Konusunu Oylayın.: İsime Lakap Takmak Günah mı?

5 üzerinden 4.83 | Toplam : 6 kişi
İsime Lakap Takmak Günah mı?
  1. 18.Eylül.2010, 00:53
    1
    Misafir

    İsime Lakap Takmak Günah mı?






    İsime Lakap Takmak Günah mı? Mumsema S:a: Benım Sıze Sorum Bır ınsana Adı ıle Hıtap Etmek Yerıne Lakap Takıp Seslenmesı Veya ısmını Kısaltıp (örnegın ıbrahım´e ıbo) Demek Günahmı:allah Razı Olsun


  2. 18.Eylül.2010, 00:53
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    S:a: Benım Sıze Sorum Bır ınsana Adı ıle Hıtap Etmek Yerıne Lakap Takıp Seslenmesı Veya ısmını Kısaltıp (örnegın ıbrahım´e ıbo) Demek Günahmı:allah Razı Olsun


    Benzer Konular

    - Lakap takmak günahmıdır

    - Çıt çıt takmak günah mı?

    - Sütyen takmak günah mı ?

    - Lakap takmak ile ilgili ayetler

    - Birine lakap takmak veya lakabı ile çağırmak günah mıdır?

  3. 18.Eylül.2010, 04:00
    2
    YaZaROW
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2010
    Üye No: 77650
    Mesaj Sayısı: 1,125
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: isime Lakap Takmak Günahmı?




    Rahatsız olmayacağı bir şey ise ve tam tersi hoşuna gidiyorsa değildir. Ama rahatsız edecek boyuttaysa sorun olur.


  4. 18.Eylül.2010, 04:00
    2
    YaZaROW - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Rahatsız olmayacağı bir şey ise ve tam tersi hoşuna gidiyorsa değildir. Ama rahatsız edecek boyuttaysa sorun olur.


  5. 18.Eylül.2010, 08:20
    3
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: isime Lakap Takmak Günahmı?

    ve aleykumusselam ve rahmetullah



    Lakap Takmanın Hükmü Nedir?
    Allah (cc) lakap takma hususunda şöyle buyuruyor: “Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İman ettikten sonra insanın adının kötüye çıkması, fasık damgası yemesi ne fena bir şeydir. Kim tövbe etmezse, işte onlar tam zalimlerdir” (Hucurat, 49/11) Kur’an–ı Kerim’in bu ayet–i kerimede bahis ettiği kötü lakaplardır. Kötü lakap, önce Cenab–ı Hakk’ın emrine muhaliftir. Sonra insana, insanlığa bir saygısızlıktır. Bu açıdan kötü lakap takmanın da, onu kullanmanın da günah olduğu hususunda bir şüphe yoktur. Fakat pratik hayatta kendilerini ölçü aldığımız nice sahabi, alim ve salih kimselerle birbirlerine lakap takmışlardır. Mesela; Sıddik, Faruk ve Haydar–ı Kerrâr, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Ali’ye takılmış olan lakaplardır. Yine Teftezâni Allame, İmam Gazali’de Hüccetü’l İslam lakapları ile anılmışlardır. Burada Allame ve Hüccetü’l İslam birer lakaptır ve bu zatlar tarihe bu lakaplarıyla mâl olmuştur. O halde insanı senaya matuf, meziyet ve faziletlerini dile getirme istikametindeki lakaplarda mahzur yoktur; aksi halde mahzurludur.

