Konusunu Oylayın.: Bir insan nasıl olursa takvalı sayılır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bir insan nasıl olursa takvalı sayılır
  1. 28.Ekim.2010, 22:34
    1
    Misafir

    Bir insan nasıl olursa takvalı sayılır

  2. 29.Ekim.2010, 07:29
    2
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: bir insan nasıl olursa takvalı sayılır




    Şeyh Muhammed b. Abdullah es-Sübeyl




    07/06/1423 Hicri – 16/08/2002 Miladi






    Lütfu genel ve ihsanı bol olan Allah’a hamdolsun. Allah, kullarına çeşitli nimetler vermiş ve onları, gazabına yol açacak sebeplerden sakındırmıştır. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki; efendimiz Muhammed, O’nun kulu ve rasulüdür. Allah’ım!.. Kulun ve rasulün Muhammed’e, ailesine, ashabına ve iyilikle onlara tâbi olanlara din gününe kadar salât ve selam eyle!..

    Bundan sonra... Ey Allah’ın kulları!.. Allah Teâlâ’dan hakkıyla korkun. Gizli ve aşikar hallerinizde O’nu gözetin. Çünkü Allah; sizlere, davranışlarınızda ve sözlerinizde Allah’tan hakkıyla korkmanızı (takvâyı) emretmiştir. Takvâlı olduğunuz takdirde dünyada amellerinizin düzgün olacağını ve günahlarınızın bağışlanacağını, ahirette ise büyük bir kazanç ve yüce bir lütuf elde edeceğinizi vadetmiştir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurur: (Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah ve Rasulü’ne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.) (33/el-Ahzâb/70-71)

    Bu ayet-i kerimede Allah; mü’min kullarına, her hallerinde O’ndan hakkıyla korkmalarını, sözlerinde ve davranışlarında takvâlı olmalarını emretmektedir. Bu da; O’nun emirlerini yerine getirmekle ve Allah azze ve celle’nin istediği şekilde edâ etmekle, yasakladığı haram sözlerden ve davranışlardan kaçınmakla olur.

    Takvâ ile mü’minin, dünyasında ve ahiretinde her türlü hayır gerçekleşir. Dünya ve ahirette, her türlü kötülük ondan uzaklaşır. Takvâ üzere dosdoğru yürüyen ve sözünde doğru olanı Allah, güzel söze yöneltir ve doğru yolda kılar. Allah’tan hakkıyla korkan ve dilini Kur’an okumak, Allah azze ve celle’yi zikretmek, tevbe ve istiğfar etmek, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak gibi güzel söz söylemede kullanan; dilini Allah’ın haram kıldığı sözlerden, insanların ırzları hakkında konuşmaktan, kötü ve çirkin söz söylemekten alıkoyan kişiyi Allah, kolaya sevkeder ve zordan uzaklaştırır. Onu cennet ile rızıklandırır. Dünyada ve ahirette güvende kılar. (Kim Allah’tan hakkıyla korkarsa O, kendisine işinde kolaylık verir.) (65/et-Talak/4)

    Allah’ın kulları!.. Hiç şüphesiz Allah’tan hakkıyla korkmak, her halükarda, gizli ve aşikar hallerinde, dininde ve dünyasında, Rabbine karşı davranışında; ailesine, akrabalarına ve komşularına karşı davranışında; alış-verişinde, sözlerinde ve anlaşmalarında, işinde ve vazifesinde, kendisine emanet edilen şeylerde kul üzerine farzdır. Kul, Allah Subhânehu’nun hakkını edâ etmelidir. Kulların hakkını vererek onlara nasihat etmelidir. Sözünde doğru ve ilişkilerinde güvenilir olmalıdır. Hileden ve sahtekarlıktan, ihanetten ve tuzaktan uzak olmalıdır. Yalan yere yemin etmekten, yalan söylemekten ve yalancı şahitlik yapmaktan kaçınmalıdır. Şayet müslüman böyle olmazsa nasıl takvâlı olur?. Gerçek iman nerede kalır?. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Mü’min; insanların, mallarında ve canlarında kendisinden emin olduğudur. Müslüman ise; müslümanların, dilinden ve elinden kurtulduğudur.”

