Konusunu Oylayın.: Süre ve ayet sayısı ayrı ayrı bir şekilde

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Süre ve ayet sayısı ayrı ayrı bir şekilde
  1. 22.Kasım.2010, 16:38
    1
    Misafir

    Süre ve ayet sayısı ayrı ayrı bir şekilde

  2. 22.Kasım.2010, 16:52
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: sure ve ayet sayısı ayrı ayrı bir şekilde




    Kur an ı Kerim de 114 sure vardır...

    Kurân’ın kaç ayet olduğu hususunda âlimler arasında ihtilaf vardır. Fakat bu ihtilaf sadece numaralandırma hususundadır. Kurân’ın tümü için her hangi bir ihtilaf mümkün değildir.

    Kuran ayetlerinin sayısı hakkında tam bir mutabakat yoktur. Bunun bazı sebepleri vardır:

    1- Ayetlerin tamamında veya kur'anın umumunda herhangi bir sıkıntı yoktur. Yani Kur'anın tamamı bellidir. Fakat alimler arasında ayet sayısında bir görüş ayrılığı mevcuttur. Şöyleki, Kur'anı açtığınızda ayetlerin yerini tayin eden yuvarlak işaretler vardır. İşte bazı alimlere göre, bu iki yuvarlak arasındaki ifadeler ayettir. Fakat bazı alimlere göre, bu iki yuvarlakların aralarındaki ifadelerin bazısı bir ayet değil, iki veya daha fazla ayettir. Bu görüş ayrılığından dolayı, ayet sayısında farklılık olabilir. Yoksa Kur'anın tamamında veya ayetlerin kendilerinde herhangi bir anlaşmazlık veya terslik söz konusu değildir.

    2- Şafiî âlimleri besmele-i şerifi, başında zikredilen sure ile bir bütün olarak saydıkları halde Hanefi âlimleri besmeleyi ayrı bir ayet olarak saymışlardır. Sure başlarındaki “yasin, ha mim” gibi huruf-u mukattaa için de benzer durum geçerlidir.

    3- Ayrıca, Kuranda bulunan “durmayınız” anlamına gelen “LA” işaretinin olduğu yerlerin de birer ayet sayılıp sayılmayacağı da bu farklılığın başka bir nedeni olabilir.

    Bu ve benzeri nedenlerle Kur’an’ın bir harfinde bile değişiklik olmadığı halde, ne kadar ayet olduğu konusu tam netlik kazanmamıştır. Elinizde bir kitap olsa kaç parağraf veya cümleden meydana geldiği sorulsa değişik anlayışlara göre farklı rakamlar çıkacaktır. Bu anlayış farklılığı kitabın azalacağı veya fazlalaşacağı anlamına gelmez. İşte Kuran da esas olarak içindeki her şey ile meydandadır. Ancak değerlendirme farklılığından rakamlar da farklı çıkmaktadır.

    Bu farklı sayımın bir sonucu olarak; İbn-i Abbas 6616, Nafi, 6217, Şeybe, 6214, Mısır âlimleri 6226, Zemahşeri, İbn-i Huzeyme, Şeyhulislam İbn-i Kemal ve Bediüzzaman Said Nursi ise 6666 ayet olduğunu söyler.

    Bu gün elimizde olan ve dünyanın her tarafında bulunan Mushafların nizamı, Küfî ekolü alimlerinin Hz. Ali’den rivayetle peygamberimiz(a.s.m)’e dayandırdıkları bir tertiptir. Bu Kur’an’daki mevcut ayet sayısı, 6236’dır. Bu, bizim de bizzat ayetleri sayarak elde ettiğimiz bir sayıdır.

    Ayetlerin sayısı elbette pek çok hikmete bakıyor. Fakat bu hikmetler, sadece yekun olarak 6236 sayısına değil, aynı zamanda Kur’an’da kullanılan kelimelerin tekrarı, bu tekrarların yapıldığı ayetlerin sayısı, bir suredeki ayetlerin belli kriterlere göre ayarlanması, Allah’ın isim ve sıfatlarının belli bir adede uygun olarak belli bir sayıdaki ayetlerde yer alması gibi bir çok ince hikmetleri vardır.

    Örneğin ayetlerin yekun sayısına uygun olarak deriz ki, surelerin başında geçen besmelelerden bir tanesi ile birlikte bu ayetlerin sayısı 6237 olur. Bu sayı Allah’ın 99 ismi ile Hz. Peygamber(a.s.m)’in ömrü olan 63 sayısının çarpımından çık bir yekundur. 99x63=6237.