    Ailem Dergisi
    Sayı:21



  6. 18.Eylül.2010, 08:20
    3
    Özel Üye
    ve aleykumusselam ve rahmetullah



    Lakap Takmanın Hükmü Nedir?
    Allah (cc) lakap takma hususunda şöyle buyuruyor: “Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İman ettikten sonra insanın adının kötüye çıkması, fasık damgası yemesi ne fena bir şeydir. Kim tövbe etmezse, işte onlar tam zalimlerdir” (Hucurat, 49/11) Kur’an–ı Kerim’in bu ayet–i kerimede bahis ettiği kötü lakaplardır. Kötü lakap, önce Cenab–ı Hakk’ın emrine muhaliftir. Sonra insana, insanlığa bir saygısızlıktır. Bu açıdan kötü lakap takmanın da, onu kullanmanın da günah olduğu hususunda bir şüphe yoktur. Fakat pratik hayatta kendilerini ölçü aldığımız nice sahabi, alim ve salih kimselerle birbirlerine lakap takmışlardır. Mesela; Sıddik, Faruk ve Haydar–ı Kerrâr, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Ali’ye takılmış olan lakaplardır. Yine Teftezâni Allame, İmam Gazali’de Hüccetü’l İslam lakapları ile anılmışlardır. Burada Allame ve Hüccetü’l İslam birer lakaptır ve bu zatlar tarihe bu lakaplarıyla mâl olmuştur. O halde insanı senaya matuf, meziyet ve faziletlerini dile getirme istikametindeki lakaplarda mahzur yoktur; aksi halde mahzurludur.

    Ailem Dergisi
    Sayı:21



  7. 22.Mart.2012, 12:21
    4
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: isime Lakap Takmak Günahmı?

    Kuranda Ve Sünnette lakap tamkmanın hükmü nedir?

    Müslümanları birbirine yaklaştıran, onları sarsılmaz bir güç ve kuvvet olarak muhafaza eden bazı sırlar vardır. Bunlar daha çok ferdhi plânda olsa da, münasebetlerin sıklığı ölçüsünde doğrudan doğruya toplumi, Müslümanları alâkadar etmektedir. Bu da iman ehlinin birbirine şefkatle yaklaşması, sevgi ve müsamaha ile davranması, şeref ve haysiyetlerine hürmetkâr bulunmasıdır. Bu güzel vasıfların muhafazası, bunların zıddı olan huyların terkiyle mümkündür.

    Bu huyların bir kısmı Kur’an-ı Kerim’de şöyle sıralanır:

    “Ey mü’minler, bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidir. Kadınlar da kadınları alaya almasın, belki onlar kendilerinden daha iyidir. Kendi kendinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lâkaplarla çağırmayın.”1

    Âyet-i kerimede üç husus dikkate veriliyor:
    insanları alaya almak, insanın kendikendini ayıplayıp kötülemesi, hoşlanmayan lâkaplarla çağrılması.

    Mü’minlerin birbirlerini kötü lâkapla, sonradan uydurulan adlarla çağırmamaları istenmektedir. İbni Cerir, âyetin yasakladığı lâkapların, muhatabın sevmediği ve hoşlanmadığı lâkaplar olduğunu açıklamaktadır. Buna göre, hakareti andıran bütün sözler bu yasaklamanın içine girmektedir. O halde, bir insan, Müslüman kardeşini çağırırken ve sohbet ederken onun hoşlanmadığı bir isimle veya bir lâkapla hitap etmemeli, seslenmemelidir. Meselâ fikir bir insana fakirliğini îmâ eden bir lâkap kullanılamayacağı gibi, sakat bir insana da hoşlanmadığı şekilde sakatlığını, eksikliğini belirtecek bir ifade sarf edilmemelidir.2

    Bir insan daha önce günahkâr iken sonra tevbe ederse, onu eski hatâlarıyla tevsif ederek Kur’ân’ın tasvip etmediği hususlardandır. Bir kısım müfessirler, âyet-i kerimenin, bazı mü’minlerin câhiliye zamanında kalma isim ve sıfatlarla çağrılmaları üzerine nhazil olduğunu ifade ederler.

    Bir hadîs-i şerifte ifâde buyurulduğu gibi, “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu mahcup etmez ve onu küçük düşürmez. Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini küçük düşürmesi kâfidir.”3

    Baş tarafta meâlini verdiğimiz âyet-i kerimenin izahında Fahri Râzî bu hadîs-i şerifte geçen “Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini küçük düşürmesi kâfidir” ifâdesini açıklamış olmaktadır. insanın başkasını hoşlanmadığı şeylerle ayıplaması, lâkaplandırması aslında kendi kendini ayıplaması demektir. Zira kötü lâkapla lâkaplandırdığı arkadaşının yerine kendisi düşer.

