Konusunu Oylayın.: Batıl inançların toplum üzerindeki olumsuz etkisi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 14 kişi
Batıl inançların toplum üzerindeki olumsuz etkisi
  1. 19.Kasım.2010, 23:19
    1
    Misafir

    Batıl inançların toplum üzerindeki olumsuz etkisi

  2. 06.Kasım.2015, 19:49
    2
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,411
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: Batıl inançların toplum üzerindeki olumsuz etkisi




    Ruh Çağırma Falcılık Sihir Ve Büyü Gibi Batıl İnançların Toplum Üzerindeki Olumsuz Etkileri

    İnsanoğlu var oluşundan itibaren gaybe ve olağan üstü hadiselere merak duymuştur. Bu merakı giderecek yeterli bilgiyi ilahi dinler her zaman vermişse de, özellikle dinî bilgiden yoksun kimselerin merakı tam olarak ortadan kalkmamıştır. Bu merakını gidermek için de çeşitli vesilelere başvurmuş, çeşitli yöntemler kullanmıştır. Konu gaybi ve tabiattaki kanunların işleyişinin dışında olunca da, kullanılan yöntemler somut gerekçeler ve sebepler olmamış, fizikötesi, gizemli, hayali işlemlerle hedefe ulaşılmaya çalışılmıştır. Bazı insanlar bu yönde belli bir meleke sahibi olmuş, bu işi meslek haline getirmiş ve insanları olağan dışı işlerle etkilemeye çalışmışlardır.

    Belirtilen bu faaliyetlerin başında ise sihir ve büyü gelmektedir. Tarihin her döneminde, her toplumda kendilerine has sihirsel faaliyetler hep olmuştur. İnsanlar sihri iyi ve kötü yönde kullanmışlar, sihirbazlarda gördükleri bir nevi olağanüstü kabiliyet sebebiyle de hemen her problemlerinde sihirbazlara müracaat etmişlerdir. İşi fırsat bilen kötü niyetler kimseler hem bu işi bir çıkar sağlama yöntemi haline getirmiş hem de yalan yanlış ve zararlı faaliyetlere girişmekle de insanlara daima zarar verir olmuşlardır.

    Birçok maddi zararının yanında itikadi ve ahlaki zararı olduğundan dolayı bütün semavi dinler ve beşeri hukuklar sihir ve sihirbazlarla mücadele etmiştir. Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da yasaklama ve cezai müeyyideler istenilen neticeyi vermemiştir.

    Günümüzde bütün toplumlarda ve her kesimde bu işlerle uğraşanlar vardır. Hem dinlerin hem de pozitif bilimlerin reddettiği, her yönüyle zararlı olan sihir ve büyü konusundan uzak durmak fert ve toplum yararınadır.

    Günümüzde herkesimden insanlar çok farklı amaçlarla büyücülere müracaat etmektedir. Bunları şöyle sıralamak mümkündür: Çocuğu olmayanlar, Akli meleke ve fiziki fonksiyonlarında bozukluk olanlar, ailevi problemi olanlar, mesleki kariyerinde yükselmek isteyenler, geleceği ile ilgili bilgi elde etmek isteyenler, kendini, ailesini, malını korumak isteyenler, bir nevi ak büyü denilen işlemleri yaptırmak için bu kimselere başvururlar. Bunun yanında kötü amaçla yapılan ve yaptırılan kara büyülerde yaygındır. Bunlar; karı-koca veya başka kimselerin arasını açmak, insanının bazı kabiliyetlerini, dilini, bahtını, cinsi gücünü, idrarını bağlamak, sakatlamak, uyutmamak, malına canına hayvanına zarar vermek, kız kaçırmak gibi maksatlarla yapılanlardır.

    Yine işinde tılsımlı yazılar, şekiller, âyetler, dualar bulunan muskalar muhabbet ve şifa maksadıyla, düşmanlık, cin, hasım ve benzerinden korunmak için muskacıya yazdırılır.

