Konusunu Oylayın.: Bir anne evlatlarından birini abad diğerini mağdur ederse...

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Bir anne evlatlarından birini abad diğerini mağdur ederse...
  1. 26.Eylül.2010, 00:34
    1
    Misafir

    Bir anne evlatlarından birini abad diğerini mağdur ederse...






    Bir anne evlatlarından birini abad diğerini mağdur ederse... Mumsema S.A. ŞİMDİ ARKADAŞLAR BENİM İÇİNE DÜŞTÜĞÜM DURUM ÇOK MÜŞKÜL BİR DURUM KİME DANIŞTIYSAM Bİ TÜRLÜ İÇİNDEN ÇIKAMADIM
    Size ALLAH için meselede doğru hüküm verebilmemiz ve doğruyu bulabilmemiz için sade ve tarafsız meseleyi anlatacağım
    Biz 3 kardeşiz. ben en büyükleriyim. 2 erkek 1 kız kardeş. Benim ismim Mustafa
    En küçük erkek kardeşime karşı annemin alışılmışın dışında tuhaf bir sevgisi var. Biz bir yıl arayla arka arkaya evlendik. 2002 - 2003 Önce kardeşim evlendi. Tabi önceden eşya alımında bana alınanlar ona verildi. düğünü gayet külfetli ve şaşaalı oldu çift davul yemek vs 27 bilezik takıldı geline. Babam o yıllarda muhtardı. Gösterişli düğün yaptı
    Ben tabi sil baştan tekrar eşya almaya başladım
    Çok az bi miktar kardeşime ödetti. Çoğunu karşıladı. Geline ve kardeşime hürmet ve itibar bazen haddi aşıyordu. YAKLAŞIK 10 AY SONRA BEN DE EŞİMİ BULDUM VE HAZIRLIKLAR BAŞLADI. Kardeşime gösterilen kolaylık ve maddi manevi yardımlardan bana karşı eser yoktu. Bir de ne biriktirdiğimin ne aldığımın hesabı soruluyordu. Düğün zamanı geldiğinde geline takılacak altınlarda eksiğim vardı... FAKAT ANNE VE BABAMDAN TIK YOKTU. Öyle ki tek yüzük dahi hediyeleri yoktur. Eksiğimi halamın yardımıyla tamamlamıştım. Düğün oldu borçlar paylaşıldı dünürlerle ama babamlara düşen kısmın büyük bölümünü ben ödedim. geçiştirdiler yani bana kaldı borç. Öyle ki arada 1 yıl önceden kardeşimden kalan borcu da arada ödemişim
    2 sene kadar borç ödedim. 2003 de 11 milyar toplam masraf 3,5 milyar kayın peder 2 milyara yaın ana babam kalan 5,5 milyar kendi çabamla ödemişim
    Neyse aradan bir kaç aygeçti ben o yıllarda dedemlere bakmak şartıyla kirasız dedemin yan evde oturuyordum. Kardeşim kirada olduğundan annem sık sık bunu vurguluyor evin üst katını ona yaptırmak için can atıyordu. Ben de orayı ben yapacam hissesini ödeyecem niyetiyle izin vermiyordum. Annemin ısrarlarına karşılık BELEDİYENİN 3. kata ruhsat vermesi şartıyla izin verdim. Ama bu bana çok pahalıya patlayacaktı. 3. kat ruhsatı almak imkansızdı. 2. kat dahi zorlukla alınabildi. Tabi ben ortada kalakaldım. Kardeşim de az hesabını bilmez ilgisizdir. Adam olsun ev yer sahibi olsun dedik içimize çektik yeri verdik. Ben isterken kılını kıpırdatmayan ana babam ertesi gün tapuya damladılar 1 yıla kalmadan evi yaptılar
    3 yıl kadar dedemlere baktım. Bi akraba toplantısında yemekte kavga ettik ve evden çıkmak durumunda kaldım. Kavga sebebi de dedemin varlıklarını imkanlarını kullanıyorum zannıydı. Halbuki evin masrafları ortaktı. Neyse ben kiraya çıkacam dedim annem söz verdi aylık o zaman için şu kadara yardım söz dedi bana kredi çektirerek ev aldırdı. Öyle ki taksit toplamı o yıllardaki maaşımı geçiyordu. Ben o zaman krediyi sizin evi ipotek edip düşük taksitte çekeyim dedim babam karşı çıktı. 1 yıl sonra kardeşim ne yaptı nasıl ettiyse ki hala meçhul 25.000 tl civarı borca battı. annem hemen kapatma yoluna gitti 10.000 tl para çekti. 1 kuruş dahi bana yardım sözünü gözönüne almadı bana vermedi. gözümün önünde ona tıkır tıkır saydı. bir kaç ay sonra da bana verdiği sözden caydı. Tabi masrafı arttı. 10.00 tl nin taksitleri ağır.
    Afedersiniz tek maaş milyarlarca lira borçla SAP gibi ortada kalmıştım. Ödeyemeceğim aşikardı. Evimi satmaya karar verdim. Allah tan hemen müşteri çıktı. 9 gün kadar sattığım evde toparlanma sürem oldu. Bu arada kiralık ev baktım ve buldum. Boya masrafı oldu öyle ki boyacıyı bile annem parayı başkasına verme kardeşin yapsın diye ondan dahi kardeşime menfaat bekledi. Hiç unutamıyorum biz evi sattık boşaltacaz kardeşimin evine dolap yapılıyo eşimle temizliğe gitmiş ve iç çeke çeke yapılan dolaplara mahzun mahzun bakmıştık.
    Evi satacağım gün telefon açtım evi satıyom gelin yanımda bulunun dedim biz hastayız yorgunuz deyip ikisi de gelmedi
    Evi sattım boşaltıyorum depoda kalan odunlardan istediler ve verdiklerimi de beğenmediler. Kış günü idi inanın kömürümüz bitti diye zaten kiradayım bende de az çuvallarla kömür götürdüler. Evin parası borcumu 7.000 tl geçmişti. kalan parayı dahi annem istedi. Biliyordum kardeşimin borcuna verecekti. Kabul etmedim vermedim Çocuğumun eşimin rızkını verirmiyim. Parayı vermeyince bana tavır aldı 15 gün evime gelmedi. Öyle ki ev taşırken dahi YOKTU. Ben tüm bunları yaşayınca pisikolojik bunalıma girdim. Uyku düzenim bozuldu stres arttı bende BEN ONLARA NE YAPMIŞTIM HİÇBİR ŞEY
    Bir gün borç takıp ödetmedim
    Bir kimsenin kızıyla adım çıkmadı
    Namusa edebe aileye tek laf getirtmedim
    Edebimle usulüyle evlendim
    Neyse ev sahibim kadın görenekli biriydi o çok teselli ederdi beni. ALLAH RAZI OLSUN.
    Geçen yıl da annem köyde tarla sattı kardeşimin evini boyattırdı tamirat yaptırdı. 800 TL tutmuş. Bi akşam bana geldi ve ne dedi biliyormusunuz?

