Konusunu Oylayın.: İş yeri sahibi olup insanlara istihdam sağlayan kişi zekatını nasıl vermelidir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İş yeri sahibi olup insanlara istihdam sağlayan kişi zekatını nasıl vermelidir?
  1. 24.Kasım.2010, 11:42
    1
    Misafir

    İş yeri sahibi olup insanlara istihdam sağlayan kişi zekatını nasıl vermelidir?






    İş yeri sahibi olup insanlara istihdam sağlayan kişi zekatını nasıl vermelidir? Mumsema tekstil atölyem var. fasonculuk yapıyorum. 60 çalışan personelim var. bu durumda benim nasıl bi zekât vermem gerekiyor. bazı kişiler çalışanlara ekmek kapısı sunuyorum diye iş yerim için zekât vermen gerekmez diyor ama benim içim rahat değil. bilgisi olan bukonuyla ilgili bilgi verirse sevinirim...


  2. 24.Kasım.2010, 11:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    tekstil atölyem var. fasonculuk yapıyorum. 60 çalışan personelim var. bu durumda benim nasıl bi zekât vermem gerekiyor. bazı kişiler çalışanlara ekmek kapısı sunuyorum diye iş yerim için zekât vermen gerekmez diyor ama benim içim rahat değil. bilgisi olan bukonuyla ilgili bilgi verirse sevinirim...


    Benzer Konular

    - Şafii mezhebine göre 25 yıl oruç tutmayan kişi fidyeyi kime nasıl vermelidir. Ne kada

    - Bir sarraf zekâtını nasıl vermelidir?

    - Bir kişi zinaya düşme tehlikesi altında olup olmadığını nasıl anlar ?

    - Fitreyi verecek kişi Ramazan ayında ikame ettiği yerden başka bir yere giderse fitreyi nerede vermel

    - MUSKA yapılan kişi nasıl etkilenir dinimizde bunun yeri varmıdır?

  3. 24.Kasım.2010, 15:37
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: iş yeri sahibi olup insanlara istihdam sağlayan kişi zekatını nasıl vermelidir?




    İslam’da üretimde mülkiyet esastır. Çünkü Kur'an-ı Kerimde “İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” (Necm 53/ 39), buyrulmaktadır. Onun için herkes ürettiğine sahip olacak ve sahibi olduğu malı da mesela bir tüccar, ihtikâr yapmadan, piyasa fiyatı ile satacaktır. İnsan emeğine de sahiptir; Yalnız burada önemli olan bir nokta daha vardır. Üretimi gerçekleştirenler, ürettikleri mallara sahip olurken, tüketim ise o üretimin yapıldığı topluma aittir. Yani bu demektir ki, bir malda, o malın üretilmesinde çalışsın veya çalışmasın herkesin hakkı bulunmaktadır. Onun için İslam Toplumunda herkesin yaşama hakkı vardır. İşte Hz. Peygamber, zıt gibi görünen iki hadisinde bunu ifade buyurmuştur. Hz. Peygamber, bir taraftan devletin hukuki olarak, cebir ve zor ile alacağı hakkı ifade ederek "Gerçekten malda zekâttan başka hak yoktur." (Ibn Mace Zekât, 3) buyururken, diğer taraftan da bireyin kendiliğinden dini, ahlaki ve vicdani bir hak olarak vereceği bir sadakayı kasdederek de "Gerçekten malda zekâttan başka bir hak vardır." (Tirmizi, Zekât 27, No: 659; Darimi, Zekât, 13) buyurmuştur. Ahmed Naim, bu iki hadisin uyumunu şöyle sağlamıştır. Tirmizinin hak vardır rivayeti, sadakaya (yani Allah rızası için fakirlere yapılan karşılıksız yardım ve her türlü iyilik), İbn Macenin de hak yoktur rivayeti zekâta (yani İslam devletinin aldığı vergiye) hamledilir. (Ahmed Naim, Tecrid-i Sarih, I, 314).

    S-İ


  4. 24.Kasım.2010, 15:37
    2
    Silent and lonely rains



    İslam’da üretimde mülkiyet esastır. Çünkü Kur'an-ı Kerimde “İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” (Necm 53/ 39), buyrulmaktadır. Onun için herkes ürettiğine sahip olacak ve sahibi olduğu malı da mesela bir tüccar, ihtikâr yapmadan, piyasa fiyatı ile satacaktır. İnsan emeğine de sahiptir; Yalnız burada önemli olan bir nokta daha vardır. Üretimi gerçekleştirenler, ürettikleri mallara sahip olurken, tüketim ise o üretimin yapıldığı topluma aittir. Yani bu demektir ki, bir malda, o malın üretilmesinde çalışsın veya çalışmasın herkesin hakkı bulunmaktadır. Onun için İslam Toplumunda herkesin yaşama hakkı vardır. İşte Hz. Peygamber, zıt gibi görünen iki hadisinde bunu ifade buyurmuştur. Hz. Peygamber, bir taraftan devletin hukuki olarak, cebir ve zor ile alacağı hakkı ifade ederek "Gerçekten malda zekâttan başka hak yoktur." (Ibn Mace Zekât, 3) buyururken, diğer taraftan da bireyin kendiliğinden dini, ahlaki ve vicdani bir hak olarak vereceği bir sadakayı kasdederek de "Gerçekten malda zekâttan başka bir hak vardır." (Tirmizi, Zekât 27, No: 659; Darimi, Zekât, 13) buyurmuştur. Ahmed Naim, bu iki hadisin uyumunu şöyle sağlamıştır. Tirmizinin hak vardır rivayeti, sadakaya (yani Allah rızası için fakirlere yapılan karşılıksız yardım ve her türlü iyilik), İbn Macenin de hak yoktur rivayeti zekâta (yani İslam devletinin aldığı vergiye) hamledilir. (Ahmed Naim, Tecrid-i Sarih, I, 314).

    S-İ





+ Yorum Gönder