibi, ruh sağlığı da tıp ilminin dalları arasındadır. Böylece tıp, ilmin yarısı sayılmıştır. Bundan dolayıdır ki, dinimizde, tıp tahsili ve herkesin yeterli sağlık bilgisi edinmesi önemli bir yer tutmaktadır.

    Hastahaneler açmak, onları yaşatmak, hastalıkları önleyici tedbirler almak, yeni yeni ilaçları bulmaya çaba sarfetmek, dinimizin bizlerden istediği vazifelerdendir. Çünkü bütün bunlar sağlığı korumanın vasıta ve sebepleridir. İmam Şafii Hazretleri der ki: "Helal ve haramı bildiren ilimden sonra tıp ilminden daha faydalısını bilmiyorum."

    Muhterem Mü'minler!

    Sağlık, Allah'ın kullarına verdiği bir nimettir. Onun değeri bilinmelidir. Sağlığımızı hiçbir zaman boşa harcamamalıyız. Onu koruyup, ondan faydalanmalıyız. Çünkü Hz. Peygamber buyuruyor ki: "İki nimet vardır ki, insanlardan çoğu bunlar hakkında aldanmışlardır. O nimetler, sağlık ve boş vakittir."[7] Peygamberimizin öğütlerine uyarak her ikisini de değerlendirmek üzerimize düşen ödevlerdendir.
    [1] Fethu'l Kebir, 1/203
    [2] Müslim Ter.Şerhi A.Davudoğlu, 10/649, No:2664
    [3] Büyük İs.İlmihali Ö.N.Bilmen,464
    [4] Tirmizi, 4/383, No:2038
    [5] Bakara Suresi, 196
    [6] Tecridi Sarih Terc. 9/206
    [7] Fethu'l Kebir, 3/264

    Alıntı


  4. 26.Kasım.2010, 08:40
    2
    ~~Medinenin Gülü ~~



    Muhterem Müslümanlar!
    Hz. Peygamber "Hastalık gelmeden, sağlığın kıymetini biliniz."[1] buyuruyor. Bu hadisi şerifde önemli bir uyarma bulunmaktadır. Çünkü hastalık gelmeden, sıhhatin değerini bilmek, gelecek hastalıklara karşı korunma tedbirleri almayı gerektirir. Doktorun yetişmesi de onu eğitecek kurumların varlığı ile olur.

    Dinimiz sağlığı korumanın üzerinde önemle durur. Sağlığın korunması, İslamiyetin muhafazasını istediği beş gayeden biridir. Hastalıktan sakınmak, sağlıklı yaşamaya gayret etmek, dini bir vazifedir. Çünkü her şey sağlıklı olmaya bağlıdır. Bundan dolayı bir hadisi şerifde "Kuvvetli mü'min zayıf mü'minden hayırlıdır."[2] buyurularak müslümanın bedenen ve ruhen sağlıklı bulunmasına işaret edilmiştir. Umumî sağlığı, temin için de tıp ilmine ve tabib yetiştirilmesine yönelten, tedaviye teşvik eden, hastalık gelince ne yapalım deyip oturmanın doğru olmadığını gösteren hadis-i şeriflerden birinde "ölümden başka hiçbir hastalık yoktur ki, tedavisi kabil olmasın. El verir ki ilacı elde edilsin"[3] buyuruluyor. Anlaşılıyor ki tedavisiz hastalık yoktur. Ancak arayıp tedavi yollarını bulmak gerek. Hastalıklara çare aramayı, tedavi yollarına başvurmayı, ilaç almayı öğütleyen, şu hadis-i şerif ne kadar güzel ve isabetlidir. "Cenab-ı Hakk, şifasını yaratmadığı hiçbir hastalık indirmemiştir. Ey Allah'ın kulları, dertlerinize deva arayınız"[4]

    Günümüzde hastalık gelmeden tedbir almanın, doktorlara başvurarak deva aramanın çeşitli yolları vardır. Bunların başta geleni, koruyucu aşıları yaptırmaktır. Sağlığın korunmasında, koruyucu aşıların çocukluktan itibaren uygulanmasının önemi büyüktür. Çocuk doğar doğmaz hemen sağlık ocakları, aşı merkezleri ile ilgi kurup, onların aşılarına başlamak lazımdır. Okul çağına kadar bu iş anne ve babalara düşmektedir.

