Konusunu Oylayın.: Ahlaki eğitimin amaçları nelerdir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ahlaki eğitimin amaçları nelerdir
  1. 10.Kasım.2010, 22:19
    1
    Misafir

    Ahlaki eğitimin amaçları nelerdir






    Ahlaki eğitimin amaçları nelerdir Mumsema ahlaki eğitimin amaçları nelerdir


  2. 10.Kasım.2010, 22:19
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 29.Kasım.2010, 11:07
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: ahlaki eğitimin amaçları nelerdir




    TANIMI:
    Ahlak, Arapça kökenli bir kelime olup huy, seciye, tabiat, yaratılış, mertlik, din gibi anlamlara gelen “hulk”un çoğuludur. Hulk da “yapma, yaratma” anlamına gelen “halk” ile aynı köktendir Buna göre ahlak, iyilik yapmak ve kötülükten sakınmak için uyulması gereken kuralları öğreten bir ilimdir.
    Ahlak, insanda gelip geçici bir hal olmayıp, içinde yerleşen kalıcı bir meleke, bir kabiliyet haline gelmelidir. İşte asıl o zaman ahlak olur. Yani bir insan, kırk yılda bir iyilik yapmışsa, bu iyi bir insan değildir. İyilik onda bir meleke, bir yatkınlık, bir alışkanlık olup içine yerleşmelidir. O zaman o insan, ahlakî bir davranışla karşı karşıya kaldığında düşünüp taşınmaya veya her hangi bir baskı ve zorlamaya gerek kalmaksızın gerekeni seve seve yapar. Eğer iyi bir iş, içten gelerek, samimiyetle ve memnuniyetle yapılmıyor da, bir menfaat, korku, baskı, riya gibi sebeplerle yapılıyorsa, o iyi olmaktan çıkmış, bir kötülük olmuştur.
    İşte bu yüzden ahlak eğitimi önemlidir. Burada eğitimden maksadımız, hem iyi ve kötü nelerdir onları öğrenmek, hem de onu uygulayacak olan kişiyi nefis terbiyesi ile eğiterek iyi alışkanlıkları kazanmasını sağlamaktır. Bu aynı zamanda bir irade eğitimidir. Bu sebeptendir ki ahlak eğitimine karşı çıkmak, onu gereksiz görmek, kişilere ve topluma karşı işlenmiş en büyük cinayetlerden biridir.