    Burada bir hususa dikkat etmek lâzımdır. Âyet-i kerime hoş olmayanve kötülüğü andıran lâkaplarla atışlamayı yasaklamaktadır. Fakat güzel ve medhi ifade eden lâkaplar yasaklananlar kısmına girmez. Bu hususu ifade eden Elmalılı merhum, “Mü’min kardeşini güzel lâkaplarla ve isimlerle çağırmak, mü’minin mü’min üzerindeki hakkıdır” mealindeki hadisi zikretmekte ve Müslümanların birirlerini güzel lâkapla isimlendirmelerinin teşvik edildiğini açıklamaktadır. O halde güzel lâkapla çağırmak, isimlendirmek teşvike şâyandır.4

    Meselâ Peygamber Efendimiz, Hz. Ebû Bekir’e “Cehennemden âzad olunmuş” mânâsına “Atîk”, Hz. Ömer’e “hak ile bâtılı birbirinden ayırıp adaletle hükmeden” mânâsında “el-Fâruk”, Hz. Osman’ iki kızını nikâhladığı için ‘Zinnûreyn (iki nur sahibi), Hz. Ali’ye “Ebû Turab” (toprak babası) ve Halid bin Velid’e “Seyfullah” lâkaplarını vererek onları taltif etmiştir.

    Bunun yanında, bir insanı kolayca tarif etmek maksadıyla, çağırıldığı zaman rahatsız olmayacağı bir isimle anmak ve seslenmek de yasaklanan kısma girmemektedir. Meselâ bir topluluk içinde birden fazla “Ali” isminde şahıs varsa, yaşı küçük olan tanıdığımızı “Küçük Ali” diye çağırmak, mesleği berber olan “Ahmet” ismindeki zâta “Berber Ahmet” diye seslenmek gibi.

    Bütün bu meselelerde gözden uzak tutulmaması gereken husus, muhatabın hissî durumudur. Onun haysiyet ve izzetinin korunmasıdır. Bir insanbaşkaları tarafından takılan bir lâkapla çağrılmaktan rahatsız oluyorsa, onu artık o isimle çağırmak mü’mine eziyet olacağından, dikkatli olmak lâzımdır. Esas olan, “Kendimiz için istemediğimizi, başkaları için de istememektir.”

    1. Hucurât Sûresi, 11.
    2. et-Tefsîrül-Kebir, 26: 85.
    3. A.g.e., 28: 132.
    4. Hak Dini Kur’ân Dili, 6: 4470.

    Mehmed Paksu Helal – Haram



  8. 22.Mart.2012, 12:21
    4
    Moderatör
    Kuranda Ve Sünnette lakap tamkmanın hükmü nedir?

    Müslümanları birbirine yaklaştıran, onları sarsılmaz bir güç ve kuvvet olarak muhafaza eden bazı sırlar vardır. Bunlar daha çok ferdhi plânda olsa da, münasebetlerin sıklığı ölçüsünde doğrudan doğruya toplumi, Müslümanları alâkadar etmektedir. Bu da iman ehlinin birbirine şefkatle yaklaşması, sevgi ve müsamaha ile davranması, şeref ve haysiyetlerine hürmetkâr bulunmasıdır. Bu güzel vasıfların muhafazası, bunların zıddı olan huyların terkiyle mümkündür.

    Bu huyların bir kısmı Kur’an-ı Kerim’de şöyle sıralanır:

    “Ey mü’minler, bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidir. Kadınlar da kadınları alaya almasın, belki onlar kendilerinden daha iyidir. Kendi kendinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lâkaplarla çağırmayın.”1

    Âyet-i kerimede üç husus dikkate veriliyor:
    insanları alaya almak, insanın kendikendini ayıplayıp kötülemesi, hoşlanmayan lâkaplarla çağrılması.