    Aşı kampanyaları başladığında, aşılanmak dinen hepimize düşen vazifeler arasındadır. Çünkü aşılanmayı ihmal ederek, Allah korusun, hastalığa tutulanlar, hem kendilerini korumadıkları, hem de hastalığın yayılmasına sebep oldukları için sorumlu olurlar. Aşıları bulunmuş olan hastalıkların, aşı ile önlenmesi Peygamberimizin "Hastalık gelmeden sağlığın kıymetini biliniz" öğüdüne uymaktır. Ayrıca "Kendinizi elinizle tehlikeye atmayınız."[5] mealindeki ayet-i kerimede de buna işaret bulunmaktadır.

    Kişi kendi ve ailesinin sağlığını korumakla görevli olduğu gibi, toplumun ruh ve beden sağlığını koruyacak uzmanları yetiştirmekle de vazifeli tutulmuştur. İslâm alimlerinin büyüklerinden İmam Gazâlî, tıp tahsilinin farz-ı kifaye olduğunu belirtiyor. Yani bir cemiyette onları bedenen ve ruhen ayakta tutacak yeteri kadar tabib yetiştirmek o toplumun üzerine farz olur diyor. Bu da konunun önemini belirtmeye yeter bir delildir.

    Aziz Mü'minler!

    Sağlığı korumak ve ruhen dinç bulunmak, yalnız ilaç veya aşı işi değildir. Yemenin, içmenin, giyinmenin, uyku ve dinlenmenin, temizliğin ve yeter derecede bilgi sahibi olmanın da bu mevzuda ayrıca rolleri vardır.

    Bu hususlarda pek çok uyarıcı hadislerden biri de bizlere ayrı bir ışık tutmaktadır. Resül-i Ekrem buyururlar ki: "Bir yerde veba olduğunu işittiğiniz zaman, o yere girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde veba hastalığı olursa oradan da çıkmayınız"[6] Burada bulaşıcı hastalıkları için karantina uygulanmasının lüzumu açıkça belirtilmiştir.
    Unutmamak gerekir ki bedenin bütün uzuvlarının sağlığı gibi, ruh sağlığı da tıp ilminin dalları arasındadır. Böylece tıp, ilmin yarısı sayılmıştır. Bundan dolayıdır ki, dinimizde, tıp tahsili ve herkesin yeterli sağlık bilgisi edinmesi önemli bir yer tutmaktadır.

    Hastahaneler açmak, onları yaşatmak, hastalıkları önleyici tedbirler almak, yeni yeni ilaçları bulmaya çaba sarfetmek, dinimizin bizlerden istediği vazifelerdendir. Çünkü bütün bunlar sağlığı korumanın vasıta ve sebepleridir. İmam Şafii Hazretleri der ki: "Helal ve haramı bildiren ilimden sonra tıp ilminden daha faydalısını bilmiyorum."

    Muhterem Mü'minler!

    Sağlık, Allah'ın kullarına verdiği bir nimettir. Onun değeri bilinmelidir. Sağlığımızı hiçbir zaman boşa harcamamalıyız. Onu koruyup, ondan faydalanmalıyız. Çünkü Hz. Peygamber buyuruyor ki: "İki nimet vardır ki, insanlardan çoğu bunlar hakkında aldanmışlardır. O nimetler, sağlık ve boş vakittir."[7] Peygamberimizin öğütlerine uyarak her ikisini de değerlendirmek üzerimize düşen ödevlerdendir.
    [1] Fethu'l Kebir, 1/203
    [2] Müslim Ter.Şerhi A.Davudoğlu, 10/649, No:2664
    [3] Büyük İs.İlmihali Ö.N.Bilmen,464
    [4] Tirmizi, 4/383, No:2038
    [5] Bakara Suresi, 196
    [6] Tecridi Sarih Terc. 9/206
    [7] Fethu'l Kebir, 3/264

    Alıntı


  5. 26.Kasım.2010, 08:40
    3
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: sağlığımızı korumamız için yapmamız gerekenler