    KONUSU:
    Ahlak ilminin konusu iki kısımda incelenebilir: Birincisi, kurallar ve kaideler bütünüdür. Yani, insanların bireysel ve toplumsal yaşayışlarında uymaları gereken ahlakî kuralların, İyilikler ve kötülüklerin aydınlatılması, öğretilmesi. İkinci kısım ise, bunları yaşayacak olan insanı inceler. Yani insanın akıl, irade, vicdan gibi ahlakî kabiliyetleri ile, öfke, şehvet, hırs…gibi duygularını ve bunlardan kaynaklanan fazilet ve reziletleri araştırır ve irdeler.
    AMACI:
    Kısaca dünya ve ahiret mutluluğunu kazandırmak diyebiliriz. Çünkü ahlak eğitimini başarmış insanlar, kendi iç dünyalarında mutlu oldukları kadar, Allah(cc.) ve Resulullah(sav) Efendimiz tarafından da sevilirler. Bu ise her hayrın başıdır.
    KAYNAĞI:
    Ahlakın kaynağı dindir.Yani Kur’an ve Sünnet. Ahlakın kaynağını değişik gösterenler olmuştur ama, sonuçta yanıldıklarını acı tecrübelerle görmüşlerdir.Akif ne güzel söyler:
    Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır;
    Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
    Sevgili Peygamberimiz(sav.) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” diyor. İşte O’nun hayatı ortada. Kim buna itiraz edebilir ki? O ahlakî yüceliğe kim erişebilir ki? Çünkü o, canlı bir Kur’an’dı. İşte Kur’an ve ortaya koyduğu ahlak. İnsanlık, ister itiraf etsin, ister etmesin, erdem adına ne biliyorsa O’ndan öğrenmiştir.
    AHLAKİ GÖREVLERİMİZ
    Görevden kasdımız, dinimizin bize yüklediği emirler, yasaklar ve tavsiyelerdir. Birinci görevimiz, Allah(cc.)' ı bilmek ve O’na kulluktur. Gerisi hep onun içindedir.Ona kulluk ise İslam’ı bilmek ve yaşamaktır. Biraz açacak olursak bize düşen ilk görev, dinimizin sunduğu iman esaslarına inanmaktır.Bu esaslar “akaid” kitaplarımızda yazılmıştır. Biz de yukarıda bunları özetledik hamdolsun. Akaid ve iman, bir binanın temeli gibidir. O olmazsa üstüne duvar yapılamaz, bina kurulamaz. Akaidden sonra, Allah’a karşı görevlerimizin başlıcaları olan ibadetlerimizi ve toplum içindeki görevlerimizi bildiren muamelatımızı öğrenmeli ve uygulamalıyız. Buna ”ilmihal” da denilir.Bunlar da “fıkıh” kitaplarında yazılmıştır.Öğrenmek başlı başına bir iştir, uygulamak yine başlı başına bir iş.Bunlarla binanın duvarlarını dikmiş oluruz.Ancak yetmez. Bu dini başkalarına anlatmak daha başka bir iştir.Bu da işin cihad boyutu. Böylece binanın tavanı da çakılmış olur. Görev, öğrenmek, uygulamak ve yaymakla da bitmiyor. İşin bir de ahlâkî boyutu var: Bütün bunları sadece Allah(cc.) rızası için yapma. Yani ihlas. Çünkü o işte başka bir amaç, Allah(cc.)' a ortak koşmaktır. Bir şeyi şan, şöhret, makam, maddi çıkar veya bir başka amaç için yapmaktan kalbi korumalıyız. Değilse Allah(cc.) kabul etmez, üstelik bir de cezalandırır.Onun için nefsimizi eğitmeli ve arındırmalıyız. Hayat, bunun için var zaten. İmtihan bundan. Bu bilgileri de “ahlak” kitaplarında buluruz.
    Belki burada bireysel görevlerimizden bahsetmek uygun olurdu. Yani bizim Allah(cc.)'a , Resulullah’a, kendimize, ana babamıza, çocuklarımıza, akrabalarımıza, komşularımıza, toplumumuza, top yekun insanlara, hayvanlara, eşyaya karşı görevlerimiz anlatılsaydı, belki yerinde ve yararlı olurdu. Biz bunlardan bir kısmını “Allah(cc.)' a ve Resulullah(sav)a karşı görevlerimiz” bölümünde bahsetmiştik.Biraz sonra bazılarını daha anlatacağız. Ayrıca, işin uygulamalı ahlak bölümünü ayrı bir kitaba ayırdık. İnşallah o da bir gün gün yüzüne çıkar da faydalı olur.

    Cemal Nar


  4. 29.Kasım.2010, 11:07
    2
    Silent and lonely rains



    TANIMI:
    Ahlak, Arapça kökenli bir kelime olup huy, seciye, tabiat, yaratılış, mertlik, din gibi anlamlara gelen “hulk”un çoğuludur. Hulk da “yapma, yaratma” anlamına gelen “halk” ile aynı köktendir Buna göre ahlak, iyilik yapmak ve kötülükten sakınmak için uyulması gereken kuralları öğreten bir ilimdir.
    Ahlak, insanda gelip geçici bir hal olmayıp, içinde yerleşen kalıcı bir meleke, bir kabiliyet haline gelmelidir. İşte asıl o zaman ahlak olur. Yani bir insan, kırk yılda bir iyilik yapmışsa, bu iyi bir insan değildir. İyilik onda bir meleke, bir yatkınlık, bir alışkanlık olup içine yerleşmelidir. O zaman o insan, ahlakî bir davranışla karşı karşıya kaldığında düşünüp taşınmaya veya her hangi bir baskı ve zorlamaya gerek kalmaksızın gerekeni seve seve yapar. Eğer iyi bir iş, içten gelerek, samimiyetle ve memnuniyetle yapılmıyor da, bir menfaat, korku, baskı, riya gibi sebeplerle yapılıyorsa, o iyi olmaktan çıkmış, bir kötülük olmuştur.
    İşte bu yüzden ahlak eğitimi önemlidir. Burada eğitimden maksadımız, hem iyi ve kötü nelerdir onları öğrenmek, hem de onu uygulayacak olan kişiyi nefis terbiyesi ile eğiterek iyi alışkanlıkları kazanmasını sağlamaktır. Bu aynı zamanda bir irade eğitimidir. Bu sebeptendir ki ahlak eğitimine karşı çıkmak, onu gereksiz görmek, kişilere ve topluma karşı işlenmiş en büyük cinayetlerden biridir.