    Ayrıca bu sayı, daha tam Kur’an vahyi bitmeden Kur’an’da buna işaret edilmiş olması, gaybî ihbar nevinde bir mucize parıltısıdır.

    Kuranın yazılışı ve zamanımıza kadar gelişini anlatan şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz.

    Allah'ın son mukaddes kitabı, bütün insanlığa İlâhi fermanı olan Kur'an, 23 senede âyet âyet, sûre sûre nazil olmuştur. Peygamber Efendimiz kendisine nazil olan âyet ve sûreleri yanında bulunan sahabelerine okur, sahabeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı. Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin vahiy kâtipleri vardı. Bunlar nazil olan âyetleri ve sûreleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler. Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur'an'ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrail (A.S.) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu. Böylece Hz. Peygamberin sağlığında Kur'an'ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur. Aynca Cebrail (A.S.) her Ramazanda gelir, o güne kadar nazil olmuş âyet ve sûreleri Peygamberimize yeni baştan okurdu.

    Efendimizin vefatından evvelki son Ramazanda Hz. Cibril yine gelmiş, ancak bu sefer Kur'an'ı Peygamberimizle iki sefer okumuşlardı. Birinci sefer Hz. Cibril okumuş, Peygamberimiz dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz okumuş, Hz. Cibril dinlemişti. Böylece Kur'an son şeklini almıştı.

    Bununla beraber, Hz. Peygamber'in sağlığında Kur'an, henüz müstakil bir cilt hâlinde bir araya toplanmış da değildi. Sayfalar halinde Sahabeler arasında dağınık olarak bulunuyor, hafızalarda ezberlenmiş halde duruyordu. Fakat neyin nereye gireceği gayet kesin ve net şekilde bilinmekteydi.

    Nihayet Hz. Ebû Bekir'in hilâfeti zamanında görülen lüzum üzerine Zeyd bin Sâbit'in başkanlığında vahiy kâtiplerinden ve kuvvetli hafızlardan müteşekkil bir komisyon kuruldu. Kur'an'ın bir cilt hâlinde bir araya toplanma işi, bu komisyona havale edildi. Ashabdan herkes, elinde yazılı bulunan Kur'an sayfalarını getirip bu komisyona teslim ettiler. Hafızların ve vahiy kâtiplerinin elbirliği ile çalışmaları sonunda sayfalar, sûre ve âyetler Peygamberimizin tarif ettiği şekilde yerli yerine kondu. Böylece Kur'an, Mushaf adıyla tek kitab hâline getirilmiş oldu.

    Artık Kur'an için unutulma, kaybolma, tahrif ve tebdile uğrama diye bir şey söz konusu olamazdı. Zira aslı, Hz. Peygambere gelen şekliyle eksiksiz ve noksansız şekilde tesbit edilmişti.

    Hz. Osman zamanında görülen lüzum üzerine, bu Mushaftan yeni nüshalar çoğaltılıp çeşitli memleketlere gönderildi.

    Bugün elde mevcut olan Kur'anlar, işte bu Kur'an'dan çoğaltılmıştır.

    Kur'an tesbit edilişindeki sağlamlık itibariyle, diğer ilâhi Kitablardan farklı olarak, hiçbir tahrifat ve değişikliğe uğramadan vahiy mahsulü olan şekliyle tesbit edilip ortaya konmuş; 1400 senedir de muhafaza edilerek gelmiştir. Bunda, Kur'an'ın edebî icaz ve i'câzının, yani, ezberleme kolaylığının hiçbir insan sözüne benzememesinin ve söz olarak hiçbir taklidinin yapılamamasının, edebiyatve belagatına erişılememesinin ve zaptında a'zamî titizlik gösterilmesinin büyük rolü olduğu kesindir. Fakat asıl sebeb, Kur'an'ı Cenâb-ı Hakk'ın hıfz ve himayesine alması, onu kıyamete kadar lâfızve mânâ bakımından bir mu'cize olarak devam ettirmeyi taahhüd etmesidir. Nitekim Kur'an'da şöyle buyurulur: «Muhakkak ki bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz.:.» (Hicr, 9).

