Konusunu Oylayın.: Meyve veya sebze bahçesinden geçerken sahibine sormadan alınıp yiyilen yiyecek harammıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Meyve veya sebze bahçesinden geçerken sahibine sormadan alınıp yiyilen yiyecek harammıdır?
  1. 09.Kasım.2010, 20:38
    1
    Misafir

    Meyve veya sebze bahçesinden geçerken sahibine sormadan alınıp yiyilen yiyecek harammıdır?






    Meyve veya sebze bahçesinden geçerken sahibine sormadan alınıp yiyilen yiyecek harammıdır? Mumsema meyve veya sebze bahçesinden geçerken sahibine sormadan alınıp yiyilen yiyecek harammıdır?


  2. 09.Kasım.2010, 20:38
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    meyve veya sebze bahçesinden geçerken sahibine sormadan alınıp yiyilen yiyecek harammıdır?


    Benzer Konular

    - Aralık ayı sebze ve meyve takvimi

    - Kasım ayı sebze ve meyve takvimi

    - Nisan ayı sebze ve meyve takvimi

    - Ekim ayı sebze ve meyve takvimi

    - Sebze-Meyve Animasyon

  3. 26.Kasım.2010, 11:55
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: meyve veya sebze bahçesinden geçerken sahibine sormadan alınıp yiyilen yiyecek harammıdır?




    Başkalarına ait olan ağaçların meyvalarını onlardan izinsiz yemek caiz olmaz. Ancak sahibi olmayan veya başkası tarafından insanların faydasına sunulmuş ağaçların meyvesini yemenin bir mahsuru yoktur.

    Başkasına ait ağaçların meyveleri, hayvanların sütleri, tarlalarındaki ekinleri gibi yiyecek ve içecekler hakkında Peygamber Efendimizden değişik rivayetler vardır. Bu rivayetlerin değişik olması ve bazılarının sanki sahibinin izni olmadan da yenilebileceği gibi anlaşılması, bazılarının da sahibinin izni olmadan alınmaması gerektiğini açıkça ifade etmesi, konu hakkında farklı görüşlere neden olmuştur. (1)

    Bu ve buna benzer konularla ilgili farklı görüşler varsa da İslam Alimlerinin hemen hemen tamamı, sadece muzdar olanın borçlanmak kaydıyla sahibinden habersiz malından alabileceğini söylemiştir. Hayati tehlike içinde olan kimsenin böyle bir durumda sahibinden izinsiz yemesi haram olmazsa da sonradan yediği kadarının değerini sahibine vermesi gerekir.

    Bu mal, meyve olabilir, veya ekin olabilir, ihtiyaç haline göre bir başka şey de olabilir. Belirtilen hüküm hepsi için geçerlidir. Osmanlı askerlerinin fetihler sırasında gayr-ı müslimlerin bağlarından topladıkları meyvelere mukabil, ağaçlara para bağlamaları, bu kaide gereğince olmalıdır.

    "Kimse kardeşinin hayvanını, iznini almadan sağmasın. Sizden kim, odasına başkalarının girip hazinelerini kırmasından, yiyeceklerini saçıp dağıtmasından hoşlanır? Tıpkı bunun gibi, hayvanlarının memeleri de onlar için yiyeceklerinin hazineleri durumundadır. Öyleyse kimse izin almadan başkasının hayvanını sağmasın." (2) Hadisine göre İbnu Abdilberr der ki: "Bu hadis müslümanın, bir diğer müslümanın izni olmadan herhangi bir şeyini almayı yasaklamaktadır. Burada özellikle süt'ün zikredilmesi, süt hususunda insanların gevşek davranmaları sebebiyledir. Böylece sütten daha evlâ olan mala karşı onunla uyarıda bulunmuştur.

    Bazı alimler "Gönül rızasının varlığının bilinmesi ile bilinmemesi arasında fark görmeden yeyip içmenin mutlak olarak helal olduğuna hükmetmiştir. Bunlar, bu görüşlerine Tirmizî ve Ebû Dâvud'da gelen bir rivayeti delil gösterirler. (3) Ancak hemen belirtelim ki bu düşünceye katılmayan âlimler şöyle itiraz ederler: "Bu konuda yasakla ilgili hadis daha sahihtir ve kendisiyle amel hususunda daha önce gelir. Ayrıca, bu görüş, müslümanın malını, izni olmadan tasarruf etmeyi haram kılan temel kaideye de aykırı düşmektedir, öyleyse buna iltifat edilemez."

