Konusunu Oylayın.: Vefat Eden Bir Kimsenin Kabrinin Naklinde Ruh Nerede Kalır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Vefat Eden Bir Kimsenin Kabrinin Naklinde Ruh Nerede Kalır
  1. 18.Kasım.2010, 01:20
    1
    Misafir

    Vefat Eden Bir Kimsenin Kabrinin Naklinde Ruh Nerede Kalır






    Vefat Eden Bir Kimsenin Kabrinin Naklinde Ruh Nerede Kalır Mumsema Vefat Etmiş Insanın Ruhu Daha Sonra Başka Bir Yere Nakil Olursa Ruhu önceki Kabrindemi Kalır Yoksa Nakil Olduğu Yerdemi Birden Fazla Cenaze Aynı Yere Defn Edilirse Ruhların Durumu Ne Olur


  2. 18.Kasım.2010, 01:20
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Vefat Etmiş Insanın Ruhu Daha Sonra Başka Bir Yere Nakil Olursa Ruhu önceki Kabrindemi Kalır Yoksa Nakil Olduğu Yerdemi Birden Fazla Cenaze Aynı Yere Defn Edilirse Ruhların Durumu Ne Olur


    Benzer Konular

    - Medine yahut Mekke'de vefat eden kimsenin sevabı

    - Oruç Tutamadan Vefat Eden Kimsenin Orucunun Keffâreti Nasıl ödenir?

    - Gurbette Vefat Eden Kimsenin Cenazesini Memleketine Getirmek Caiz Midir?

    - Vefat eden bir kişinin gözleri neden açık kalır,bunun sebebi nedir?

    - Vefat Eden Kimsenin Malına Taalluk Eden Haklara Ölçü

  3. 18.Kasım.2010, 16:07
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Vefat Eden Bir Kimsenin Kabrinin Naklinde Ruh Nerede Kalır




    Ölüm yokluk değildir. Daha güzel bir alemin kapısıdır. Nasıl ki, toprak altına giren bir çekirdek, görünüşte ölüyor, çürüyor ve yok oluyor. Fakat gerçekte daha güzel bir hayata geçiş yapıyor. Çekirdek hayatından ağaçlık hayatına geçiyor.
    Aynen bunun gibi, ölen bir insan da görünüşte toprağa giriyor, çürüyor ama geçekte berzah ve kabir aleminde daha mükemmel bir hayata kavuşuyor.
    Beden ile ruh, ampul ile elektrik gibidir. Ampul kırılınca elektrik yok olmuyor ve var olmaya devam ediyor. Biz onu görmesek te inanıyoruz ki, elektrik hala mevcuttur. Aynen bunun gibi, insan ölmekle ruh vücuttan çıkıyor. Fakat var olmaya devam ediyor. Cenab-ı Allah Ruh’a münasip daha güzel bir elbise giydirerek, kabir aleminde yaşamını devam ettiriyor.
    Bu sebeple Peygamberimiz, “Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe, yada Cehennem çukurlarından bir çukurdur.” (Tirmizi, Kıyame 26) buyurarak, kabir hayatının varlığını ve nasıl olacağını bize haber veriyor.
    İmanlı ölen ve kabir azabı görmeyen insanların ruhları serbest dolaşır. Bu sebeple pek çok yere gidip gelebilirler. Bir anda çok yerde bulunabilirler. Aramızda dolaşmaları mümkündür. Hatta şehitlerin efendisi Hz. Hamza pek çok insana yardım bile etmiş ve hala yardım ettiği insanlar vardır.
    Ruhlar aleminden anne karnına gelen insanlar, oradan dünyaya doğarlar. Burada buluşup görüşürler. Aynen bunun gibi bu dünyadaki insanlar da, ölüm ile öbür tarafa doğarlar ve orada dolaşırlar. Nasıl ki buradan öbür tarafa gideni uğurluyoruz. Kabir tarafından da buradan gidenleri karşılayanlar var. İnşallah bizleri de başta Peygamberimiz olmak üzere, bütün sevdiklerimiz orada karşılarlar.
    Yeni doğan çocuğu burada karşıladığımız gibi, buradan öbür tarafa giden bizleri de inşallah dostlarımız karşılayacaktır. Bunun şartı Allah’a iman, O’na ve Peygamberine uymak ve iman ile ölmektir.
    Resulullah, kabir ziyaret ederken ahireti hatırlamayı, meyyite dua ederek, ona ihsanda bulunmayı, ona acımayı, istiğfar etmeyi emretmiştir. Ziyaret eden kimse, hem kendisine, hem de meyyite iyilik etmiş olmaktadır. Müslim’in, Ebu Hüreyre’den bildirdiği hadiste (Kabirleri ziyaret ediniz! Kabir ziyareti, ölümü hatırlatır) buyuruldu. Abdullah ibni Abbas diyor ki, Resulullah Medine’de, kabristan yanından geçiyordu. Kabirlere bakarak, (Esselamü aleyküm ya ehlel-kubur! Yagfirullahü lena ve leküm, entüm selefüna ve nahnü bil-eser) buyurdu. Bu nedenle Kabir ehline selam vermek sünnettir.
    İman ehli insanların ruhları serbest olduğundan verilen selamları alırlar. Ayrıca her ruhun kabriyle de irtibatı vardır. Fakat bu durum onların topraktaki cesedlerinde olduğu anlamına gelmez. O alem tamamen farklı bir alemdir. Nitekim güneş çok yükseklerde olduğu halde ışığıyla, ısısıyla, renkleriyle sizin yanınızdaki aynayla irtibatı vardır. Ama güneş aynanın içinde değildir. Aynaya zarar verilse bile güneşe bir şey olmaz.


