Konusunu Oylayın.: Erkeklerin teşehhüdde oturuş şekli

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Erkeklerin teşehhüdde oturuş şekli
  1. 10.Kasım.2010, 08:54
    1
    Misafir

    Erkeklerin teşehhüdde oturuş şekli






    Erkeklerin teşehhüdde oturuş şekli Mumsema Teşehhüde oturulduğunda elleri uyluklara koymak, erkeklerin sol ayağını yere yayıp, sağ ayağını parmaklar kıbleye dönmüş şekilde dikmesi, kadınların kaynağı üzere oturup, ayaklarını sağ tarafa yatık olarak çıkarmaları sünnettir. Eller ile dizler tutulmaz. Sahih olan budur. Eller dizlerden uzak tutulmayıp parmakların ucu, dizlerin ucu üzerine gelecek şekilde konulmalıdır (İbn Âbidîn, a.g.e., I, 341; Mehmed Zihni, Nimet-i İslâm, s. 87).

    Sorularla İslamiyet

    Selamu aleyküm

    namaza yeni başlamış bir erkeğim,fazla kilolu olduğum için teşehhüdde yukarıdaki gibi oturamıyorum,belki zamanla yapabilirim ama şuan çok zorlanıyorum,ayaklarımı bu şekilde yapmazsam namazım sahih olmuyor mu?lütfen beni aydınlatın.Allah c.c. razı olsun

    Not: yorumu bilen kardeşlerimizin yapmasını rica ediyorum
    selam ve dua ile..


  2. 10.Kasım.2010, 08:54
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Teşehhüde oturulduğunda elleri uyluklara koymak, erkeklerin sol ayağını yere yayıp, sağ ayağını parmaklar kıbleye dönmüş şekilde dikmesi, kadınların kaynağı üzere oturup, ayaklarını sağ tarafa yatık olarak çıkarmaları sünnettir. Eller ile dizler tutulmaz. Sahih olan budur. Eller dizlerden uzak tutulmayıp parmakların ucu, dizlerin ucu üzerine gelecek şekilde konulmalıdır (İbn Âbidîn, a.g.e., I, 341; Mehmed Zihni, Nimet-i İslâm, s. 87).

    Sorularla İslamiyet

    Selamu aleyküm

    namaza yeni başlamış bir erkeğim,fazla kilolu olduğum için teşehhüdde yukarıdaki gibi oturamıyorum,belki zamanla yapabilirim ama şuan çok zorlanıyorum,ayaklarımı bu şekilde yapmazsam namazım sahih olmuyor mu?lütfen beni aydınlatın.Allah c.c. razı olsun

    Not: yorumu bilen kardeşlerimizin yapmasını rica ediyorum
    selam ve dua ile..


    Benzer Konular

    - Namazda Oturuş Şekli. Namazda Sünnete uygun oturuş ve hükmü nedir?

    - Namaz Kılarken Kade (Oturuş) ta İken Ayaklarımızın Şekli Lütfen Yardım

    - Erkeklerin son oturuşta oturuş şekli

    - Erkeklerin namazda el tutuş şekli

    - Kadın namaz oturuş şekli

  3. 10.Kasım.2010, 14:14
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: erkeklerin teşehhüdde oturuş şekli




    ve aleykumusselam ve rahmetullah kardeş..
    teşehhüde oturuş şekli Efendimiz (s.a.v) in sünneti olduğu naklediliyor,
    yani namazın farzlarndan değil ayrıca kilo probleminin olduğunu belirtmişsin
    buda bir sağlık problemidir.Namazlarının kabul olmayacağı düşünme
    İslam dininde zorluk yoktur kolaylık vardır,
    Allah c.c kimseye gücünün yetmediğni yüklemez
    '' Zorlaştırmayınız kolaylaştırınız,nefret ettirmeyiniz sevdiriniz''
    diye buyuran bir Peygamberin (s.a.v) Ümmetiyiz biz,
    birde Ameller Niyetlere göre olduğunu unutmamalıyız
    Allah c.c cümlemize muhaffakiyetler ihsan etsin.
    Eklediğim yazıyı oku yardımcı olacaktır İnşaAllah
    selam ve dua ile kal...


