Konusunu Oylayın.: İslam dışındaki semavi dinlerin şeriatları nesh edilmiş midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslam dışındaki semavi dinlerin şeriatları nesh edilmiş midir?
  1. 08.Eylül.2010, 21:33
    1
    Misafir

    İslam dışındaki semavi dinlerin şeriatları nesh edilmiş midir?






    İslam dışındaki semavi dinlerin şeriatları nesh edilmiş midir? Mumsema .
    .
    Hz.Muhammed'in Peygamberliğinden ve İslâm dininin gönderilmesinden sonra diğer muharref dinlerin ve şeriatların hükümleri nesh edilmiş midir, edilmemiş midir?
    .


  2. 08.Eylül.2010, 21:33
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 18.Eylül.2010, 12:51
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: İslam dışındaki semavi dinlerin şeriatları nesh edilmiş midir?




    Semavî Dinlerin Birbirini Neshi :

    İlk Peygamber Hz. Âdem'den son peygamber olan Ekrem'e kadar geçen zaman arasında risâlet vazifesi yüklenmiş her peygam*berin tebligatında, dinlerin îmân meselelerinde müştereklik olduğu bi*linmektedir.
    Her elçi inanç konusunda, tevhîd başta olmak üzere aynı haki*katleri insanlara iletmiştir. Dinlerin bu bölümlerinde, peygamberden peygambere değişiklik söz konusu değildir.
    Usûl kitaplarımızda,' geçmiş şeriatların biribirlerini neshettikleri konulara ait örnekler verilir. Bu nesih çok farklı karakterde olmakta*dır. Bazan, sonraki gelen şeriat evvelkini neshetmekte, bazan da bu nesih tamamen değil de evvelki şeriatın bir kısmına ait olmaktadır. Semavî dinler içinde islâm en son din ve şeriat olarak evvelkilerin hük*münü tamamen kaldırmış bulunmaktadır. Yalnız burada bir meseleye temas gerekir: Usûl-i fıkıhta, şer'î kaynaklar sayılırken «ş e r î' at ü men k a b I e n â» diye adlandırılan bir kaynağa raslarız. Buna gö*re, geçmiş ümmetlerin bazı tatbikatları da bizim için bir delil olabil*mektedir. Bunun tahakkuku için; «Peygamberimizin, o hükmü bize haber verip tasdik etmesi, reddetmemiş olması» şart koşulmaktadır.
    îslâmî kaynaklarda, semavî dinlerden yahûdîliğin nesh ile ilgili fi*kirlerine de yer verilir. Usûl kitaplarında, yahûdî mezheplerinin bu konudaki görüşleri nakledilirken, diğer taraftan, Yahûdî kaynaklara dayanılarak yapılan araştırmalarda da bu hususta bilgi sunulmaktadır, îbnu Hazm, Yahudilerden bir kısmının neshi inkâr ettiğini ve me*seleyi «b e d â» ve «h ü s ü n - k u b h» çerçevesi içinde görmeğe ça*lıştıklarını belirtir.[265] Bunun yanında başka kaynaklar, milel ve nihâi kitaplarına dayanarak, yahûdîlikte nesh ile ilgili üç görüş bulunduğun*dan bahsederler. Onlann belirttiğine göre bu üç görüş şunlardır:
    a) Nesih aklen caiz olmadığı gibi, vâkıâ olarak da meydana gelmemiştir. Böyle bir şey duyulmamıştır. îslâmî kaynaklar, bu fikrin sahiplerini, Ya'kûb oğlu Şem'ûn'a nisbet edilen SEM'ÛNİYYE topluluğu adı ile anmaktadırlar. Kendisinden, yahûdî mezhepleri ara*sında söz edilmeyen[266] ve lideri hakkında bilgiye Taslanmayan[267] bu top*luluğun, küçük bir fırka olması ihtimâli kuvvetlidir.[268]
    b) Nesih aklen normal karşılanabilir, fakat vuku" bulmamıştır. A n â n i y y e[269]adı ile anılan fırkanın görüşü bu şekildedir.[270]
    c) Nesih aklî hükümlere göre caizdir, fi'len de vuku bulmuştur. Fakat, Muhammed'in getirdiği şeriat sadece Araplara ait olduğu için, Musa'nın şeriatını neshetmemiştir. Baştaki iki görüşün sahipleri de, «îslâmın Yahudiliği neshetmediği» kanâatında ittifak halindedir. Üçün*cü fikrin sahipleri de isevîler[271] adı ile anılmaktadırlar. Az önce de ifâ*de ettiğimiz gibi, Yahudiler, sonraları Mû'tezile tarafından da ortaya atılıp tekrarlanan bedâ ve hüsnkubh meselelerine sarılarak fikirlerinin doğruluğunu isbâta çalışırlar. Fakat, bütün bunlar, onlar içki bir gaye olmadan ziyâde vâsıtadır. Asıl gayeleri, islâm karşısında kendi dinlerinin mensûh olmadığı hususunu isba£ için gayretten ibaret*tir.[272]
    Yahudilik, nesh konusunda müsbet düşünmese de aşağıda arzede-ceğimiz dört konuda, ilk önceki tatbikatın sonradan değiştirildiği iddi*ası mevcuttur :
    a) Hz. Âdem, kendisinden bir parça olan Hz. Havva ile evlenmiş*tir. Fakat usûl ile furû arasındaki bu evlilik şekli sonradan kaldırılmış*tır.[273]
    b) İlk zamanlarda, kardeşler arasındaki evlilik meşru iken son*raki şerîatlerde tamamen kaldırılmıştır. [274]Bu bir nevi nesihtir.
    c) İnsanın Allah'a kurban olarak takdimi, bilâhare ilâhî emirle değiştirilmiş, tatbikattan kaldırılmıştır. İnsanm kurban edildiğine dair bir tatbikat mevcut değilse de, önceki verilen bir emrin sonradan kal*dırıldığı bilinmektedir.[275]
    d) Haftamn her günü, evvelce değer itibarıyla müsavi idi. Her türlü amel için müsâade vardı. Sonradan Yahudilikte sebt günü kud-sî sayılmış; av başta olmak üzere bazı faaliyetler o gün için yasaklan*mıştır.[276]