    Kutlu ve iyi ruhlar ölünce göklere mi çıkıyor?
    “Muhakkak! Şüphesiz iyilerin kitabı “İlliyyûn” dadır. İliyyûn’un ne olduğunu sen nereden bileceksin? O, yazılmış bir kitaptır” (Mutaffifîn, 83/18-21)
    Abdullah b. Abbas, Kâb. B. Ahbar, Üsame b. Zeyd ve Mücahid’e göre, “İlliyun”, yedinci göktür ve cennetlik olanların ruhları da oradadır. (bk. Taberî, İbn Kesir, Râzî, ilgili ayetlerin tefsiri).
    Demek ki, herkesin kitabı ruhunun bulunduğu yerdedir. Oradaki mukarreb meleklere teslim edilmiştir.
    Yine Kâb ve İbn Abbas’ta gelen diğer bir rivayete göre, müminlerin ruhu Arşın yanındadır. Başka bir rivayette cennettedir.(a.g.y).
    Konuyla ilgili Dahhak’ın görüşü şöyledir: Mümin kimsenin ruhu alındığında, onu alıp dünya semasına götürürler, Her gökte bulunan Mukarrebin melekler, onu oradan alıp sırayla ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci semaya çıkarırlar, oradan da Sidretu’l-Muntahaya götürürler ve “Ya Rabb! Bu senin filanca kulundur” derler. Allah o kulunun kim ve nasıl biri olduğunu en iyi bilen olarak, onu azaptan emin kıldığına dair mühürlü bir tezkereyi onlara gönderir.
    “Muhakkak! Şüphesiz iyilerin kitabı “İlliyyûn” dadır. İliyyûn’un ne olduğunu sen nereden bileceksin? O, yazılmış bir kitaptır” ayetleri bu gerçeğe işaret etmektedir. (a.g.y.)
    Bazı alimlere göre, “yazılmış bir kitap”tan maksat kişinin amel defteridir. Hafaza melekleri onları semada mukarreb meleklere teslim ederler. Mümin olan Kitabın sahibi güzel amellerini gördüğünde çok sevinecektir(Razî, a.g.y).
    Bir hadis rivayetine göre Efendimiz(a.s.m) şöyle buyurmuştur: “Melekler Allah’ın kullarından bir kulun amellerini yukarıya çıkarırken, onu çok fazla bulup överler. Nihayet Allah’ın dilediği yere vardıklarında, Allah onlara şu mesajı gönderir; ‘Siz kulumun amellerini muhafaza ettiniz, ben de onun içini kontrol ettim, bu kulumun amelleri halis değildir(içinde Allah’ın rızası dışında başka maksatlar vardır), bu sebeple onları alıp aşağıların aşağısına (Siccin) götürün”. Diğer taraftan bir kulun amellerini yukarıya çıkarırken onu azımsar ve küçümserler. Allah yine onlara şu mesajı gönderir: ‘Siz kulumun amellerini muhafaza ettiniz, ben de onun içini kontrol ettim, bu kulumun amelleri halisdir, onları en yüksek yere götürün” (Zamahşeri, el-Keşşaf; Suyutî, ed-Durru’l-Mensur, ilgili ayetlerin tefsiri).
    Sahih bir rivayete göre, “Şehitlerin ruhları Arşa asılı kandillerdeki yeşil kuşların içinde olur ve istediği şekilde cennet bahçelerinde dolaşırlar.”(Müslim, İmare, 33).

