Konusunu Oylayın.: Kur'ana yemin etmek ve bozmak

5 üzerinden 4.14 | Toplam : 7 kişi
Kur'ana yemin etmek ve bozmak
  1. 08.Kasım.2010, 10:47
    1
    Misafir

    Kur'ana yemin etmek ve bozmak






    Kur'ana yemin etmek ve bozmak Mumsema az önce yazmıştım yalan yere kuran a el basıp yemin etmenin günahı bi cezası varmıdır bu dünyada


  2. 08.Kasım.2010, 10:47
    1
    elif tekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    elif tekir
    Misafir



  3. 08.Kasım.2010, 11:54
    2
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Kur'ana yemin etmek ve bozmak




    Soru :*“Kur’ân’a el basarak yemin etmek, sonra da bozmak günah mı? Böyle yemin edip bozan birisi nasıl kefaret ödeyecektir?”

    Cevap: En iyisi, dilimizi yemine alıştırmamaktır. Fakat her hâl ve şartta yeminle ilgili dinî hükümleri bilmemizde yarar vardır. Bilmeden yanlış yere yaptığımız yeminleri, sonradan doğrusunu öğrendiğimizde bozarak kefaretini ödemek daha doğrudur. Meselâ falanca kişiyle hiç konuşmayacağım diye yemin eden birisi, öfkenin gayzı ve garazı dindikten sonra mutlaka barıştırılmalı, yaptığı yemin için ise kefaret yolu gösterilmelidir. Çünkü Müslüman’ın Müslüman’a dargın durması gibi bir günaha, yemin yüzünden ölünceye kadar değil, bir gün bile katlanılmaz. Katlanılırsa daha büyük bir günah işlenmiş olur.

    Gerek geçmişe dönük haberlerle ilgili yalan yere bilerek yapılan yeminler için, gerekse geleceğe dönük akit ve sözleşmelerle ilgili yalan yere bilerek yapılan yeminler için kefaret ödemek Allah’ın emridir, yani farzdır. Bu tür yeminlerle eğer birisine zarar vermişsek ve bir kul hakkını ihlâl etmişsek, yapmamız gereken işler daha da girift haline gelir.
    Bu durumda:
    a) Önce, zararı telâfi etmeli ve kul hakkını ortadan kaldırmalıyız.
    b) Sonra, hakkını ihlâl ettiğimiz kişiden helâllik istemeliyiz.
    c) Daha sonra yalan yere yemin ettiğimiz için Cenâb-ı Allah’a tövbe ve istiğfar etmeliyiz.
    d) Son olarak da, yaptığımız yeminle ilgili söz konusu kefareti ödemeliyiz.
    Kefaretleri hükme bağlayan âyet şöyledir: “Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da kefareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riâyet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz!”1
    Âyetin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere; yalan yere yapılan her bir yemin için öncelikle:
    1- On fakiri yedirmek,
    2- On fakiri giydirmek,
    3- Mü’min bir köle âzâd etmek şıklarından herhangi birisi tercih edilir.

    Eğer bunları yapmaya imkân bulunamaz veya bunlara güç yetirilemezse, yalan yere yapılan her bir yemin için üç gün oruç tutulur.
    Bilerek yalan yere yapılan her bir yemin için ayrı ayrı olmak üzere aynı işlemler tekrar edilir ve her birinin kefareti ayrıca verilir. Çünkü her bir yalan yemin ayrı bir suç unsuru taşır ve ayrı bir günah konusunu teşkil eder. Yaptığı yeminin sayısını hatırlayamazsa, galip tahminine göre hareket eder.

    Her bir yemini için on fakiri doyuran veya giydiren veya köle âzâd eden kimsenin, bundan başka oruç tutmak gibi bir yükümlülüğü yoktur. On fakiri doyurmaya, giydirmeye veya köle âzâd etmeye güç yetiremediği için zorunlu olarak oruç tutmayı tercih eden kimsenin de, “fakir doyurmak veya giydirmek” yükümlülüğü yoktur. Çünkü zaten kendisi de fakirdir.
    Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, yemin eğer bir farzı terk etmeye, Müslümanlar arası barışı bozmaya, Müslümanların zararına, bir musibetin gelmesine veya bir menfaatin engellenmesine sebep olacak şekilde yapılmışsa; yemin bozulur, yani yemine uyulmaz ve yapılan yemin için kefaret verilir.

    Meselâ, “Seni Pazartesi günü işe almayacağım” diye yemin eden birisi, arkadaşı eğer bu yeminin sonucundan zarar görecekse yeminini bozar, arkadaşının iş düzenini bozmaz, arkadaşını işe alır. Kendisi de yaptığı yeminin kefaretini öder. Böylece hem arkadaşına zarar vermekten kurtulmuş olur, hem de işi ibadete bağlamış olur, ibadet sevabı almış olur.
    Çünkü yeminin kefaretini ödemek bir tür ibadettir. Nitekim Cenâb-ı Hak: “Allah adına yaptığınız yeminleri iyilik etmenize, günahtan sakınmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel kılmayın. Allah işitir ve bilir”2 buyurmuştur.

    Dipnotlar: 1- Mâide Sûresi, 5/89 2- Bakara Sûresi, 2/224


  4. 08.Kasım.2010, 11:54
    2
    ~~Medinenin Gülü ~~



    Soru :*“Kur’ân’a el basarak yemin etmek, sonra da bozmak günah mı? Böyle yemin edip bozan birisi nasıl kefaret ödeyecektir?”

