Konusunu Oylayın.: Cinlerle Ilgili Yanlış Inançlar Ve Kuran

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Cinlerle Ilgili Yanlış Inançlar Ve Kuran
  1. 01.Kasım.2010, 13:22
    1
    Misafir

    Cinlerle Ilgili Yanlış Inançlar Ve Kuran






    Cinlerle Ilgili Yanlış Inançlar Ve Kuran Mumsema Bu Benim Araştırma Konum.cinlerle Ilgili Yanlış Inançlar Ve Kuran - Sahih Rivayetlerde Cinlele Ilgili Verilen Bilgiler.


  2. 01.Kasım.2010, 13:22
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 27.Kasım.2010, 12:45
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Cinlerle Ilgili Yanlış Inançlar Ve Kuran




    Kur’ân’ı Kerim’de “Ya eyyuhe’n-nâs/ ey insanlar!” ifadeleriyle daha çok insanlara hitap edilmektedir.

    Kanaatimize göre bunun sebebi, Peygamberimizin bir insan olması ve öncelikle insanlara hitap etmesidir. Cinler ise bu hitaplardan dolaylı olarak ve ikinci derecede istifade etmektedirler…

    Bu durumun insanlara verilen değeri ifade ettiği de düşünülebilir… Keza bazı âyetlerde “ey cin ve ins topluluğu” diye ifade edilmesi, Rahman suresinde 31 yerde “(Ey cin ve insanlar) artık Rabbinizin hangi nimetini inkâr edersiniz!?” buyrulması, Surelerden birinin isminin Cin olması, cinlerin de ihmal edilmediklerini, zaman zaman insanlarla birlikte onlara da hitap edildiğini gösteriyor.

    Bu durumda şöyle diyebiliriz: Ya kadınlara hitapta olduğu gibi (bazen bizzat, bazen de tağlip yoluyla erkekler topluluğu içinde oldukları düşünülerek), cinlere de bazen bizzat, daha çok ise tağlip yoluyla insanlara hitap etmek suretiyle (onlar da insanlarla birlikte farz edilerek) hitap edilmiştir.

    Bununla bareber bütün Kuran ayetlerinin cinlere de geldiğini ve onlara da hitap ettiğini bildiren ayetler vardır. Bu nedenle Kuran cinlere de gelmiş ve onlara da hitap etmektedir:

    Kuranda, cinlerin yaratılışları, insanlarla olan ilişkileri, nasıl yaşadıkları ve Kuran'ı dinleyip ona inadıkları gibi pek çok konuda bilgi yer almaktadır.

    Kuranda cinlerin ateşten yaratıldıkları bildirilir. Konu ile ilgili ayetler şu şekildedir:

    Cannı (cinni) da yalın-dumansız bir ateşten yarattı. (Rahman Suresi, 15)
    Ve Cannı da daha önce nüfuz eden kavurucu ateşten yaratmıştık. (Hicr Suresi, 27)

    Kuran ayetleri incelendiğinde, cinlerin de aynı insan toplulukları gibi bir hayatları olduğu anlaşılmaktadır. Ayetlerde cinlerin de gelmiş ve geçmiş ümmetleri olduğundan bahsedilmektedir. Onların da soyları, ataları bulunmaktadır. (Araf Suresi, 38; Kehf Suresi, 50) Ancak cinler insanlardan daha farklı bir boyutta yaşamakta, insanları görüp izleyebilmekte, konuşmalarını dinleyebilmektedirler.

    Allah cinlerin yaratılış amacını "Ben cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi, 56) ayetiyle bildirmiştir. Onlar da elçiler ve elçilere indirilen kitaplar vasıtasıyla uyarılıp korkutulmakta, dünya hayatında nasıl davranışlarda bulunacaklarıyla denenmekte, ibadet ve itaat etmekte, bunun sonucunda da Allahtan bir karşılık bulmaktadırlar. Allah Kuranda şu şekilde bildirmektedir:

    Ey cin ve insan topluluğu, içinizden size ayetlerimi aktarıp-okuyan ve bu karşı karşıya geldiğiniz gününüzle sizi uyarıp-korkutan elçiler gelmedi mi? Onlar: Nefislerimize karşı şehadet ederiz derler. Dünya hayatı, onları aldattı ve gerçekten kafir olduklarına dair kendi nefislerine karşı şehadet ettiler. (Enam Suresi, 130)