    S-İ-E



  4. 18.Kasım.2010, 16:07
    2
    Silent and lonely rains



    Ölüm yokluk değildir. Daha güzel bir alemin kapısıdır. Nasıl ki, toprak altına giren bir çekirdek, görünüşte ölüyor, çürüyor ve yok oluyor. Fakat gerçekte daha güzel bir hayata geçiş yapıyor. Çekirdek hayatından ağaçlık hayatına geçiyor.
    Aynen bunun gibi, ölen bir insan da görünüşte toprağa giriyor, çürüyor ama geçekte berzah ve kabir aleminde daha mükemmel bir hayata kavuşuyor.
    Beden ile ruh, ampul ile elektrik gibidir. Ampul kırılınca elektrik yok olmuyor ve var olmaya devam ediyor. Biz onu görmesek te inanıyoruz ki, elektrik hala mevcuttur. Aynen bunun gibi, insan ölmekle ruh vücuttan çıkıyor. Fakat var olmaya devam ediyor. Cenab-ı Allah Ruh’a münasip daha güzel bir elbise giydirerek, kabir aleminde yaşamını devam ettiriyor.
    Bu sebeple Peygamberimiz, “Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe, yada Cehennem çukurlarından bir çukurdur.” (Tirmizi, Kıyame 26) buyurarak, kabir hayatının varlığını ve nasıl olacağını bize haber veriyor.
    İmanlı ölen ve kabir azabı görmeyen insanların ruhları serbest dolaşır. Bu sebeple pek çok yere gidip gelebilirler. Bir anda çok yerde bulunabilirler. Aramızda dolaşmaları mümkündür. Hatta şehitlerin efendisi Hz. Hamza pek çok insana yardım bile etmiş ve hala yardım ettiği insanlar vardır.
    Ruhlar aleminden anne karnına gelen insanlar, oradan dünyaya doğarlar. Burada buluşup görüşürler. Aynen bunun gibi bu dünyadaki insanlar da, ölüm ile öbür tarafa doğarlar ve orada dolaşırlar. Nasıl ki buradan öbür tarafa gideni uğurluyoruz. Kabir tarafından da buradan gidenleri karşılayanlar var. İnşallah bizleri de başta Peygamberimiz olmak üzere, bütün sevdiklerimiz orada karşılarlar.
    Yeni doğan çocuğu burada karşıladığımız gibi, buradan öbür tarafa giden bizleri de inşallah dostlarımız karşılayacaktır. Bunun şartı Allah’a iman, O’na ve Peygamberine uymak ve iman ile ölmektir.
    Resulullah, kabir ziyaret ederken ahireti hatırlamayı, meyyite dua ederek, ona ihsanda bulunmayı, ona acımayı, istiğfar etmeyi emretmiştir. Ziyaret eden kimse, hem kendisine, hem de meyyite iyilik etmiş olmaktadır. Müslim’in, Ebu Hüreyre’den bildirdiği hadiste (Kabirleri ziyaret ediniz! Kabir ziyareti, ölümü hatırlatır) buyuruldu. Abdullah ibni Abbas diyor ki, Resulullah Medine’de, kabristan yanından geçiyordu. Kabirlere bakarak, (Esselamü aleyküm ya ehlel-kubur! Yagfirullahü lena ve leküm, entüm selefüna ve nahnü bil-eser) buyurdu. Bu nedenle Kabir ehline selam vermek sünnettir.
    İman ehli insanların ruhları serbest olduğundan verilen selamları alırlar. Ayrıca her ruhun kabriyle de irtibatı vardır. Fakat bu durum onların topraktaki cesedlerinde olduğu anlamına gelmez. O alem tamamen farklı bir alemdir. Nitekim güneş çok yükseklerde olduğu halde ışığıyla, ısısıyla, renkleriyle sizin yanınızdaki aynayla irtibatı vardır. Ama güneş aynanın içinde değildir. Aynaya zarar verilse bile güneşe bir şey olmaz.