    Yüce Allah’ın imandan sonra insanlara verdiği en büyük ve en değerli nimetlerden birisi de sağlıktır. Sağlık olmadan hayatta hiçbir şey olmaz. Çünkü sağlıksız hayatın ne tadı ve ne de bir anlamı vardır. Bu nedenledir ki, İslâm dinî, insan sağlığına çok önem vermiştir. Kur’an-ı Kerim'de ve Peygamberimizin sahih sünnetinde hayatın ve sağlığın Cenab-ı Hakk’ın en büyük emanet ve nimeti olduğu belirtilerek bunların korunması emredilmiştir. Sağlığımızı korumanın iki yönü vardır. Birincisi tedbir, ikincisi tedavidir.
    Bulaşıcı hastalıklardan kaçınmak, her türlü temizlik kurallarına azami şekilde dikkat etmek; her vesileyle ellerimizi sabunla yıkamak, dengeli beslenmek, gıdasız kalmamak, her türlü mikroplu içecek ve yiyeceklerden uzak durmak ve mutlaka bu hususta hekimin tavsiyelerine uymak tedbirdir.
    Her türlü tedbire ve korunmalara rağmen hastalık gelirse, şifa aramak ve bulmak için gereğini yapmak da tedavidir.
    Bu hususta Sevgili Peygamberimiz; “Ey Allah’ın kulları tedavi olunuz.! Zira Allah, ihtiyarlıktan başka dermansız bir hastalık vermemiştir.” (1)diye buyurmuşlardır.
    Yüce Allah ise Kur’anda “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız”(2) diye buyurmaktadır.
    Günümüzde bir hastalık var ki, bundan kurtulmanın tek çaresi hastalık başlar başlamaz hemen doktora giderek teşhis ve tedavisini yaptırmaktır. Evet, doğru tahmin ettiniz bu hastalık kanserdir. Her yıl binlerce insanımız bu hastalığa yakalanmakta ve büyük bir kısmı hayatını kaybetmektedir.
    Kanserle savaş haftası ilan edilen Nisan ayının ilk haftasında yetkililerce, kanserden değil, geç kalmaktan korkun uyarıları, her fırsatta hatırlatılmaktadır.

    Hayat mücadelesinde başarılı olmak istiyorsak sağlıklı olmak ve sağlıklı yaşamak mecburiyetindeyiz. Çünkü insanoğlu kıyamet gününde sağlık nimetine değer verip vermediğinden de sorulacaktır. Dünyada huzurlu ve mutlu olabilmek , başkalarına muhtaç olmadan yaşayabilmek, ahirette de hesabı kolay verebilmek için sağlığımıza son derece dikkat etmeliyiz.
    Sağlığı olumsuz yönde etkileyecek davranışlardan sakınmak ne denli önemli ise, hastalanınca da tedavi olmak en az o kadar önemlidir. Bu bakımdan Sevgili Peygamberimiz: “Allah (cc) verdiği derdin şifasını da verir.” (3) “…öyleyse tedavi olun.” (4) buyurarak hasta olan kişilerin tedavi olmalarının dini bir görev olduğunu hatırlatmışlardır.
    O halde geliniz, güzel dinimizin ilke ve prensiplerini Allah’a kulluk bilinciyle hayatımıza tatbik edelim. Sağlıklı toplumun sağlıklı bireylerden oluştuğunu asla göz ardı etmeyelim. Sağlıklı birey ve toplum için sağlık kurallarına ve bu konudaki uyarı ve önerilere kulak verelim. Unutmayalım ki, insanlara hayat verecek, onları maddeten ve manen sağlıklı ve diri tutacak, gönüllerini manevi ölümden kurtaracak iksir, Allah ve Resûlünün emir ve yasaklarına bağlılıktır.
    Hutbemi Kanuni Sultan Süleyman’ın şu veciz sözüyle bitiriyorum.
    “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”


    1)Ebu Davud: 4/3,7
    2)Bakara Suresi: 195
    3)Tecrid-i Sarih, XII,75,Hadis no:1920
    4)Ebu Davud,Tıp,11