    __________________________________________________ __________


    Sahabeden Nakledilen Teşehhüd Lafızları

    Teşehhüd Kelime olarak şehadet etmek, şahit olmak manalarına gelir. Ancak
    kavram olarak tahiyyata oturmak ve tahiyyatı okumak anlamında kullanılmıştır. Çünkü sahih rivayetlerden Rasülullah ve sahabenin teşehhüdü bu mana için kullandığı anlaşılmaktadır. Bu konuda müçtehidler arasında hiçbir İhtilaf yoktur. Duanın İçinde şehadet kelimeleri olduğu için ya da bütün gerçeklere bu dua ile şahitlik yapıldığı için teşehhüd denmiştir.[3]
    Teşehhüdle ilgili haberler Abdullah b. Mes'ûd, Abdullah b. Abbas, Câbİr, Ömer b. Hattab, Abdullah b. Ömer, Ebû Musa, Âişe, Semura b. Cündüb, İbnü'z-Zübeyr, Selman el-Farisî, Ebû Humeyd, Talha b. Ubeydullah, Enes b. Malik Ebû Said, Ebû Hüreyre, Ümmü Seleme, Huzeyfe, Fadl b. Abbas, Taİha b. Ubeydullah, Hüseyin b. Ali, Muttalib b. Rabia ve Ibn ebİ Evfa (Radıyallahü anhüm) gibi sahabilerden nakledildi. Bunlardan en sahih olanı Abdullah b. Mes'ud (Radıyallahü anh) yoluyla gelen teşehhüd rivayetidir. [4]

    1- Abdullah b. Mes'ûd'un Naklettiği Teşehhüd

    708/1578- Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyallahü anh)[5]
    Rasûlullah (Satiaiiahu aleyhi ve setiem) namazın ortasında ve sonunda (oku-cak) teşehhüdü bana öğretti.
    mavi Esved b. Yezid şöyle devam etti
    Rasûlullah'm ona öğrettiğini bize haber verdiği zaman Abdullah'tan hhüdü öğrenmiştik ezberlemiştik. Abdullah namazın ortasında ve so-bU da sol uyluğu[6] üzerine oturduğunda şöyle derdi:
    «et-Tahtyyatü lülahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat, es-Selâmü aleyke Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Selâmü aleyna ve ala Eşhedii en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden
    Ahdühü ve Rasûlüh. "
    Eğer namazın ortasındaysa teşehhüdü bitirince (üçüncü rekâta) kalkardı. Ancak namazın son rekâtında teşehhüdden sonra Allah'ın dilediği kadar dua eder, sonra selâm verirdi. [7]

    Açıklama

    Rasûlullah'a (Sallallaha aleyhi ve sellem) en yakın ve İslâm'ı en iyi bilen sahabi-lerden birisi olan İbn Mes'ûd Hz. Peygamber'den öğrendiği teşehhüdü birçok kişiye öğretmişti. Bunlar içinde Alkame, Esved b. Yezid, Ebu'l-Ahvas oğlu Ubeyde Ebû Ma'mer Abdullah b. Sahbera ve Şakîk gibi zatlar vardı.
    Bu teşehhüdün manası:
    "Tahiyyât, salavât ve tayyibât Allah 'a aittir. Ey Peygamber! Her türlü selâm, Allah'ın rahmeti ve bütün bereketleri üzerine olsun. Selâm bizim üzerimize ve Allah'ın sâlih kullan üzerine de olsun. Ben şahidim ki Allah'tan başka ilah yoktur, yine şahidim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür."
    Teşehhüdde geçen bazı kelimelerin birden fazla manası olduğu için terce-mede aynen zikredildi. Bu kelimelerin manaları:
    Tahiyyât Bu kelime tahıyye kelimesinin çoğuludur. En çok kullanılan manası selâmdır. Bunun yanında mülk (otorite), beka (kalıcı olmak), meliklerin (otorite sahiplerinin) selâmı, ayrıca .sözlü ibadet...gibi manalara da gelmektedir. Tahiyyât kelimesi çoğul olduğu için bu manaların tümünü ihtiva eder.Yani bütün selâmlar, mülkler, bekalar, sözlü ibadetler ve güçlülerin selâm, Allah'a aittir.[8]
    Salavât Salât kelimesinin çoğuludur ve birçok manası vardır Dua, ibadet, fiilî ibadet ve övgü gibi. Yani bütün dualar, ibadetler ve Övgüler Allah'a aittir. [9]
    Tayyibât Tayyib kelimesinin çoğuludur ve birçok manası var­dır. Güzellik (güze! söz ve İş), her türlü sadaka, mali sadaka, sadakat...gibi. Yani bütün güzellikler ve sadakalar Allah'a aittir) [10]
    Teşehhüdde önce gaib, sonra muhatab, sonra da mütekellim sîgası gelmiştir. Yani önce gaybdaki Allah'a hitab edilir, sonra bir zamanlar bu dünyada yaşayan Peygamber'e bugün bizimle berabermiş gibi hitab edilir, en sonunda mütekellim, yani kendi selâmımız ve şehadetimizie dua tamamlanır.
    ilet-Tahıyyatü lillahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat" sözleri İle kulluğun sadece Allah'a karşı olması gerektiği mesajı verilir. Hayatı boyunca kulluğun tarifini ve tahlilini yapan Peygamber'e, ayrıca kendinize ve salih insanlara "es-Selâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh, es-Selâmü aleyna ve ala ibadil-lahi's-Salih'in" diyerek selâm vermenin/dua etmenin önemi hatırlatılır. Sonunda da tevhid ve risalet için "Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh" diyerek şahitlik edilir. Çünkü bu duanın adı teşehhüddür ve Müslüman bu gerçeklerin şahididir. [11]

