Konusunu Oylayın.: Kabe meleklerin inşası

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kabe meleklerin inşası
  1. 23.Kasım.2010, 19:34
    1
    Misafir

    Kabe meleklerin inşası

  2. 23.Kasım.2010, 20:56
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: kabe meleklerin inşası




    KÂBE’NİN İLK İNŞAASI :
    Kâbe’nin inşasıyla alakalı değişik rivayetler vardır. Birincisi; Allahü Teâla bir gün meleklere “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım! deyince melekler, “Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. Allah’da onlara: “Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim” dedi.[1] Melekler verdikleri cevapla, Cenab-ı Hakka karşı geldik ve Onu kızdırdık zannederek Arş’a koştular, başlarını kaldırdılar yalvarmaya başladılar. Böylece Arş’ı 3 saat tavaf ettiler. Allah’ü Teâla, meleklerin pişmanlıkla, yalvarıp tavaf ettiklerini görünce, üzerlerine rahmetini indirdi. Arşının altında 4 sütun üzerine zebercetten bir beyt yarattı. Bu beyt’e, “Beyt-i Ma’mur” adını verdi. Sonra meleklere: “Arş’ı bırakın, bu beyti tavaf edin” buyurdu. Bunun tavafı Arş’ı tavaftan daha kolaydı.
    Beyt-i Ma’mur semada bulunan bir evdir. Bu evi her gün yetmiş bin melek ziyaret eder ve kıyamete kadar bir daha geri dönmezler.[2]Allah Teâla, meleklere “yeryüzünde de bu beytin aynısını yapınız” emrini verdi ki, yeryüzünde yaşayacak olanlar da burayı tavaf etsinler. Böylece ilk defa Kâbe, melekler tarafından inşa edilmiş oldu.

    Kâbe’nin Hz. Âdem tarafından inşaasına gelince;

    Hz. Adem, yeryüzüne indirilip tek başına kalınca, pişmanlık ve üzüntü içinde ne yapacağını bilemedi. Artık meleklerin tesbih, tehlil seslerini de işitemiyordu. Bu durumdan kaygılanarak;
    - “İlahi..! Yeryüzünde tek başına kaldığım gibi, meleklerinde tesbihini işitmez oldum.” diye niyazda bulundu.
    Allahü Teâla:
    - “Ya Adem, senden sadır olan (meydana gelen) hata meleklerin tesbih seslerini işitmene engeldir. Ancak benim yeryüzünde bir beytim vardır. Mekke’ye git ve onun temellerini bul, üzerine güzel bir beyt inşa et. Meleklerin Arş’ı tavaf ettikleri gibi sende onun etrafında tavaf et” buyurdu.
    Hz. Adem “Ya Rab! Ben bunu nasıl yapabilirim? Benim ona nasıl gücüm yeter?” dedi.
    Bunun üzerine, yüce Allah ona Cebrail’i gönderdi. Cebrail (a.s.) ve Hz. Adem uzun mesafeleri çok kısa bir sürede katedip, nihayet Mekke’ye ulaştılar.
    Daha önceden meleklerin de tavaf ettiği yeri buldular.
    Meleklerin de yardımıyla Kâbe’yi inşa etmeye başla-dılar.
    Hz. Adem, Kâbe’nin temellerinde, yardımcı meleklerin getirdikleri, deve büyüklüğündeki ve kırk kişinin dahi kaldıramayacağı büyük taşlar kullandı.
    Melekler bu taşları Tûr-u Sîna’dan, Cûdî dağıdan, Nur Dağından ve Lübnan Dağlarından getirmişlerdi.
    Kâbe’nin inşası tamamlanınca, Cebrail (a.s.) Hz. Adem’i Arafat’a götürdü. Ona hac ibadetinin usullerini öğretti. Sonra Mekke’ye getirip Kâbe’yi tavaf ettirdi.
    Hz. Adem, Kâbe’yi tavaf ederken melekler onun haccını tebrik ettiler ve;
    - “Biz bu beyt-i senden ikibin sene önce tavaf ve hac etmişizdir” dediler.
    Hz. Adem: “Siz tavaf ederken ne derdiniz” diye sordu.
    Melekler: “Subhânallâhi velhamdulillâhi velâ ilâhe illalâhu Vallâhü ekber!” derdik, dediler.
    Hz. Adem buna:
    - “Velâ havle velâ kuvvete illâ billâh” cümlesini ekledi. Bunun üzerine melekler, tavafta bu cümleyi de ekleyerek okumaya başladılar.
    Hz. Adem daha sonra Hint ülkesine geri döndü. Her yıl yaya olarak Mekke’ye gelip yetmiş kere hac etti.[3]
    Bazı İslamî kaynaklarda: Hz. Adem’in Kâbe’yi inşa esnasında temel taşlarını yerleştirdikten sonra gökten indirilen Beyt-i Ma’mur’un bu temeller üzerine oturtulduğu, Beyt-i Ma’mur’un Nuh (a.s.) zamanına kadar varlığını sürdürdüğü, Tevhidden yüz çevirip putperest bir hayat yaşamaya başlayan Nuh kavminin tufanla helak edilmesiyle, Beyt-i Ma’mur’un yeryüzünden kaldırıldığı bildirilmektedir.
    Kâbe’nin Hz. İbrahim’den önceki inşasıyla ilgili Kur’an da: “Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke’deki (Kâbe) dir.”[4] Ayetiyle temas edilmiş, tafsilata girilme-memiştir.