    Alıntı



  6. 26.Kasım.2010, 08:40
    3
    ~~Medinenin Gülü ~~
    Yüce Allah’ın imandan sonra insanlara verdiği en büyük ve en değerli nimetlerden birisi de sağlıktır. Sağlık olmadan hayatta hiçbir şey olmaz. Çünkü sağlıksız hayatın ne tadı ve ne de bir anlamı vardır. Bu nedenledir ki, İslâm dinî, insan sağlığına çok önem vermiştir. Kur’an-ı Kerim'de ve Peygamberimizin sahih sünnetinde hayatın ve sağlığın Cenab-ı Hakk’ın en büyük emanet ve nimeti olduğu belirtilerek bunların korunması emredilmiştir. Sağlığımızı korumanın iki yönü vardır. Birincisi tedbir, ikincisi tedavidir.
    Bulaşıcı hastalıklardan kaçınmak, her türlü temizlik kurallarına azami şekilde dikkat etmek; her vesileyle ellerimizi sabunla yıkamak, dengeli beslenmek, gıdasız kalmamak, her türlü mikroplu içecek ve yiyeceklerden uzak durmak ve mutlaka bu hususta hekimin tavsiyelerine uymak tedbirdir.
    Her türlü tedbire ve korunmalara rağmen hastalık gelirse, şifa aramak ve bulmak için gereğini yapmak da tedavidir.
    Bu hususta Sevgili Peygamberimiz; “Ey Allah’ın kulları tedavi olunuz.! Zira Allah, ihtiyarlıktan başka dermansız bir hastalık vermemiştir.” (1)diye buyurmuşlardır.
    Yüce Allah ise Kur’anda “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız”(2) diye buyurmaktadır.
    Günümüzde bir hastalık var ki, bundan kurtulmanın tek çaresi hastalık başlar başlamaz hemen doktora giderek teşhis ve tedavisini yaptırmaktır. Evet, doğru tahmin ettiniz bu hastalık kanserdir. Her yıl binlerce insanımız bu hastalığa yakalanmakta ve büyük bir kısmı hayatını kaybetmektedir.
    Kanserle savaş haftası ilan edilen Nisan ayının ilk haftasında yetkililerce, kanserden değil, geç kalmaktan korkun uyarıları, her fırsatta hatırlatılmaktadır.

    Hayat mücadelesinde başarılı olmak istiyorsak sağlıklı olmak ve sağlıklı yaşamak mecburiyetindeyiz. Çünkü insanoğlu kıyamet gününde sağlık nimetine değer verip vermediğinden de sorulacaktır. Dünyada huzurlu ve mutlu olabilmek , başkalarına muhtaç olmadan yaşayabilmek, ahirette de hesabı kolay verebilmek için sağlığımıza son derece dikkat etmeliyiz.
    Sağlığı olumsuz yönde etkileyecek davranışlardan sakınmak ne denli önemli ise, hastalanınca da tedavi olmak en az o kadar önemlidir. Bu bakımdan Sevgili Peygamberimiz: “Allah (cc) verdiği derdin şifasını da verir.” (3) “…öyleyse tedavi olun.” (4) buyurarak hasta olan kişilerin tedavi olmalarının dini bir görev olduğunu hatırlatmışlardır.
    O halde geliniz, güzel dinimizin ilke ve prensiplerini Allah’a kulluk bilinciyle hayatımıza tatbik edelim. Sağlıklı toplumun sağlıklı bireylerden oluştuğunu asla göz ardı etmeyelim. Sağlıklı birey ve toplum için sağlık kurallarına ve bu konudaki uyarı ve önerilere kulak verelim. Unutmayalım ki, insanlara hayat verecek, onları maddeten ve manen sağlıklı ve diri tutacak, gönüllerini manevi ölümden kurtaracak iksir, Allah ve Resûlünün emir ve yasaklarına bağlılıktır.
    Hutbemi Kanuni Sultan Süleyman’ın şu veciz sözüyle bitiriyorum.
    “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”


    1)Ebu Davud: 4/3,7
    2)Bakara Suresi: 195
    3)Tecrid-i Sarih, XII,75,Hadis no:1920
    4)Ebu Davud,Tıp,11

    Alıntı






+ Yorum Gönder