    Yapılış amacı ve yapılan bölgeye göre, yapılan sihir işlemlerinde çok farklı nesneler kullanılmaktadır. Muska, saç, elbise parçası, tırnak, sabun, iğne, resim, ip, tespih, çakı, kilit, düğme, at nalı, kurşun, yumurta horoz kanı… bunlardandır. Yapılan sihir ise genelde boyun, koltuk altı, cep, yatak ve yastık altı, kapı eşiği, ocak arkası, merdiven dibi, kör kuyu, mezar gibi yerlere konulur

    İnsanların bu gibi yollara başvurmasında gerek tıp ve gerekse de din anlamında halkımızın yanlış ve eksik bilgi sahibi olması temel etkenlerdendir. Tıbbi tedaviye ihtiyacı olan hastalar, bu gibi yerlere ve kişilere başvurmakta, bunların ise ne tıp ne de din yönünden bilgileri bulunmaktadır. Kırsaldaki vatandaşlarımız doktor yerine kolay ve masrafı az diye üfürükçüye giderken, şehirlerimizde gelir ve eğitim düzeyi yüksek ancak dini bilgisi zayıf olan kimseler de, ailevi ve kişisel sorunları için büyü yaptırarak problemi kolayca çözmek gayesiyle büyücülere başvurmaktadır. Neticede hem bu kimseler gayelerini erişemiyor hem de maddi ve manevi açıdan zarar görüyorlar, diğer taraftan da İslam'ın adını lekeliyor, insanların gözünde dini ve dindarları küçük göstermiş oluyorlar.

    Ayrıca günümüzde yazılı ve görsel basında sihir ve kehanetle ilgili yaygın faaliyetler görülmektedir. Modernist geçinen gazetelerdeki fal köşeleri ve yine aynı dünya görüşüne sahip televizyonlardaki "sihirli", "cadılı" diziler, filmler, uçan kahramanlar, konuşan hayvanlar, şekil değiştiren, bir anda yok olan varlıklar, bir hareketle istediğini yapabiliyormuş gibi gösterilen insanlar ve başka birçok programların hepsi hakikati olmayan sihir olarak değerlendirilebilir. Yine ekranlarda görülen illüzyonist ve hokkabazların kendilerini has bir takım yetenekleriyle yaptıkları gösteriler de aynıdır. Bütün bunlar ve bu istikamette değerlendirilebilecek faaliyetler İslami açıdan masum değildirler. Kimi itikadi, kimisi de ahlaki açıdan problem oluşturmaktadır.

    Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başkan Vekili Doç. Dr. Kemal Sayar, her dönemde olan geleceği bilme merakının son zamanlarda artmasını toplumsal sorunlara bağlıyor. Modern hayatın insana yalnızlaşmayı dayattığını, insanların gelecekleriyle ilgili yoğun bir kaygı yaşadıklarını söyleyen Sayar, "Gelenek gibi, din gibi köklü anlam sağlayıcılar etkisini kaybettikten sonra insanlar daha sahte aidiyetlere tutunmaya başladı. Falcılık, medyumluk da bu sahte maneviyatın bir uzantısı. En kötüsü eğitimli insanlar bile medyum medyum dolaşarak fiziken tedavi edilmesi gereken hastalıklarına oralarda çare arıyor." diyor.

    İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Yargıç ise olaya farklı bir açıdan yaklaşıyor. Medyumlara, astrologlara ilgi gösterenleri iki bölüme ayıran Yargıç'a göre, birinci türden olanlar eğlence için falcılara gidiyor, ki bu tipte olanlar için herhangi bir risk yok. Fakat çözüm umuduyla giden ikinci tür insanların ruh sağlığının ciddi risk altında olduğunu söyleyen Yargıç, "Bu tiplerin zaten psikolojik sıkıntıları var ve çözüm arama niyetiyle gittiği için falcının, medyumun söyleyeceği her şeyi kabul etmeye hazır. Fiziki ya da somut çözüm yolları olan problemler için bile falcılardan medet umuyor, kendisine olacağı söylenen şeyler gerçekleşmeyince de bunalıma giriyorlar." diyor.

    Yargıç'a göre, falcılara giden insanlar bir süre sonra olayların kendi iradesi dışında birtakım mistik güçler tarafından yönlendirildiğine, kendisinin de medyumlar aracılığı ile bu mistik güçleri yönlendirebileceğine inanmaya başlar, ki bu başlı başına bir sorundur. Falcılar ve medyumların en çok aile ilişkilerine zarar verdiğini söyleyen Yargıç, "Falcılar, genellikle benzer söylemleri kullanır. Kadının kocasıyla sorunu vardır, problem aslında konuşulsa çözülebilecektir. Fakat falcı birisinin kendisine büyü yaptığını söyler. Bu durumda kadın tüm aile fertlerine karşı düşmanca tavır besler. Gerçekte böyle bir şey olmamasına rağmen kehanet kendini kanıtlar ve aile ilişkileri kopar." diyor.

    Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise; büyü ile ilgilenmenin çok eskilere dayandığını ancak günümüz insanının ruh sağlığını tehdit eder boyutlara ulaştığını söylüyor: "Medya astrolojiye abartılı bir anlam yüklüyor. Sanki her şeyin çözümü kehanette, büyüde, mistik güçlerde. Oysa negatif etkilerine kimse yer vermiyor. Birçok sakıncası var. Örneğin, bazı hastalıkların tedavisiz kalmasına sebep oluyor. Beyninde ur olan birisi bile medyumlardan çare arıyor." diyor. Falcıların, büyücülerin özellikle paranoyayı tetiklediğine işaret eden Tarhan'a göre, aile ilişkilerinin zayıflamasında bu tip kurumların etkisi büyüktür.

    Sonuç olarak, kadınların evde kahve içtikten sonra eğlence olsun diye baktığı kahve falı artık bir sektör. Falla başlayan bu zincirin diğer halkalarını ise medyumlar, astrologlar ya da cinci hocalar tamamlıyor. Milyonlarca ziyaretçisi olan onlarca web sayfası, yüzlerce iş yeri ile "umut tacirliği" bugün net büyüklüğü ifade edilemeyen milyonlarca liralık bir sektör haline geldi. Asıl endişe edilmesi gereken ise etrafında kendine kötülük yapacak birilerinin olmasından şüphe eden, "üç vakte kadar" gerçekleşmesi muhtemel bir şeyleri bekleyen yüz binlerce insanımızın olmasıdır

    Günümüzde bazı mihraklar, İslam inançlarına tamamen ters bazı meseleleri hiçbir ilmi delile dayandırmadan çeşitli propaganda araçlarıyla yaymaya çalışmaktadırlar. Ciddi bir İslami eğitimden yoksun olan Müslümanlar da bu olumsuz propagandalardan ister istemez etkilenmektedirler. Bu tür yanlış fikirlerden etkilenmemek için Müslümanların uyanık olup İslami ölçülere dayanmaları gerekmektedir.



  3. 06.Kasım.2015, 19:49
    2
    Mum Ve Merhem Olabilmek..



    Ruh Çağırma Falcılık Sihir Ve Büyü Gibi Batıl İnançların Toplum Üzerindeki Olumsuz Etkileri

    İnsanoğlu var oluşundan itibaren gaybe ve olağan üstü hadiselere merak duymuştur. Bu merakı giderecek yeterli bilgiyi ilahi dinler her zaman vermişse de, özellikle dinî bilgiden yoksun kimselerin merakı tam olarak ortadan kalkmamıştır. Bu merakını gidermek için de çeşitli vesilelere başvurmuş, çeşitli yöntemler kullanmıştır. Konu gaybi ve tabiattaki kanunların işleyişinin dışında olunca da, kullanılan yöntemler somut gerekçeler ve sebepler olmamış, fizikötesi, gizemli, hayali işlemlerle hedefe ulaşılmaya çalışılmıştır. Bazı insanlar bu yönde belli bir meleke sahibi olmuş, bu işi meslek haline getirmiş ve insanları olağan dışı işlerle etkilemeye çalışmışlardır.

    Belirtilen bu faaliyetlerin başında ise sihir ve büyü gelmektedir. Tarihin her döneminde, her toplumda kendilerine has sihirsel faaliyetler hep olmuştur. İnsanlar sihri iyi ve kötü yönde kullanmışlar, sihirbazlarda gördükleri bir nevi olağanüstü kabiliyet sebebiyle de hemen her problemlerinde sihirbazlara müracaat etmişlerdir. İşi fırsat bilen kötü niyetler kimseler hem bu işi bir çıkar sağlama yöntemi haline getirmiş hem de yalan yanlış ve zararlı faaliyetlere girişmekle de insanlara daima zarar verir olmuşlardır.

    Birçok maddi zararının yanında itikadi ve ahlaki zararı olduğundan dolayı bütün semavi dinler ve beşeri hukuklar sihir ve sihirbazlarla mücadele etmiştir. Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da yasaklama ve cezai müeyyideler istenilen neticeyi vermemiştir.

