Konusunu Oylayın.: Kuranda toplumsal yaşam

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kuranda toplumsal yaşam
  1. 05.Kasım.2010, 09:42
    1
    Misafir

    Kuranda toplumsal yaşam






    Kuranda toplumsal yaşam Mumsema evrendeki toplumsal yasalar


  2. 05.Kasım.2010, 09:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 05.Kasım.2010, 18:34
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: kuranda toplumsal yaşam





    Kur'an da Toplumsal Hayat

    Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Kendileri ihtiyaç içinde de olsalar
    başkalarını öz canlarından üstün tutarlar ve onlara infak ederler” ayeti ile kendilerinden fedakârlık eden ve başkasını düşünen insanları övmektedir. Buna “İsar hasleti” denilmektedir ki sahabelerin en güzel ve kur’anın övgüsüne mazhar olan hasletlerindendir.

    Sosyal hayatın en büyük sebebi yardımlaşmadır. Yardımlaşma olmadan sosyal hayat olmaz. Zaten sosyal hayatı öldüren de bencillik, kendi menfaatini başkasının zararında görmek ve yardımlaşmayı öldüren her nevi faaliyet değil midir? Bunun için yüce Allah Kur’an-ı kerimde “İyilik ve hayırda birbirinizle yardımlaşın, günahta ve fenalıkta birbirinizle yardımlaşmayın” buyurarak iyilik ve hayırda yardımlaşmayı emretmektedir.
    Medeniyet yardımlaşma prensibi ile oluşur. Yüzyıla yakın birbiri ile savaşan Evs ve Hazrec kabilelerini kardeş haline getirerek düşmanlığı ortadan kaldıran ve muhacirlere mallarının yarısını verecek şekilde yardımlaşmanın en mükemmel örneklerini göstererek “Ensar” dedirten yardımlaşmadır ki “Yesrib”i medeniyetin beşiği olan “Medine” haline getirmiştir. Medeniyet teknoloji değil, medeni ve insanî hasletler ve münasebetlerdir.

    Hayat felsefecilerin dediği gibi “mücadele” değil; “yardımlaşma kanunu” ile devam etmektedir. Yaşamak için neyin mücadelesini veriyoruz ki hayat mücadele olsun. Tüm varlıklar birbirlerine yardım ederek hayatın devamına sebep olmaktadır. Yüce Allah zekât emri ile inananları yardımlaşma kanununa uymaya davet etmiştir. “Mallarınız zenginler arasında dolaşan bir meta haline gelmesin” buyurarak malın kırkta birini zekât olarak vermeyi emretmiştir. Böylece zengin ile fakir arasındaki uçurumun 1/40 nispetinde tutmayı amaçlamıştır. Peygamberimizin ifadesi ile “zekâtı zengin ile fakir arasında köprü” haline getirerek zenginden fakire merhamet, fakirden zengine hürmet bağlarını uzatmış ve yakınlaşmalarını sağlamıştır. “Allah adaleti ve ihsanı emreder” buyurarak vermeyi ve adil olmayı emretmiş, böylece sosyal hayatın adalet ve ihsan ile devam edeceğini ifade etmiştir. “Allah size ihsan ettiği gibi, siz de başkalarına ihsan edin” emretmiştir.

    İnsanlar arasında sevgi ve muhabbetin devamı beraber olmak, gülmek ve eğlenmek gibi vasıtalar iledir. Beraber gülüp, beraber ağlayan, sevinçleri ve kederleri paylaşan insanlar birbirlerine yakınlaşırlar. Sevgi ve muhabbetin devamı buna bağlıdır. Bunu sağlayan da yemekli toplantılar ve ziyafetlerdir. Bu husus da Kur’an-ı Kerimde anlatılmaktadır. Cennetlik insanlar anlatılırken “Yemeğe olan sevgilerine rağmen onu yetime, miskine ve esire yedirirler” ayeti ile yemekli sohbet ve toplantıları teşvik etmekte, bu toplantılara sadece zengin olanların çağrılmaması için de yetim, miskin ve esirlerin çağrılması istenmektedir.

    İhsan ve ikram kur’anın en fazla övdüğü güzel hasletlerdendir. Toplumun oluşumunda, devamında ve aralarında sevgi ve muhabbetin artmasında en büyük etkendir. Sosyal hayatın sıhhatli devamı ihsan ve ikrama bağlıdır. Sevinçli ve kederli günlerde insanların vazgeçilmez ihtiyacı olan yemekli toplantılardır ki paylaşım ve yardımlaşmanın en güzel tablolarını oluştururlar. Allah böyle sevgi ve muhabbeti artıran tabloları sever. Bunun için Kur’an-ı Kerimde “Muhakkak ki Allah’ın rahmeti ihsan edenleredir” buyurur.

