Konusunu Oylayın.: İnsan ölüp gömüldükten sona tekrar ruhun bedene gelmesiyle mezarda uyanıp başı tahtaya çarpıyor mu??

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İnsan ölüp gömüldükten sona tekrar ruhun bedene gelmesiyle mezarda uyanıp başı tahtaya çarpıyor mu??
  1. 15.Kasım.2010, 19:20
    1
    Misafir

    İnsan ölüp gömüldükten sona tekrar ruhun bedene gelmesiyle mezarda uyanıp başı tahtaya çarpıyor mu??






    İnsan ölüp gömüldükten sona tekrar ruhun bedene gelmesiyle mezarda uyanıp başı tahtaya çarpıyor mu?? Mumsema insan ölüp gömüldükten sona tekrar ruhun bedene gelmesiyle mezarda uyanıp başı tahtaya çarpıyor mu??


  2. 15.Kasım.2010, 19:20
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Aralık.2010, 13:51
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: insan ölüp gömüldükten sona tekrar ruhun bedene gelmesiyle mezarda uyanıp başı tahtaya çarpıyor mu??




    Buyur kardeş yazıyı oku bize konu hakkında bildirilenlerden sadece birkaç tanesi.,
    sanırım bunların yanında tahtaya çarpma meselesi çok hafif kalır..

    __________________________________________________ ______

    Sonsuz âhiret hayatının ilk istasyonu olan kabir bizi düşündürmelidir. Özene bezene güzelleştirmeye çalıştığımız şu iğreti evlerimizden, orada daha uzun süre kalacağımız iyi bilinmelidir. Asıl orayı güzelleştirip sevgili Peygamberimiz’in deyişiyle, “cennet bahçelerinden bir bahçe” haline getirmemiz gerektiği unutulmamalıdır.
    Ne yazık ki kabirlerden, kabristanlardan ders almıyoruz; gördüklerimiz üzerinde yeterince düşünmüyoruz. Çok duyarlı biri olduğumuzu söylesek bile, yeterince duyarlı davranmıyoruz.
    Peygamberimiz’in dikkatli öğrencileri olan ashâb-ı kirâm efendilerimiz bizim gibi değildi:

    Hz. Ebû Bekir’in kızı ve Efendimiz’in baldızı olan Esmâ anlatıyor:

    Bir gün Allah’ın Resûlü kabirde insanın başına gelecek hallerden söz ediyordu. Onun anlattıklarını duyan Müslümanlar öyle bir çığlık kopardılar ki, Allah’ın elçisinin ne buyurduğunu anlayamadım. Herkes susunca, bana en yakın olan adama Hz. Peygamber’in sözünü nasıl tamamladığını sordum. O da Resûl-i Ekrem’in:
    - “Allah bana şunu vahyetti: Siz kabirlerinizde Deccâl fitnesine yakın bir imtihandan geçeceksiniz” buyurduğunu söyledi (Buhârî, Cenâiz 86; Nesâî Cenâiz 115).
    Kabir azâbı hakkındaki bu söz, ashâb-ı kirâmı kendilerinden geçirmeye yetti.

    Hz. Osman bir kabrin başında durunca, gözyaşları sakalını ıslatacak derecede ağlardı. Biri ona:
    - “Cennetten, cehennemden söz edince ağlamıyorsun da, kabri görünce neden ağlıyorsun?” diye sordu. Peygamber Efendimiz’in cennetle müjdelediği on kişiden biri olan Hz. Osman ona şunları söyledi:
    - “Çünkü Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    ‘Kabir, âhiret duraklarının ilkidir.
    İnsan orada yakasını kurtarırsa, gerisi kolaydır.
    Eğer orada yakasını kurtaramazsa, daha sonrası çok daha kötüdür.’
    Peygamber aleyhisselâm sözünü şöyle tamamladı:
    “Ben hayatımda kabirden daha korkunç bir manzara görmedim” (Tirmizî, Zühd 5; İbni Mâce, Zühd 32; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 63-64).


  4. 03.Aralık.2010, 13:51
    2
    Silent and lonely rains



    Buyur kardeş yazıyı oku bize konu hakkında bildirilenlerden sadece birkaç tanesi.,
    sanırım bunların yanında tahtaya çarpma meselesi çok hafif kalır..

    __________________________________________________ ______

    Sonsuz âhiret hayatının ilk istasyonu olan kabir bizi düşündürmelidir. Özene bezene güzelleştirmeye çalıştığımız şu iğreti evlerimizden, orada daha uzun süre kalacağımız iyi bilinmelidir. Asıl orayı güzelleştirip sevgili Peygamberimiz’in deyişiyle, “cennet bahçelerinden bir bahçe” haline getirmemiz gerektiği unutulmamalıdır.
    Ne yazık ki kabirlerden, kabristanlardan ders almıyoruz; gördüklerimiz üzerinde yeterince düşünmüyoruz. Çok duyarlı biri olduğumuzu söylesek bile, yeterince duyarlı davranmıyoruz.
    Peygamberimiz’in dikkatli öğrencileri olan ashâb-ı kirâm efendilerimiz bizim gibi değildi:

    Hz. Ebû Bekir’in kızı ve Efendimiz’in baldızı olan Esmâ anlatıyor:

    Bir gün Allah’ın Resûlü kabirde insanın başına gelecek hallerden söz ediyordu. Onun anlattıklarını duyan Müslümanlar öyle bir çığlık kopardılar ki, Allah’ın elçisinin ne buyurduğunu anlayamadım. Herkes susunca, bana en yakın olan adama Hz. Peygamber’in sözünü nasıl tamamladığını sordum. O da Resûl-i Ekrem’in:
    - “Allah bana şunu vahyetti: Siz kabirlerinizde Deccâl fitnesine yakın bir imtihandan geçeceksiniz” buyurduğunu söyledi (Buhârî, Cenâiz 86; Nesâî Cenâiz 115).
    Kabir azâbı hakkındaki bu söz, ashâb-ı kirâmı kendilerinden geçirmeye yetti.

    Hz. Osman bir kabrin başında durunca, gözyaşları sakalını ıslatacak derecede ağlardı. Biri ona:
    - “Cennetten, cehennemden söz edince ağlamıyorsun da, kabri görünce neden ağlıyorsun?” diye sordu. Peygamber Efendimiz’in cennetle müjdelediği on kişiden biri olan Hz. Osman ona şunları söyledi:
    - “Çünkü Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    ‘Kabir, âhiret duraklarının ilkidir.
    İnsan orada yakasını kurtarırsa, gerisi kolaydır.
    Eğer orada yakasını kurtaramazsa, daha sonrası çok daha kötüdür.’
    Peygamber aleyhisselâm sözünü şöyle tamamladı:
    “Ben hayatımda kabirden daha korkunç bir manzara görmedim” (Tirmizî, Zühd 5; İbni Mâce, Zühd 32; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 63-64).





+ Yorum Gönder