    Kutlu ve iyi ruhlar ölünce göklere mi çıkıyor?
    “Muhakkak! Şüphesiz iyilerin kitabı “İlliyyûn” dadır. İliyyûn’un ne olduğunu sen nereden bileceksin? O, yazılmış bir kitaptır” (Mutaffifîn, 83/18-21)
    Abdullah b. Abbas, Kâb. B. Ahbar, Üsame b. Zeyd ve Mücahid’e göre, “İlliyun”, yedinci göktür ve cennetlik olanların ruhları da oradadır. (bk. Taberî, İbn Kesir, Râzî, ilgili ayetlerin tefsiri).
    Demek ki, herkesin kitabı ruhunun bulunduğu yerdedir. Oradaki mukarreb meleklere teslim edilmiştir.
    Yine Kâb ve İbn Abbas’ta gelen diğer bir rivayete göre, müminlerin ruhu Arşın yanındadır. Başka bir rivayette cennettedir.(a.g.y).
    Konuyla ilgili Dahhak’ın görüşü şöyledir: Mümin kimsenin ruhu alındığında, onu alıp dünya semasına götürürler, Her gökte bulunan Mukarrebin melekler, onu oradan alıp sırayla ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci semaya çıkarırlar, oradan da Sidretu’l-Muntahaya götürürler ve “Ya Rabb! Bu senin filanca kulundur” derler. Allah o kulunun kim ve nasıl biri olduğunu en iyi bilen olarak, onu azaptan emin kıldığına dair mühürlü bir tezkereyi onlara gönderir.
    “Muhakkak! Şüphesiz iyilerin kitabı “İlliyyûn” dadır. İliyyûn’un ne olduğunu sen nereden bileceksin? O, yazılmış bir kitaptır” ayetleri bu gerçeğe işaret etmektedir. (a.g.y.)
    Bazı alimlere göre, “yazılmış bir kitap”tan maksat kişinin amel defteridir. Hafaza melekleri onları semada mukarreb meleklere teslim ederler. Mümin olan Kitabın sahibi güzel amellerini gördüğünde çok sevinecektir(Razî, a.g.y).
    Bir hadis rivayetine göre Efendimiz(a.s.m) şöyle buyurmuştur: “Melekler Allah’ın kullarından bir kulun amellerini yukarıya çıkarırken, onu çok fazla bulup överler. Nihayet Allah’ın dilediği yere vardıklarında, Allah onlara şu mesajı gönderir; ‘Siz kulumun amellerini muhafaza ettiniz, ben de onun içini kontrol ettim, bu kulumun amelleri halis değildir(içinde Allah’ın rızası dışında başka maksatlar vardır), bu sebeple onları alıp aşağıların aşağısına (Siccin) götürün”. Diğer taraftan bir kulun amellerini yukarıya çıkarırken onu azımsar ve küçümserler. Allah yine onlara şu mesajı gönderir: ‘Siz kulumun amellerini muhafaza ettiniz, ben de onun içini kontrol ettim, bu kulumun amelleri halisdir, onları en yüksek yere götürün” (Zamahşeri, el-Keşşaf; Suyutî, ed-Durru’l-Mensur, ilgili ayetlerin tefsiri).
    Sahih bir rivayete göre, “Şehitlerin ruhları Arşa asılı kandillerdeki yeşil kuşların içinde olur ve istediği şekilde cennet bahçelerinde dolaşırlar.”(Müslim, İmare, 33).

    S-İ-E






+ Yorum Gönder