    - Kardeşinin evini boyattım senin de banakada 90 tl borcun kalmış onu ödedim haberin olsun.

    Sizce HAK mı bu ADALET mi?
    Daha hala bana karşı eşime karşı ve hele oğluma karşı aynı tahammülsüz tavrı devam ediyo ANNEMİN. Bi araya gelsek bi huzursuzluk çıkıyo kardeşimin karısı aman küsmesin aman geçimleri bozulmasın vs... Çocukları da çok kıymetli annemin yanında. Öyle ki benim oğlanı benle hemen eve geri yollarlar. durutmazlar
    NEDEN BÖYLE YAPAR Bİ İNSANIN ATASI? HALA KARDEŞİMİN YANINDAN AYRILMAZKEN Bİ KAPIMI ÇALMAZ? Bİ HATRIMI SORMAZ VERDİĞİ SÖZLERİ TUTMAZ?
    ALLAH ŞAHİDİM OLSUN ANLATTIKLARIMDA TEK YALAN YOK.. AŞIRI GÖNÜL KIRGINLIĞIM VAR. ZAMANINDA ÇOK FAYDAM DOKUNDU ONLARA MADDİ MANEVİ. HALA DA ARADA OLUYOR. AMA GELİN GÖRÜN Kİ ZERRE KIYMETİM YOK GÖZLERİNDE.
    ANA BABA EVLAT AYIRMAZ ŞEFKATLİDİR DERLER AMA BEN BU ŞEFKATİ GÖRMEDİM MAALESEF. HEP EN GERİ PLANDA KALDIM. HALA DA ÖYLE.
    mORALİM BOZULDU YAZARKEN. bOĞAZIMA DÜĞÜMLENDİ YİNE..
    İŞTE BU ANLATTIKLARIMA DAYANARAK DİNİMİZİN HÜKMÜ NEDİR? NE YAPMALIYIM?
    ETRAFTAN SAMİMİYETİ VE GELİP GİTMELERİ AZALT KARŞILIK VERME ÖC ALMAYA KALKMA DİYORLAR NE YAPAYIM ?