    KÂBE’NİN HZ. İBRAHİM TARAFINDAN İNŞASI:

    Birgün Hz. İbrahim Efendimiz Cibril-i Emin’i karşısında buldu.
    Cebrail (a.s.):
    - Ey İbrahim, Rabbin kendisine bir beyt yapmanı emrediyor!... diyordu.
    Derhal bu emri yerine getirmek ve “Beytullah’ı” yapmak üzere yola çıktı. Şam ve Mekke arasındaki yol, her adımda Yüce Mevla’nın rızasına ve dostluğuna bir adım daha yaklaşıldığı duygusu içinde geçildi.
    Hz. İbrahim kızgın kumlar üzerine bata çıka her adımında mübarek alnından ter boşalta boşalta, bu mübarek vazifeye tayin endişesinden dolayı hamd ve şükürlerini takdim ede ede ilerledi.
    Yolculuk bitmiş, Mekke vadisine gelinmişti. Hz. İbrahim oğlu İsmail’i zemzem kuyusunun yanında bir ağacın altında iken buldu.
    İsmail babasını görünce ayağa kalktı, birbirlerine iştiyakla sarıldılar, kucaklaştılar, öpüştüler.
    Hz. İbrahim, İsmail’e:
    - Ya İsmail! Allah bana büyük bir iş emretti. dedi.
    İsmail de:
    - Babacığım! Rabbim sana ne emretti ise onu yerine getir. dedi
    Hz. İbrahim:
    - Allah (c.c.) burada bir Beyt yapmamı emretti! diyerek etrafında ki yüksekçe bir tepeye işaret etti.


  3. 23.Kasım.2010, 20:56
    2
    Silent and lonely rains



    KÂBE’NİN İLK İNŞAASI :
    Kâbe’nin inşasıyla alakalı değişik rivayetler vardır. Birincisi; Allahü Teâla bir gün meleklere “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım! deyince melekler, “Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. Allah’da onlara: “Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim” dedi.[1] Melekler verdikleri cevapla, Cenab-ı Hakka karşı geldik ve Onu kızdırdık zannederek Arş’a koştular, başlarını kaldırdılar yalvarmaya başladılar. Böylece Arş’ı 3 saat tavaf ettiler. Allah’ü Teâla, meleklerin pişmanlıkla, yalvarıp tavaf ettiklerini görünce, üzerlerine rahmetini indirdi. Arşının altında 4 sütun üzerine zebercetten bir beyt yarattı. Bu beyt’e, “Beyt-i Ma’mur” adını verdi. Sonra meleklere: “Arş’ı bırakın, bu beyti tavaf edin” buyurdu. Bunun tavafı Arş’ı tavaftan daha kolaydı.
    Beyt-i Ma’mur semada bulunan bir evdir. Bu evi her gün yetmiş bin melek ziyaret eder ve kıyamete kadar bir daha geri dönmezler.[2]Allah Teâla, meleklere “yeryüzünde de bu beytin aynısını yapınız” emrini verdi ki, yeryüzünde yaşayacak olanlar da burayı tavaf etsinler. Böylece ilk defa Kâbe, melekler tarafından inşa edilmiş oldu.

