Konusunu Oylayın.: Okumanın düşünce üzerindeki etkileri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Okumanın düşünce üzerindeki etkileri
  1. 25.Ekim.2010, 14:11
    1
    Misafir

    Okumanın düşünce üzerindeki etkileri






    Okumanın düşünce üzerindeki etkileri Mumsema okumanın düşünce üzerindeki etkisi konu hakkında bilgi edinmek istiyorum.


  2. 25.Ekim.2010, 14:11
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 25.Ekim.2010, 23:03
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: okumanın düşünce üzerindeki etkileri




    Okumanın anlayış üzerindeki etkisi Okumak aydınlanmanın tek yoludur. Okumayan insan aydınlanamaz. Olayların ve eşyanın gerçeğini öğrenmeye okumakla ulaşılır. Okumak çok önemli bir araçtır.
    Okumak anlayış ile sıkı sıkıya bağlantılıdır. Çünkü sonuç aynı olacaktır. Böyle bir okuma ne bilgiye ne de düşünceye bir şey katmaz. Siyasi yahut dünyevi bir ideolojiyi savunan kitapları okumak da böyledir. Bir ideolojiye ait ilk kitabı okumakla 100’lerce kitabı okumak arasında bir fark yoktur.
    Sadece o ideolojinin anlaşılmasına yardımcı olurlar, fakat dünyevi düşünceye asla bir zenginlik katmazlar. Katmayınca da olayların anlaşılmasına ve kafaların belli noktalarda aydınlatılmasına katkı sağlamazlar, tersine kafaların belli düşüncelere kilitlenmesine ve insanların beyinlerinin işgal edilmesine destek olurlar. Böyle olunca da dünya işlerinde bir gelişme olmaz.
    Bir kişinin, belli bir tarihteki düşüncesi topluma yahut topluluklara hâkim olmasına yarar. Bu düşünce eğer zararlı ve toplumun kalkınmasında olumsuz etki ediyorsa o zaman insanların sıkıntıya düşmesine ve dünya nimetlerinden gereği kadar yararlanamamasına vesile olur. Bu da insanlara yapılabilecek en büyük kötülüktür. Hiçbir kulun, benim düşüncem, benim bilgim en doğrusudur, demeye hakkı yoktur, belki benim düşüncem de budur demeye hakkı vardır, hatta bunu söylemesi bir vecibedir. Herkes düşüncesini açıklar, fakat onun doğru olup olmadığına toplumun ortak aklı yahut bilimin genel ilkeleri karar verir. Bu da zamanla anlaşılır.
    Kendi düşüncesini topluma dayatan insanların topluma yapabilecekleri en büyük kötülük bu olsa gerektir. Çünkü hiç kimsenin düşüncesinin doğru olduğuna dair ilahi bir burhan, bir mucize gibi delil, bir nass delili bulunmamaktadır.
    Yazanlar ve açıklama yapanlar insanlara kendi düşüncelerini dayatabilirler. Bu dayatmalara yine insanların kendilerinin karşı koymaları gerekir. O halde, görev okuyanlara düşmektedir. Okuyucu eğer okumayı ve aydınlanmayı bilirse buna engel olabilir. Okumanın da şartları varıdır.
    Okurken nelere dikkat etmek gerekir. Her şeyden önce çok yönlü okumak şarttır. Bir konu yahut bir olayın hakikatini öğrenebilmek için, o olayı tek yönlü okumaktan şiddetle kaçınmak gerekir. Çünkü tek yönlü okumak tek yönlü öğrenmektir. Tek yönlü öğrenmek ise mutlak anlamda eksik öğrenmektir. Tıpkı bir insanı tanımak ve fotoğrafını çekmek gibidir bu olay…
    İnsanın tek yüzünü gören yahut tek yanının fotoğrafını çeken kimse onun bütününü tanımış olmaz. Belki bir yanını tek yüzünü öğrenir. Oysa bir insanı tam anlamıyla tanımak için, onu bütün yönleri ile görmek yahut fotoğrafını çekmek gerekiyor. Ön tarafını, arka tarafını sağ ve sol yanlarını, ayaklarını, başını ve boyunu da görmek yahut görüntülemek gerekir. Aksi takdirde uzun boylu bir insanı kısa olarak tarif etmeniz de mümkün olur bu da fahiş bir hata olur.
    Bir konuyu yahut bir olayı tek bir yazara göre okumak ve ona göre karar vermek yanlıştır. Mutlaka onun başka yazarlar tarafından nasıl anlatıldığını yahut nasıl bakıldığını da okumak, yanin çok yönlü olarak okumak gerekir. Hatta bu konuda farklı bakış açılarının tümüne göre bir değerlendirme yapmak gerekir. Bizim toplumumuzda son zamanlarda gereği gibi aydınlanmamanı ve sağlıklı bakış açısının oluşamamasını ve çatışmaların, ayrılık ve gayrılıkların devam etmesini asıl sebebi işte bu olsa gerektir. Eksik okuyanlar, olayları eksik öğreniyorlar. Eksik bilgi ile tam sonuç almak mümkün değildir.
    İdeolojik okumalar eksik öğrenmenin vasıtalarıdır. Bu vasıtalara binmemek, özellikle çok yönlü okuyarak ve çok yönlü öğrenerek görüler ve bilgiler arasında mukayeseler yaparak okumak şarttır. Tam öğrenmek için tam okumasını bilmek gerekir.