  2. 26.Eylül.2010, 00:34
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    S.A. ŞİMDİ ARKADAŞLAR BENİM İÇİNE DÜŞTÜĞÜM DURUM ÇOK MÜŞKÜL BİR DURUM KİME DANIŞTIYSAM Bİ TÜRLÜ İÇİNDEN ÇIKAMADIM
    Size ALLAH için meselede doğru hüküm verebilmemiz ve doğruyu bulabilmemiz için sade ve tarafsız meseleyi anlatacağım
    Biz 3 kardeşiz. ben en büyükleriyim. 2 erkek 1 kız kardeş. Benim ismim Mustafa
    En küçük erkek kardeşime karşı annemin alışılmışın dışında tuhaf bir sevgisi var. Biz bir yıl arayla arka arkaya evlendik. 2002 - 2003 Önce kardeşim evlendi. Tabi önceden eşya alımında bana alınanlar ona verildi. düğünü gayet külfetli ve şaşaalı oldu çift davul yemek vs 27 bilezik takıldı geline. Babam o yıllarda muhtardı. Gösterişli düğün yaptı
    Ben tabi sil baştan tekrar eşya almaya başladım
    Çok az bi miktar kardeşime ödetti. Çoğunu karşıladı. Geline ve kardeşime hürmet ve itibar bazen haddi aşıyordu. YAKLAŞIK 10 AY SONRA BEN DE EŞİMİ BULDUM VE HAZIRLIKLAR BAŞLADI. Kardeşime gösterilen kolaylık ve maddi manevi yardımlardan bana karşı eser yoktu. Bir de ne biriktirdiğimin ne aldığımın hesabı soruluyordu. Düğün zamanı geldiğinde geline takılacak altınlarda eksiğim vardı... FAKAT ANNE VE BABAMDAN TIK YOKTU. Öyle ki tek yüzük dahi hediyeleri yoktur. Eksiğimi halamın yardımıyla tamamlamıştım. Düğün oldu borçlar paylaşıldı dünürlerle ama babamlara düşen kısmın büyük bölümünü ben ödedim. geçiştirdiler yani bana kaldı borç. Öyle ki arada 1 yıl önceden kardeşimden kalan borcu da arada ödemişim
    2 sene kadar borç ödedim. 2003 de 11 milyar toplam masraf 3,5 milyar kayın peder 2 milyara yaın ana babam kalan 5,5 milyar kendi çabamla ödemişim
    Neyse aradan bir kaç aygeçti ben o yıllarda dedemlere bakmak şartıyla kirasız dedemin yan evde oturuyordum. Kardeşim kirada olduğundan annem sık sık bunu vurguluyor evin üst katını ona yaptırmak için can atıyordu. Ben de orayı ben yapacam hissesini ödeyecem niyetiyle izin vermiyordum. Annemin ısrarlarına karşılık BELEDİYENİN 3. kata ruhsat vermesi şartıyla izin verdim. Ama bu bana çok pahalıya patlayacaktı. 3. kat ruhsatı almak imkansızdı. 2. kat dahi zorlukla alınabildi. Tabi ben ortada kalakaldım. Kardeşim de az hesabını bilmez ilgisizdir. Adam olsun ev yer sahibi olsun dedik içimize çektik yeri verdik. Ben isterken kılını kıpırdatmayan ana babam ertesi gün tapuya damladılar 1 yıla kalmadan evi yaptılar
    3 yıl kadar dedemlere baktım. Bi akraba toplantısında yemekte kavga ettik ve evden çıkmak durumunda kaldım. Kavga sebebi de dedemin varlıklarını imkanlarını kullanıyorum zannıydı. Halbuki evin masrafları ortaktı. Neyse ben kiraya çıkacam dedim annem söz verdi aylık o zaman için şu kadara yardım söz dedi bana kredi çektirerek ev aldırdı. Öyle ki taksit toplamı o yıllardaki maaşımı geçiyordu. Ben o zaman krediyi sizin evi ipotek edip düşük taksitte çekeyim dedim babam karşı çıktı. 1 yıl sonra kardeşim ne yaptı nasıl ettiyse ki hala meçhul 25.000 tl civarı borca battı. annem hemen kapatma yoluna gitti 10.000 tl para çekti. 1 kuruş dahi bana yardım sözünü gözönüne almadı bana vermedi. gözümün önünde ona tıkır tıkır saydı. bir kaç ay sonra da bana verdiği sözden caydı. Tabi masrafı arttı. 10.00 tl nin taksitleri ağır.
    Afedersiniz tek maaş milyarlarca lira borçla SAP gibi ortada kalmıştım. Ödeyemeceğim aşikardı. Evimi satmaya karar verdim. Allah tan hemen müşteri çıktı. 9 gün kadar sattığım evde toparlanma sürem oldu. Bu arada kiralık ev baktım ve buldum. Boya masrafı oldu öyle ki boyacıyı bile annem parayı başkasına verme kardeşin yapsın diye ondan dahi kardeşime menfaat bekledi. Hiç unutamıyorum biz evi sattık boşaltacaz kardeşimin evine dolap yapılıyo eşimle temizliğe gitmiş ve iç çeke çeke yapılan dolaplara mahzun mahzun bakmıştık.
    Evi satacağım gün telefon açtım evi satıyom gelin yanımda bulunun dedim biz hastayız yorgunuz deyip ikisi de gelmedi
    Evi sattım boşaltıyorum depoda kalan odunlardan istediler ve verdiklerimi de beğenmediler. Kış günü idi inanın kömürümüz bitti diye zaten kiradayım bende de az çuvallarla kömür götürdüler. Evin parası borcumu 7.000 tl geçmişti. kalan parayı dahi annem istedi. Biliyordum kardeşimin borcuna verecekti. Kabul etmedim vermedim Çocuğumun eşimin rızkını verirmiyim. Parayı vermeyince bana tavır aldı 15 gün evime gelmedi. Öyle ki ev taşırken dahi YOKTU. Ben tüm bunları yaşayınca pisikolojik bunalıma girdim. Uyku düzenim bozuldu stres arttı bende BEN ONLARA NE YAPMIŞTIM HİÇBİR ŞEY
    Bir gün borç takıp ödetmedim
    Bir kimsenin kızıyla adım çıkmadı
    Namusa edebe aileye tek laf getirtmedim
    Edebimle usulüyle evlendim
    Neyse ev sahibim kadın görenekli biriydi o çok teselli ederdi beni. ALLAH RAZI OLSUN.
    Geçen yıl da annem köyde tarla sattı kardeşimin evini boyattırdı tamirat yaptırdı. 800 TL tutmuş. Bi akşam bana geldi ve ne dedi biliyormusunuz?