    Kâbe’nin Hz. Âdem tarafından inşaasına gelince;

    Hz. Adem, yeryüzüne indirilip tek başına kalınca, pişmanlık ve üzüntü içinde ne yapacağını bilemedi. Artık meleklerin tesbih, tehlil seslerini de işitemiyordu. Bu durumdan kaygılanarak;
    - “İlahi..! Yeryüzünde tek başına kaldığım gibi, meleklerinde tesbihini işitmez oldum.” diye niyazda bulundu.
    Allahü Teâla:
    - “Ya Adem, senden sadır olan (meydana gelen) hata meleklerin tesbih seslerini işitmene engeldir. Ancak benim yeryüzünde bir beytim vardır. Mekke’ye git ve onun temellerini bul, üzerine güzel bir beyt inşa et. Meleklerin Arş’ı tavaf ettikleri gibi sende onun etrafında tavaf et” buyurdu.
    Hz. Adem “Ya Rab! Ben bunu nasıl yapabilirim? Benim ona nasıl gücüm yeter?” dedi.
    Bunun üzerine, yüce Allah ona Cebrail’i gönderdi. Cebrail (a.s.) ve Hz. Adem uzun mesafeleri çok kısa bir sürede katedip, nihayet Mekke’ye ulaştılar.
    Daha önceden meleklerin de tavaf ettiği yeri buldular.
    Meleklerin de yardımıyla Kâbe’yi inşa etmeye başla-dılar.
    Hz. Adem, Kâbe’nin temellerinde, yardımcı meleklerin getirdikleri, deve büyüklüğündeki ve kırk kişinin dahi kaldıramayacağı büyük taşlar kullandı.
    Melekler bu taşları Tûr-u Sîna’dan, Cûdî dağıdan, Nur Dağından ve Lübnan Dağlarından getirmişlerdi.
    Kâbe’nin inşası tamamlanınca, Cebrail (a.s.) Hz. Adem’i Arafat’a götürdü. Ona hac ibadetinin usullerini öğretti. Sonra Mekke’ye getirip Kâbe’yi tavaf ettirdi.
    Hz. Adem, Kâbe’yi tavaf ederken melekler onun haccını tebrik ettiler ve;
    - “Biz bu beyt-i senden ikibin sene önce tavaf ve hac etmişizdir” dediler.
    Hz. Adem: “Siz tavaf ederken ne derdiniz” diye sordu.
    Melekler: “Subhânallâhi velhamdulillâhi velâ ilâhe illalâhu Vallâhü ekber!” derdik, dediler.
    Hz. Adem buna:
    - “Velâ havle velâ kuvvete illâ billâh” cümlesini ekledi. Bunun üzerine melekler, tavafta bu cümleyi de ekleyerek okumaya başladılar.
    Hz. Adem daha sonra Hint ülkesine geri döndü. Her yıl yaya olarak Mekke’ye gelip yetmiş kere hac etti.[3]
    Bazı İslamî kaynaklarda: Hz. Adem’in Kâbe’yi inşa esnasında temel taşlarını yerleştirdikten sonra gökten indirilen Beyt-i Ma’mur’un bu temeller üzerine oturtulduğu, Beyt-i Ma’mur’un Nuh (a.s.) zamanına kadar varlığını sürdürdüğü, Tevhidden yüz çevirip putperest bir hayat yaşamaya başlayan Nuh kavminin tufanla helak edilmesiyle, Beyt-i Ma’mur’un yeryüzünden kaldırıldığı bildirilmektedir.
    Kâbe’nin Hz. İbrahim’den önceki inşasıyla ilgili Kur’an da: “Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke’deki (Kâbe) dir.”[4] Ayetiyle temas edilmiş, tafsilata girilme-memiştir.

