Konusunu Oylayın.: Kişinin Sağlığında Parasını Evlatlarından Bir Kişiye Vermesinin Hükmü

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kişinin Sağlığında Parasını Evlatlarından Bir Kişiye Vermesinin Hükmü
  1. 26.Ekim.2010, 09:40
    1
    Misafir

    Kişinin Sağlığında Parasını Evlatlarından Bir Kişiye Vermesinin Hükmü






    Kişinin Sağlığında Parasını Evlatlarından Bir Kişiye Vermesinin Hükmü Mumsema Bir Kişinin Eline Bir Yerden Toplu Bir Para Geçince O Kişi Bu Paranın Tamamını Veya Kısmı Ekserisini Toplamda Yedi Olan çocuklarından Birine Verse Ve Düşünceside ( Bana Sadece Sen Baktın Her Işime Koştun Ama Diğerleri Bir Ekmek Veya Bir Ilaç Parası Bile Vermediler ) şeklinde Olsa Ve Buda Gerçek Olsa Bu Kişi Yapacağı Bu Bağıştan Dolayı Mesul Olurmu Ve Alan Kişiye Almış Olduğu Bu Paradan Dolayı Diğer Kardeşlerinin Hakkı Geçmiş Olurmu


  2. 26.Ekim.2010, 09:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Bir Kişinin Eline Bir Yerden Toplu Bir Para Geçince O Kişi Bu Paranın Tamamını Veya Kısmı Ekserisini Toplamda Yedi Olan çocuklarından Birine Verse Ve Düşünceside ( Bana Sadece Sen Baktın Her Işime Koştun Ama Diğerleri Bir Ekmek Veya Bir Ilaç Parası Bile Vermediler ) şeklinde Olsa Ve Buda Gerçek Olsa Bu Kişi Yapacağı Bu Bağıştan Dolayı Mesul Olurmu Ve Alan Kişiye Almış Olduğu Bu Paradan Dolayı Diğer Kardeşlerinin Hakkı Geçmiş Olurmu


    Benzer Konular

    - İki kişinin yemeği üç kişiye yeterlidir

    - Ticarette başkasının parasını kullanıp daha sonra parasını kendisine versek bu kul ha

    - Rahmetim gazabımı geçmiştir diyen Rabb´imizin bu kadar az kişiye hidayet vermesinin hikmeti nedir?

    - Sağlığında İslam dinine inanmayan, dinle,peygamberle alay eden kişiye öldükten sonra camide mevlit o

    - Faiz ile ilgili soru (mal aldığımız kişinin parasını bir kısmını keserek erken ödemek caiz midir)

  3. 26.Ekim.2010, 11:18
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Kişinin Sağlığında Parasını Evlatlarından Bir Kişiye Vermesinin Hükmü




    Nûman İbnu Bişr anlatıyor: “Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem Amra Bintu Ravâha: “Bu hibeye Resûlullahı şâhit kılmazsan kabul etmiyorum” dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şâhit kılmak için babam, beni de alarak Resûlullaha gitti.
    Durumu öğrenen Hz.Peygamber: “Başka çocukların da var mı?” diye sordu. “Evet!” cevabı üzerine, “Aynı şekilde bütün çocuklarına hibede bulundun mu?” diye sordu.
    Babam: “Hayır!” deyince, “Allahtan korkun, çocuklarınız husûsunda âdil olun!” dedi.

    Babam oradan ayrıldı ve hibeden rücû etti.” Bu hadîsin başka vecihlerinde, Hz.Peygamberin şu cümleleri de sarfettiği belirtilmektedir: “Çocuklarınızın arasını eşit tutun”, “Bunu iade et”, “Beni şâhit kılma, ben cevre (zulme) şahitlikte bulunamam”, “Bu doğru değil, ben ancak hakka şahâdet ederim”, “Buna benden başkasını şâhit kıl”, “… çocuğun senin üzerindeki haklarından biri, onlara eşit davranmandır.”
    Tirmizînin açıklamasına göre, bu hadîsten hareketle, İslâm âlimleri, “ihsân ve atiyye”de olduğu gibi “öpücüğe varıncaya kadar” zâhire akseden her husûsta eşitliği şart koşmuştur.
    Ulemâ bu hükme giderken, Resûlullahın: “Allah, öpücüğe varıncaya kadar her husûsta, çocuklar arasında adâletli davranmanızı sever” hadîsini esas almış olmalıdır.