    - Kardeşinin evini boyattım senin de banakada 90 tl borcun kalmış onu ödedim haberin olsun.

    Sizce HAK mı bu ADALET mi?
    Daha hala bana karşı eşime karşı ve hele oğluma karşı aynı tahammülsüz tavrı devam ediyo ANNEMİN. Bi araya gelsek bi huzursuzluk çıkıyo kardeşimin karısı aman küsmesin aman geçimleri bozulmasın vs... Çocukları da çok kıymetli annemin yanında. Öyle ki benim oğlanı benle hemen eve geri yollarlar. durutmazlar
    NEDEN BÖYLE YAPAR Bİ İNSANIN ATASI? HALA KARDEŞİMİN YANINDAN AYRILMAZKEN Bİ KAPIMI ÇALMAZ? Bİ HATRIMI SORMAZ VERDİĞİ SÖZLERİ TUTMAZ?
    ALLAH ŞAHİDİM OLSUN ANLATTIKLARIMDA TEK YALAN YOK.. AŞIRI GÖNÜL KIRGINLIĞIM VAR. ZAMANINDA ÇOK FAYDAM DOKUNDU ONLARA MADDİ MANEVİ. HALA DA ARADA OLUYOR. AMA GELİN GÖRÜN Kİ ZERRE KIYMETİM YOK GÖZLERİNDE.
    ANA BABA EVLAT AYIRMAZ ŞEFKATLİDİR DERLER AMA BEN BU ŞEFKATİ GÖRMEDİM MAALESEF. HEP EN GERİ PLANDA KALDIM. HALA DA ÖYLE.
    mORALİM BOZULDU YAZARKEN. bOĞAZIMA DÜĞÜMLENDİ YİNE..
    İŞTE BU ANLATTIKLARIMA DAYANARAK DİNİMİZİN HÜKMÜ NEDİR? NE YAPMALIYIM?
    ETRAFTAN SAMİMİYETİ VE GELİP GİTMELERİ AZALT KARŞILIK VERME ÖC ALMAYA KALKMA DİYORLAR NE YAPAYIM ?