    Bununla beraber, konuyla ilgili hem yasak hem de helal diyen rivayetleri birleştirip, aralarındaki zıtlığı çeşitli şekillerde kaldıranlar da var. Bu görüşleri özetlemek gerekirse:

    1- İzin, mal sahibinin gönül rızasının bilinmesine, yasak ise rızanın bilinmemesine göredir.

    2- İzin yolculara özeldir, yolcu olmayanlara değil, veya muzdar olana veya çaresiz şekilde aç kalmış olana mahsustur.

    3- İznin Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın devriyle ilgili olduğu, yasağın da, (aleyhissalâtu vesselâm)'dan sonra çıkacak olan cimriliğe ve yardımlaşmanın terki gibi durumlara işaret ettiği anlamına gelir.

    4- Yasak, mal sahibinin, yolcudan daha muhtaç olma durumuyla ilgilidir.

    5- İzin, mal sahibinin muhtaç olmadığı duruma; yasak hadisi de mal sahibinin zenginlik aradığı duruma göredir.

    6- Nevevî der ki: "Alimler bir bahçeye veya ekine veya dağda otlayan sürüye uğrayan şahıs hakkında farklı görüşlerin olduğunu söyler ve genel görüşü şöyle açıklar: "Böyle bir şahın ekinlerden, hayvanların sütlerinden ve ağaçların meyvelerinden bir şey alamaz. Zaruret varsa alır, fakat mal sahibine borçlanır.”

    Sonuç olarak bu konularda toplumda bulunan adete göre hareket edilmesi gerekmektedir. İbnu'l-Arabî, âdete göre hareket edilmesini tercih eder ve der ki: Hicaz, Şam vs. beldelerde halkın âdeti, bu meselede, bizim beldenin aksine, müsamaha ve hoşgörüydü. (4)

    Buna göre bir yerde ekinlerden, hayvanların sütlerinden ve ağaçların meyvelerinden sahibinin izni olmadan yemek adet olmuş ve kimse buna karşı çıkmıyorsa toplayıp götürmemek şartıyla yemek caiz olur. Ancak böyle bir adet yoksa sahibinin izni olmadan yemek caiz değildir.

    Yola düşen meyveleri yemek caiz midir?

    Herkesin geçtiği sokağa düşmüş meyveler ise, ceviz gibi çürümeyenleri, sahibinin izin verdiği biliniyorsa, yemek caiz olur. İzin verdiği bilinmiyorsa yemek caiz olmaz. Kiraz gibi çürüyecek meyve ise, sahibinin yasak ettiği bilinmedikçe alıp yenilebilir. Alıp, evine götürmek caiz değildir.

    Dağdaki meyveler; alıç, kuşburnu, kızılcık, yabani ahlat, mantar yemek de günah değildir.

    Her hangi bir şekilde çit ile çevrili değil ise ve sahipli değil ise kudretten yetişmiş bir yerde ise dağda yetişen meyveleri, yemek caizdir.
    Yollara dökülmüş olan ağaç yaprakları, eğer dut yaprakları gibi kendisi ile yararlanacak şeyler ise, bunları başkalarının toplaması caiz değildir. Yoksa bunların değerini ağaç sahibine ödemek gerekir. Fakat bunlar, yararlanılmayacak şeyler ise, toplanıp alınabilirler, ödenmeleri gerekmez.

    Ekin ve bostan tarlalarında ekinler ve bostanlar alındıktan sonra, başkalarının toplamasına âdet olarak izin verilmişse, arta kalan ekin veya kavun, karpuz, hıyar, üzüm gibi döküntü şeyleri, başkalarının toplaması caizdir.