    Muallimlerin eşit davranmasıyla ilgili emir, Aleyhissalâtu vesselamın şu tâlimatından anlaşılır: “Bu ümmetten üç çocuğun talîmini üzerine alan bir muallim, bunların zengin ve fakirini yan yana müsâvî olarak talîm etmezse, kıyâmet günü hainlerle haşredilir.”
    Evlâdlara eşit davranmanın gerekçesi, mevzûmuz, yani çocukları suç işlemekten koruma tedbîrleri açısından önemli ipuçları vermektedir. Yukarıda kaydettiğimiz Nûman İbnu Bişr hâdisesinde Hz.Peygamber, Nûmanı, çocuklarına maddî bağışta farklı davranmaktan men ederken sorar: “Çocuklarının sana karşı hürmet ve lütufta adâletli olmaları seni memnûn etmez mi?” Nûman: “Evet Ya Resûllallah!” deyince: “Öyleyse başkasını şâhit kıl!” Bir başka rivâyette: “Onların sana eşit bir şekilde iyilik etmeleri nasıl senin hakkınsa, senin de onlara eşit muâmelede bulunman öylece onların hakkıdır.”
    Şu hâlde çocuğun babasına karşı hürmetini, kardeşlerine karşı da sevgi ve dayanışmasını korumak, aradaki “sıla-ı rahm” denen yüce bağları korumak, öncelikle bu adâletli davranışa bağlıdır. Nitekim Kurân-ı Kerîmde Hz.Yûsufla ilgili kıssada, Cenab-ı Hakk, kardeşler arasındaki kin ve çekememezlik hislerini, babaları Hz.Yakubun Yûsufa olan ziyâde alâkasıyla illetlendirir. Böyle bir his, kardeşleri Yûsufu kuyuya atma cinâyetini işletmeye sevk ettiği gibi, arkadan, babalarının gözlerini kaybetmesine sebep olacak üzüntülere ve sıkıntılara da sebebiyet vermiştir.

    Bu noktada şu hadîsi hatırlatmada da fayda var: “Çocuğunun kendisine iyi davranmasında ona yardımcı olan babaya Allah rahmetini bol kılsın.”
    Çocuklar arasında eşit davranmayı vâcip gören İslâm âlimleri şöyle bir muhâkeme yürütürler: “Eşit muâmele vâcibin mukaddemesidir. Çünkü kardeşliğin kopması ve ebeveyn hukukuna riâyetsizlik (katur-rahm vel-ukuk), dinen harâm kılınan iki husûstur. Öyle ise, bu iki harâma müeddî olan vâsıtalar da harâmdır. Çocukların birini öbürüne karşı kayırmak ise bu iki harâma müeddî olur.”

    Bir başka âlim, bu adâletsizlik meselesini çok daha geniş bir buutta ele alarak şöyle der: “Dünyâ ve âhiretin intizâmı adâlete bağlıdır. Çocuklar arasında farklı muâmele, (kardeşler arasında) karşılıklı kin, buğz ve adâvete, ebeveyne karşı da bir kısmının muhabbeti ve diğer bir kısmının buğzuna sebep olur. Bu durumdan ebeveyne ve kardeşlere karşı haksızlıklar neşet eder.”
    Şu hâlde, gerek evde ve gerek okulda çocuklar arasında adâletsiz davranış, çocukları çok farklı cürümlere itecek bir vetîrenin başlangıcı olmaktadır. Yûsuf sûresi bu meselede güzel mesajlar vermektedir.
    Babanın evlatlarına eşit davranması her zaman için en iyi olanıdır. Ancak bir baba eşit davranmadığı zaman mesela, birine diğerinden fazla mal verse, ona haram işliyorsun denilmemeli. Nitekim, insan malından dilediği gibi helal yerlere harcama yetkisine sahiptir, hürdür. Bir kişi bir başkasına bir ev, araba veya başka bir malını verebilir. O halde neden evlatlarından birine veremesin, diye düşünmek mümkündür.
    Ancak yukarıda geçen hadislerde de belirtildiği gibi evlatlar arası kıskançlık ve kırgınlıklara sebebiyet verebilir.
    Özetle söylemek gerekirse, bu konuda iki asıl görüş bulunmaktadır:
    - Babanın evlatları arasında eşit muamele yapması şarttır, yoksa günahkar olur.