    Ayette de bildirildiği gibi cinlerle insanların imtihanları birbirine çok benzemektedir. Onların bazıları da dünya hayatının geçici süslerine aldanmakta, uyarıldıkları halde hidayet yolundan uzaklaşmaktadırlar. Yine ayetlerden, cinlerin peygamberlerin tebliğlerini dinledikleri, Kuran okunurken ona kulak verdikleri ve öğrendikleriyle kendi kavimlerini uyardıkları anlaşılmaktadır. Allah Ahkaf Suresinde cinlerin Hz. Muhammed (sav)in tebliğini dinlediklerini şöyle bildirir:

    Hani cinlerden birkaçını, Kuran dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: Kulak verin; sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler. Dediler ki: Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musadan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan bir kitap dinledik; hakka ve doğru olan yola yöneltip-iletmektedir. (Ahkaf Suresi, 29-30)

    Allah, birçok Kuran ayetinde cinlere ve insanlara birlikte hitap etmekte, çeşitli öğütlerde bulunmakta ve onları cehennem azabıyla korkutmaktadır. Araf Suresinin 38. ayetinde Allah Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin... şeklinde buyurmaktadır. Hz. Muhammed (sav)e bir hidayet rehberi olarak indirilen Kuranı yalanlayan cin ve insan topluluklarının durumu ise İsra Suresinde şöyle bildirilmektedir:

    De ki: Eğer bütün ins ve cin (toplulukları,) bu Kuranın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler.
    (İsra Suresi, 88)

    Allahın cinlere ve insanlara birlikte hitap ettiği ayetlerden bazıları şu şekildedir:

    İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip-geçmiş ümmetler içinde (azab) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır. (Ahkaf Suresi, 18)

    Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)

    İMAN EDEN CİNLER

    Ayetlerde cinlerden bir kısmının Allaha iman edip, hidayet yoluna uyduklarından bahsedilirken, bir kısmının da iman etmediklerinden bahsedilir. Müslüman cinler Kuran okunurken dinlemektedirler:

    De ki: Bana gerçekten şu vahyolundu: Cinlerden bir grup dinleyip de şöyle demişler: Doğrusu biz (büyük) hayranlık uyandıran bir Kuran dinledik. O (Kuran,) gerçeğe ve doğruya yöneltip-iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimiz'e hiç kimseyi ortak koşmayacağız. Elbette Rabbimiz'in Şanı Yücedir. O ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk. (Cin Suresi, 1-3)

    Cinlerin bir bölümü Allahı tesbih edip yücelten, Ona hiç kimseyi ortak koşmayan Müslüman varlıklardır. Kurana karşı büyük bir hayranlık duymakta, Allahın emir ve tavsiyelerine uymaktadırlar. Onlar kendi aralarında iman etmeyen cinler olduğunu bilmektedirler ve bu durumu şu şekilde ifade etmektedirler:

    Doğrusu şu: Bizim beyinsizlerimiz Allaha karşı bir sürü saçma şeyler söylemişler. Oysa biz, insanların ve cinlerin Allaha karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık. (Cin Suresi, 4-5)

    Cinler kendi aralarında birçok farklı gruplardan oluşmuşlardır. Bazıları samimi Müslüman, bazıları müşrik, bazıları Allaha karşı yalan söyleyenlerdir. Cin Suresinin devamında iman eden cinler, cinlerin genel durumu hakkında şu bilgileri vermektedirler:

    Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz. Biz, şüphesiz Allahı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı, kaçmak suretiyle de Onu hiçbir şekilde aciz bırakamayacağımızı anladık. Elbette biz, o yol gösterici (Kuranı) işitince ona iman ettik... (Cin Suresi, 11-13)

    Cinler de aynı insanlar gibi Allahın kitabıyla sorumlu kılınan varlıklardır. Onlar da tüm yapıp ettiklerinden Allaha hesap verecek ve yaptıklarıyla hiçbir haksızlığa uğramadan karşılık bulacaklardır. İman eden cinler Allahtan güzel bir karşılıkla müjdelenmişlerdir:

    ... Artık kim Rabbine iman ederse o ne (ecrinin) eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından. Ve elbette, bizden Müslüman olanlar da var zulmedenler de. İşte (Allaha) teslim olanlar artık onlar gerçeği ve doğruyu araştırıp-bulanlardır. (Cin Suresi, 13-14)