    Bugün yeryüzündeki bütün Kur' anlar aynıdır. Hiçbir farklılık ve değişiklik yoktur. Ayrıca milyonlarca hafızın ezberinde bulunmakta, her an milyonlarca dil ile kırâet edilip okunmaktadır. Bu özellik, Kur'an'dan başka herhangi bir beşeri kitaba nasib olmadığı gibi, semavi kitablardan hiçbirine dahi nasib olmamıştır. Allah'ın son kelâmı, hükmü kıyamete kadar baki ezelî fermanı olan Kur'an'ın, böyle eşsiz bir makam ve ulvi bir şerefe nail olması da, elbette zaruri ve lüzumludur. (Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, ss. 94-97)


  3. 22.Kasım.2010, 16:52
    2
    Silent and lonely rains



    Kur an ı Kerim de 114 sure vardır...

    Kurân’ın kaç ayet olduğu hususunda âlimler arasında ihtilaf vardır. Fakat bu ihtilaf sadece numaralandırma hususundadır. Kurân’ın tümü için her hangi bir ihtilaf mümkün değildir.

    Kuran ayetlerinin sayısı hakkında tam bir mutabakat yoktur. Bunun bazı sebepleri vardır:

    1- Ayetlerin tamamında veya kur'anın umumunda herhangi bir sıkıntı yoktur. Yani Kur'anın tamamı bellidir. Fakat alimler arasında ayet sayısında bir görüş ayrılığı mevcuttur. Şöyleki, Kur'anı açtığınızda ayetlerin yerini tayin eden yuvarlak işaretler vardır. İşte bazı alimlere göre, bu iki yuvarlak arasındaki ifadeler ayettir. Fakat bazı alimlere göre, bu iki yuvarlakların aralarındaki ifadelerin bazısı bir ayet değil, iki veya daha fazla ayettir. Bu görüş ayrılığından dolayı, ayet sayısında farklılık olabilir. Yoksa Kur'anın tamamında veya ayetlerin kendilerinde herhangi bir anlaşmazlık veya terslik söz konusu değildir.

    2- Şafiî âlimleri besmele-i şerifi, başında zikredilen sure ile bir bütün olarak saydıkları halde Hanefi âlimleri besmeleyi ayrı bir ayet olarak saymışlardır. Sure başlarındaki “yasin, ha mim” gibi huruf-u mukattaa için de benzer durum geçerlidir.

    3- Ayrıca, Kuranda bulunan “durmayınız” anlamına gelen “LA” işaretinin olduğu yerlerin de birer ayet sayılıp sayılmayacağı da bu farklılığın başka bir nedeni olabilir.

    Bu ve benzeri nedenlerle Kur’an’ın bir harfinde bile değişiklik olmadığı halde, ne kadar ayet olduğu konusu tam netlik kazanmamıştır. Elinizde bir kitap olsa kaç parağraf veya cümleden meydana geldiği sorulsa değişik anlayışlara göre farklı rakamlar çıkacaktır. Bu anlayış farklılığı kitabın azalacağı veya fazlalaşacağı anlamına gelmez. İşte Kuran da esas olarak içindeki her şey ile meydandadır. Ancak değerlendirme farklılığından rakamlar da farklı çıkmaktadır.

    Bu farklı sayımın bir sonucu olarak; İbn-i Abbas 6616, Nafi, 6217, Şeybe, 6214, Mısır âlimleri 6226, Zemahşeri, İbn-i Huzeyme, Şeyhulislam İbn-i Kemal ve Bediüzzaman Said Nursi ise 6666 ayet olduğunu söyler.

    Bu gün elimizde olan ve dünyanın her tarafında bulunan Mushafların nizamı, Küfî ekolü alimlerinin Hz. Ali’den rivayetle peygamberimiz(a.s.m)’e dayandırdıkları bir tertiptir. Bu Kur’an’daki mevcut ayet sayısı, 6236’dır. Bu, bizim de bizzat ayetleri sayarak elde ettiğimiz bir sayıdır.

    Ayetlerin sayısı elbette pek çok hikmete bakıyor. Fakat bu hikmetler, sadece yekun olarak 6236 sayısına değil, aynı zamanda Kur’an’da kullanılan kelimelerin tekrarı, bu tekrarların yapıldığı ayetlerin sayısı, bir suredeki ayetlerin belli kriterlere göre ayarlanması, Allah’ın isim ve sıfatlarının belli bir adede uygun olarak belli bir sayıdaki ayetlerde yer alması gibi bir çok ince hikmetleri vardır.

