Konusunu Oylayın.: Varlıklar alemi

5 üzerinden 4.58 | Toplam : 12 kişi
Varlıklar alemi
  1. 25.Ekim.2010, 21:31
    1
    Misafir

    Varlıklar alemi

  2. 25.Ekim.2010, 22:45
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: varlıklar alemi




    Şurası bir gerçektir ki; varlık âlemi sadece beş duyu ile hissedilebilenlerden ibaret değildir. İnsan görme duyusu ile, maddî varlıkları görür. Dili ile tatlar âlemini, kulağıyla sesler âlemini, burnuyla kokular âlemini hisseder. Hâlbuki; elektrik, yerçekimi, mıknatısın itme ve çekme kuvveti gibi nice gerçekler vardır ki, bunlar, ne görülürler ne de işitilirler. Bununla birlikte gerçeklerin varlığı şüphe götürmez.

    İşte bu prensibi göz ardı eden bir kısım insanlar, görmediğime inanmam diyerek bütün varlık âlemini sadece gözleriyle gördüklerine özgüleyerek büyük bir hataya düşerler. Hâlbuki bir şeyin gözle görünmemesi olmamasına delil olmaz. Zira bu âlemde gördüklerimize oranla göremediklerimiz çok fazladır. Hatta insan vücudunda akıl, hayal, hafıza gibi görünmeyen varlıklar, görünenden kat kat fazladır.

    Görmediğim şeye inanmam safsatasının altında aklın görevini göze yükleme yanılgısı yatmaktadır. Hâlbuki insandaki her bir duyu ayrı bir âlemin kapısını açar; birinin görevi diğerinden beklenmez. Mesela, göz kulağın; burun, dilin görevini göremez. İnsan, gözüyle ne yemeğin tadına, ne bülbülün sesine, ne de gülün kokusuna bakabilir. Göz bu organların işlevlerini yerine getirmezken, elbette aklın fonksiyonunu da icra edemez. Malumdur ki; herhangi bir eser, göz ile göründüğü hâlde, ustası akıl ile anlaşılır. Görmediğime inanmam, diyen bir insan, bir eserin yapıcısını inkâr durumuna düşer. Aynen bu örnekte olduğu gibi, sonsuz bir kuvvet, ilim ve sanat potansiyelinin ürünü olan bu muhteşem kainatı seyrettiği hâlde, onun ustasını, sanatkârını göremiyorum diyen insan son derece, ilim ve aklıdan uzaklaşmış olur.

    Böyle bir insan, bu kâinatta her an tecelli eden ve Allah’ın varlığını güneş gibi gösteren, yaratma, rızkı verme, hayat verme gibi sınırsız olayları nasıl açıklayacaktır?

    Evet, Allah’ın görme organımız olan göz ile görünmemesi, kudret ve ilmiyle her şeyi kapsamasından ve zıddının yokluğundandır. Mesela, atmosferin yer küreyi her yandan kuşatması gibi, güneşin de bütün feza âlemini, cismi ile kuşattığını farz etsek, o zaman güneşi göz ile görmek mümkün olmaz. Her yer güneşin ışığıyla kaplandığından güneş görünmez olur. Hem gece gibi bir zıddı da olmadığından zıddının yokluğundan dolayı, güneş görülmez ve bilinmez. Bununla beraber, ışığıyla her yerde bulunan ve her yeri kapsayan, güneşin varlığını inkâr etmek de nihayetsiz cehalet olur.

    Aynı mantık perspektifi içerisinde, isim ve sıfatlarıyla her şeyi kuşatan ve her yerde hazır olan ve zıddı olmayan Allah’ın da göz ile görülmemesine bir derece bakılabilir.
    “Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyatta kördür.”




  3. 25.Ekim.2010, 22:45
    2
    Silent and lonely rains



    Şurası bir gerçektir ki; varlık âlemi sadece beş duyu ile hissedilebilenlerden ibaret değildir. İnsan görme duyusu ile, maddî varlıkları görür. Dili ile tatlar âlemini, kulağıyla sesler âlemini, burnuyla kokular âlemini hisseder. Hâlbuki; elektrik, yerçekimi, mıknatısın itme ve çekme kuvveti gibi nice gerçekler vardır ki, bunlar, ne görülürler ne de işitilirler. Bununla birlikte gerçeklerin varlığı şüphe götürmez.

    İşte bu prensibi göz ardı eden bir kısım insanlar, görmediğime inanmam diyerek bütün varlık âlemini sadece gözleriyle gördüklerine özgüleyerek büyük bir hataya düşerler. Hâlbuki bir şeyin gözle görünmemesi olmamasına delil olmaz. Zira bu âlemde gördüklerimize oranla göremediklerimiz çok fazladır. Hatta insan vücudunda akıl, hayal, hafıza gibi görünmeyen varlıklar, görünenden kat kat fazladır.

    Görmediğim şeye inanmam safsatasının altında aklın görevini göze yükleme yanılgısı yatmaktadır. Hâlbuki insandaki her bir duyu ayrı bir âlemin kapısını açar; birinin görevi diğerinden beklenmez. Mesela, göz kulağın; burun, dilin görevini göremez. İnsan, gözüyle ne yemeğin tadına, ne bülbülün sesine, ne de gülün kokusuna bakabilir. Göz bu organların işlevlerini yerine getirmezken, elbette aklın fonksiyonunu da icra edemez. Malumdur ki; herhangi bir eser, göz ile göründüğü hâlde, ustası akıl ile anlaşılır. Görmediğime inanmam, diyen bir insan, bir eserin yapıcısını inkâr durumuna düşer. Aynen bu örnekte olduğu gibi, sonsuz bir kuvvet, ilim ve sanat potansiyelinin ürünü olan bu muhteşem kainatı seyrettiği hâlde, onun ustasını, sanatkârını göremiyorum diyen insan son derece, ilim ve aklıdan uzaklaşmış olur.

    Böyle bir insan, bu kâinatta her an tecelli eden ve Allah’ın varlığını güneş gibi gösteren, yaratma, rızkı verme, hayat verme gibi sınırsız olayları nasıl açıklayacaktır?

    Evet, Allah’ın görme organımız olan göz ile görünmemesi, kudret ve ilmiyle her şeyi kapsamasından ve zıddının yokluğundandır. Mesela, atmosferin yer küreyi her yandan kuşatması gibi, güneşin de bütün feza âlemini, cismi ile kuşattığını farz etsek, o zaman güneşi göz ile görmek mümkün olmaz. Her yer güneşin ışığıyla kaplandığından güneş görünmez olur. Hem gece gibi bir zıddı da olmadığından zıddının yokluğundan dolayı, güneş görülmez ve bilinmez. Bununla beraber, ışığıyla her yerde bulunan ve her yeri kapsayan, güneşin varlığını inkâr etmek de nihayetsiz cehalet olur.

    Aynı mantık perspektifi içerisinde, isim ve sıfatlarıyla her şeyi kuşatan ve her yerde hazır olan ve zıddı olmayan Allah’ın da göz ile görülmemesine bir derece bakılabilir.
    “Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyatta kördür.”




  4. 22.Eylül.2014, 21:51
    3
    Misafir

    Cevap: varlıklar alemi

    Varlıklar aleminde dolaşıp herşeyi keşfetmek isterdim.


  5. 22.Eylül.2014, 21:51
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Varlıklar aleminde dolaşıp herşeyi keşfetmek isterdim.





+ Yorum Gönder