    Allahın varlığına iman etmeyip zulmedenlerin sonunu ise Allah ayetlerde şu şekilde bildirmektedir: Zulmedenler ise, onlar da cehennem için odun olmuşlardır. (Cin Suresi, 15)

    ... Andolsun cehennemi cinlerden ve insanlardan (kafirlerin) tümüyle dolduracağım. (Hud Suresi, 119)

    Böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak. (Enam Suresi, 112)

    Hem insanları yoldan saptıran cinler, hem de cinleri Allaha şirk koşanlar; bu yaptıklarına karşılık olarak Allah onları sonsuz cehennem azabıyla cezalandıracaktır. Dünya hayatlarında cinlerin yaldızlı sözlerine kananlar ahirette çok büyük bir yanılgıya düştüklerini anlayacaklardır. Çünkü o gün tüm şirk koştukları kimseler kendilerinden uzaklaşacak, Allahın karşısında yapayalnız, tek başlarına olduklarını kavrayacaklardır. Cehennem azabıyla karşılık bulacaklarını anladıklarında ise şu şekilde yalvaracaklardır:

    İnkâr edenler dediler ki: Rabbimiz cinlerden ve insanlardan bizi saptırmış olanları bize göster ayaklarımızın altına alalım, en aşağılarda bulunanlardan olsunlar. (Fussilet Suresi, 29)

    Bir diğer ayette ateşin onlar için süresiz bir konaklama yeri olduğunu Rabbimiz şu şekilde bildirmektedir:

    Onların tümünü toplayacağı gün: Ey cin topluluğu insanlardan çoğunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz (diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tespit ettiğin süreye ulaştık. (Allah) Diyecek ki: Allahın dilediği dışta olmak üzere ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir. Şüphesiz Rabbin hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir. (Enam Suresi, 128)

    Unutulmamalıdır ki cinler tıpkı insanlar gibi Allaha kulluk etmek için Allahın yarattığı varlıklardır. Kendilerine ait hiçbir güçleri yoktur, Allahın izni olmaksızın hiç kimseye zarar veremeyecekleri gibi yarar da sağlamaları mümkün değildir. Onlar da tüm insanlar gibi dünya hayatında imtihan olmaktadırlar ve yapıp ettikleriyle ahirette karşılık göreceklerdir. Cinleri farklı bir alemde yaratan, alemlerin, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi, alemlerden müstağni olan Yüce Allahtır.

    S-İ-E


  4. 27.Kasım.2010, 12:45
    2
    Silent and lonely rains



    Kur’ân’ı Kerim’de “Ya eyyuhe’n-nâs/ ey insanlar!” ifadeleriyle daha çok insanlara hitap edilmektedir.

    Kanaatimize göre bunun sebebi, Peygamberimizin bir insan olması ve öncelikle insanlara hitap etmesidir. Cinler ise bu hitaplardan dolaylı olarak ve ikinci derecede istifade etmektedirler…

    Bu durumun insanlara verilen değeri ifade ettiği de düşünülebilir… Keza bazı âyetlerde “ey cin ve ins topluluğu” diye ifade edilmesi, Rahman suresinde 31 yerde “(Ey cin ve insanlar) artık Rabbinizin hangi nimetini inkâr edersiniz!?” buyrulması, Surelerden birinin isminin Cin olması, cinlerin de ihmal edilmediklerini, zaman zaman insanlarla birlikte onlara da hitap edildiğini gösteriyor.

    Bu durumda şöyle diyebiliriz: Ya kadınlara hitapta olduğu gibi (bazen bizzat, bazen de tağlip yoluyla erkekler topluluğu içinde oldukları düşünülerek), cinlere de bazen bizzat, daha çok ise tağlip yoluyla insanlara hitap etmek suretiyle (onlar da insanlarla birlikte farz edilerek) hitap edilmiştir.

    Bununla bareber bütün Kuran ayetlerinin cinlere de geldiğini ve onlara da hitap ettiğini bildiren ayetler vardır. Bu nedenle Kuran cinlere de gelmiş ve onlara da hitap etmektedir:

    Kuranda, cinlerin yaratılışları, insanlarla olan ilişkileri, nasıl yaşadıkları ve Kuran'ı dinleyip ona inadıkları gibi pek çok konuda bilgi yer almaktadır.