    Örneğin ayetlerin yekun sayısına uygun olarak deriz ki, surelerin başında geçen besmelelerden bir tanesi ile birlikte bu ayetlerin sayısı 6237 olur. Bu sayı Allah’ın 99 ismi ile Hz. Peygamber(a.s.m)’in ömrü olan 63 sayısının çarpımından çık bir yekundur. 99x63=6237.

    Ayrıca bu sayı, daha tam Kur’an vahyi bitmeden Kur’an’da buna işaret edilmiş olması, gaybî ihbar nevinde bir mucize parıltısıdır.

    Kuranın yazılışı ve zamanımıza kadar gelişini anlatan şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz.

    Allah'ın son mukaddes kitabı, bütün insanlığa İlâhi fermanı olan Kur'an, 23 senede âyet âyet, sûre sûre nazil olmuştur. Peygamber Efendimiz kendisine nazil olan âyet ve sûreleri yanında bulunan sahabelerine okur, sahabeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı. Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin vahiy kâtipleri vardı. Bunlar nazil olan âyetleri ve sûreleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler. Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur'an'ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrail (A.S.) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu. Böylece Hz. Peygamberin sağlığında Kur'an'ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur. Aynca Cebrail (A.S.) her Ramazanda gelir, o güne kadar nazil olmuş âyet ve sûreleri Peygamberimize yeni baştan okurdu.

    Efendimizin vefatından evvelki son Ramazanda Hz. Cibril yine gelmiş, ancak bu sefer Kur'an'ı Peygamberimizle iki sefer okumuşlardı. Birinci sefer Hz. Cibril okumuş, Peygamberimiz dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz okumuş, Hz. Cibril dinlemişti. Böylece Kur'an son şeklini almıştı.

    Bununla beraber, Hz. Peygamber'in sağlığında Kur'an, henüz müstakil bir cilt hâlinde bir araya toplanmış da değildi. Sayfalar halinde Sahabeler arasında dağınık olarak bulunuyor, hafızalarda ezberlenmiş halde duruyordu. Fakat neyin nereye gireceği gayet kesin ve net şekilde bilinmekteydi.

    Nihayet Hz. Ebû Bekir'in hilâfeti zamanında görülen lüzum üzerine Zeyd bin Sâbit'in başkanlığında vahiy kâtiplerinden ve kuvvetli hafızlardan müteşekkil bir komisyon kuruldu. Kur'an'ın bir cilt hâlinde bir araya toplanma işi, bu komisyona havale edildi. Ashabdan herkes, elinde yazılı bulunan Kur'an sayfalarını getirip bu komisyona teslim ettiler. Hafızların ve vahiy kâtiplerinin elbirliği ile çalışmaları sonunda sayfalar, sûre ve âyetler Peygamberimizin tarif ettiği şekilde yerli yerine kondu. Böylece Kur'an, Mushaf adıyla tek kitab hâline getirilmiş oldu.

    Artık Kur'an için unutulma, kaybolma, tahrif ve tebdile uğrama diye bir şey söz konusu olamazdı. Zira aslı, Hz. Peygambere gelen şekliyle eksiksiz ve noksansız şekilde tesbit edilmişti.

    Hz. Osman zamanında görülen lüzum üzerine, bu Mushaftan yeni nüshalar çoğaltılıp çeşitli memleketlere gönderildi.

    Bugün elde mevcut olan Kur'anlar, işte bu Kur'an'dan çoğaltılmıştır.

    Kur'an tesbit edilişindeki sağlamlık itibariyle, diğer ilâhi Kitablardan farklı olarak, hiçbir tahrifat ve değişikliğe uğramadan vahiy mahsulü olan şekliyle tesbit edilip ortaya konmuş; 1400 senedir de muhafaza edilerek gelmiştir. Bunda, Kur'an'ın edebî icaz ve i'câzının, yani, ezberleme kolaylığının hiçbir insan sözüne benzememesinin ve söz olarak hiçbir taklidinin yapılamamasının, edebiyatve belagatına erişılememesinin ve zaptında a'zamî titizlik gösterilmesinin büyük rolü olduğu kesindir. Fakat asıl sebeb, Kur'an'ı Cenâb-ı Hakk'ın hıfz ve himayesine alması, onu kıyamete kadar lâfızve mânâ bakımından bir mu'cize olarak devam ettirmeyi taahhüd etmesidir. Nitekim Kur'an'da şöyle buyurulur: «Muhakkak ki bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz.:.» (Hicr, 9).