    KÂBE’NİN HZ. İBRAHİM TARAFINDAN İNŞASI:

    Birgün Hz. İbrahim Efendimiz Cibril-i Emin’i karşısında buldu.
    Cebrail (a.s.):
    - Ey İbrahim, Rabbin kendisine bir beyt yapmanı emrediyor!... diyordu.
    Derhal bu emri yerine getirmek ve “Beytullah’ı” yapmak üzere yola çıktı. Şam ve Mekke arasındaki yol, her adımda Yüce Mevla’nın rızasına ve dostluğuna bir adım daha yaklaşıldığı duygusu içinde geçildi.
    Hz. İbrahim kızgın kumlar üzerine bata çıka her adımında mübarek alnından ter boşalta boşalta, bu mübarek vazifeye tayin endişesinden dolayı hamd ve şükürlerini takdim ede ede ilerledi.
    Yolculuk bitmiş, Mekke vadisine gelinmişti. Hz. İbrahim oğlu İsmail’i zemzem kuyusunun yanında bir ağacın altında iken buldu.
    İsmail babasını görünce ayağa kalktı, birbirlerine iştiyakla sarıldılar, kucaklaştılar, öpüştüler.
    Hz. İbrahim, İsmail’e:
    - Ya İsmail! Allah bana büyük bir iş emretti. dedi.
    İsmail de:
    - Babacığım! Rabbim sana ne emretti ise onu yerine getir. dedi
    Hz. İbrahim:
    - Allah (c.c.) burada bir Beyt yapmamı emretti! diyerek etrafında ki yüksekçe bir tepeye işaret etti.


  4. 23.Kasım.2010, 21:05
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: kabe meleklerin inşası

    Bu yapılacak olan beytin inşasını emreden Allah’ü Zülcelal idi. Binanın yeri yüce Mevla tarafından tayin edilmişti.
    Cebrail (a.s.) aldığı emir gereği beyt’in hududlarını göstermiş planını yapmış, mühendisliğini üstlenmişti.
    Ustalık görevi Hz. İbrahim’e
    Kalfalık ve işçilik Hz. İsmail’e verilmişti.[5]
    Hz. İbrahim ve İsmail; işte orada Kâbe’nin esasını kurup duvarlarını yükseltmeye başladılar.[6]
    Bu esnada Allah (c.c.), sıcak güneşin altında yanıp kavrulmasınlar diye onların üzerlerini kapatacak kadar bir bulut ve çalışmalarında kolaylık olmak üzere tatlı ve yumuşak bir rüzgar gönderdi.
    Hz. İbrahim, Cenâbı Mevla’nın ismi şerifini zikrederek ilk taşı temele yerleştirdi. Bundan sonra her taş, Allah’ın ismi zikredilerek, en mübarek ellerin, en temiz duyguların eşliğinde yerine konuldu.
    Artık temeller yükselmeğe başlamıştı. O zaman yüreklerden taşıp gelen ve ancak Cenab-ı Mevla’nın değerlendireceği duygular, şu mübarek sözlerle ifade edildi.
    “- Ey Rabbimiz, yaptığımız bu ameli bizden kabul buyur. Hiç şüphe yok, Sen her şeyi işiten, her şeyi bilensin.
    Ey Rabbimiz, bizi sadece sana teslim olan iki insan yap. Bizim soyumuzdan da sana teslim olan ümmet meydana getir.
    Bize tutmamız lazım gelen yolu, yapmamız gereken amelleri göster. Tevbelerimizi kabul buyur. Hiç şüphe yok, sen tevbeleri kabul edersin, pek merhametlisin.
    Ey Rabbimiz, o ümmet içinde, kendilerinden olan ayetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek, onları her bakımdan tertemiz hale getirecek olan bir Peygamber görevlendir. Hiç şüphe yok sen her şeye galib, hükmünde hikmet sahibi olansın.”[7]
    Onları gıbtayla seyreden meleklerin bu dualara “Amin!...” diye katıldıkları muhakkaktı. Cenab-ı Mevla ise, sırf kendi rızası için açılan ellerle yapılan bu duaları kabul buyurmuş, mükâfatların en güzeliyle, kendi zatına ve şanına yakışır şekliyle vermişti.
    Hava sıcak, kumlar ateş gibi yakıyor, gölgelik yok… Buna rağmen hayatının baharında olan Hz. İsmail, sağda solda bulduğu taşları sırtına yükleniyor, kucağına alıyor, alnından ter döke döke, meleklerin gıbta dolu bakışları altında babasının ellerine bırakıyordu. Hz. İbrahim’de “Bismillah” diyerek onu yerine yerleştiriyordu.
    Hz. İbrahim’in, Kâbe’nin inşasında iskele olarak kullandığı taş, ayakları altında yumuşamış, sonradan geleceklere “Makâm-ı İbrahim” diye tanıyacakları bir nişan olmuştu.
    Haceru’l Esved’de, Ebû Kubeys dağından getirilmiş, kıyamete kadar değişmeyecek olan yerine konmuştu.
    Hz. İbrahim, kendisi için ebedi bir şeref olan bu vazifeyi tamamladı. Doğu tarafa ve Haceru’l Esved’in iki metre kadar yakınına, Zemzem kuyusuna bakacak şekilde bir kapı koydu.