    709/1579-Kasım b. Muhaymire anlattı:[12]
    Alkame elimi tuttu ve kendi elini de İbn Mes'ûd'un
    tri'un elini de Rasûlullah'ın (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) bu şekilde tutarak na­zdaki şu teşehhüdü öğrettiğini nakletti:
    et-Tahıyyatü lillahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat, es-Selâmü ke eyyühen-Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Selâmü aley alâ ibadillahi's-Salihin.'
    §(Râvi) Züheyr ekledi: 'Ondan inşallah şunu ezberledim:
    "Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh.
    (Rasûlullah ya da îbn Mes'ûd) sözünü şöyle bitirdi:
    "Bunu tamamladığında (ya da bunu yaptığında) namazını tamamlamış olursun. Kalkmak istersen kalk, oturmak istersen otur." [13]

    Açıklama

    Alkame'nin İbn Mes'ûd'dan naklettiği teşehüüt, önceki rivayette geçen teşehhüdün aynısınır. Ancak râvilerden Zühyr'in "Ondan inşallah şunu ezberledim" sözünden de hatırladım anlamı kastedilmektedir. Çünkü İbn Hibban rivayetinde:
    (Râvi) Züheyr 'Hasan (b. Hür)'den bunu yazarken şunu da hatırladım' dedi ve duanın devamı olan "Eşhedü en lâ ilahe İllallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh" kısmını da hafızasından Hasan tankıyla nakletti, şeklindedir. [14] İbn Mes'ûd'dan gelen diğer rivayetler göz önüne alındığında bunun (şehadet. cümlesinin) teşehhüddcn olduğu anlaşılır.
    {Bunu tamamladığında..) şeklinde geçen son cümlenin kime ait olduğu konusunda ihtilaf edildi. Bazıları Rasûlullah'a ait, derken, bir kısım alimler de İbn Mes'ûd'a aittir, dediler.
    İbn Hibban'daki bu rivayetin sonu:
    (Râvi) Züheyr sözünü şöyle tamamladı:
    'Hıfzıma müracaat ettiğimde hatırladım ki o şöyle dedi: Bunu okuduğunda namazını tamamlamış olursun. Kalkmak islersen kalk, oturmak istersen otur. [15]
    Bu, îbn Mes'ûd'un sözüdür diyenler: Taberâni, [16]Beyhakî, [17] Ebû Bekir Hatîb, [18] Nevevi[19]veHattâbiıy. [20]
    Ancak muhaddis Aynî: 'Bu rivayetten sonra Ebû Davudı[21] sükût etti, eğer İbn Mes'ûd'un sözü olsaydı mutlaka açıklardı. Çünkü bu gibi şeylerde açıklan yapmak onun adeti dir metodu dur' dedi. [22]
    İmam Ebû Hanife'nin rivayetlerinin toplandığı Müsned'dt ise bu son cümle muttasıl (Rasûlullah'ın sözü) olarak nakledildi. [23] Ebû Hanife bu rivayetinde hadisi Züheyr'in aldığı Şeyh Hasan b. Hür'ün kendisinden almaktadır. Böylece Züheyr'de oluşan bu şek ifadeleri açıklık kazanmaktadır. Ayrıca Ebû Ca'd Müsnedi'ndeki rivayetinde son cümleyi muttasıl (Rasûlullah'ın sözü) olarak nakletmiştir. [24]


  4. 10.Kasım.2010, 14:14
    2
    Silent and lonely rains



    ve aleykumusselam ve rahmetullah kardeş..
    teşehhüde oturuş şekli Efendimiz (s.a.v) in sünneti olduğu naklediliyor,
    yani namazın farzlarndan değil ayrıca kilo probleminin olduğunu belirtmişsin
    buda bir sağlık problemidir.Namazlarının kabul olmayacağı düşünme
    İslam dininde zorluk yoktur kolaylık vardır,
    Allah c.c kimseye gücünün yetmediğni yüklemez
    '' Zorlaştırmayınız kolaylaştırınız,nefret ettirmeyiniz sevdiriniz''
    diye buyuran bir Peygamberin (s.a.v) Ümmetiyiz biz,
    birde Ameller Niyetlere göre olduğunu unutmamalıyız
    Allah c.c cümlemize muhaffakiyetler ihsan etsin.
    Eklediğim yazıyı oku yardımcı olacaktır İnşaAllah
    selam ve dua ile kal...