    Allah’ın farzlarını ihmal eden ve yerine getirmeyen, Rabbinin haramlarına cüret eden ve onları çiğneyen, Allah’ın mü’min kullarına dil uzatan ve laf getirip-götüren, yalancılıkla vasıflanan ve çokça günah işleyen nasıl takvâlı olur?!. Haksız nedenlerle insanların mallarını yiyen, faiz yiyen, insanlara hile ve sahtekarlıkla muamele eden, ölçü ve tartıda hile yapan nasıl takvâlı olur?!. Kendisine emanet edilen idareciliğe ve işe, mala ve benzeri şeylere ihanet eden nasıl takvâlı olur?!.

    İnsanlardan çoğu bu zamanda, ihanet ve güvenilmezlik illetine tutulmuştur. Üzerinde bir hak varsa, tam olarak edâ etmez. Bir işle sorumlu tutulmuşsa, gerektiği şekilde yerine getirmez. Üzerinde, insanların bir hakkı varsa inkar eder. Haklarını vermeyi sürekli geciktirir. Daha da ötesi, bir kısmını almadan veya karşılığında bir şey almadan hak sahibine hakkını vermez. Bu, ihanet değil mi?.. Bu, Allah’ın kullarına zulüm değil mi?.. Bu, haram yemek değil mi?.. Bu davranış, takvâdan uzak değil mi?.. Bu, karanlığı Kıyamet’e kadar sürecek zulüm değil mi?..

    Şüphesiz ki zulüm; evleri harap eder. Ülkeleri yıkar. Zulmedenlerin halini; rahatlık ve huzurdan, zorluk ve mutsuzluğa çevirir. Zulmedenlere, hesap etmedikleri azabı tattırır. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Yahudilerin zulmü sebebiyle, kendilerine (daha önce) helal kılınmış bulunan pek çok şeyi yasakladık. Ayrıca; Allah yolundan çokça alıkoymaları, kendilerine yasak kılınmış olmakla birlikte faiz almaları ve insanların mallarını batıl yollarla yemeleri nedeniyle (onları güzel şeylerden mahrum ettik). İçlerinden kafir olanlara da pek acıklı bir azap hazırladık.) (4/en-Nisâ/160-161)

    İnsanların mallarını haksız nedenlerle ve zulümle yemek ve haklarını vermemek; aşağılık insanların, imanı ve kişiliği zayıf insanların niteliklerindendir. Kulların haklarını yemeye cüret eden ve onlara zulmeden, Kıyamet günü kendisine “Zulmederek aldıklarını ve haklarını sahiplerine ver!” denildiğinde ne yapacak?!. O büyük anı; insanların, Alemlerin Rabbi’nin huzurunda duracağı günü hatırlasın. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şu sözünü hatırlasın: “Bilir misiniz, müflis kimdir?” Dediler ki: “Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayandır.” Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Şüphesiz ki ümmetimden müflis olan o kimsedir ki; Kıyamet günü namazla, oruçla ve zekatla gelir. Buna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve buna vurmuştur. Buna, onun sevaplarından verilir ve buna, onun sevaplarından verilir. Üzerinde olan (haklar) ödenmeden önce sevapları biterse, onların günahlarından alınır ve onun üzerine atılır; sonra da cehenneme atılır.”

    Allah’tan hakkıyla korkun ey müslümanlar!.. Allah korkusunu, gözünüzün önünden ayırmayın! Allah’ın gazabından ve azabından sakının! Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Rabbin, zulüm yapan ülkeleri yakaladığında işte böyle yakalar. Şüphesiz O’nun yakalayışı pek acıklı, pek şiddetlidir. Bunda, ahiret azabından korkanlar için elbette bir ibret vardır. O, kendisinde bütün insanların toplanacakları bir gündür. O, tanık olunacak bir gündür.) (11/Hûd/102-103)

    Allah beni ve sizleri, Yüce Kur’an ve Peygamberlerin Efendisi’nin sünnetiyle faydalandırsın. Bu sözümü söyler; Allah’tan kendim için, sizler için ve diğer tüm müslümanlar için her türlü günahtan bağışlanma dilerim. Siz de O’ndan bağışlanma dileyin. Şüphesiz O; çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

    İhsanı için Allah’a hamdolsun. Başarılı kılması ve nimetlendirmesi dolayısıyla Allah’a şükürler olsun. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. O’nun şânı yücedir. Ve şehadet ederim ki Muhammed, O’nun kulu ve rasulüdür. O’nun rızasına davet edendir. Allah’ım!.. Kulun ve rasulün Muhammed’e, ailesine ve ashabına salât ve selam eyle!..