    Kuranda cinlerin ateşten yaratıldıkları bildirilir. Konu ile ilgili ayetler şu şekildedir:

    Cannı (cinni) da yalın-dumansız bir ateşten yarattı. (Rahman Suresi, 15)
    Ve Cannı da daha önce nüfuz eden kavurucu ateşten yaratmıştık. (Hicr Suresi, 27)

    Kuran ayetleri incelendiğinde, cinlerin de aynı insan toplulukları gibi bir hayatları olduğu anlaşılmaktadır. Ayetlerde cinlerin de gelmiş ve geçmiş ümmetleri olduğundan bahsedilmektedir. Onların da soyları, ataları bulunmaktadır. (Araf Suresi, 38; Kehf Suresi, 50) Ancak cinler insanlardan daha farklı bir boyutta yaşamakta, insanları görüp izleyebilmekte, konuşmalarını dinleyebilmektedirler.

    Allah cinlerin yaratılış amacını "Ben cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi, 56) ayetiyle bildirmiştir. Onlar da elçiler ve elçilere indirilen kitaplar vasıtasıyla uyarılıp korkutulmakta, dünya hayatında nasıl davranışlarda bulunacaklarıyla denenmekte, ibadet ve itaat etmekte, bunun sonucunda da Allahtan bir karşılık bulmaktadırlar. Allah Kuranda şu şekilde bildirmektedir:

    Ey cin ve insan topluluğu, içinizden size ayetlerimi aktarıp-okuyan ve bu karşı karşıya geldiğiniz gününüzle sizi uyarıp-korkutan elçiler gelmedi mi? Onlar: Nefislerimize karşı şehadet ederiz derler. Dünya hayatı, onları aldattı ve gerçekten kafir olduklarına dair kendi nefislerine karşı şehadet ettiler. (Enam Suresi, 130)

    Ayette de bildirildiği gibi cinlerle insanların imtihanları birbirine çok benzemektedir. Onların bazıları da dünya hayatının geçici süslerine aldanmakta, uyarıldıkları halde hidayet yolundan uzaklaşmaktadırlar. Yine ayetlerden, cinlerin peygamberlerin tebliğlerini dinledikleri, Kuran okunurken ona kulak verdikleri ve öğrendikleriyle kendi kavimlerini uyardıkları anlaşılmaktadır. Allah Ahkaf Suresinde cinlerin Hz. Muhammed (sav)in tebliğini dinlediklerini şöyle bildirir:

    Hani cinlerden birkaçını, Kuran dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: Kulak verin; sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler. Dediler ki: Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musadan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan bir kitap dinledik; hakka ve doğru olan yola yöneltip-iletmektedir. (Ahkaf Suresi, 29-30)

    Allah, birçok Kuran ayetinde cinlere ve insanlara birlikte hitap etmekte, çeşitli öğütlerde bulunmakta ve onları cehennem azabıyla korkutmaktadır. Araf Suresinin 38. ayetinde Allah Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin... şeklinde buyurmaktadır. Hz. Muhammed (sav)e bir hidayet rehberi olarak indirilen Kuranı yalanlayan cin ve insan topluluklarının durumu ise İsra Suresinde şöyle bildirilmektedir:

    De ki: Eğer bütün ins ve cin (toplulukları,) bu Kuranın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler.
    (İsra Suresi, 88)

    Allahın cinlere ve insanlara birlikte hitap ettiği ayetlerden bazıları şu şekildedir:

    İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip-geçmiş ümmetler içinde (azab) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır. (Ahkaf Suresi, 18)

    Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)

    İMAN EDEN CİNLER

    Ayetlerde cinlerden bir kısmının Allaha iman edip, hidayet yoluna uyduklarından bahsedilirken, bir kısmının da iman etmediklerinden bahsedilir. Müslüman cinler Kuran okunurken dinlemektedirler:

    De ki: Bana gerçekten şu vahyolundu: Cinlerden bir grup dinleyip de şöyle demişler: Doğrusu biz (büyük) hayranlık uyandıran bir Kuran dinledik. O (Kuran,) gerçeğe ve doğruya yöneltip-iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimiz'e hiç kimseyi ortak koşmayacağız. Elbette Rabbimiz'in Şanı Yücedir. O ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk. (Cin Suresi, 1-3)