    __________________________________________________ __________


    Sahabeden Nakledilen Teşehhüd Lafızları

    Teşehhüd Kelime olarak şehadet etmek, şahit olmak manalarına gelir. Ancak
    kavram olarak tahiyyata oturmak ve tahiyyatı okumak anlamında kullanılmıştır. Çünkü sahih rivayetlerden Rasülullah ve sahabenin teşehhüdü bu mana için kullandığı anlaşılmaktadır. Bu konuda müçtehidler arasında hiçbir İhtilaf yoktur. Duanın İçinde şehadet kelimeleri olduğu için ya da bütün gerçeklere bu dua ile şahitlik yapıldığı için teşehhüd denmiştir.[3]
    Teşehhüdle ilgili haberler Abdullah b. Mes'ûd, Abdullah b. Abbas, Câbİr, Ömer b. Hattab, Abdullah b. Ömer, Ebû Musa, Âişe, Semura b. Cündüb, İbnü'z-Zübeyr, Selman el-Farisî, Ebû Humeyd, Talha b. Ubeydullah, Enes b. Malik Ebû Said, Ebû Hüreyre, Ümmü Seleme, Huzeyfe, Fadl b. Abbas, Taİha b. Ubeydullah, Hüseyin b. Ali, Muttalib b. Rabia ve Ibn ebİ Evfa (Radıyallahü anhüm) gibi sahabilerden nakledildi. Bunlardan en sahih olanı Abdullah b. Mes'ud (Radıyallahü anh) yoluyla gelen teşehhüd rivayetidir. [4]

    1- Abdullah b. Mes'ûd'un Naklettiği Teşehhüd

    708/1578- Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyallahü anh)[5]
    Rasûlullah (Satiaiiahu aleyhi ve setiem) namazın ortasında ve sonunda (oku-cak) teşehhüdü bana öğretti.
    mavi Esved b. Yezid şöyle devam etti
    Rasûlullah'm ona öğrettiğini bize haber verdiği zaman Abdullah'tan hhüdü öğrenmiştik ezberlemiştik. Abdullah namazın ortasında ve so-bU da sol uyluğu[6] üzerine oturduğunda şöyle derdi:
    «et-Tahtyyatü lülahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat, es-Selâmü aleyke Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Selâmü aleyna ve ala Eşhedii en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden
    Ahdühü ve Rasûlüh. "
    Eğer namazın ortasındaysa teşehhüdü bitirince (üçüncü rekâta) kalkardı. Ancak namazın son rekâtında teşehhüdden sonra Allah'ın dilediği kadar dua eder, sonra selâm verirdi. [7]

    Açıklama

    Rasûlullah'a (Sallallaha aleyhi ve sellem) en yakın ve İslâm'ı en iyi bilen sahabi-lerden birisi olan İbn Mes'ûd Hz. Peygamber'den öğrendiği teşehhüdü birçok kişiye öğretmişti. Bunlar içinde Alkame, Esved b. Yezid, Ebu'l-Ahvas oğlu Ubeyde Ebû Ma'mer Abdullah b. Sahbera ve Şakîk gibi zatlar vardı.
    Bu teşehhüdün manası:
    "Tahiyyât, salavât ve tayyibât Allah 'a aittir. Ey Peygamber! Her türlü selâm, Allah'ın rahmeti ve bütün bereketleri üzerine olsun. Selâm bizim üzerimize ve Allah'ın sâlih kullan üzerine de olsun. Ben şahidim ki Allah'tan başka ilah yoktur, yine şahidim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür."
    Teşehhüdde geçen bazı kelimelerin birden fazla manası olduğu için terce-mede aynen zikredildi. Bu kelimelerin manaları:
    Tahiyyât Bu kelime tahıyye kelimesinin çoğuludur. En çok kullanılan manası selâmdır. Bunun yanında mülk (otorite), beka (kalıcı olmak), meliklerin (otorite sahiplerinin) selâmı, ayrıca .sözlü ibadet...gibi manalara da gelmektedir. Tahiyyât kelimesi çoğul olduğu için bu manaların tümünü ihtiva eder.Yani bütün selâmlar, mülkler, bekalar, sözlü ibadetler ve güçlülerin selâm, Allah'a aittir.[8]
    Salavât Salât kelimesinin çoğuludur ve birçok manası vardır Dua, ibadet, fiilî ibadet ve övgü gibi. Yani bütün dualar, ibadetler ve Övgüler Allah'a aittir. [9]
    Tayyibât Tayyib kelimesinin çoğuludur ve birçok manası var­dır. Güzellik (güze! söz ve İş), her türlü sadaka, mali sadaka, sadakat...gibi. Yani bütün güzellikler ve sadakalar Allah'a aittir) [10]
    Teşehhüdde önce gaib, sonra muhatab, sonra da mütekellim sîgası gelmiştir. Yani önce gaybdaki Allah'a hitab edilir, sonra bir zamanlar bu dünyada yaşayan Peygamber'e bugün bizimle berabermiş gibi hitab edilir, en sonunda mütekellim, yani kendi selâmımız ve şehadetimizie dua tamamlanır.
    ilet-Tahıyyatü lillahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat" sözleri İle kulluğun sadece Allah'a karşı olması gerektiği mesajı verilir. Hayatı boyunca kulluğun tarifini ve tahlilini yapan Peygamber'e, ayrıca kendinize ve salih insanlara "es-Selâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh, es-Selâmü aleyna ve ala ibadil-lahi's-Salih'in" diyerek selâm vermenin/dua etmenin önemi hatırlatılır. Sonunda da tevhid ve risalet için "Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh" diyerek şahitlik edilir. Çünkü bu duanın adı teşehhüddür ve Müslüman bu gerçeklerin şahididir. [11]