    Cevap: En iyisi, dilimizi yemine alıştırmamaktır. Fakat her hâl ve şartta yeminle ilgili dinî hükümleri bilmemizde yarar vardır. Bilmeden yanlış yere yaptığımız yeminleri, sonradan doğrusunu öğrendiğimizde bozarak kefaretini ödemek daha doğrudur. Meselâ falanca kişiyle hiç konuşmayacağım diye yemin eden birisi, öfkenin gayzı ve garazı dindikten sonra mutlaka barıştırılmalı, yaptığı yemin için ise kefaret yolu gösterilmelidir. Çünkü Müslüman’ın Müslüman’a dargın durması gibi bir günaha, yemin yüzünden ölünceye kadar değil, bir gün bile katlanılmaz. Katlanılırsa daha büyük bir günah işlenmiş olur.

    Gerek geçmişe dönük haberlerle ilgili yalan yere bilerek yapılan yeminler için, gerekse geleceğe dönük akit ve sözleşmelerle ilgili yalan yere bilerek yapılan yeminler için kefaret ödemek Allah’ın emridir, yani farzdır. Bu tür yeminlerle eğer birisine zarar vermişsek ve bir kul hakkını ihlâl etmişsek, yapmamız gereken işler daha da girift haline gelir.
    Bu durumda:
    a) Önce, zararı telâfi etmeli ve kul hakkını ortadan kaldırmalıyız.
    b) Sonra, hakkını ihlâl ettiğimiz kişiden helâllik istemeliyiz.
    c) Daha sonra yalan yere yemin ettiğimiz için Cenâb-ı Allah’a tövbe ve istiğfar etmeliyiz.
    d) Son olarak da, yaptığımız yeminle ilgili söz konusu kefareti ödemeliyiz.
    Kefaretleri hükme bağlayan âyet şöyledir: “Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da kefareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riâyet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz!”1
    Âyetin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere; yalan yere yapılan her bir yemin için öncelikle:
    1- On fakiri yedirmek,
    2- On fakiri giydirmek,
    3- Mü’min bir köle âzâd etmek şıklarından herhangi birisi tercih edilir.

    Eğer bunları yapmaya imkân bulunamaz veya bunlara güç yetirilemezse, yalan yere yapılan her bir yemin için üç gün oruç tutulur.
    Bilerek yalan yere yapılan her bir yemin için ayrı ayrı olmak üzere aynı işlemler tekrar edilir ve her birinin kefareti ayrıca verilir. Çünkü her bir yalan yemin ayrı bir suç unsuru taşır ve ayrı bir günah konusunu teşkil eder. Yaptığı yeminin sayısını hatırlayamazsa, galip tahminine göre hareket eder.

    Her bir yemini için on fakiri doyuran veya giydiren veya köle âzâd eden kimsenin, bundan başka oruç tutmak gibi bir yükümlülüğü yoktur. On fakiri doyurmaya, giydirmeye veya köle âzâd etmeye güç yetiremediği için zorunlu olarak oruç tutmayı tercih eden kimsenin de, “fakir doyurmak veya giydirmek” yükümlülüğü yoktur. Çünkü zaten kendisi de fakirdir.
    Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, yemin eğer bir farzı terk etmeye, Müslümanlar arası barışı bozmaya, Müslümanların zararına, bir musibetin gelmesine veya bir menfaatin engellenmesine sebep olacak şekilde yapılmışsa; yemin bozulur, yani yemine uyulmaz ve yapılan yemin için kefaret verilir.

    Meselâ, “Seni Pazartesi günü işe almayacağım” diye yemin eden birisi, arkadaşı eğer bu yeminin sonucundan zarar görecekse yeminini bozar, arkadaşının iş düzenini bozmaz, arkadaşını işe alır. Kendisi de yaptığı yeminin kefaretini öder. Böylece hem arkadaşına zarar vermekten kurtulmuş olur, hem de işi ibadete bağlamış olur, ibadet sevabı almış olur.
    Çünkü yeminin kefaretini ödemek bir tür ibadettir. Nitekim Cenâb-ı Hak: “Allah adına yaptığınız yeminleri iyilik etmenize, günahtan sakınmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel kılmayın. Allah işitir ve bilir”2 buyurmuştur.

    Dipnotlar: 1- Mâide Sûresi, 5/89 2- Bakara Sûresi, 2/224


  5. 03.Ekim.2015, 17:22
    3
    Misafir

    Cevap: Kur'ana yemin etmek ve bozmak

    Yalan yere kurana el basıp yemini tutmamak sonucunda o kişi çarpılır mı ?


  6. 03.Ekim.2015, 17:22
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Yalan yere kurana el basıp yemini tutmamak sonucunda o kişi çarpılır mı ?


  7. 28.Ekim.2015, 12:50
    4
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Kur'ana yemin etmek ve bozmak

    kurana el basıp yemin etmek ve bozmak
    Alıntı
    o kişi çarpılır mı ?
    Çarpılma ihtimali de var ahirette azap görmeside mümkündür.
    Lakin yemin kefareti verir ve tevbe ederse affedilir.


  8. 28.Ekim.2015, 12:50
    4
    mum
    Administrator
    kurana el basıp yemin etmek ve bozmak
    Alıntı
    o kişi çarpılır mı ?
    Çarpılma ihtimali de var ahirette azap görmeside mümkündür.
    Lakin yemin kefareti verir ve tevbe ederse affedilir.





+ Yorum Gönder