Konusunu Oylayın.: Soru: Kaza Namazım Varmı? Ne kadar kaza kılmam gerekir_?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Soru: Kaza Namazım Varmı? Ne kadar kaza kılmam gerekir_?
  1. 29.Eylül.2010, 11:40
    1
    Misafir

    Soru: Kaza Namazım Varmı? Ne kadar kaza kılmam gerekir_?






    Soru: Kaza Namazım Varmı? Ne kadar kaza kılmam gerekir_? Mumsema Esselamun Aleyküm

    Bir sorum olacaktı 18 yaşındayım 5 vakit Farz Ve Sünnet namazlarımı Kılıyorum ama kaza namazım varmı varsa sünnet kılmayıpta kaza namazınımı kılmam lazım veya kaza nmazını kılmayıpta sünnet namazınımı kılmam lazım lütfen yardımcı olun Allah razzı oLsun


  2. 29.Eylül.2010, 11:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Esselamun Aleyküm

    Bir sorum olacaktı 18 yaşındayım 5 vakit Farz Ve Sünnet namazlarımı Kılıyorum ama kaza namazım varmı varsa sünnet kılmayıpta kaza namazınımı kılmam lazım veya kaza nmazını kılmayıpta sünnet namazınımı kılmam lazım lütfen yardımcı olun Allah razzı oLsun


    Benzer Konular

    - Kaza namazım var kılmak istiyorum bunun için kaza namazı çizelgesi istiyorum

    - Kaza namazlarını kılar iken belli bir vakittemi kılmak gerekiyor bir sırası varmı günlük kaç rekat k

    - Yaklaşık 2-3 yıllık kaza namazım var hanefi mezhebine göre en mantıklı ve doğru şekilde nasıl kaza e

    - Bir buçuk yıllık kaza namazım varkıldığım teravih namazlarını kaza namazlarımın yerine saysam olur m

    - Şafi mezhebine mensubum kaza namazlarımı nasıl kılmam gerekir ? Sünnetlerin yerine kaza mı kılmalıyı

  3. 01.Temmuz.2013, 20:28
    2
    islamdostu
    hizmetkar

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2008
    Üye No: 26997
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: Soru: Kaza Namazım Varmı? Ne kadar kaza kılmam gerekir_?




    Kaza namazı var mı? Bazıları kılınmayan namazların kaza edilmeyeceğini ifade etmektedirler; doğru mu?

    Hendek Savaşı'nda Rasûlüllah (s.a.s)'i, müşrikler dört vakit namazdan alıkoymuşlar, hatta gecenin de bir bölümü geçmişti. Sonunda Allah elçisi, Bilâl-i Habeşi'ye ezan okumasını emir buyurdu. Bilâl ezan okudu, sonra kâmet getirdi ve öğleyi kıldılar. Sonra kâmet getirerek ikindiyi, sonra yine kâmet getirerek akşam namazını, sonra tekrar kâmet getirerek yatsıyı kıldılar. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) bu sırada şu âyetin indiğini nakleder:

    "Allah kâfirleri öfkeleriyle geri çevirdi. Hiç bir şey elde edemediler. İman edenlere savaşta Allah'ın yardımı yetti. Allah mutlak kudret sahibidir her şeye galiptir." (Ahzab, 33/25).

    Ancak Hendek Savaşı sırasında, henüz korku namazı ile ilgili âyet inmemişti. Yüce Allah bu âyette şöyle buyurur:

    "Eğer korku içinde bulunursanız, yaya olarak veya binekli iken namazını kılın. Güven içinde bulunduğunuzda da bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin." (Bakara, 2/239; bk. en-Nisâ. 4/101-103).

    Rasûlüllah (s.a.s), namazın ancak iki durumda kazaya kalması halinde mü'minin özürlü sayılacağını ifade etmek üzere şöyle buyurmuştur:

    "Kim uyur kalır veya unutarak namazı vaktinde kılmamış bulunursa, onu hatırlayınca kılsın." (Tirmizî, Salât, 16, Mevâkit, 53; İbn Mâce, Salât, 10).

    Burada yalnız uyku ve unutma halinde vaktinde kılınamayan namazın kazasından söz edildiği için, İbn Hazm gibi bazı bilginler, bir mazeret olmaksızın namazını kasten kılmayanların, daha sonra bunu kaza edemeyeceklerini, fakat bunun yerine Allah'a tövbe ve istiğfar etmenin daha uygun olacağını söylemişledir (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müctehid, Terc. Ahmed Meylânî, İstanbul 1973, I, 268).