    __________________
    alıntı



  3. 29.Ekim.2010, 07:29
    2
    ~~Medinenin Gülü ~~



    Şeyh Muhammed b. Abdullah es-Sübeyl




    07/06/1423 Hicri – 16/08/2002 Miladi






    Lütfu genel ve ihsanı bol olan Allah’a hamdolsun. Allah, kullarına çeşitli nimetler vermiş ve onları, gazabına yol açacak sebeplerden sakındırmıştır. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki; efendimiz Muhammed, O’nun kulu ve rasulüdür. Allah’ım!.. Kulun ve rasulün Muhammed’e, ailesine, ashabına ve iyilikle onlara tâbi olanlara din gününe kadar salât ve selam eyle!..

    Bundan sonra... Ey Allah’ın kulları!.. Allah Teâlâ’dan hakkıyla korkun. Gizli ve aşikar hallerinizde O’nu gözetin. Çünkü Allah; sizlere, davranışlarınızda ve sözlerinizde Allah’tan hakkıyla korkmanızı (takvâyı) emretmiştir. Takvâlı olduğunuz takdirde dünyada amellerinizin düzgün olacağını ve günahlarınızın bağışlanacağını, ahirette ise büyük bir kazanç ve yüce bir lütuf elde edeceğinizi vadetmiştir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurur: (Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah ve Rasulü’ne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.) (33/el-Ahzâb/70-71)

    Bu ayet-i kerimede Allah; mü’min kullarına, her hallerinde O’ndan hakkıyla korkmalarını, sözlerinde ve davranışlarında takvâlı olmalarını emretmektedir. Bu da; O’nun emirlerini yerine getirmekle ve Allah azze ve celle’nin istediği şekilde edâ etmekle, yasakladığı haram sözlerden ve davranışlardan kaçınmakla olur.

    Takvâ ile mü’minin, dünyasında ve ahiretinde her türlü hayır gerçekleşir. Dünya ve ahirette, her türlü kötülük ondan uzaklaşır. Takvâ üzere dosdoğru yürüyen ve sözünde doğru olanı Allah, güzel söze yöneltir ve doğru yolda kılar. Allah’tan hakkıyla korkan ve dilini Kur’an okumak, Allah azze ve celle’yi zikretmek, tevbe ve istiğfar etmek, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak gibi güzel söz söylemede kullanan; dilini Allah’ın haram kıldığı sözlerden, insanların ırzları hakkında konuşmaktan, kötü ve çirkin söz söylemekten alıkoyan kişiyi Allah, kolaya sevkeder ve zordan uzaklaştırır. Onu cennet ile rızıklandırır. Dünyada ve ahirette güvende kılar. (Kim Allah’tan hakkıyla korkarsa O, kendisine işinde kolaylık verir.) (65/et-Talak/4)

    Allah’ın kulları!.. Hiç şüphesiz Allah’tan hakkıyla korkmak, her halükarda, gizli ve aşikar hallerinde, dininde ve dünyasında, Rabbine karşı davranışında; ailesine, akrabalarına ve komşularına karşı davranışında; alış-verişinde, sözlerinde ve anlaşmalarında, işinde ve vazifesinde, kendisine emanet edilen şeylerde kul üzerine farzdır. Kul, Allah Subhânehu’nun hakkını edâ etmelidir. Kulların hakkını vererek onlara nasihat etmelidir. Sözünde doğru ve ilişkilerinde güvenilir olmalıdır. Hileden ve sahtekarlıktan, ihanetten ve tuzaktan uzak olmalıdır. Yalan yere yemin etmekten, yalan söylemekten ve yalancı şahitlik yapmaktan kaçınmalıdır. Şayet müslüman böyle olmazsa nasıl takvâlı olur?. Gerçek iman nerede kalır?. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Mü’min; insanların, mallarında ve canlarında kendisinden emin olduğudur. Müslüman ise; müslümanların, dilinden ve elinden kurtulduğudur.”