    Günümüzde bütün toplumlarda ve her kesimde bu işlerle uğraşanlar vardır. Hem dinlerin hem de pozitif bilimlerin reddettiği, her yönüyle zararlı olan sihir ve büyü konusundan uzak durmak fert ve toplum yararınadır.

    Günümüzde herkesimden insanlar çok farklı amaçlarla büyücülere müracaat etmektedir. Bunları şöyle sıralamak mümkündür: Çocuğu olmayanlar, Akli meleke ve fiziki fonksiyonlarında bozukluk olanlar, ailevi problemi olanlar, mesleki kariyerinde yükselmek isteyenler, geleceği ile ilgili bilgi elde etmek isteyenler, kendini, ailesini, malını korumak isteyenler, bir nevi ak büyü denilen işlemleri yaptırmak için bu kimselere başvururlar. Bunun yanında kötü amaçla yapılan ve yaptırılan kara büyülerde yaygındır. Bunlar; karı-koca veya başka kimselerin arasını açmak, insanının bazı kabiliyetlerini, dilini, bahtını, cinsi gücünü, idrarını bağlamak, sakatlamak, uyutmamak, malına canına hayvanına zarar vermek, kız kaçırmak gibi maksatlarla yapılanlardır.

    Yine işinde tılsımlı yazılar, şekiller, âyetler, dualar bulunan muskalar muhabbet ve şifa maksadıyla, düşmanlık, cin, hasım ve benzerinden korunmak için muskacıya yazdırılır.

    Yapılış amacı ve yapılan bölgeye göre, yapılan sihir işlemlerinde çok farklı nesneler kullanılmaktadır. Muska, saç, elbise parçası, tırnak, sabun, iğne, resim, ip, tespih, çakı, kilit, düğme, at nalı, kurşun, yumurta horoz kanı… bunlardandır. Yapılan sihir ise genelde boyun, koltuk altı, cep, yatak ve yastık altı, kapı eşiği, ocak arkası, merdiven dibi, kör kuyu, mezar gibi yerlere konulur

    İnsanların bu gibi yollara başvurmasında gerek tıp ve gerekse de din anlamında halkımızın yanlış ve eksik bilgi sahibi olması temel etkenlerdendir. Tıbbi tedaviye ihtiyacı olan hastalar, bu gibi yerlere ve kişilere başvurmakta, bunların ise ne tıp ne de din yönünden bilgileri bulunmaktadır. Kırsaldaki vatandaşlarımız doktor yerine kolay ve masrafı az diye üfürükçüye giderken, şehirlerimizde gelir ve eğitim düzeyi yüksek ancak dini bilgisi zayıf olan kimseler de, ailevi ve kişisel sorunları için büyü yaptırarak problemi kolayca çözmek gayesiyle büyücülere başvurmaktadır. Neticede hem bu kimseler gayelerini erişemiyor hem de maddi ve manevi açıdan zarar görüyorlar, diğer taraftan da İslam'ın adını lekeliyor, insanların gözünde dini ve dindarları küçük göstermiş oluyorlar.

    Ayrıca günümüzde yazılı ve görsel basında sihir ve kehanetle ilgili yaygın faaliyetler görülmektedir. Modernist geçinen gazetelerdeki fal köşeleri ve yine aynı dünya görüşüne sahip televizyonlardaki "sihirli", "cadılı" diziler, filmler, uçan kahramanlar, konuşan hayvanlar, şekil değiştiren, bir anda yok olan varlıklar, bir hareketle istediğini yapabiliyormuş gibi gösterilen insanlar ve başka birçok programların hepsi hakikati olmayan sihir olarak değerlendirilebilir. Yine ekranlarda görülen illüzyonist ve hokkabazların kendilerini has bir takım yetenekleriyle yaptıkları gösteriler de aynıdır. Bütün bunlar ve bu istikamette değerlendirilebilecek faaliyetler İslami açıdan masum değildirler. Kimi itikadi, kimisi de ahlaki açıdan problem oluşturmaktadır.

    Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başkan Vekili Doç. Dr. Kemal Sayar, her dönemde olan geleceği bilme merakının son zamanlarda artmasını toplumsal sorunlara bağlıyor. Modern hayatın insana yalnızlaşmayı dayattığını, insanların gelecekleriyle ilgili yoğun bir kaygı yaşadıklarını söyleyen Sayar, "Gelenek gibi, din gibi köklü anlam sağlayıcılar etkisini kaybettikten sonra insanlar daha sahte aidiyetlere tutunmaya başladı. Falcılık, medyumluk da bu sahte maneviyatın bir uzantısı. En kötüsü eğitimli insanlar bile medyum medyum dolaşarak fiziken tedavi edilmesi gereken hastalıklarına oralarda çare arıyor." diyor.

    İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Yargıç ise olaya farklı bir açıdan yaklaşıyor. Medyumlara, astrologlara ilgi gösterenleri iki bölüme ayıran Yargıç'a göre, birinci türden olanlar eğlence için falcılara gidiyor, ki bu tipte olanlar için herhangi bir risk yok. Fakat çözüm umuduyla giden ikinci tür insanların ruh sağlığının ciddi risk altında olduğunu söyleyen Yargıç, "Bu tiplerin zaten psikolojik sıkıntıları var ve çözüm arama niyetiyle gittiği için falcının, medyumun söyleyeceği her şeyi kabul etmeye hazır. Fiziki ya da somut çözüm yolları olan problemler için bile falcılardan medet umuyor, kendisine olacağı söylenen şeyler gerçekleşmeyince de bunalıma giriyorlar." diyor.

    Yargıç'a göre, falcılara giden insanlar bir süre sonra olayların kendi iradesi dışında birtakım mistik güçler tarafından yönlendirildiğine, kendisinin de medyumlar aracılığı ile bu mistik güçleri yönlendirebileceğine inanmaya başlar, ki bu başlı başına bir sorundur. Falcılar ve medyumların en çok aile ilişkilerine zarar verdiğini söyleyen Yargıç, "Falcılar, genellikle benzer söylemleri kullanır. Kadının kocasıyla sorunu vardır, problem aslında konuşulsa çözülebilecektir. Fakat falcı birisinin kendisine büyü yaptığını söyler. Bu durumda kadın tüm aile fertlerine karşı düşmanca tavır besler. Gerçekte böyle bir şey olmamasına rağmen kehanet kendini kanıtlar ve aile ilişkileri kopar." diyor.

    Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise; büyü ile ilgilenmenin çok eskilere dayandığını ancak günümüz insanının ruh sağlığını tehdit eder boyutlara ulaştığını söylüyor: "Medya astrolojiye abartılı bir anlam yüklüyor. Sanki her şeyin çözümü kehanette, büyüde, mistik güçlerde. Oysa negatif etkilerine kimse yer vermiyor. Birçok sakıncası var. Örneğin, bazı hastalıkların tedavisiz kalmasına sebep oluyor. Beyninde ur olan birisi bile medyumlardan çare arıyor." diyor. Falcıların, büyücülerin özellikle paranoyayı tetiklediğine işaret eden Tarhan'a göre, aile ilişkilerinin zayıflamasında bu tip kurumların etkisi büyüktür.

    Sonuç olarak, kadınların evde kahve içtikten sonra eğlence olsun diye baktığı kahve falı artık bir sektör. Falla başlayan bu zincirin diğer halkalarını ise medyumlar, astrologlar ya da cinci hocalar tamamlıyor. Milyonlarca ziyaretçisi olan onlarca web sayfası, yüzlerce iş yeri ile "umut tacirliği" bugün net büyüklüğü ifade edilemeyen milyonlarca liralık bir sektör haline geldi. Asıl endişe edilmesi gereken ise etrafında kendine kötülük yapacak birilerinin olmasından şüphe eden, "üç vakte kadar" gerçekleşmesi muhtemel bir şeyleri bekleyen yüz binlerce insanımızın olmasıdır

    Günümüzde bazı mihraklar, İslam inançlarına tamamen ters bazı meseleleri hiçbir ilmi delile dayandırmadan çeşitli propaganda araçlarıyla yaymaya çalışmaktadırlar. Ciddi bir İslami eğitimden yoksun olan Müslümanlar da bu olumsuz propagandalardan ister istemez etkilenmektedirler. Bu tür yanlış fikirlerden etkilenmemek için Müslümanların uyanık olup İslami ölçülere dayanmaları gerekmektedir.






+ Yorum Gönder