    Ancak İslâm fakihlerinin büyük çoğunluğuna göre, zamanında kılınamayan farz namazların kazası da farzdır. Çünkü uyku veya unutma gibi bir özür hâlinde bile kaza gerekince, bir özrü olmaksızın namazını vaktinde kılmayanlara da kaza etmeleri öncelikle gerekir. Ayrıca, namazı geciktirmekten dolayı Allah'a tövbe ve istiğfar edilir. Namazı kaza etmeden yapılacak tövbe geçerli olmaz. Çünkü tövbenin ön şartlarından birisi, önce ma'siyetten vazgeçmektir. (İbnü'l-Hümâm, a.g.e., I/485 vd.; İbn Âbidin, a.g.e., II/62-67).

    Ebû Bekir ibnü'l-Arabi'ye göre Rasûlüllah (s.a.s) yolculuklarında, üç defa uyuyarak, sabah namazını ashab-ı kiramla kaza etmiştir. Bunlardan birisi Hayber Gazası dönüşüdür. Ebû Hüreyre'den nakledildiğine göre, Allah'ın Rasûlü konaklama yerinde, uyku basınca istirahate çekilmiş ve Bilâl (r.a)'e kendilerini sabah namaz için uyandırmasını bildirmiştir. Bilâl, nâfile namaz kılmış, sabah yaklaşınca da, hayvanına dayalı olarak uyuya kalmış. Güneş yüzlerine vuruncaya kadar aşırı yorgunluktan ne Rasûlüllah (s.a.s) ve ne de sahabeden hiçbiri uyanmamışlardı. İlk uyanan Rasûlüllah olmuş ve Bilâl'ı uyarmıştır. Kafilenin ilerlemesinden bir müddet sonra Ashab'a abdest almaları emredilmiş, Hz. Peygamber iki rek'at namaz kılmış, sonra Bilâl kamet getirmiş ve sabah namazı cemaatle kaza edilmiştir. Sonra Allah elçisi şöyle buyurmuştur:

    "Her kim namazını unutursa, onu hatırladığı zaman hemen kılsın. Çünkü, Allah: "Beni anman için namaz kıl." (Tâhâ, 20/ 14) buyurdu." (Müslim, Mesâcid, 309; Ebu Dâvud, Salât, 11; Tirmizi, Tefsîru Sûre, 20; İbn Mâce, Salât, 10; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 47).

    Ebu Katâde ve İmran b. Hüsayn'ın ayrı ayrı naklettiği başka bir yolculukta da uyku sebebiyle sabah namazı Rasûlüllah (s.a.s) tarafından güneş doğup beyazlaştıktan sonra kaza olarak kılınmıştır. Burada, olayı rivâyet edenler hangi yolculuk olduğunu belirtmedikleri için, hadisçiler, bunun Hayber, Tebük, Hudeybiye veya Ceyşü'l-Umerâ gazâsına ait olabileceğini ifade etmişlerdir (bk. Buhârî, Teyemmüm, 6; Menâkıb, 25; Müslim, Mesâcid, 311, 312; Sahîh-i Müslim Terceme ve Şerhi, IV, 1955-1963).

    Görüldüğü gibi Peygamberimiz (s.a.s) de kaza namazı kılmıştır. Farz namazların kazasını kılmak da farzdır.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  4. 01.Temmuz.2013, 20:28
    2
    hizmetkar



    Kaza namazı var mı? Bazıları kılınmayan namazların kaza edilmeyeceğini ifade etmektedirler; doğru mu?

    Hendek Savaşı'nda Rasûlüllah (s.a.s)'i, müşrikler dört vakit namazdan alıkoymuşlar, hatta gecenin de bir bölümü geçmişti. Sonunda Allah elçisi, Bilâl-i Habeşi'ye ezan okumasını emir buyurdu. Bilâl ezan okudu, sonra kâmet getirdi ve öğleyi kıldılar. Sonra kâmet getirerek ikindiyi, sonra yine kâmet getirerek akşam namazını, sonra tekrar kâmet getirerek yatsıyı kıldılar. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) bu sırada şu âyetin indiğini nakleder:

    "Allah kâfirleri öfkeleriyle geri çevirdi. Hiç bir şey elde edemediler. İman edenlere savaşta Allah'ın yardımı yetti. Allah mutlak kudret sahibidir her şeye galiptir." (Ahzab, 33/25).