    Sosyal hayat insanın vazgeçilmezidir. Onu güzel yapan da Kur’anın ortaya koyduğu ihsan, ikram ve yardımlaşma gibi insanî ve medeni hasletlerdir.

    M.Ali Kaya


  4. 05.Kasım.2010, 18:34
    2
    Silent and lonely rains




    Kur'an da Toplumsal Hayat

    Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Kendileri ihtiyaç içinde de olsalar
    başkalarını öz canlarından üstün tutarlar ve onlara infak ederler” ayeti ile kendilerinden fedakârlık eden ve başkasını düşünen insanları övmektedir. Buna “İsar hasleti” denilmektedir ki sahabelerin en güzel ve kur’anın övgüsüne mazhar olan hasletlerindendir.

    Sosyal hayatın en büyük sebebi yardımlaşmadır. Yardımlaşma olmadan sosyal hayat olmaz. Zaten sosyal hayatı öldüren de bencillik, kendi menfaatini başkasının zararında görmek ve yardımlaşmayı öldüren her nevi faaliyet değil midir? Bunun için yüce Allah Kur’an-ı kerimde “İyilik ve hayırda birbirinizle yardımlaşın, günahta ve fenalıkta birbirinizle yardımlaşmayın” buyurarak iyilik ve hayırda yardımlaşmayı emretmektedir.
    Medeniyet yardımlaşma prensibi ile oluşur. Yüzyıla yakın birbiri ile savaşan Evs ve Hazrec kabilelerini kardeş haline getirerek düşmanlığı ortadan kaldıran ve muhacirlere mallarının yarısını verecek şekilde yardımlaşmanın en mükemmel örneklerini göstererek “Ensar” dedirten yardımlaşmadır ki “Yesrib”i medeniyetin beşiği olan “Medine” haline getirmiştir. Medeniyet teknoloji değil, medeni ve insanî hasletler ve münasebetlerdir.

    Hayat felsefecilerin dediği gibi “mücadele” değil; “yardımlaşma kanunu” ile devam etmektedir. Yaşamak için neyin mücadelesini veriyoruz ki hayat mücadele olsun. Tüm varlıklar birbirlerine yardım ederek hayatın devamına sebep olmaktadır. Yüce Allah zekât emri ile inananları yardımlaşma kanununa uymaya davet etmiştir. “Mallarınız zenginler arasında dolaşan bir meta haline gelmesin” buyurarak malın kırkta birini zekât olarak vermeyi emretmiştir. Böylece zengin ile fakir arasındaki uçurumun 1/40 nispetinde tutmayı amaçlamıştır. Peygamberimizin ifadesi ile “zekâtı zengin ile fakir arasında köprü” haline getirerek zenginden fakire merhamet, fakirden zengine hürmet bağlarını uzatmış ve yakınlaşmalarını sağlamıştır. “Allah adaleti ve ihsanı emreder” buyurarak vermeyi ve adil olmayı emretmiş, böylece sosyal hayatın adalet ve ihsan ile devam edeceğini ifade etmiştir. “Allah size ihsan ettiği gibi, siz de başkalarına ihsan edin” emretmiştir.

    İnsanlar arasında sevgi ve muhabbetin devamı beraber olmak, gülmek ve eğlenmek gibi vasıtalar iledir. Beraber gülüp, beraber ağlayan, sevinçleri ve kederleri paylaşan insanlar birbirlerine yakınlaşırlar. Sevgi ve muhabbetin devamı buna bağlıdır. Bunu sağlayan da yemekli toplantılar ve ziyafetlerdir. Bu husus da Kur’an-ı Kerimde anlatılmaktadır. Cennetlik insanlar anlatılırken “Yemeğe olan sevgilerine rağmen onu yetime, miskine ve esire yedirirler” ayeti ile yemekli sohbet ve toplantıları teşvik etmekte, bu toplantılara sadece zengin olanların çağrılmaması için de yetim, miskin ve esirlerin çağrılması istenmektedir.

    İhsan ve ikram kur’anın en fazla övdüğü güzel hasletlerdendir. Toplumun oluşumunda, devamında ve aralarında sevgi ve muhabbetin artmasında en büyük etkendir. Sosyal hayatın sıhhatli devamı ihsan ve ikrama bağlıdır. Sevinçli ve kederli günlerde insanların vazgeçilmez ihtiyacı olan yemekli toplantılardır ki paylaşım ve yardımlaşmanın en güzel tablolarını oluştururlar. Allah böyle sevgi ve muhabbeti artıran tabloları sever. Bunun için Kur’an-ı Kerimde “Muhakkak ki Allah’ın rahmeti ihsan edenleredir” buyurur.

    Sosyal hayat insanın vazgeçilmezidir. Onu güzel yapan da Kur’anın ortaya koyduğu ihsan, ikram ve yardımlaşma gibi insanî ve medeni hasletlerdir.

    M.Ali Kaya





+ Yorum Gönder