  4. 25.Ekim.2010, 23:03
    2
    Silent and lonely rains



    Okumanın anlayış üzerindeki etkisi Okumak aydınlanmanın tek yoludur. Okumayan insan aydınlanamaz. Olayların ve eşyanın gerçeğini öğrenmeye okumakla ulaşılır. Okumak çok önemli bir araçtır.
    Okumak anlayış ile sıkı sıkıya bağlantılıdır. Çünkü sonuç aynı olacaktır. Böyle bir okuma ne bilgiye ne de düşünceye bir şey katmaz. Siyasi yahut dünyevi bir ideolojiyi savunan kitapları okumak da böyledir. Bir ideolojiye ait ilk kitabı okumakla 100’lerce kitabı okumak arasında bir fark yoktur.
    Sadece o ideolojinin anlaşılmasına yardımcı olurlar, fakat dünyevi düşünceye asla bir zenginlik katmazlar. Katmayınca da olayların anlaşılmasına ve kafaların belli noktalarda aydınlatılmasına katkı sağlamazlar, tersine kafaların belli düşüncelere kilitlenmesine ve insanların beyinlerinin işgal edilmesine destek olurlar. Böyle olunca da dünya işlerinde bir gelişme olmaz.
    Bir kişinin, belli bir tarihteki düşüncesi topluma yahut topluluklara hâkim olmasına yarar. Bu düşünce eğer zararlı ve toplumun kalkınmasında olumsuz etki ediyorsa o zaman insanların sıkıntıya düşmesine ve dünya nimetlerinden gereği kadar yararlanamamasına vesile olur. Bu da insanlara yapılabilecek en büyük kötülüktür. Hiçbir kulun, benim düşüncem, benim bilgim en doğrusudur, demeye hakkı yoktur, belki benim düşüncem de budur demeye hakkı vardır, hatta bunu söylemesi bir vecibedir. Herkes düşüncesini açıklar, fakat onun doğru olup olmadığına toplumun ortak aklı yahut bilimin genel ilkeleri karar verir. Bu da zamanla anlaşılır.
    Kendi düşüncesini topluma dayatan insanların topluma yapabilecekleri en büyük kötülük bu olsa gerektir. Çünkü hiç kimsenin düşüncesinin doğru olduğuna dair ilahi bir burhan, bir mucize gibi delil, bir nass delili bulunmamaktadır.
    Yazanlar ve açıklama yapanlar insanlara kendi düşüncelerini dayatabilirler. Bu dayatmalara yine insanların kendilerinin karşı koymaları gerekir. O halde, görev okuyanlara düşmektedir. Okuyucu eğer okumayı ve aydınlanmayı bilirse buna engel olabilir. Okumanın da şartları varıdır.
    Okurken nelere dikkat etmek gerekir. Her şeyden önce çok yönlü okumak şarttır. Bir konu yahut bir olayın hakikatini öğrenebilmek için, o olayı tek yönlü okumaktan şiddetle kaçınmak gerekir. Çünkü tek yönlü okumak tek yönlü öğrenmektir. Tek yönlü öğrenmek ise mutlak anlamda eksik öğrenmektir. Tıpkı bir insanı tanımak ve fotoğrafını çekmek gibidir bu olay…
    İnsanın tek yüzünü gören yahut tek yanının fotoğrafını çeken kimse onun bütününü tanımış olmaz. Belki bir yanını tek yüzünü öğrenir. Oysa bir insanı tam anlamıyla tanımak için, onu bütün yönleri ile görmek yahut fotoğrafını çekmek gerekiyor. Ön tarafını, arka tarafını sağ ve sol yanlarını, ayaklarını, başını ve boyunu da görmek yahut görüntülemek gerekir. Aksi takdirde uzun boylu bir insanı kısa olarak tarif etmeniz de mümkün olur bu da fahiş bir hata olur.
    Bir konuyu yahut bir olayı tek bir yazara göre okumak ve ona göre karar vermek yanlıştır. Mutlaka onun başka yazarlar tarafından nasıl anlatıldığını yahut nasıl bakıldığını da okumak, yanin çok yönlü olarak okumak gerekir. Hatta bu konuda farklı bakış açılarının tümüne göre bir değerlendirme yapmak gerekir. Bizim toplumumuzda son zamanlarda gereği gibi aydınlanmamanı ve sağlıklı bakış açısının oluşamamasını ve çatışmaların, ayrılık ve gayrılıkların devam etmesini asıl sebebi işte bu olsa gerektir. Eksik okuyanlar, olayları eksik öğreniyorlar. Eksik bilgi ile tam sonuç almak mümkün değildir.
    İdeolojik okumalar eksik öğrenmenin vasıtalarıdır. Bu vasıtalara binmemek, özellikle çok yönlü okuyarak ve çok yönlü öğrenerek görüler ve bilgiler arasında mukayeseler yaparak okumak şarttır. Tam öğrenmek için tam okumasını bilmek gerekir.


  5. 25.Ekim.2010, 23:03
    3
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    --->: okumanın düşünce üzerindeki etkileri

    Alak Suresi'nin tefsirinde
    müfessir olmayan bir zat
    "okumayan azar" yorumunu yapmış
    düşününce hak vermemek elde değil


  6. 25.Ekim.2010, 23:03
    3
    âb ü kil
    Alak Suresi'nin tefsirinde
    müfessir olmayan bir zat
    "okumayan azar" yorumunu yapmış
    düşününce hak vermemek elde değil





+ Yorum Gönder