    Cinlerin bir bölümü Allahı tesbih edip yücelten, Ona hiç kimseyi ortak koşmayan Müslüman varlıklardır. Kurana karşı büyük bir hayranlık duymakta, Allahın emir ve tavsiyelerine uymaktadırlar. Onlar kendi aralarında iman etmeyen cinler olduğunu bilmektedirler ve bu durumu şu şekilde ifade etmektedirler:

    Doğrusu şu: Bizim beyinsizlerimiz Allaha karşı bir sürü saçma şeyler söylemişler. Oysa biz, insanların ve cinlerin Allaha karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık. (Cin Suresi, 4-5)

    Cinler kendi aralarında birçok farklı gruplardan oluşmuşlardır. Bazıları samimi Müslüman, bazıları müşrik, bazıları Allaha karşı yalan söyleyenlerdir. Cin Suresinin devamında iman eden cinler, cinlerin genel durumu hakkında şu bilgileri vermektedirler:

    Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz. Biz, şüphesiz Allahı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı, kaçmak suretiyle de Onu hiçbir şekilde aciz bırakamayacağımızı anladık. Elbette biz, o yol gösterici (Kuranı) işitince ona iman ettik... (Cin Suresi, 11-13)

    Cinler de aynı insanlar gibi Allahın kitabıyla sorumlu kılınan varlıklardır. Onlar da tüm yapıp ettiklerinden Allaha hesap verecek ve yaptıklarıyla hiçbir haksızlığa uğramadan karşılık bulacaklardır. İman eden cinler Allahtan güzel bir karşılıkla müjdelenmişlerdir:

    ... Artık kim Rabbine iman ederse o ne (ecrinin) eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından. Ve elbette, bizden Müslüman olanlar da var zulmedenler de. İşte (Allaha) teslim olanlar artık onlar gerçeği ve doğruyu araştırıp-bulanlardır. (Cin Suresi, 13-14)

    Allahın varlığına iman etmeyip zulmedenlerin sonunu ise Allah ayetlerde şu şekilde bildirmektedir: Zulmedenler ise, onlar da cehennem için odun olmuşlardır. (Cin Suresi, 15)

    ... Andolsun cehennemi cinlerden ve insanlardan (kafirlerin) tümüyle dolduracağım. (Hud Suresi, 119)

    Böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak. (Enam Suresi, 112)

    Hem insanları yoldan saptıran cinler, hem de cinleri Allaha şirk koşanlar; bu yaptıklarına karşılık olarak Allah onları sonsuz cehennem azabıyla cezalandıracaktır. Dünya hayatlarında cinlerin yaldızlı sözlerine kananlar ahirette çok büyük bir yanılgıya düştüklerini anlayacaklardır. Çünkü o gün tüm şirk koştukları kimseler kendilerinden uzaklaşacak, Allahın karşısında yapayalnız, tek başlarına olduklarını kavrayacaklardır. Cehennem azabıyla karşılık bulacaklarını anladıklarında ise şu şekilde yalvaracaklardır:

    İnkâr edenler dediler ki: Rabbimiz cinlerden ve insanlardan bizi saptırmış olanları bize göster ayaklarımızın altına alalım, en aşağılarda bulunanlardan olsunlar. (Fussilet Suresi, 29)

    Bir diğer ayette ateşin onlar için süresiz bir konaklama yeri olduğunu Rabbimiz şu şekilde bildirmektedir:

    Onların tümünü toplayacağı gün: Ey cin topluluğu insanlardan çoğunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz (diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tespit ettiğin süreye ulaştık. (Allah) Diyecek ki: Allahın dilediği dışta olmak üzere ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir. Şüphesiz Rabbin hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir. (Enam Suresi, 128)

    Unutulmamalıdır ki cinler tıpkı insanlar gibi Allaha kulluk etmek için Allahın yarattığı varlıklardır. Kendilerine ait hiçbir güçleri yoktur, Allahın izni olmaksızın hiç kimseye zarar veremeyecekleri gibi yarar da sağlamaları mümkün değildir. Onlar da tüm insanlar gibi dünya hayatında imtihan olmaktadırlar ve yapıp ettikleriyle ahirette karşılık göreceklerdir. Cinleri farklı bir alemde yaratan, alemlerin, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi, alemlerden müstağni olan Yüce Allahtır.

    S-İ-E





+ Yorum Gönder