    Bugün yeryüzündeki bütün Kur' anlar aynıdır. Hiçbir farklılık ve değişiklik yoktur. Ayrıca milyonlarca hafızın ezberinde bulunmakta, her an milyonlarca dil ile kırâet edilip okunmaktadır. Bu özellik, Kur'an'dan başka herhangi bir beşeri kitaba nasib olmadığı gibi, semavi kitablardan hiçbirine dahi nasib olmamıştır. Allah'ın son kelâmı, hükmü kıyamete kadar baki ezelî fermanı olan Kur'an'ın, böyle eşsiz bir makam ve ulvi bir şerefe nail olması da, elbette zaruri ve lüzumludur. (Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, ss. 94-97)


  4. 22.Kasım.2010, 16:56
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: sure ve ayet sayısı ayrı ayrı bir şekilde

    Kur’an’ın en yaygın tarifi: Hz. Muhammed(ASM)’e indirilen, mushaflarda yazılı, O’ndan tevatür yoluyla nakledilmiş, okunmasıyla ibadet edilen, beşerin benzerini getirmekten aciz kaldığı ilahi kelamdır.”

    Not: Tevatür: Yalan üzere ittifakları mümkün olmayan bir cemaat tarafından nakledilen haber demektir.

    · Bu tarifin Arapçası şöyledir: En-Nazmü’l münezzelü alâ Resûlinâ el menkulü anhu tevatürâ.

    · Kur’an kelimesi lugat itibarıyla “toplamak” ve “okumak” anlamlarına gelir.

    · Kur’an’ın ilk inen ayeti Alak S.96, son inen ayet ise Bakara S. 281. ayet-i kerimedir.

    · Bütün olarak ilk inen sure Fatiha, son inen ise Nasr Suresidir.

    · Tercih edilen görüşe göre 114 Sureden 93’ü Mekke’de, 21’i Medine’de inmiştir.

    · Kur’an ayetlerinin sayısı bir görüşe göre 6666 ise de, asıl kabul gören görüşe göre 6236’dır.

    Nafia’ya göre: 6217

    Şeybe’ye göre: 6214

    Kufe alimlerine göre: 6236

    Mısırlılara göre: 6219

    Şamlılara göre: 6226

    Zemahşeri’ye göre: 6666’dır. Ayetlerinin sayısındaki bu farklı görüşler ayetlerdeki bir eksiklikten değil, ayetleri saymadaki yöntem ayrılığından doğmaktadır. Kimi âlimin tek ayet kabul ettiği uzun bir ayeti, kimi iki ayet saymıştır.

    · Kur’an harflerinin sayısı hususunda iki rivayet vardır:

    a-325.345

    b-325743

    Kelime sayısının 77439 olduğunda ittifak vardır.

    · Kur’an’ın ilk harekelenmesi hicri birinci yüzyılda Ebul Esved ed-Düeli tarafından, yalnız kelime sonlarına nokta koyularak yapılmıştır. Bunun yararı görülünce geliştirilmiş ve hicri 2. yüzyılın ortalarında büyük gramer bilgini Halil bin Ahmed tarafından bugünkü şekliyle nokta ve hareke konulmuştur.

    · Kur’an’a nokta ve hareke konulduktan sonra, ayetleri birbirinden ayırmak için aralarına duraklar konmuştur.

    · Bundan başka, ayetlerin çeşitli yerlerinde durak işareti olarak küçük harfler konulmuştur. Bu işaretler büyük Kur’an âlimi Gazneli Ebu’l Fadl Muhammed b. Tayfur Secavendi(ö:1164) tarafından konduğundan bunlara Secavendi işaretleri denmiştir. Başlıcaları:

    *Mim; bu işaret bulunan yerde mutlaka durmak gerekir, geçilirse anlam bozulur.

    *Tı: Durmak gerekir, geçmek doğru değildir.

    *Cim:Durmak geçmeye tercih edilmeli

    *Ze: Durmak mümkün olmakla beraber , geçmeyi tercih etmelidir.

    *Lamelif:Durmamak gerektiğini, durulursa anlam bozulacağını ifade eder. Nefes yetişmeyip durulursa, geriden almak gerekir. Yalnız bu harf ayet sonunda ise durulduğu zaman geri alınmaz.

    *Ayn: Bir konunun ya da kıssanın bitip, yenisinin başladığını bildirir.