    Allah’ın farzlarını ihmal eden ve yerine getirmeyen, Rabbinin haramlarına cüret eden ve onları çiğneyen, Allah’ın mü’min kullarına dil uzatan ve laf getirip-götüren, yalancılıkla vasıflanan ve çokça günah işleyen nasıl takvâlı olur?!. Haksız nedenlerle insanların mallarını yiyen, faiz yiyen, insanlara hile ve sahtekarlıkla muamele eden, ölçü ve tartıda hile yapan nasıl takvâlı olur?!. Kendisine emanet edilen idareciliğe ve işe, mala ve benzeri şeylere ihanet eden nasıl takvâlı olur?!.

    İnsanlardan çoğu bu zamanda, ihanet ve güvenilmezlik illetine tutulmuştur. Üzerinde bir hak varsa, tam olarak edâ etmez. Bir işle sorumlu tutulmuşsa, gerektiği şekilde yerine getirmez. Üzerinde, insanların bir hakkı varsa inkar eder. Haklarını vermeyi sürekli geciktirir. Daha da ötesi, bir kısmını almadan veya karşılığında bir şey almadan hak sahibine hakkını vermez. Bu, ihanet değil mi?.. Bu, Allah’ın kullarına zulüm değil mi?.. Bu, haram yemek değil mi?.. Bu davranış, takvâdan uzak değil mi?.. Bu, karanlığı Kıyamet’e kadar sürecek zulüm değil mi?..

    Şüphesiz ki zulüm; evleri harap eder. Ülkeleri yıkar. Zulmedenlerin halini; rahatlık ve huzurdan, zorluk ve mutsuzluğa çevirir. Zulmedenlere, hesap etmedikleri azabı tattırır. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Yahudilerin zulmü sebebiyle, kendilerine (daha önce) helal kılınmış bulunan pek çok şeyi yasakladık. Ayrıca; Allah yolundan çokça alıkoymaları, kendilerine yasak kılınmış olmakla birlikte faiz almaları ve insanların mallarını batıl yollarla yemeleri nedeniyle (onları güzel şeylerden mahrum ettik). İçlerinden kafir olanlara da pek acıklı bir azap hazırladık.) (4/en-Nisâ/160-161)

    İnsanların mallarını haksız nedenlerle ve zulümle yemek ve haklarını vermemek; aşağılık insanların, imanı ve kişiliği zayıf insanların niteliklerindendir. Kulların haklarını yemeye cüret eden ve onlara zulmeden, Kıyamet günü kendisine “Zulmederek aldıklarını ve haklarını sahiplerine ver!” denildiğinde ne yapacak?!. O büyük anı; insanların, Alemlerin Rabbi’nin huzurunda duracağı günü hatırlasın. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şu sözünü hatırlasın: “Bilir misiniz, müflis kimdir?” Dediler ki: “Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayandır.” Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Şüphesiz ki ümmetimden müflis olan o kimsedir ki; Kıyamet günü namazla, oruçla ve zekatla gelir. Buna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve buna vurmuştur. Buna, onun sevaplarından verilir ve buna, onun sevaplarından verilir. Üzerinde olan (haklar) ödenmeden önce sevapları biterse, onların günahlarından alınır ve onun üzerine atılır; sonra da cehenneme atılır.”

    Allah’tan hakkıyla korkun ey müslümanlar!.. Allah korkusunu, gözünüzün önünden ayırmayın! Allah’ın gazabından ve azabından sakının! Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Rabbin, zulüm yapan ülkeleri yakaladığında işte böyle yakalar. Şüphesiz O’nun yakalayışı pek acıklı, pek şiddetlidir. Bunda, ahiret azabından korkanlar için elbette bir ibret vardır. O, kendisinde bütün insanların toplanacakları bir gündür. O, tanık olunacak bir gündür.) (11/Hûd/102-103)

    Allah beni ve sizleri, Yüce Kur’an ve Peygamberlerin Efendisi’nin sünnetiyle faydalandırsın. Bu sözümü söyler; Allah’tan kendim için, sizler için ve diğer tüm müslümanlar için her türlü günahtan bağışlanma dilerim. Siz de O’ndan bağışlanma dileyin. Şüphesiz O; çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

    İhsanı için Allah’a hamdolsun. Başarılı kılması ve nimetlendirmesi dolayısıyla Allah’a şükürler olsun. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. O’nun şânı yücedir. Ve şehadet ederim ki Muhammed, O’nun kulu ve rasulüdür. O’nun rızasına davet edendir. Allah’ım!.. Kulun ve rasulün Muhammed’e, ailesine ve ashabına salât ve selam eyle!..