    Dipnotlar:
    1- Buhârî, Lukata 8; Müslim, Lukata 13, (1726); Muvatta, İsti'zân 17, (2, 971); Ebû Dâvud, Cihâd 95, (2623); Ebû Dâvud, Cihâd 93, (2619); Tirmizî, Büyû 60, (1296); Ebû Dâvud, Cihâd 94, (2622); İbnu Mâce, Ticârât 67, (2299) …
    2- Buhârî, Lukata 8; Müslim, Lukata 13, (1726); Muvatta, İsti'zân 17, (2, 971); Ebû Dâvud, Cihâd 95, (2623).
    3- Tirmizî, Büyû 60, (1296); Ebû Dâvud, Cihâd 94, (2622)
    4- Rivayetler ve bilgiler için bkz: Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Site, 6/267, 11/173 …)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör



  4. 26.Kasım.2010, 11:55
    2
    Silent and lonely rains



    Başkalarına ait olan ağaçların meyvalarını onlardan izinsiz yemek caiz olmaz. Ancak sahibi olmayan veya başkası tarafından insanların faydasına sunulmuş ağaçların meyvesini yemenin bir mahsuru yoktur.

    Başkasına ait ağaçların meyveleri, hayvanların sütleri, tarlalarındaki ekinleri gibi yiyecek ve içecekler hakkında Peygamber Efendimizden değişik rivayetler vardır. Bu rivayetlerin değişik olması ve bazılarının sanki sahibinin izni olmadan da yenilebileceği gibi anlaşılması, bazılarının da sahibinin izni olmadan alınmaması gerektiğini açıkça ifade etmesi, konu hakkında farklı görüşlere neden olmuştur. (1)

    Bu ve buna benzer konularla ilgili farklı görüşler varsa da İslam Alimlerinin hemen hemen tamamı, sadece muzdar olanın borçlanmak kaydıyla sahibinden habersiz malından alabileceğini söylemiştir. Hayati tehlike içinde olan kimsenin böyle bir durumda sahibinden izinsiz yemesi haram olmazsa da sonradan yediği kadarının değerini sahibine vermesi gerekir.

    Bu mal, meyve olabilir, veya ekin olabilir, ihtiyaç haline göre bir başka şey de olabilir. Belirtilen hüküm hepsi için geçerlidir. Osmanlı askerlerinin fetihler sırasında gayr-ı müslimlerin bağlarından topladıkları meyvelere mukabil, ağaçlara para bağlamaları, bu kaide gereğince olmalıdır.

    "Kimse kardeşinin hayvanını, iznini almadan sağmasın. Sizden kim, odasına başkalarının girip hazinelerini kırmasından, yiyeceklerini saçıp dağıtmasından hoşlanır? Tıpkı bunun gibi, hayvanlarının memeleri de onlar için yiyeceklerinin hazineleri durumundadır. Öyleyse kimse izin almadan başkasının hayvanını sağmasın." (2) Hadisine göre İbnu Abdilberr der ki: "Bu hadis müslümanın, bir diğer müslümanın izni olmadan herhangi bir şeyini almayı yasaklamaktadır. Burada özellikle süt'ün zikredilmesi, süt hususunda insanların gevşek davranmaları sebebiyledir. Böylece sütten daha evlâ olan mala karşı onunla uyarıda bulunmuştur.

    Bazı alimler "Gönül rızasının varlığının bilinmesi ile bilinmemesi arasında fark görmeden yeyip içmenin mutlak olarak helal olduğuna hükmetmiştir. Bunlar, bu görüşlerine Tirmizî ve Ebû Dâvud'da gelen bir rivayeti delil gösterirler. (3) Ancak hemen belirtelim ki bu düşünceye katılmayan âlimler şöyle itiraz ederler: "Bu konuda yasakla ilgili hadis daha sahihtir ve kendisiyle amel hususunda daha önce gelir. Ayrıca, bu görüş, müslümanın malını, izni olmadan tasarruf etmeyi haram kılan temel kaideye de aykırı düşmektedir, öyleyse buna iltifat edilemez."

    Bununla beraber, konuyla ilgili hem yasak hem de helal diyen rivayetleri birleştirip, aralarındaki zıtlığı çeşitli şekillerde kaldıranlar da var. Bu görüşleri özetlemek gerekirse:

    1- İzin, mal sahibinin gönül rızasının bilinmesine, yasak ise rızanın bilinmemesine göredir.