    Binanın hiç bir zîneti yoktu, tavan örtülmemişti. Dış görünüşü itibariyle taştan, herhangi bir ustanın örebileceği bir bina idi. Ama hiç bir usta, bu derece samimi duygular içinde bir binayı meydana getiremezdi. Dünyanın neresinde yapılırsa yapılsın, kim yaparsa yapsın bu değerde olamazdı.[8]
    Yüce Allah bu mübarek bina hakkında:
    “Muhakkak ki insanlar için Allah’a ibadet maksadıyla ilk defa kurulan Beyt, Mekke’de, Alemler için bir bereket kaynağı ve bir hidayet merkezi olarak kurulan Kâbe’dir. Orada açık açık deliller ve özellikle Makam-ı İbrahim vardır. Kim o Beyte girerse emniyet bulur.
    Oraya yol bulabilen, gücü yeten insanlar için orayı ziyaret ve tavaf etmeleri Allah’ın o insanlar üzerinde bulunan bir hakkıdır. Kim de bu hakkı inkar ederse Allah’a vereceği bir zarar yoktur. Çünkü Allah âlemlerden müstağnidir, muhtaç değildir.”[9]buyurdu.
    Daha sonra Hz. İbrahim Cenab-ı Hakk’ın şu emrini aldı:
    “- Ey İbrahim, insanlara haccı ilan et. Yürüyerek veya binekli oldukları halde derin vadilerden, uzak yerlerden sana gelsinler. Ta ki kendilerine ihsan buyurduğu koyun, sığır gibi hayvanlar üzerine, Allah’ın ismini zikrederek kurban kessinler. Siz bu kurbanlardan yeyiniz, yoksulu fakiri doyurunuz. Sonra hacılar vücutlarındaki kirlerini temizlesinler, adaklarını yerine getirsinler. Beyt-i Atîk’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler.”[10]

    Kâbe-i Muazzama tarihin değişik dönemlerinde temelden inşa veya tamir edilmiştir. Bunların belli başlıcaları ise;
    * Meleklerin inşası
    * Hz. Adem (as.)’in inşası
    * Hz. İbrahim (as.)’in inşası
    * Kureyşlilerin inşası :
    Kureyşin yaşlılarından birisi:
    -Beni Şeybe kapısından ilk girecek kişi hakem olsun diye bir teklifte bulundu.
    Oradakiler bu teklifi kabul edip beklemeye başladılar. Derken Efendiler Efendisi çıkageldi. Herkes rahatlamıştı.
    Çünkü Efendimizin vereceği kararın en adil karar olacağından eminlerdi.Çünkü O kendilerinin de kabul ettiği Muhammedül Emin’di.
    Peygamberimiz bir örtü istedi. Getirilen örtünün ortasına Haceru’l Evsedi koydu. Her kabileden bir kişi örtüden tutarak taşın konulacağı yere kadar taşıdılar.
    Efendimiz, Haceru’l Evsedi bizzat kendi elleriyle yerine yerleştirdi. Hem bu şerefli görev Peygamberimiz tarafından yerine getirilmiş hem de büyük bir facianın önüne geçilmiş oldu.
    * Abdullah bin Zübeyir’in inşası
    * Son olarak da Osmanlı Padişahı 4. Murad zamanında 1601 yılında yapılmıştır.[12]
    Kaynaklar:

    [1] Bakara 30 [2] Hak Dini Kur’an Dili c.7, s.273. [3] Dini Ahlaki Sohbetler 2, s.160-161 [4] Âl-i imran 96 [5] Tecrîd-i Sarîh Tercemesi c.6, s.13.
    [6] Kütüb-i Sitte c.14, Hds. No: 4992 [7] Bakara Sûresi, 2/127-129 [8] Peygamberler Tarihi, A.Lütfi KAZANCI, c.1, s;240 [9] Al-i imran 96, 97
    [10] Hacc 27-29 [11] Dini ve ahlakî sohbetler s.168. [12] Tecrid-i Sarih Tercemesi c.6/s.21-44