    __________________
    alıntı



  4. 29.Ekim.2010, 07:29
    3
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: bir insan nasıl olursa takvalı sayılır

    Bundan sonra... Ey Allah’ın kulları!.. Allah’tan hakkıyla korkun! Gizli ve aşikar hallerinizde O’nu gözetin. Günahlardan, masiyetlerden ve kullara zulmetmekten sakının. Haddi aşmaktan ve büyüklük taslamaktan, intikam ve düşmanlıktan, kötülük ve bozgunculuktan, insanlara zarar vermekten uzak durun! İnsanlara; onların size nasıl davranmasını istiyorsanız öyle davranın. Adaletli, şefkatli ve merhametli olun! Çünkü yaptıklarınızın karşılığı, yaptıklarınız türünden olacaktır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurur: (Şüphesiz Allah takvâlı olan ve iyilik edenlerle birliktedir.) (16/en-Nahl/128)

    (Kişi, “Allah’a karşı işlediğim kusurlardan dolayı vay benim halime! Gerçekten ben, alay edenlerdendim” der.) (39/ez-Zümer/56) O an gelmeden önce tevbe ve istiğfar etmede acele edin! Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kimin yanında kardeşinin bir hakkı varsa, dinarın ve dirhemin olmayacağı günden önce bugün helalleşsin. Salih ameli varsa, o hak ölçüsünce ondan alınır. Sevapları yoksa, hak sahibinin günahlarından alınır ve onun üzerine yüklenir.”

    Allah’tan korkun ey Allah’ın kulları!.. Zulmün karanlığı Kıyamet’e dek sürer. Hidayet elçisi ve seçilmiş peygambere salât ve selam getirin. Allah Teâlâ sizlere bunu emretmiştir. Şöyle buyurur: (Şüphesiz ki Allah ve melekleri, Peygamber’e salât ederler. Ey mü’minler! Siz de O’na salât edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.)(33/el-Ahzâb/56)
    alıntı


  5. 29.Ekim.2010, 07:29
    3
    ~~Medinenin Gülü ~~
    Bundan sonra... Ey Allah’ın kulları!.. Allah’tan hakkıyla korkun! Gizli ve aşikar hallerinizde O’nu gözetin. Günahlardan, masiyetlerden ve kullara zulmetmekten sakının. Haddi aşmaktan ve büyüklük taslamaktan, intikam ve düşmanlıktan, kötülük ve bozgunculuktan, insanlara zarar vermekten uzak durun! İnsanlara; onların size nasıl davranmasını istiyorsanız öyle davranın. Adaletli, şefkatli ve merhametli olun! Çünkü yaptıklarınızın karşılığı, yaptıklarınız türünden olacaktır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurur: (Şüphesiz Allah takvâlı olan ve iyilik edenlerle birliktedir.) (16/en-Nahl/128)

    (Kişi, “Allah’a karşı işlediğim kusurlardan dolayı vay benim halime! Gerçekten ben, alay edenlerdendim” der.) (39/ez-Zümer/56) O an gelmeden önce tevbe ve istiğfar etmede acele edin! Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kimin yanında kardeşinin bir hakkı varsa, dinarın ve dirhemin olmayacağı günden önce bugün helalleşsin. Salih ameli varsa, o hak ölçüsünce ondan alınır. Sevapları yoksa, hak sahibinin günahlarından alınır ve onun üzerine yüklenir.”

    Allah’tan korkun ey Allah’ın kulları!.. Zulmün karanlığı Kıyamet’e dek sürer. Hidayet elçisi ve seçilmiş peygambere salât ve selam getirin. Allah Teâlâ sizlere bunu emretmiştir. Şöyle buyurur: (Şüphesiz ki Allah ve melekleri, Peygamber’e salât ederler. Ey mü’minler! Siz de O’na salât edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.)(33/el-Ahzâb/56)
    alıntı





+ Yorum Gönder