    709/1579-Kasım b. Muhaymire anlattı:[12]
    Alkame elimi tuttu ve kendi elini de İbn Mes'ûd'un
    tri'un elini de Rasûlullah'ın (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) bu şekilde tutarak na­zdaki şu teşehhüdü öğrettiğini nakletti:
    et-Tahıyyatü lillahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat, es-Selâmü ke eyyühen-Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Selâmü aley alâ ibadillahi's-Salihin.'
    §(Râvi) Züheyr ekledi: 'Ondan inşallah şunu ezberledim:
    "Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh.
    (Rasûlullah ya da îbn Mes'ûd) sözünü şöyle bitirdi:
    "Bunu tamamladığında (ya da bunu yaptığında) namazını tamamlamış olursun. Kalkmak istersen kalk, oturmak istersen otur." [13]

    Açıklama

    Alkame'nin İbn Mes'ûd'dan naklettiği teşehüüt, önceki rivayette geçen teşehhüdün aynısınır. Ancak râvilerden Zühyr'in "Ondan inşallah şunu ezberledim" sözünden de hatırladım anlamı kastedilmektedir. Çünkü İbn Hibban rivayetinde:
    (Râvi) Züheyr 'Hasan (b. Hür)'den bunu yazarken şunu da hatırladım' dedi ve duanın devamı olan "Eşhedü en lâ ilahe İllallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh" kısmını da hafızasından Hasan tankıyla nakletti, şeklindedir. [14] İbn Mes'ûd'dan gelen diğer rivayetler göz önüne alındığında bunun (şehadet. cümlesinin) teşehhüddcn olduğu anlaşılır.
    {Bunu tamamladığında..) şeklinde geçen son cümlenin kime ait olduğu konusunda ihtilaf edildi. Bazıları Rasûlullah'a ait, derken, bir kısım alimler de İbn Mes'ûd'a aittir, dediler.
    İbn Hibban'daki bu rivayetin sonu:
    (Râvi) Züheyr sözünü şöyle tamamladı:
    'Hıfzıma müracaat ettiğimde hatırladım ki o şöyle dedi: Bunu okuduğunda namazını tamamlamış olursun. Kalkmak islersen kalk, oturmak istersen otur. [15]
    Bu, îbn Mes'ûd'un sözüdür diyenler: Taberâni, [16]Beyhakî, [17] Ebû Bekir Hatîb, [18] Nevevi[19]veHattâbiıy. [20]
    Ancak muhaddis Aynî: 'Bu rivayetten sonra Ebû Davudı[21] sükût etti, eğer İbn Mes'ûd'un sözü olsaydı mutlaka açıklardı. Çünkü bu gibi şeylerde açıklan yapmak onun adeti dir metodu dur' dedi. [22]
    İmam Ebû Hanife'nin rivayetlerinin toplandığı Müsned'dt ise bu son cümle muttasıl (Rasûlullah'ın sözü) olarak nakledildi. [23] Ebû Hanife bu rivayetinde hadisi Züheyr'in aldığı Şeyh Hasan b. Hür'ün kendisinden almaktadır. Böylece Züheyr'de oluşan bu şek ifadeleri açıklık kazanmaktadır. Ayrıca Ebû Ca'd Müsnedi'ndeki rivayetinde son cümleyi muttasıl (Rasûlullah'ın sözü) olarak nakletmiştir. [24]


  5. 10.Kasım.2010, 14:25
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: erkeklerin teşehhüdde oturuş şekli

    Namazlardaki oturuşlarda "et-Tahîyyâtü li'llahi..." diye başlayan duayı sonuna kadar okumak.

    Teşehhüd, müminin miracı olan namazda, Yüce Allah'ın huzurunda Allah, Resulu, melekleri ve Allah'ın diğer salih kulları ile selamlaşmanın bir ifadesidir.