  5. 23.Kasım.2010, 21:05
    3
    Silent and lonely rains
    Bu yapılacak olan beytin inşasını emreden Allah’ü Zülcelal idi. Binanın yeri yüce Mevla tarafından tayin edilmişti.
    Cebrail (a.s.) aldığı emir gereği beyt’in hududlarını göstermiş planını yapmış, mühendisliğini üstlenmişti.
    Ustalık görevi Hz. İbrahim’e
    Kalfalık ve işçilik Hz. İsmail’e verilmişti.[5]
    Hz. İbrahim ve İsmail; işte orada Kâbe’nin esasını kurup duvarlarını yükseltmeye başladılar.[6]
    Bu esnada Allah (c.c.), sıcak güneşin altında yanıp kavrulmasınlar diye onların üzerlerini kapatacak kadar bir bulut ve çalışmalarında kolaylık olmak üzere tatlı ve yumuşak bir rüzgar gönderdi.
    Hz. İbrahim, Cenâbı Mevla’nın ismi şerifini zikrederek ilk taşı temele yerleştirdi. Bundan sonra her taş, Allah’ın ismi zikredilerek, en mübarek ellerin, en temiz duyguların eşliğinde yerine konuldu.
    Artık temeller yükselmeğe başlamıştı. O zaman yüreklerden taşıp gelen ve ancak Cenab-ı Mevla’nın değerlendireceği duygular, şu mübarek sözlerle ifade edildi.
    “- Ey Rabbimiz, yaptığımız bu ameli bizden kabul buyur. Hiç şüphe yok, Sen her şeyi işiten, her şeyi bilensin.
    Ey Rabbimiz, bizi sadece sana teslim olan iki insan yap. Bizim soyumuzdan da sana teslim olan ümmet meydana getir.
    Bize tutmamız lazım gelen yolu, yapmamız gereken amelleri göster. Tevbelerimizi kabul buyur. Hiç şüphe yok, sen tevbeleri kabul edersin, pek merhametlisin.
    Ey Rabbimiz, o ümmet içinde, kendilerinden olan ayetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek, onları her bakımdan tertemiz hale getirecek olan bir Peygamber görevlendir. Hiç şüphe yok sen her şeye galib, hükmünde hikmet sahibi olansın.”[7]
    Onları gıbtayla seyreden meleklerin bu dualara “Amin!...” diye katıldıkları muhakkaktı. Cenab-ı Mevla ise, sırf kendi rızası için açılan ellerle yapılan bu duaları kabul buyurmuş, mükâfatların en güzeliyle, kendi zatına ve şanına yakışır şekliyle vermişti.
    Hava sıcak, kumlar ateş gibi yakıyor, gölgelik yok… Buna rağmen hayatının baharında olan Hz. İsmail, sağda solda bulduğu taşları sırtına yükleniyor, kucağına alıyor, alnından ter döke döke, meleklerin gıbta dolu bakışları altında babasının ellerine bırakıyordu. Hz. İbrahim’de “Bismillah” diyerek onu yerine yerleştiriyordu.
    Hz. İbrahim’in, Kâbe’nin inşasında iskele olarak kullandığı taş, ayakları altında yumuşamış, sonradan geleceklere “Makâm-ı İbrahim” diye tanıyacakları bir nişan olmuştu.
    Haceru’l Esved’de, Ebû Kubeys dağından getirilmiş, kıyamete kadar değişmeyecek olan yerine konmuştu.
    Hz. İbrahim, kendisi için ebedi bir şeref olan bu vazifeyi tamamladı. Doğu tarafa ve Haceru’l Esved’in iki metre kadar yakınına, Zemzem kuyusuna bakacak şekilde bir kapı koydu.