    Benzer Konular

    - Zulüm ile abad olanın akıbeti berbad olur yunus emre

    - Ebu Hüreyre, Hz. Peygamberden iki ilim öğrendim birini yaydım, diğerini saklı tuttum

    - Psikolojisi bozuk veya bilinçli bir şekilde küfür ederse isyan ederse ve hemen tövbe etmeyip bi kaç

    - Dünya ve Ahiret iki kuma gibidir, birini ne kadar hoşnut edersen, diğerini o kadar kızdırırsın"

    - Bilerek görevden kaçan bir kişi başkalarını mağdur ederse kul hakkına girer mi?

  3. 07.Temmuz.2013, 18:16
    2
    Ramadan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Ağustos.2009
    Üye No: 51064
    Mesaj Sayısı: 1,163
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 32

    Cevap: Bir anne evlatlarından birini abad diğerini mağdur ederse...




    Anne babanın çocukları arasında eşit muamele yapmaları ve evlatların anne baba üzerindeki hakları konusunda bilgi verir misiniz?


    "Hayatta olan bir kimsenin, çocuklarından bazılarına mal verip, diğerlerine vermemesi caiz midir?"

    Hanefîlere göre hukuk açısından bir sakıncası yoktur, bağış geçerlidir, ancak adaletsizlik ve sebepsiz ayırımcılık yapılmış ise, ahlaki bakımdan kusur işlenmiş olur.

    "Eşitlik ve adalete aykırı bağış sahih olmaz." diyen müçtehitler de vardır.

    Hz. Peygamber (asm)'ın çocuk terbiyesinde ısrarla üzerinde durduğu bir husûs, eşit muâmeledir. Bu, aynı âile içerisindeki çocuklar arasında olduğu gibi, okulda aynı hocanın nezâreti altındaki çocuklar arasında da uygulanması gereken bir düstûrdur. Yani anne ve babalar çocukları arasında kızdır-erkektir, büyüktür-küçüktür, şudur-budur diye bir ayırım yapmaktan yasaklandığı gibi, hocalar da ders verdikleri talebeler arasında hür çocuğu-köle çocuğu, akrabâ çocuğu-yabancı çocuğu vs. gibi akla gelebilen her çeşit tefrîk ve ayırımlardan yasaklanmıştır.

    Nûman İbnu Bişr anlatıyor:

    “Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem Amra Bintu Ravâha:

    “Bu hibeye Resûlullahı şâhit kılmazsan kabul etmiyorum.” dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şâhit kılmak için babam, beni de alarak Resûlullaha gitti.

    Durumu öğrenen Hz.Peygamber (asm):

    “Başka çocukların da var mı?” diye sordu. (Babamın) “Evet!” cevabı üzerine,

    “Aynı şekilde bütün çocuklarına hibede bulundun mu?” diye sordu. Babam: “Hayır!” deyince,

    “Allah'tan korkun, çocuklarınız husûsunda âdil olun!” dedi.

    Babam oradan ayrıldı ve hibeden rücû etti.”

    Bu hadîsin başka vecihlerinde, Hz. Peygamber (asm)'in şu cümleleri de sarfettiği belirtilmektedir:

    “Çocuklarınızın arasını eşit tutun”, “Bunu iade et”, “Beni şâhit kılma, ben cevre (zulme) şahitlikte bulunamam”, “Bu doğru değil, ben ancak hakka şahâdet ederim”, “Buna benden başkasını şâhit kıl”, “... çocuğun senin üzerindeki haklarından biri, onlara eşit davranmandır.”

    Tirmizî'nin açıklamasına göre, bu hadîsten hareketle, İslâm âlimleri, “ihsân ve atiyye”de olduğu gibi “öpücüğe varıncaya kadar” zâhire akseden her husûsta eşitliği şart koşmuştur. (1)

    Ulemâ bu hükme giderken, Resûlullahın:

    “Allah, öpücüğe varıncaya kadar her husûsta, çocuklar arasında adâletli davranmanızı sever.”(2)

    hadîsini esas almış olmalıdır.

    Muallimlerin eşit davranmasıyla ilgili emir, Aleyhissalâtu vesselamın şu tâlimatından anlaşılır:

    “Bu ümmetten üç çocuğun talîmini üzerine alan bir muallim, bunların zengin ve fakirini yan yana müsâvî olarak talîm etmezse, kıyâmet günü hainlerle haşredilir.” (3)

    Evlâdlara eşit davranmanın gerekçesi, mevzûmuz, yani çocukları suç işlemekten koruma tedbîrleri açısından önemli ipuçları vermektedir. Yukarıda kaydettiğimiz Nûman İbnu Bişr hâdisesinde Hz. Peygamber (asm), Nûmanı, çocuklarına maddî bağışta farklı davranmaktan men ederken sorar:

    “Çocuklarının sana karşı hürmet ve lütufta adâletli olmaları seni memnûn etmez mi?” Nûman:

    “Evet Ya Resûllallah!” deyince:

    “Öyleyse başkasını şâhit kıl!”