    "et-Tahiyyâtü li'llahi..." ile başlayan dua iki şehadeti ihtiva ettiğinden dolayı teşehhüd olarak isimlendirilmiştir. Duanın tamamına teşehhüd denilmesi bir şeyi parçası (cüz'ü)nın ismiyle adlandırmak kabilindendir. Hanefîler teşehhüd konusunda İbn Mes'ûd (r.a)'ın rivayetini esas almışlardır (İbn Âbidin, Reddü'l-Muhtâr, Kahire 1272-1324, I, 342; Remlî, Nihâyetü'l-Muhtâc, Kahire 1389/1969, 1, 519).

    Hanefîler ve Hanbelîler Hz. Peygamber (s.a.s)'in Abdullah b. Mes'ûd (r.a)'a öğrettiği teşehhüdü okumayı, diğerlerine göre daha faziletli olarak kabul etmektedirler. Bu teşehhüd'ün metni şudur:

    Hanefîlerin bu rivayeti tercih etmelerinin sebebi şudur: Hammâd, İmam Azam Ebû Hanife'nin elini tutarak bu teşehhüdü ona öğretti ve dedi ki: İbrâhim en-Nehaî elimi tutarak onu bana, Alkame elini tutarak İbrâhim'e, Abdullah b. Mes'ûd (r.a) da Alkame'nin elini tutarak ona, Hz. Peygamber (s.a.s) de Abdullah b. Mes'ûd (r.a)'ın elini tutarak teşehhüdü ona öğretti. Bu silsilenin yanında bu teşehhüde atıf vavı ziyadesi vardır ki bu senâ (övgü)nın daha fazla olmasını gerektirir (Mevsılî, el-İhtiyar, İstanbul 1987, I, 53; İbn Kudâme, el-Muğnî, Kahire, ts. (Mektebi İbn Teymiyye), I, 534, 535, 541; Behûtî, Keşşâfu'l-kınâ (nşr. Hilâl M. Mustafa Hilâl), Beyrut 1402/1982, I, 388).

    Mâlikîler, Ömer b. Hattâb (r.a)'dan rivayet edilen teşehhüdün daha faziletli olduğunu kabul etmektedirler. Bu rivayetin metni şudur:

    (İbn Cüzeyy, el-Kavânînü'l-Fıkhiyye, Kahire 1405/1985, 65; Ezherî, Cevâhiru'l-İklîl, Kahire 1322, 1, 52; Düsûkî, Hâşiye ale'ş-Şerhi'l-Kebîr, Kahire, ts., I, 251).

    Şâfiîler ise Abdullah b. Abbâs (r.a.)'dan rivayet edilen teşehhüdü daha faziletli kabul etmektedirler. Metni şudur:

    (Nevevî, el-Ezkâr, Kahire 1375/1956, 60).

    Sahîh olan görüşe göre Hanefîler, bir görüşe göre Mâlikîler ve Hanbelîlere göre, peşinden selâmın gelmediği kade (oturuş)lerde teşehhüd vaciptir. Terki halinde sehiv secdesi gerekir. Şâfiî ve Malikî mezhebi ile bir görüşe göre Hanefiler ve rivayette de Hanbelîlere göre bu kadede teşehhüd sünnettir. Kâde-i ahîre (son oturuş)de teşehhüdü okumak Hanefîlere göre vaciptir. Bu konudaki delilleri Hz. Peygamber (s.a.s)'den nakledilen; "Son secdeden başını kaldırdığın ve teşehhüd miktarı oturduğunda namazın tamam olmuştur" hadis-i şerifidir. Bu hadiste Resulullah (s.a.s), namazın tamamlanmasını teşehhüdün okunmasına değil, kade(oturuş)ye bağlamıştır. Buradan hareketle Hanefîler farz olan, teşehhüdü okumak değil oturmaktır demektedirler. Teşehhüd ise vacip olup terki tahrîmen mekruhtur. Sehven terki durumunda sehiv secdesi ile telâfî edilir. Şâfiî ve Hanbelîler, teşehhüdü namazın rükünlerinden kabul etmektedirler (İbn Âbidîn, a.g.e., I, 306, 307, 313; Mavsılî, a.g.e., 53, 54; İbn Cüzeyy, a.g.e., 65; Cevherî, a.g.e., I, 49; Desûkî, a.g.e., I, 243, 251; Remlî a.g.e., I, 518; Nevevî, a.g.e., s. 60; Behûtî, a.g.e., I, 389; İbn Kudâme, a.g.e.,I, 532, 533)

    Hanefîlere göre teşehhüde bir harf bile olsa ziyade yapmak tahrîmen mekruhtur. Çünkü namazdaki zikirler tesbit ve tayin edilmiştir ki bunlara bir ilavede bulunulamaz (İbn Abidin, a.g.e., I, 342).