    Binanın hiç bir zîneti yoktu, tavan örtülmemişti. Dış görünüşü itibariyle taştan, herhangi bir ustanın örebileceği bir bina idi. Ama hiç bir usta, bu derece samimi duygular içinde bir binayı meydana getiremezdi. Dünyanın neresinde yapılırsa yapılsın, kim yaparsa yapsın bu değerde olamazdı.[8]
    Yüce Allah bu mübarek bina hakkında:
    “Muhakkak ki insanlar için Allah’a ibadet maksadıyla ilk defa kurulan Beyt, Mekke’de, Alemler için bir bereket kaynağı ve bir hidayet merkezi olarak kurulan Kâbe’dir. Orada açık açık deliller ve özellikle Makam-ı İbrahim vardır. Kim o Beyte girerse emniyet bulur.
    Oraya yol bulabilen, gücü yeten insanlar için orayı ziyaret ve tavaf etmeleri Allah’ın o insanlar üzerinde bulunan bir hakkıdır. Kim de bu hakkı inkar ederse Allah’a vereceği bir zarar yoktur. Çünkü Allah âlemlerden müstağnidir, muhtaç değildir.”[9]buyurdu.
    Daha sonra Hz. İbrahim Cenab-ı Hakk’ın şu emrini aldı:
    “- Ey İbrahim, insanlara haccı ilan et. Yürüyerek veya binekli oldukları halde derin vadilerden, uzak yerlerden sana gelsinler. Ta ki kendilerine ihsan buyurduğu koyun, sığır gibi hayvanlar üzerine, Allah’ın ismini zikrederek kurban kessinler. Siz bu kurbanlardan yeyiniz, yoksulu fakiri doyurunuz. Sonra hacılar vücutlarındaki kirlerini temizlesinler, adaklarını yerine getirsinler. Beyt-i Atîk’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler.”[10]

    Kâbe-i Muazzama tarihin değişik dönemlerinde temelden inşa veya tamir edilmiştir. Bunların belli başlıcaları ise;
    * Meleklerin inşası
    * Hz. Adem (as.)’in inşası
    * Hz. İbrahim (as.)’in inşası
    * Kureyşlilerin inşası :
    Kureyşin yaşlılarından birisi:
    -Beni Şeybe kapısından ilk girecek kişi hakem olsun diye bir teklifte bulundu.
    Oradakiler bu teklifi kabul edip beklemeye başladılar. Derken Efendiler Efendisi çıkageldi. Herkes rahatlamıştı.
    Çünkü Efendimizin vereceği kararın en adil karar olacağından eminlerdi.Çünkü O kendilerinin de kabul ettiği Muhammedül Emin’di.
    Peygamberimiz bir örtü istedi. Getirilen örtünün ortasına Haceru’l Evsedi koydu. Her kabileden bir kişi örtüden tutarak taşın konulacağı yere kadar taşıdılar.
    Efendimiz, Haceru’l Evsedi bizzat kendi elleriyle yerine yerleştirdi. Hem bu şerefli görev Peygamberimiz tarafından yerine getirilmiş hem de büyük bir facianın önüne geçilmiş oldu.
    * Abdullah bin Zübeyir’in inşası
    * Son olarak da Osmanlı Padişahı 4. Murad zamanında 1601 yılında yapılmıştır.[12]
    Kaynaklar:

    [1] Bakara 30 [2] Hak Dini Kur’an Dili c.7, s.273. [3] Dini Ahlaki Sohbetler 2, s.160-161 [4] Âl-i imran 96 [5] Tecrîd-i Sarîh Tercemesi c.6, s.13.
    [6] Kütüb-i Sitte c.14, Hds. No: 4992 [7] Bakara Sûresi, 2/127-129 [8] Peygamberler Tarihi, A.Lütfi KAZANCI, c.1, s;240 [9] Al-i imran 96, 97
    [10] Hacc 27-29 [11] Dini ve ahlakî sohbetler s.168. [12] Tecrid-i Sarih Tercemesi c.6/s.21-44


  6. 23.Kasım.2010, 21:22
    4
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    --->: kabe meleklerin inşası

    Allah razı olsun desert.rose kardeşim.

    Biraz daha bilgi edinmiş olduk.Bilgilerimize bilgi katmış olduk.



  7. 23.Kasım.2010, 21:22
    4
    Devamlı Üye
    Allah razı olsun desert.rose kardeşim.

    Biraz daha bilgi edinmiş olduk.Bilgilerimize bilgi katmış olduk.






+ Yorum Gönder