    Bir başka rivâyette:

    “Onların sana eşit bir şekilde iyilik etmeleri nasıl senin hakkınsa, senin de onlara eşit muâmelede bulunman öylece onların hakkıdır.”

    Şu hâlde çocuğun babasına karşı hürmetini, kardeşlerine karşı da sevgi ve dayanışmasını korumak, aradaki “sıla-ı rahim” denen yüce bağları korumak, öncelikle bu adâletli davranışa bağlıdır. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de Hz.Yûsuf ile ilgili kıssada, Cenab-ı Hak, kardeşler arasındaki kin ve çekememezlik hislerini, babaları Hz.Yakub'un Yûsuf'a olan ziyâde alâkasıyla illetlendirir. Böyle bir his, kardeşleri Yûsuf'u kuyuya atma cinâyetini işletmeye sevk ettiği gibi, arkadan, babalarının gözlerini kaybetmesine sebep olacak üzüntülere ve sıkıntılara da sebebiyet vermiştir.

    Bu noktada şu hadîsi hatırlatmada da fayda var:

    “Çocuğunun kendisine iyi davranmasında ona yardımcı olan babaya Allah rahmetini bol kılsın.” (4)

    Çocuklar arasında eşit davranmayı vâcip gören İslâm âlimleri, şöyle bir muhâkeme yürütürler:

    “Eşit muâmele vâcibin mukaddemesidir. Çünkü kardeşliğin kopması ve ebeveyn hukukuna riâyetsizlik (katur-rahm vel-ukuk), dinen harâm kılınan iki husûstur. Öyle ise, bu iki harâma müeddî olan vâsıtalar da harâmdır. Çocukların birini öbürüne karşı kayırmak ise bu iki harâma müeddî olur.” (5)

    Bir başka âlim, bu adâletsizlik meselesini çok daha geniş bir buutta ele alarak şöyle der:

    “Dünyâ ve âhiretin intizâmı adâlete bağlıdır. Çocuklar arasında farklı muâmele, (kardeşler arasında) karşılıklı kin, buğz ve adâvete, ebeveyne karşı da bir kısmının muhabbeti ve diğer bir kısmının buğzuna sebep olur. Bu durumdan ebeveyne ve kardeşlere karşı haksızlıklar neşet eder.” (6)

    Şu hâlde, gerek evde ve gerek okulda çocuklar arasında adâletsiz davranış, çocukları çok farklı cürümlere itecek bir vetîrenin başlangıcı olmaktadır. Yûsuf Sûresi bu meselede güzel mesajlar vermektedir.

    Babanın evlatlarına eşit davranması her zaman için en iyi olanıdır. Ancak bir baba eşit davranmadığı zaman mesela, birine diğerinden fazla mal verse, ona haram işliyorsun denilmemeli. Nitekim, insan malından dilediği gibi helal yerlere harcama yetkisine sahiptir, hürdür. Bir kişi bir başkasına bir ev, araba veya başka bir malını verebilir. O halde neden evlatlarından birine veremesin, diye düşünmek mümkündür.

    Ancak yukarıda geçen hadislerde de belirtildiği gibi, evlatlar arası kıskançlık ve kırgınlıklara sebebiyet verebilir.

    Özetle söylemek gerekirse, bu konuda iki asıl görüş bulunmaktadır:

    1. Babanın evlatları arasında eşit muamele yapması şarttır, yoksa günahkar olur.

    2. Evlatlar arası eşit muamele istenen bir durum ise de bu konuda babayı zorlamak gerekmez. Yani eşit uygulama yapmazsa, haram işledin, denilmez. Nitekim, Peygamberimiz (asm) yasaklamamış, ancak memnun olmadığını da belirtmiş. Öyleyse haram derecesinde değildir. Mekruh yani hoş olmayan fakat caiz olan bir durumdur.

    Diğer taraftan evladın baba-anaya hürmeti ve onları üzmemesi de farzdır. Eğer davranışımız onları üzecekse çok dikkatli olmamız gerekir. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım. Biz de ana ve baba olacağız.

    İlave bilgi için tıklayınız:

    Çocuğun Anne Baba Üzerindeki Hakları...

    Kaynaklar:

    1. Kaynaklar ve geniş bilgi için bk. Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, s.172-177
    2. el-Câmius-Sağîr, II/297.
    3. İbnu Sahnun, age, s.353.
    4. el-Câmius-Sağîr, IV/29.
    5. İbnu Hacer, Fethul-Bârî, VI/141.
    6. Münâvî, Feyzul-Kadîr, V/557.