    Mü’minlerin birbirlerini kötü lâkapla, sonradan uydurulan adlarla çağırmamaları istenmektedir. İbni Cerir, âyetin yasakladığı lâkapların, muhatabın sevmediği ve hoşlanmadığı lâkaplar olduğunu açıklamaktadır. Buna göre, hakareti andıran bütün sözler bu yasaklamanın içine girmektedir. O halde, bir insan, Müslüman kardeşini çağırırken ve sohbet ederken onun hoşlanmadığı bir isimle veya bir lâkapla hitap etmemeli, seslenmemelidir. Meselâ fikir bir insana fakirliğini îmâ eden bir lâkap kullanılamayacağı gibi, sakat bir insana da hoşlanmadığı şekilde sakatlığını, eksikliğini belirtecek bir ifade sarf edilmemelidir.2

    Bir insan daha önce günahkâr iken sonra tevbe ederse, onu eski hatâlarıyla tevsif ederek Kur’ân’ın tasvip etmediği hususlardandır. Bir kısım müfessirler, âyet-i kerimenin, bazı mü’minlerin câhiliye zamanında kalma isim ve sıfatlarla çağrılmaları üzerine nhazil olduğunu ifade ederler.

    Bir hadîs-i şerifte ifâde buyurulduğu gibi, “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu mahcup etmez ve onu küçük düşürmez. Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini küçük düşürmesi kâfidir.”3

    Baş tarafta meâlini verdiğimiz âyet-i kerimenin izahında Fahri Râzî bu hadîs-i şerifte geçen “Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini küçük düşürmesi kâfidir” ifâdesini açıklamış olmaktadır. insanın başkasını hoşlanmadığı şeylerle ayıplaması, lâkaplandırması aslında kendi kendini ayıplaması demektir. Zira kötü lâkapla lâkaplandırdığı arkadaşının yerine kendisi düşer.

    Burada bir hususa dikkat etmek lâzımdır. Âyet-i kerime hoş olmayanve kötülüğü andıran lâkaplarla atışlamayı yasaklamaktadır. Fakat güzel ve medhi ifade eden lâkaplar yasaklananlar kısmına girmez. Bu hususu ifade eden Elmalılı merhum, “Mü’min kardeşini güzel lâkaplarla ve isimlerle çağırmak, mü’minin mü’min üzerindeki hakkıdır” mealindeki hadisi zikretmekte ve Müslümanların birirlerini güzel lâkapla isimlendirmelerinin teşvik edildiğini açıklamaktadır. O halde güzel lâkapla çağırmak, isimlendirmek teşvike şâyandır.4

    Meselâ Peygamber Efendimiz, Hz. Ebû Bekir’e “Cehennemden âzad olunmuş” mânâsına “Atîk”, Hz. Ömer’e “hak ile bâtılı birbirinden ayırıp adaletle hükmeden” mânâsında “el-Fâruk”, Hz. Osman’ iki kızını nikâhladığı için ‘Zinnûreyn (iki nur sahibi), Hz. Ali’ye “Ebû Turab” (toprak babası) ve Halid bin Velid’e “Seyfullah” lâkaplarını vererek onları taltif etmiştir.

    Bunun yanında, bir insanı kolayca tarif etmek maksadıyla, çağırıldığı zaman rahatsız olmayacağı bir isimle anmak ve seslenmek de yasaklanan kısma girmemektedir. Meselâ bir topluluk içinde birden fazla “Ali” isminde şahıs varsa, yaşı küçük olan tanıdığımızı “Küçük Ali” diye çağırmak, mesleği berber olan “Ahmet” ismindeki zâta “Berber Ahmet” diye seslenmek gibi.

    Bütün bu meselelerde gözden uzak tutulmaması gereken husus, muhatabın hissî durumudur. Onun haysiyet ve izzetinin korunmasıdır. Bir insanbaşkaları tarafından takılan bir lâkapla çağrılmaktan rahatsız oluyorsa, onu artık o isimle çağırmak mü’mine eziyet olacağından, dikkatli olmak lâzımdır. Esas olan, “Kendimiz için istemediğimizi, başkaları için de istememektir.”

    1. Hucurât Sûresi, 11.
    2. et-Tefsîrül-Kebir, 26: 85.
    3. A.g.e., 28: 132.
    4. Hak Dini Kur’ân Dili, 6: 4470.

    Mehmed Paksu Helal – Haram






+ Yorum Gönder