    Şâfiîlere göre teşehhüddeki; Tahiyyatın lafızlarını söylemek şart olmamakla beraber sünnettir. Bunların tamamını terkedip, geriye kalanlarını okumak da yeterlidir. Bu konuda Şafiî âlimleri arasında ihtilâf yoktur.

    (Esselamu aleyke) ile başlayan kısımdan herhangi bir lafzı terketmek caiz değildir. Ancak (verahmetullahi ve berekatuhu) lafızları konusunda farklı üç görüş vardır. Sahih olan görüşe göre bu lafızların terkinin caiz olmadığıdır. Teşehhüdün lafızları arasında tertibe riayet etmek bu mezhebin sahih olan görüşüne göre müstehaptır (Nevevî, a.g.e., 62).

    Saffet Köse
    S-İ-E


  6. 10.Kasım.2010, 14:25
    3
    Silent and lonely rains
    Namazlardaki oturuşlarda "et-Tahîyyâtü li'llahi..." diye başlayan duayı sonuna kadar okumak.

    Teşehhüd, müminin miracı olan namazda, Yüce Allah'ın huzurunda Allah, Resulu, melekleri ve Allah'ın diğer salih kulları ile selamlaşmanın bir ifadesidir.

    "et-Tahiyyâtü li'llahi..." ile başlayan dua iki şehadeti ihtiva ettiğinden dolayı teşehhüd olarak isimlendirilmiştir. Duanın tamamına teşehhüd denilmesi bir şeyi parçası (cüz'ü)nın ismiyle adlandırmak kabilindendir. Hanefîler teşehhüd konusunda İbn Mes'ûd (r.a)'ın rivayetini esas almışlardır (İbn Âbidin, Reddü'l-Muhtâr, Kahire 1272-1324, I, 342; Remlî, Nihâyetü'l-Muhtâc, Kahire 1389/1969, 1, 519).

    Hanefîler ve Hanbelîler Hz. Peygamber (s.a.s)'in Abdullah b. Mes'ûd (r.a)'a öğrettiği teşehhüdü okumayı, diğerlerine göre daha faziletli olarak kabul etmektedirler. Bu teşehhüd'ün metni şudur:

    Hanefîlerin bu rivayeti tercih etmelerinin sebebi şudur: Hammâd, İmam Azam Ebû Hanife'nin elini tutarak bu teşehhüdü ona öğretti ve dedi ki: İbrâhim en-Nehaî elimi tutarak onu bana, Alkame elini tutarak İbrâhim'e, Abdullah b. Mes'ûd (r.a) da Alkame'nin elini tutarak ona, Hz. Peygamber (s.a.s) de Abdullah b. Mes'ûd (r.a)'ın elini tutarak teşehhüdü ona öğretti. Bu silsilenin yanında bu teşehhüde atıf vavı ziyadesi vardır ki bu senâ (övgü)nın daha fazla olmasını gerektirir (Mevsılî, el-İhtiyar, İstanbul 1987, I, 53; İbn Kudâme, el-Muğnî, Kahire, ts. (Mektebi İbn Teymiyye), I, 534, 535, 541; Behûtî, Keşşâfu'l-kınâ (nşr. Hilâl M. Mustafa Hilâl), Beyrut 1402/1982, I, 388).

    Mâlikîler, Ömer b. Hattâb (r.a)'dan rivayet edilen teşehhüdün daha faziletli olduğunu kabul etmektedirler. Bu rivayetin metni şudur:

    (İbn Cüzeyy, el-Kavânînü'l-Fıkhiyye, Kahire 1405/1985, 65; Ezherî, Cevâhiru'l-İklîl, Kahire 1322, 1, 52; Düsûkî, Hâşiye ale'ş-Şerhi'l-Kebîr, Kahire, ts., I, 251).

    Şâfiîler ise Abdullah b. Abbâs (r.a.)'dan rivayet edilen teşehhüdü daha faziletli kabul etmektedirler. Metni şudur:

    (Nevevî, el-Ezkâr, Kahire 1375/1956, 60).