    - Evlatlar arası eşit muamele istenen bir durum ise de bu konuda babayı zorlamak gerekmez. Yani eşit uygulama yapmazsa, haram işledin, denilmez. Nitekim, Peygamberimiz yasaklamamış, ancak memnun olmadığını da belirtmiş. Öyleyse haram derecesinde değildir. Mekruh yani hoş olmayan fakat caiz olan bir durumdur.
    Diğer taraftan evladın baba-anaya hürmeti ve onları üzmemesi de farzdır.

    (Prof.Dr. İbrahim Canan, Sorularla İslamiyet Editör)


  4. 26.Ekim.2010, 11:18
    2
    Silent and lonely rains



    Nûman İbnu Bişr anlatıyor: “Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem Amra Bintu Ravâha: “Bu hibeye Resûlullahı şâhit kılmazsan kabul etmiyorum” dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şâhit kılmak için babam, beni de alarak Resûlullaha gitti.
    Durumu öğrenen Hz.Peygamber: “Başka çocukların da var mı?” diye sordu. “Evet!” cevabı üzerine, “Aynı şekilde bütün çocuklarına hibede bulundun mu?” diye sordu.
    Babam: “Hayır!” deyince, “Allahtan korkun, çocuklarınız husûsunda âdil olun!” dedi.

    Babam oradan ayrıldı ve hibeden rücû etti.” Bu hadîsin başka vecihlerinde, Hz.Peygamberin şu cümleleri de sarfettiği belirtilmektedir: “Çocuklarınızın arasını eşit tutun”, “Bunu iade et”, “Beni şâhit kılma, ben cevre (zulme) şahitlikte bulunamam”, “Bu doğru değil, ben ancak hakka şahâdet ederim”, “Buna benden başkasını şâhit kıl”, “… çocuğun senin üzerindeki haklarından biri, onlara eşit davranmandır.”
    Tirmizînin açıklamasına göre, bu hadîsten hareketle, İslâm âlimleri, “ihsân ve atiyye”de olduğu gibi “öpücüğe varıncaya kadar” zâhire akseden her husûsta eşitliği şart koşmuştur.
    Ulemâ bu hükme giderken, Resûlullahın: “Allah, öpücüğe varıncaya kadar her husûsta, çocuklar arasında adâletli davranmanızı sever” hadîsini esas almış olmalıdır.

    Muallimlerin eşit davranmasıyla ilgili emir, Aleyhissalâtu vesselamın şu tâlimatından anlaşılır: “Bu ümmetten üç çocuğun talîmini üzerine alan bir muallim, bunların zengin ve fakirini yan yana müsâvî olarak talîm etmezse, kıyâmet günü hainlerle haşredilir.”
    Evlâdlara eşit davranmanın gerekçesi, mevzûmuz, yani çocukları suç işlemekten koruma tedbîrleri açısından önemli ipuçları vermektedir. Yukarıda kaydettiğimiz Nûman İbnu Bişr hâdisesinde Hz.Peygamber, Nûmanı, çocuklarına maddî bağışta farklı davranmaktan men ederken sorar: “Çocuklarının sana karşı hürmet ve lütufta adâletli olmaları seni memnûn etmez mi?” Nûman: “Evet Ya Resûllallah!” deyince: “Öyleyse başkasını şâhit kıl!” Bir başka rivâyette: “Onların sana eşit bir şekilde iyilik etmeleri nasıl senin hakkınsa, senin de onlara eşit muâmelede bulunman öylece onların hakkıdır.”
    Şu hâlde çocuğun babasına karşı hürmetini, kardeşlerine karşı da sevgi ve dayanışmasını korumak, aradaki “sıla-ı rahm” denen yüce bağları korumak, öncelikle bu adâletli davranışa bağlıdır. Nitekim Kurân-ı Kerîmde Hz.Yûsufla ilgili kıssada, Cenab-ı Hakk, kardeşler arasındaki kin ve çekememezlik hislerini, babaları Hz.Yakubun Yûsufa olan ziyâde alâkasıyla illetlendirir. Böyle bir his, kardeşleri Yûsufu kuyuya atma cinâyetini işletmeye sevk ettiği gibi, arkadan, babalarının gözlerini kaybetmesine sebep olacak üzüntülere ve sıkıntılara da sebebiyet vermiştir.

    Bu noktada şu hadîsi hatırlatmada da fayda var: “Çocuğunun kendisine iyi davranmasında ona yardımcı olan babaya Allah rahmetini bol kılsın.”
    Çocuklar arasında eşit davranmayı vâcip gören İslâm âlimleri şöyle bir muhâkeme yürütürler: “Eşit muâmele vâcibin mukaddemesidir. Çünkü kardeşliğin kopması ve ebeveyn hukukuna riâyetsizlik (katur-rahm vel-ukuk), dinen harâm kılınan iki husûstur. Öyle ise, bu iki harâma müeddî olan vâsıtalar da harâmdır. Çocukların birini öbürüne karşı kayırmak ise bu iki harâma müeddî olur.”

    Bir başka âlim, bu adâletsizlik meselesini çok daha geniş bir buutta ele alarak şöyle der: “Dünyâ ve âhiretin intizâmı adâlete bağlıdır. Çocuklar arasında farklı muâmele, (kardeşler arasında) karşılıklı kin, buğz ve adâvete, ebeveyne karşı da bir kısmının muhabbeti ve diğer bir kısmının buğzuna sebep olur. Bu durumdan ebeveyne ve kardeşlere karşı haksızlıklar neşet eder.”
    Şu hâlde, gerek evde ve gerek okulda çocuklar arasında adâletsiz davranış, çocukları çok farklı cürümlere itecek bir vetîrenin başlangıcı olmaktadır. Yûsuf sûresi bu meselede güzel mesajlar vermektedir.
    Babanın evlatlarına eşit davranması her zaman için en iyi olanıdır. Ancak bir baba eşit davranmadığı zaman mesela, birine diğerinden fazla mal verse, ona haram işliyorsun denilmemeli. Nitekim, insan malından dilediği gibi helal yerlere harcama yetkisine sahiptir, hürdür. Bir kişi bir başkasına bir ev, araba veya başka bir malını verebilir. O halde neden evlatlarından birine veremesin, diye düşünmek mümkündür.
    Ancak yukarıda geçen hadislerde de belirtildiği gibi evlatlar arası kıskançlık ve kırgınlıklara sebebiyet verebilir.
    Özetle söylemek gerekirse, bu konuda iki asıl görüş bulunmaktadır:
    - Babanın evlatları arasında eşit muamele yapması şarttır, yoksa günahkar olur.

    - Evlatlar arası eşit muamele istenen bir durum ise de bu konuda babayı zorlamak gerekmez. Yani eşit uygulama yapmazsa, haram işledin, denilmez. Nitekim, Peygamberimiz yasaklamamış, ancak memnun olmadığını da belirtmiş. Öyleyse haram derecesinde değildir. Mekruh yani hoş olmayan fakat caiz olan bir durumdur.
    Diğer taraftan evladın baba-anaya hürmeti ve onları üzmemesi de farzdır.

    (Prof.Dr. İbrahim Canan, Sorularla İslamiyet Editör)





+ Yorum Gönder