    Yazar
    İbrahim Canan (Prof.Dr.)


  4. 07.Temmuz.2013, 18:16
    2
    Devamlı Üye



    Anne babanın çocukları arasında eşit muamele yapmaları ve evlatların anne baba üzerindeki hakları konusunda bilgi verir misiniz?


    "Hayatta olan bir kimsenin, çocuklarından bazılarına mal verip, diğerlerine vermemesi caiz midir?"

    Hanefîlere göre hukuk açısından bir sakıncası yoktur, bağış geçerlidir, ancak adaletsizlik ve sebepsiz ayırımcılık yapılmış ise, ahlaki bakımdan kusur işlenmiş olur.

    "Eşitlik ve adalete aykırı bağış sahih olmaz." diyen müçtehitler de vardır.

    Hz. Peygamber (asm)'ın çocuk terbiyesinde ısrarla üzerinde durduğu bir husûs, eşit muâmeledir. Bu, aynı âile içerisindeki çocuklar arasında olduğu gibi, okulda aynı hocanın nezâreti altındaki çocuklar arasında da uygulanması gereken bir düstûrdur. Yani anne ve babalar çocukları arasında kızdır-erkektir, büyüktür-küçüktür, şudur-budur diye bir ayırım yapmaktan yasaklandığı gibi, hocalar da ders verdikleri talebeler arasında hür çocuğu-köle çocuğu, akrabâ çocuğu-yabancı çocuğu vs. gibi akla gelebilen her çeşit tefrîk ve ayırımlardan yasaklanmıştır.

    Nûman İbnu Bişr anlatıyor:

    “Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem Amra Bintu Ravâha:

    “Bu hibeye Resûlullahı şâhit kılmazsan kabul etmiyorum.” dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şâhit kılmak için babam, beni de alarak Resûlullaha gitti.

    Durumu öğrenen Hz.Peygamber (asm):

    “Başka çocukların da var mı?” diye sordu. (Babamın) “Evet!” cevabı üzerine,

    “Aynı şekilde bütün çocuklarına hibede bulundun mu?” diye sordu. Babam: “Hayır!” deyince,

    “Allah'tan korkun, çocuklarınız husûsunda âdil olun!” dedi.

    Babam oradan ayrıldı ve hibeden rücû etti.”

    Bu hadîsin başka vecihlerinde, Hz. Peygamber (asm)'in şu cümleleri de sarfettiği belirtilmektedir:

    “Çocuklarınızın arasını eşit tutun”, “Bunu iade et”, “Beni şâhit kılma, ben cevre (zulme) şahitlikte bulunamam”, “Bu doğru değil, ben ancak hakka şahâdet ederim”, “Buna benden başkasını şâhit kıl”, “... çocuğun senin üzerindeki haklarından biri, onlara eşit davranmandır.”

    Tirmizî'nin açıklamasına göre, bu hadîsten hareketle, İslâm âlimleri, “ihsân ve atiyye”de olduğu gibi “öpücüğe varıncaya kadar” zâhire akseden her husûsta eşitliği şart koşmuştur. (1)

    Ulemâ bu hükme giderken, Resûlullahın:

    “Allah, öpücüğe varıncaya kadar her husûsta, çocuklar arasında adâletli davranmanızı sever.”(2)

    hadîsini esas almış olmalıdır.

    Muallimlerin eşit davranmasıyla ilgili emir, Aleyhissalâtu vesselamın şu tâlimatından anlaşılır:

    “Bu ümmetten üç çocuğun talîmini üzerine alan bir muallim, bunların zengin ve fakirini yan yana müsâvî olarak talîm etmezse, kıyâmet günü hainlerle haşredilir.” (3)

    Evlâdlara eşit davranmanın gerekçesi, mevzûmuz, yani çocukları suç işlemekten koruma tedbîrleri açısından önemli ipuçları vermektedir. Yukarıda kaydettiğimiz Nûman İbnu Bişr hâdisesinde Hz. Peygamber (asm), Nûmanı, çocuklarına maddî bağışta farklı davranmaktan men ederken sorar:

    “Çocuklarının sana karşı hürmet ve lütufta adâletli olmaları seni memnûn etmez mi?” Nûman:

    “Evet Ya Resûllallah!” deyince:

    “Öyleyse başkasını şâhit kıl!”