    Sahîh olan görüşe göre Hanefîler, bir görüşe göre Mâlikîler ve Hanbelîlere göre, peşinden selâmın gelmediği kade (oturuş)lerde teşehhüd vaciptir. Terki halinde sehiv secdesi gerekir. Şâfiî ve Malikî mezhebi ile bir görüşe göre Hanefiler ve rivayette de Hanbelîlere göre bu kadede teşehhüd sünnettir. Kâde-i ahîre (son oturuş)de teşehhüdü okumak Hanefîlere göre vaciptir. Bu konudaki delilleri Hz. Peygamber (s.a.s)'den nakledilen; "Son secdeden başını kaldırdığın ve teşehhüd miktarı oturduğunda namazın tamam olmuştur" hadis-i şerifidir. Bu hadiste Resulullah (s.a.s), namazın tamamlanmasını teşehhüdün okunmasına değil, kade(oturuş)ye bağlamıştır. Buradan hareketle Hanefîler farz olan, teşehhüdü okumak değil oturmaktır demektedirler. Teşehhüd ise vacip olup terki tahrîmen mekruhtur. Sehven terki durumunda sehiv secdesi ile telâfî edilir. Şâfiî ve Hanbelîler, teşehhüdü namazın rükünlerinden kabul etmektedirler (İbn Âbidîn, a.g.e., I, 306, 307, 313; Mavsılî, a.g.e., 53, 54; İbn Cüzeyy, a.g.e., 65; Cevherî, a.g.e., I, 49; Desûkî, a.g.e., I, 243, 251; Remlî a.g.e., I, 518; Nevevî, a.g.e., s. 60; Behûtî, a.g.e., I, 389; İbn Kudâme, a.g.e.,I, 532, 533)

    Hanefîlere göre teşehhüde bir harf bile olsa ziyade yapmak tahrîmen mekruhtur. Çünkü namazdaki zikirler tesbit ve tayin edilmiştir ki bunlara bir ilavede bulunulamaz (İbn Abidin, a.g.e., I, 342).

    Şâfiîlere göre teşehhüddeki; Tahiyyatın lafızlarını söylemek şart olmamakla beraber sünnettir. Bunların tamamını terkedip, geriye kalanlarını okumak da yeterlidir. Bu konuda Şafiî âlimleri arasında ihtilâf yoktur.

    (Esselamu aleyke) ile başlayan kısımdan herhangi bir lafzı terketmek caiz değildir. Ancak (verahmetullahi ve berekatuhu) lafızları konusunda farklı üç görüş vardır. Sahih olan görüşe göre bu lafızların terkinin caiz olmadığıdır. Teşehhüdün lafızları arasında tertibe riayet etmek bu mezhebin sahih olan görüşüne göre müstehaptır (Nevevî, a.g.e., 62).

    Saffet Köse
    S-İ-E


  7. 10.Kasım.2010, 14:33
    4
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: erkeklerin teşehhüdde oturuş şekli

    açıklama için Allah c.c. razı olsun rosem,bu soruyu yönelten abimdi
    bana sorduğunda kendisini buraya yönlendirdim,bu konuda mutmain olması beni memnun etti zira bu husus aklına çok takılıyordu
    Allah c.c. hayırlı mükafat versin kardeşim
    selam ve dua ile..


  8. 10.Kasım.2010, 14:33
    4
    Hüvel Baki..
    açıklama için Allah c.c. razı olsun rosem,bu soruyu yönelten abimdi
    bana sorduğunda kendisini buraya yönlendirdim,bu konuda mutmain olması beni memnun etti zira bu husus aklına çok takılıyordu
    Allah c.c. hayırlı mükafat versin kardeşim
    selam ve dua ile..


  9. 10.Kasım.2010, 14:39
    5
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: erkeklerin teşehhüdde oturuş şekli

    Alıntı
    açıklama için Allah c.c. razı olsun rosem,bu soruyu yönelten abimdi
    bana sorduğunda kendisini buraya yönlendirdim,bu konuda mutmain olması beni memnun etti zira bu husus aklına çok takılıyordu
    Allah c.c. hayırlı mükafat versin kardeşim
    selam ve dua ile..
    Amin canım benim ecmain olsun yönlendirmeyle çokta iyi yapmışsın
    Allah c.c cümlemizi Rahmetiyle yargılasın

    Ayrıca....

    Alıntı
    Allah c.c. razı olsun rosem
    bu hitabını çok özlemişim


  10. 10.Kasım.2010, 14:39
    5
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    açıklama için Allah c.c. razı olsun rosem,bu soruyu yönelten abimdi
    bana sorduğunda kendisini buraya yönlendirdim,bu konuda mutmain olması beni memnun etti zira bu husus aklına çok takılıyordu
    Allah c.c. hayırlı mükafat versin kardeşim
    selam ve dua ile..
    Amin canım benim ecmain olsun yönlendirmeyle çokta iyi yapmışsın
    Allah c.c cümlemizi Rahmetiyle yargılasın

    Ayrıca....

    Alıntı
    Allah c.c. razı olsun rosem
    bu hitabını çok özlemişim


  11. 10.Kasım.2010, 14:47
    6
    yolcu365
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Eylül.2010
    Üye No: 79143
    Mesaj Sayısı: 113
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Bulunduğu yer: kayıp şehir

    --->: erkeklerin teşehhüdde oturuş şekli

    Allah c.c. razı olsun


  12. 10.Kasım.2010, 14:47
    6
    yolcu365 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Allah c.c. razı olsun





+ Yorum Gönder