    Kaynaklar

    1-Kur’an-ı Kerim Ve Özellikleri- İsmail Özcan-Şahsi Basım-İst-1985

    2-Fetvalar-1- Mehmed Emre-Tekin Kitabevi-Zafer Matbaası-İst-1996


    Salih Okur
    Cevaplar.org


  5. 22.Kasım.2010, 16:56
    3
    Silent and lonely rains
    Kur’an’ın en yaygın tarifi: Hz. Muhammed(ASM)’e indirilen, mushaflarda yazılı, O’ndan tevatür yoluyla nakledilmiş, okunmasıyla ibadet edilen, beşerin benzerini getirmekten aciz kaldığı ilahi kelamdır.”

    Not: Tevatür: Yalan üzere ittifakları mümkün olmayan bir cemaat tarafından nakledilen haber demektir.

    · Bu tarifin Arapçası şöyledir: En-Nazmü’l münezzelü alâ Resûlinâ el menkulü anhu tevatürâ.

    · Kur’an kelimesi lugat itibarıyla “toplamak” ve “okumak” anlamlarına gelir.

    · Kur’an’ın ilk inen ayeti Alak S.96, son inen ayet ise Bakara S. 281. ayet-i kerimedir.

    · Bütün olarak ilk inen sure Fatiha, son inen ise Nasr Suresidir.

    · Tercih edilen görüşe göre 114 Sureden 93’ü Mekke’de, 21’i Medine’de inmiştir.

    · Kur’an ayetlerinin sayısı bir görüşe göre 6666 ise de, asıl kabul gören görüşe göre 6236’dır.

    Nafia’ya göre: 6217

    Şeybe’ye göre: 6214

    Kufe alimlerine göre: 6236

    Mısırlılara göre: 6219

    Şamlılara göre: 6226

    Zemahşeri’ye göre: 6666’dır. Ayetlerinin sayısındaki bu farklı görüşler ayetlerdeki bir eksiklikten değil, ayetleri saymadaki yöntem ayrılığından doğmaktadır. Kimi âlimin tek ayet kabul ettiği uzun bir ayeti, kimi iki ayet saymıştır.

    · Kur’an harflerinin sayısı hususunda iki rivayet vardır:

    a-325.345

    b-325743

    Kelime sayısının 77439 olduğunda ittifak vardır.

    · Kur’an’ın ilk harekelenmesi hicri birinci yüzyılda Ebul Esved ed-Düeli tarafından, yalnız kelime sonlarına nokta koyularak yapılmıştır. Bunun yararı görülünce geliştirilmiş ve hicri 2. yüzyılın ortalarında büyük gramer bilgini Halil bin Ahmed tarafından bugünkü şekliyle nokta ve hareke konulmuştur.

    · Kur’an’a nokta ve hareke konulduktan sonra, ayetleri birbirinden ayırmak için aralarına duraklar konmuştur.

    · Bundan başka, ayetlerin çeşitli yerlerinde durak işareti olarak küçük harfler konulmuştur. Bu işaretler büyük Kur’an âlimi Gazneli Ebu’l Fadl Muhammed b. Tayfur Secavendi(ö:1164) tarafından konduğundan bunlara Secavendi işaretleri denmiştir. Başlıcaları:

    *Mim; bu işaret bulunan yerde mutlaka durmak gerekir, geçilirse anlam bozulur.

    *Tı: Durmak gerekir, geçmek doğru değildir.

    *Cim:Durmak geçmeye tercih edilmeli

    *Ze: Durmak mümkün olmakla beraber , geçmeyi tercih etmelidir.

    *Lamelif:Durmamak gerektiğini, durulursa anlam bozulacağını ifade eder. Nefes yetişmeyip durulursa, geriden almak gerekir. Yalnız bu harf ayet sonunda ise durulduğu zaman geri alınmaz.

    *Ayn: Bir konunun ya da kıssanın bitip, yenisinin başladığını bildirir.

    Kaynaklar

    1-Kur’an-ı Kerim Ve Özellikleri- İsmail Özcan-Şahsi Basım-İst-1985

    2-Fetvalar-1- Mehmed Emre-Tekin Kitabevi-Zafer Matbaası-İst-1996


    Salih Okur
    Cevaplar.org


  6. 22.Kasım.2010, 17:20
    4
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: sure ve ayet sayısı ayrı ayrı bir şekilde

    aşağıdaki linke bakabilirsiniz

    http://www.diyanet.gov.tr/kuran/kurandakisira.asp


  7. 22.Kasım.2010, 17:20
    4
    ~~Medinenin Gülü ~~
    aşağıdaki linke bakabilirsiniz

    http://www.diyanet.gov.tr/kuran/kurandakisira.asp





+ Yorum Gönder