    Bir başka rivâyette:

    “Onların sana eşit bir şekilde iyilik etmeleri nasıl senin hakkınsa, senin de onlara eşit muâmelede bulunman öylece onların hakkıdır.”

    Şu hâlde çocuğun babasına karşı hürmetini, kardeşlerine karşı da sevgi ve dayanışmasını korumak, aradaki “sıla-ı rahim” denen yüce bağları korumak, öncelikle bu adâletli davranışa bağlıdır. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de Hz.Yûsuf ile ilgili kıssada, Cenab-ı Hak, kardeşler arasındaki kin ve çekememezlik hislerini, babaları Hz.Yakub'un Yûsuf'a olan ziyâde alâkasıyla illetlendirir. Böyle bir his, kardeşleri Yûsuf'u kuyuya atma cinâyetini işletmeye sevk ettiği gibi, arkadan, babalarının gözlerini kaybetmesine sebep olacak üzüntülere ve sıkıntılara da sebebiyet vermiştir.

    Bu noktada şu hadîsi hatırlatmada da fayda var:

    “Çocuğunun kendisine iyi davranmasında ona yardımcı olan babaya Allah rahmetini bol kılsın.” (4)

    Çocuklar arasında eşit davranmayı vâcip gören İslâm âlimleri, şöyle bir muhâkeme yürütürler:

    “Eşit muâmele vâcibin mukaddemesidir. Çünkü kardeşliğin kopması ve ebeveyn hukukuna riâyetsizlik (katur-rahm vel-ukuk), dinen harâm kılınan iki husûstur. Öyle ise, bu iki harâma müeddî olan vâsıtalar da harâmdır. Çocukların birini öbürüne karşı kayırmak ise bu iki harâma müeddî olur.” (5)

    Bir başka âlim, bu adâletsizlik meselesini çok daha geniş bir buutta ele alarak şöyle der:

    “Dünyâ ve âhiretin intizâmı adâlete bağlıdır. Çocuklar arasında farklı muâmele, (kardeşler arasında) karşılıklı kin, buğz ve adâvete, ebeveyne karşı da bir kısmının muhabbeti ve diğer bir kısmının buğzuna sebep olur. Bu durumdan ebeveyne ve kardeşlere karşı haksızlıklar neşet eder.” (6)

    Şu hâlde, gerek evde ve gerek okulda çocuklar arasında adâletsiz davranış, çocukları çok farklı cürümlere itecek bir vetîrenin başlangıcı olmaktadır. Yûsuf Sûresi bu meselede güzel mesajlar vermektedir.

    Babanın evlatlarına eşit davranması her zaman için en iyi olanıdır. Ancak bir baba eşit davranmadığı zaman mesela, birine diğerinden fazla mal verse, ona haram işliyorsun denilmemeli. Nitekim, insan malından dilediği gibi helal yerlere harcama yetkisine sahiptir, hürdür. Bir kişi bir başkasına bir ev, araba veya başka bir malını verebilir. O halde neden evlatlarından birine veremesin, diye düşünmek mümkündür.

    Ancak yukarıda geçen hadislerde de belirtildiği gibi, evlatlar arası kıskançlık ve kırgınlıklara sebebiyet verebilir.

    Özetle söylemek gerekirse, bu konuda iki asıl görüş bulunmaktadır:

    1. Babanın evlatları arasında eşit muamele yapması şarttır, yoksa günahkar olur.

    2. Evlatlar arası eşit muamele istenen bir durum ise de bu konuda babayı zorlamak gerekmez. Yani eşit uygulama yapmazsa, haram işledin, denilmez. Nitekim, Peygamberimiz (asm) yasaklamamış, ancak memnun olmadığını da belirtmiş. Öyleyse haram derecesinde değildir. Mekruh yani hoş olmayan fakat caiz olan bir durumdur.

    Diğer taraftan evladın baba-anaya hürmeti ve onları üzmemesi de farzdır. Eğer davranışımız onları üzecekse çok dikkatli olmamız gerekir. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım. Biz de ana ve baba olacağız.

    İlave bilgi için tıklayınız:

    Çocuğun Anne Baba Üzerindeki Hakları...

    Kaynaklar:

    1. Kaynaklar ve geniş bilgi için bk. Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, s.172-177
    2. el-Câmius-Sağîr, II/297.
    3. İbnu Sahnun, age, s.353.
    4. el-Câmius-Sağîr, IV/29.
    5. İbnu Hacer, Fethul-Bârî, VI/141.
    6. Münâvî, Feyzul-Kadîr, V/557.

    Yazar
    İbrahim Canan (Prof.Dr.)





+ Yorum Gönder