    KONUSU:
    Ahlak ilminin konusu iki kısımda incelenebilir: Birincisi, kurallar ve kaideler bütünüdür. Yani, insanların bireysel ve toplumsal yaşayışlarında uymaları gereken ahlakî kuralların, İyilikler ve kötülüklerin aydınlatılması, öğretilmesi. İkinci kısım ise, bunları yaşayacak olan insanı inceler. Yani insanın akıl, irade, vicdan gibi ahlakî kabiliyetleri ile, öfke, şehvet, hırs…gibi duygularını ve bunlardan kaynaklanan fazilet ve reziletleri araştırır ve irdeler.
    AMACI:
    Kısaca dünya ve ahiret mutluluğunu kazandırmak diyebiliriz. Çünkü ahlak eğitimini başarmış insanlar, kendi iç dünyalarında mutlu oldukları kadar, Allah(cc.) ve Resulullah(sav) Efendimiz tarafından da sevilirler. Bu ise her hayrın başıdır.
    KAYNAĞI:
    Ahlakın kaynağı dindir.Yani Kur’an ve Sünnet. Ahlakın kaynağını değişik gösterenler olmuştur ama, sonuçta yanıldıklarını acı tecrübelerle görmüşlerdir.Akif ne güzel söyler:
    Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır;
    Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
    Sevgili Peygamberimiz(sav.) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” diyor. İşte O’nun hayatı ortada. Kim buna itiraz edebilir ki? O ahlakî yüceliğe kim erişebilir ki? Çünkü o, canlı bir Kur’an’dı. İşte Kur’an ve ortaya koyduğu ahlak. İnsanlık, ister itiraf etsin, ister etmesin, erdem adına ne biliyorsa O’ndan öğrenmiştir.
    AHLAKİ GÖREVLERİMİZ
    Görevden kasdımız, dinimizin bize yüklediği emirler, yasaklar ve tavsiyelerdir. Birinci görevimiz, Allah(cc.)' ı bilmek ve O’na kulluktur. Gerisi hep onun içindedir.Ona kulluk ise İslam’ı bilmek ve yaşamaktır. Biraz açacak olursak bize düşen ilk görev, dinimizin sunduğu iman esaslarına inanmaktır.Bu esaslar “akaid” kitaplarımızda yazılmıştır. Biz de yukarıda bunları özetledik hamdolsun. Akaid ve iman, bir binanın temeli gibidir. O olmazsa üstüne duvar yapılamaz, bina kurulamaz. Akaidden sonra, Allah’a karşı görevlerimizin başlıcaları olan ibadetlerimizi ve toplum içindeki görevlerimizi bildiren muamelatımızı öğrenmeli ve uygulamalıyız. Buna ”ilmihal” da denilir.Bunlar da “fıkıh” kitaplarında yazılmıştır.Öğrenmek başlı başına bir iştir, uygulamak yine başlı başına bir iş.Bunlarla binanın duvarlarını dikmiş oluruz.Ancak yetmez. Bu dini başkalarına anlatmak daha başka bir iştir.Bu da işin cihad boyutu. Böylece binanın tavanı da çakılmış olur. Görev, öğrenmek, uygulamak ve yaymakla da bitmiyor. İşin bir de ahlâkî boyutu var: Bütün bunları sadece Allah(cc.) rızası için yapma. Yani ihlas. Çünkü o işte başka bir amaç, Allah(cc.)' a ortak koşmaktır. Bir şeyi şan, şöhret, makam, maddi çıkar veya bir başka amaç için yapmaktan kalbi korumalıyız. Değilse Allah(cc.) kabul etmez, üstelik bir de cezalandırır.Onun için nefsimizi eğitmeli ve arındırmalıyız. Hayat, bunun için var zaten. İmtihan bundan. Bu bilgileri de “ahlak” kitaplarında buluruz.
    Belki burada bireysel görevlerimizden bahsetmek uygun olurdu. Yani bizim Allah(cc.)'a , Resulullah’a, kendimize, ana babamıza, çocuklarımıza, akrabalarımıza, komşularımıza, toplumumuza, top yekun insanlara, hayvanlara, eşyaya karşı görevlerimiz anlatılsaydı, belki yerinde ve yararlı olurdu. Biz bunlardan bir kısmını “Allah(cc.)' a ve Resulullah(sav)a karşı görevlerimiz” bölümünde bahsetmiştik.Biraz sonra bazılarını daha anlatacağız. Ayrıca, işin uygulamalı ahlak bölümünü ayrı bir kitaba ayırdık. İnşallah o da bir gün gün yüzüne çıkar da faydalı olur.

    Cemal Nar





+ Yorum Gönder