    Ancak Hendek Savaşı sırasında, henüz korku namazı ile ilgili âyet inmemişti. Yüce Allah bu âyette şöyle buyurur:

    "Eğer korku içinde bulunursanız, yaya olarak veya binekli iken namazını kılın. Güven içinde bulunduğunuzda da bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin." (Bakara, 2/239; bk. en-Nisâ. 4/101-103).

    Rasûlüllah (s.a.s), namazın ancak iki durumda kazaya kalması halinde mü'minin özürlü sayılacağını ifade etmek üzere şöyle buyurmuştur:

    "Kim uyur kalır veya unutarak namazı vaktinde kılmamış bulunursa, onu hatırlayınca kılsın." (Tirmizî, Salât, 16, Mevâkit, 53; İbn Mâce, Salât, 10).

    Burada yalnız uyku ve unutma halinde vaktinde kılınamayan namazın kazasından söz edildiği için, İbn Hazm gibi bazı bilginler, bir mazeret olmaksızın namazını kasten kılmayanların, daha sonra bunu kaza edemeyeceklerini, fakat bunun yerine Allah'a tövbe ve istiğfar etmenin daha uygun olacağını söylemişledir (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müctehid, Terc. Ahmed Meylânî, İstanbul 1973, I, 268).

    Ancak İslâm fakihlerinin büyük çoğunluğuna göre, zamanında kılınamayan farz namazların kazası da farzdır. Çünkü uyku veya unutma gibi bir özür hâlinde bile kaza gerekince, bir özrü olmaksızın namazını vaktinde kılmayanlara da kaza etmeleri öncelikle gerekir. Ayrıca, namazı geciktirmekten dolayı Allah'a tövbe ve istiğfar edilir. Namazı kaza etmeden yapılacak tövbe geçerli olmaz. Çünkü tövbenin ön şartlarından birisi, önce ma'siyetten vazgeçmektir. (İbnü'l-Hümâm, a.g.e., I/485 vd.; İbn Âbidin, a.g.e., II/62-67).

    Ebû Bekir ibnü'l-Arabi'ye göre Rasûlüllah (s.a.s) yolculuklarında, üç defa uyuyarak, sabah namazını ashab-ı kiramla kaza etmiştir. Bunlardan birisi Hayber Gazası dönüşüdür. Ebû Hüreyre'den nakledildiğine göre, Allah'ın Rasûlü konaklama yerinde, uyku basınca istirahate çekilmiş ve Bilâl (r.a)'e kendilerini sabah namaz için uyandırmasını bildirmiştir. Bilâl, nâfile namaz kılmış, sabah yaklaşınca da, hayvanına dayalı olarak uyuya kalmış. Güneş yüzlerine vuruncaya kadar aşırı yorgunluktan ne Rasûlüllah (s.a.s) ve ne de sahabeden hiçbiri uyanmamışlardı. İlk uyanan Rasûlüllah olmuş ve Bilâl'ı uyarmıştır. Kafilenin ilerlemesinden bir müddet sonra Ashab'a abdest almaları emredilmiş, Hz. Peygamber iki rek'at namaz kılmış, sonra Bilâl kamet getirmiş ve sabah namazı cemaatle kaza edilmiştir. Sonra Allah elçisi şöyle buyurmuştur:

    "Her kim namazını unutursa, onu hatırladığı zaman hemen kılsın. Çünkü, Allah: "Beni anman için namaz kıl." (Tâhâ, 20/ 14) buyurdu." (Müslim, Mesâcid, 309; Ebu Dâvud, Salât, 11; Tirmizi, Tefsîru Sûre, 20; İbn Mâce, Salât, 10; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 47).

    Ebu Katâde ve İmran b. Hüsayn'ın ayrı ayrı naklettiği başka bir yolculukta da uyku sebebiyle sabah namazı Rasûlüllah (s.a.s) tarafından güneş doğup beyazlaştıktan sonra kaza olarak kılınmıştır. Burada, olayı rivâyet edenler hangi yolculuk olduğunu belirtmedikleri için, hadisçiler, bunun Hayber, Tebük, Hudeybiye veya Ceyşü'l-Umerâ gazâsına ait olabileceğini ifade etmişlerdir (bk. Buhârî, Teyemmüm, 6; Menâkıb, 25; Müslim, Mesâcid, 311, 312; Sahîh-i Müslim Terceme ve Şerhi, IV, 1955-1963).

    Görüldüğü gibi Peygamberimiz (s.a.s) de kaza namazı kılmıştır. Farz namazların kazasını kılmak da farzdır.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder