Konusunu Oylayın.: Kendine zarar veren, başkasını düşünür mü?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kendine zarar veren, başkasını düşünür mü?
  1. 20.Ekim.2010, 17:22
    1
    Misafir

    Kendine zarar veren, başkasını düşünür mü?






    Kendine zarar veren, başkasını düşünür mü? Mumsema Cinsel tecavüz, hırsızlık, gasp ve darp olayları elbette ki sadece bizde yaşanan bir sorun değil.
    Özellikle gelişmiş ülkelerde bu sorunlarla başedebilmek için yapılmış bilimsel çalışmalara ve buna bağlı olarak uygulanan sıkı tedbirlere rağmen bu tür suçların tamamen ortadan kaldırılması mümkün olamamıştır.
    Bu insanlık dışı suçları önlemek veya azaltmak için polisiye tedbirlerden ziyade bilimsel yaklaşımlar önemlidir.
    Aslında bilinen tüm suçları önlemenin yolu bilimsel çalışmalardan geçer ancak, şu anda infial yaratan olayların başında öncelikle tecavüz ve darp gelmektedir.
    Tüm dinlerde, kendiniz de dahil olmak üzere hiç bir canlıya zarar veremeyeceğiniz bildirilmiştir.
    Bu “zarar verme” sadece fiziki boyutta ele alınmaz.
    Anayasa ve bunlara bağlı olarak hazırlanan yasalar “hiç bir canlıya zarar veremeyeceğinizi” ortaya koyarak bunu suç sayar, ceza-i müeyyide uygulayarak sizi mahkûm eder.
    Ancak, suçüstü yakaladığınız birini, yasalara göre yargılayıp hapsetseniz dahi, bu ceza, o kişinin cezasını tamamladıktan sonra aynı suçu tekrar işlemeyeceği garantisini veremez.
    Bilimadamları, aynı suçu defalarca işleyen kişilerle ilgili yaptıkları çalışmalarda, bu kişilerin ruh sağlığının yerinde olmadığı, şiddete eğilimli oldukları, tedavi edilmeleri gerektiği, bu nedenlerle bu kişilerin ceza-i ehliyete sahip olmadığı yolunda rapor dahi düzenleyebilir.
    Konunun bir başka boyutu daha vardır.
    Eğer bir ülkede suç işleme oranı artma eğilime girmişse, ortada çok büyük bir toplumsal sorun olduğu, buna bağlı olarak kişilerin içinde sakladığı gizli duyguları kontrol etmekte zorlandığı ihtimali araştırılmaya değer bir konu haline gelir.
    Her olumsuzluğun altında bir gerekçe olduğu varsayımı göz önüne alındığında, işlenen suçlar ve bu suçu işleyenlerle ilgili önyargılar yerine gerçek nedenleri bulup ortaya çıkarma gereği ortaya çıkar.
    Kanımca burada sorulması gereken soru, birlikte yaşayan insanların ruh sağlığının ne kadar sağlıklı olduğudur.
    Konuyla ilgili uzmanlar, görevini ne kadar yerine getirebilmektedir?
    Anne kucağından, ilk ve orta eğitim dönemine kadar geçen sürede, çocuğun ruhsal gelişimi için yapılması gerekenler ne kadar önemsenmektedir?
    Hepsinden önemlisi, çocuklara gelişme süreci içerisinde sunulan örnekler ne kadar doğrudur.
    “Tecavüzcü Coşkun”, veya “Nuri Alço” gibi simge haline gelmiş kişilerin sempati uyandıracak bir yaklaşımla kitle iletişim araçlarında reklam edilmesinin yaratacağı olumsuzluklar hiç mi düşünülmemektedir?


  2. 20.Ekim.2010, 17:22
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Cinsel tecavüz, hırsızlık, gasp ve darp olayları elbette ki sadece bizde yaşanan bir sorun değil.
    Özellikle gelişmiş ülkelerde bu sorunlarla başedebilmek için yapılmış bilimsel çalışmalara ve buna bağlı olarak uygulanan sıkı tedbirlere rağmen bu tür suçların tamamen ortadan kaldırılması mümkün olamamıştır.
    Bu insanlık dışı suçları önlemek veya azaltmak için polisiye tedbirlerden ziyade bilimsel yaklaşımlar önemlidir.
    Aslında bilinen tüm suçları önlemenin yolu bilimsel çalışmalardan geçer ancak, şu anda infial yaratan olayların başında öncelikle tecavüz ve darp gelmektedir.
    Tüm dinlerde, kendiniz de dahil olmak üzere hiç bir canlıya zarar veremeyeceğiniz bildirilmiştir.
    Bu “zarar verme” sadece fiziki boyutta ele alınmaz.
    Anayasa ve bunlara bağlı olarak hazırlanan yasalar “hiç bir canlıya zarar veremeyeceğinizi” ortaya koyarak bunu suç sayar, ceza-i müeyyide uygulayarak sizi mahkûm eder.
    Ancak, suçüstü yakaladığınız birini, yasalara göre yargılayıp hapsetseniz dahi, bu ceza, o kişinin cezasını tamamladıktan sonra aynı suçu tekrar işlemeyeceği garantisini veremez.
    Bilimadamları, aynı suçu defalarca işleyen kişilerle ilgili yaptıkları çalışmalarda, bu kişilerin ruh sağlığının yerinde olmadığı, şiddete eğilimli oldukları, tedavi edilmeleri gerektiği, bu nedenlerle bu kişilerin ceza-i ehliyete sahip olmadığı yolunda rapor dahi düzenleyebilir.
    Konunun bir başka boyutu daha vardır.
    Eğer bir ülkede suç işleme oranı artma eğilime girmişse, ortada çok büyük bir toplumsal sorun olduğu, buna bağlı olarak kişilerin içinde sakladığı gizli duyguları kontrol etmekte zorlandığı ihtimali araştırılmaya değer bir konu haline gelir.
    Her olumsuzluğun altında bir gerekçe olduğu varsayımı göz önüne alındığında, işlenen suçlar ve bu suçu işleyenlerle ilgili önyargılar yerine gerçek nedenleri bulup ortaya çıkarma gereği ortaya çıkar.
    Kanımca burada sorulması gereken soru, birlikte yaşayan insanların ruh sağlığının ne kadar sağlıklı olduğudur.
    Konuyla ilgili uzmanlar, görevini ne kadar yerine getirebilmektedir?
    Anne kucağından, ilk ve orta eğitim dönemine kadar geçen sürede, çocuğun ruhsal gelişimi için yapılması gerekenler ne kadar önemsenmektedir?
    Hepsinden önemlisi, çocuklara gelişme süreci içerisinde sunulan örnekler ne kadar doğrudur.
    “Tecavüzcü Coşkun”, veya “Nuri Alço” gibi simge haline gelmiş kişilerin sempati uyandıracak bir yaklaşımla kitle iletişim araçlarında reklam edilmesinin yaratacağı olumsuzluklar hiç mi düşünülmemektedir?


    Benzer Konular

    - Başkasını Kendine Tercih Etmek

    - Zarar veren hayvanların öldürülmesi

    - Gusül'e zarar veren şeyler

    - İmana zarar veren şeyler nelerdir

    - İmana zarar veren videoları izlemek

  3. 20.Ekim.2010, 18:01
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Kendine zarar veren, başkasını düşünür mü?




    Alıntı
    Anayasa ve bunlara bağlı olarak hazırlanan yasalar “hiç bir canlıya zarar veremeyeceğinizi” ortaya koyarak bunu suç sayar, ceza-i müeyyide uygulayarak sizi mahkûm eder.
    Ancak, suçüstü yakaladığınız birini, yasalara göre yargılayıp hapsetseniz dahi, bu ceza, o kişinin cezasını tamamladıktan sonra aynı suçu tekrar işlemeyeceği garantisini veremez.
    Öncelikle paylaşım için teşekkürler,Allah c.c razı olsun..
    İnsanlar Anayasa mahkemeleri tarafından cezalandırılsalarda dediğiniz gibi bir müddet sonra yine aynı suçları işleyebiliyorlar çünkü suç işlemeyi alışkanlık haline getirmiş ve potansiyel bir suçlu haline dönüşmüştür...
    Bu sebeplerden dolayı en iyi istilah edici unsur dini hükümlerdir..

    Kişinin içinde Allah'ın Nuru vardır buda vicdan duygusudur
    vicdanda Allah korkusudur.İnsana en ağır ceza-i müeddiye Vicdan azabının verdiği baskıdır.
    esas olan bireyin içindeki vicdanı (Allah korkusunu) devreye geçirebilmesidir.
    Bunun tek ve kolay yolu İslami kriterlerde yaşamak ve düşünmektir,
    Çünkü Allah c.c nun hükümleri en etkili ve sağlam
    istilah ve rehabilite edicidir
    aksi takdirde herkes potansiyel suçlu adayıdır.
    selam ve dua ile

    Not)Allah c.c dan korkmayan Anayasa kanunlardan hiç korkmaz,
    Hiçbir kuldan da utanmaz...


  4. 20.Ekim.2010, 18:01
    2
    Silent and lonely rains



    Alıntı
    Anayasa ve bunlara bağlı olarak hazırlanan yasalar “hiç bir canlıya zarar veremeyeceğinizi” ortaya koyarak bunu suç sayar, ceza-i müeyyide uygulayarak sizi mahkûm eder.
    Ancak, suçüstü yakaladığınız birini, yasalara göre yargılayıp hapsetseniz dahi, bu ceza, o kişinin cezasını tamamladıktan sonra aynı suçu tekrar işlemeyeceği garantisini veremez.
    Öncelikle paylaşım için teşekkürler,Allah c.c razı olsun..
    İnsanlar Anayasa mahkemeleri tarafından cezalandırılsalarda dediğiniz gibi bir müddet sonra yine aynı suçları işleyebiliyorlar çünkü suç işlemeyi alışkanlık haline getirmiş ve potansiyel bir suçlu haline dönüşmüştür...
    Bu sebeplerden dolayı en iyi istilah edici unsur dini hükümlerdir..

    Kişinin içinde Allah'ın Nuru vardır buda vicdan duygusudur
    vicdanda Allah korkusudur.İnsana en ağır ceza-i müeddiye Vicdan azabının verdiği baskıdır.
    esas olan bireyin içindeki vicdanı (Allah korkusunu) devreye geçirebilmesidir.
    Bunun tek ve kolay yolu İslami kriterlerde yaşamak ve düşünmektir,
    Çünkü Allah c.c nun hükümleri en etkili ve sağlam
    istilah ve rehabilite edicidir
    aksi takdirde herkes potansiyel suçlu adayıdır.
    selam ve dua ile

    Not)Allah c.c dan korkmayan Anayasa kanunlardan hiç korkmaz,
    Hiçbir kuldan da utanmaz...





+ Yorum Gönder