    2- İzin yolculara özeldir, yolcu olmayanlara değil, veya muzdar olana veya çaresiz şekilde aç kalmış olana mahsustur.

    3- İznin Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın devriyle ilgili olduğu, yasağın da, (aleyhissalâtu vesselâm)'dan sonra çıkacak olan cimriliğe ve yardımlaşmanın terki gibi durumlara işaret ettiği anlamına gelir.

    4- Yasak, mal sahibinin, yolcudan daha muhtaç olma durumuyla ilgilidir.

    5- İzin, mal sahibinin muhtaç olmadığı duruma; yasak hadisi de mal sahibinin zenginlik aradığı duruma göredir.

    6- Nevevî der ki: "Alimler bir bahçeye veya ekine veya dağda otlayan sürüye uğrayan şahıs hakkında farklı görüşlerin olduğunu söyler ve genel görüşü şöyle açıklar: "Böyle bir şahın ekinlerden, hayvanların sütlerinden ve ağaçların meyvelerinden bir şey alamaz. Zaruret varsa alır, fakat mal sahibine borçlanır.”

    Sonuç olarak bu konularda toplumda bulunan adete göre hareket edilmesi gerekmektedir. İbnu'l-Arabî, âdete göre hareket edilmesini tercih eder ve der ki: Hicaz, Şam vs. beldelerde halkın âdeti, bu meselede, bizim beldenin aksine, müsamaha ve hoşgörüydü. (4)

    Buna göre bir yerde ekinlerden, hayvanların sütlerinden ve ağaçların meyvelerinden sahibinin izni olmadan yemek adet olmuş ve kimse buna karşı çıkmıyorsa toplayıp götürmemek şartıyla yemek caiz olur. Ancak böyle bir adet yoksa sahibinin izni olmadan yemek caiz değildir.

    Yola düşen meyveleri yemek caiz midir?

    Herkesin geçtiği sokağa düşmüş meyveler ise, ceviz gibi çürümeyenleri, sahibinin izin verdiği biliniyorsa, yemek caiz olur. İzin verdiği bilinmiyorsa yemek caiz olmaz. Kiraz gibi çürüyecek meyve ise, sahibinin yasak ettiği bilinmedikçe alıp yenilebilir. Alıp, evine götürmek caiz değildir.

    Dağdaki meyveler; alıç, kuşburnu, kızılcık, yabani ahlat, mantar yemek de günah değildir.

    Her hangi bir şekilde çit ile çevrili değil ise ve sahipli değil ise kudretten yetişmiş bir yerde ise dağda yetişen meyveleri, yemek caizdir.
    Yollara dökülmüş olan ağaç yaprakları, eğer dut yaprakları gibi kendisi ile yararlanacak şeyler ise, bunları başkalarının toplaması caiz değildir. Yoksa bunların değerini ağaç sahibine ödemek gerekir. Fakat bunlar, yararlanılmayacak şeyler ise, toplanıp alınabilirler, ödenmeleri gerekmez.

    Ekin ve bostan tarlalarında ekinler ve bostanlar alındıktan sonra, başkalarının toplamasına âdet olarak izin verilmişse, arta kalan ekin veya kavun, karpuz, hıyar, üzüm gibi döküntü şeyleri, başkalarının toplaması caizdir.

    Dipnotlar:
    1- Buhârî, Lukata 8; Müslim, Lukata 13, (1726); Muvatta, İsti'zân 17, (2, 971); Ebû Dâvud, Cihâd 95, (2623); Ebû Dâvud, Cihâd 93, (2619); Tirmizî, Büyû 60, (1296); Ebû Dâvud, Cihâd 94, (2622); İbnu Mâce, Ticârât 67, (2299) …
    2- Buhârî, Lukata 8; Müslim, Lukata 13, (1726); Muvatta, İsti'zân 17, (2, 971); Ebû Dâvud, Cihâd 95, (2623).
    3- Tirmizî, Büyû 60, (1296); Ebû Dâvud, Cihâd 94, (2622)
    4- Rivayetler ve bilgiler için bkz: Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Site, 6/267, 11/173 …)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör






+ Yorum Gönder