  4. 18.Eylül.2010, 12:51
    2
    Silent and lonely rains



    Semavî Dinlerin Birbirini Neshi :

    İlk Peygamber Hz. Âdem'den son peygamber olan Ekrem'e kadar geçen zaman arasında risâlet vazifesi yüklenmiş her peygam*berin tebligatında, dinlerin îmân meselelerinde müştereklik olduğu bi*linmektedir.
    Her elçi inanç konusunda, tevhîd başta olmak üzere aynı haki*katleri insanlara iletmiştir. Dinlerin bu bölümlerinde, peygamberden peygambere değişiklik söz konusu değildir.
    Usûl kitaplarımızda,' geçmiş şeriatların biribirlerini neshettikleri konulara ait örnekler verilir. Bu nesih çok farklı karakterde olmakta*dır. Bazan, sonraki gelen şeriat evvelkini neshetmekte, bazan da bu nesih tamamen değil de evvelki şeriatın bir kısmına ait olmaktadır. Semavî dinler içinde islâm en son din ve şeriat olarak evvelkilerin hük*münü tamamen kaldırmış bulunmaktadır. Yalnız burada bir meseleye temas gerekir: Usûl-i fıkıhta, şer'î kaynaklar sayılırken «ş e r î' at ü men k a b I e n â» diye adlandırılan bir kaynağa raslarız. Buna gö*re, geçmiş ümmetlerin bazı tatbikatları da bizim için bir delil olabil*mektedir. Bunun tahakkuku için; «Peygamberimizin, o hükmü bize haber verip tasdik etmesi, reddetmemiş olması» şart koşulmaktadır.
    îslâmî kaynaklarda, semavî dinlerden yahûdîliğin nesh ile ilgili fi*kirlerine de yer verilir. Usûl kitaplarında, yahûdî mezheplerinin bu konudaki görüşleri nakledilirken, diğer taraftan, Yahûdî kaynaklara dayanılarak yapılan araştırmalarda da bu hususta bilgi sunulmaktadır, îbnu Hazm, Yahudilerden bir kısmının neshi inkâr ettiğini ve me*seleyi «b e d â» ve «h ü s ü n - k u b h» çerçevesi içinde görmeğe ça*lıştıklarını belirtir.[265] Bunun yanında başka kaynaklar, milel ve nihâi kitaplarına dayanarak, yahûdîlikte nesh ile ilgili üç görüş bulunduğun*dan bahsederler. Onlann belirttiğine göre bu üç görüş şunlardır:
    a) Nesih aklen caiz olmadığı gibi, vâkıâ olarak da meydana gelmemiştir. Böyle bir şey duyulmamıştır. îslâmî kaynaklar, bu fikrin sahiplerini, Ya'kûb oğlu Şem'ûn'a nisbet edilen SEM'ÛNİYYE topluluğu adı ile anmaktadırlar. Kendisinden, yahûdî mezhepleri ara*sında söz edilmeyen[266] ve lideri hakkında bilgiye Taslanmayan[267] bu top*luluğun, küçük bir fırka olması ihtimâli kuvvetlidir.[268]
    b) Nesih aklen normal karşılanabilir, fakat vuku" bulmamıştır. A n â n i y y e[269]adı ile anılan fırkanın görüşü bu şekildedir.[270]
    c) Nesih aklî hükümlere göre caizdir, fi'len de vuku bulmuştur. Fakat, Muhammed'in getirdiği şeriat sadece Araplara ait olduğu için, Musa'nın şeriatını neshetmemiştir. Baştaki iki görüşün sahipleri de, «îslâmın Yahudiliği neshetmediği» kanâatında ittifak halindedir. Üçün*cü fikrin sahipleri de isevîler[271] adı ile anılmaktadırlar. Az önce de ifâ*de ettiğimiz gibi, Yahudiler, sonraları Mû'tezile tarafından da ortaya atılıp tekrarlanan bedâ ve hüsnkubh meselelerine sarılarak fikirlerinin doğruluğunu isbâta çalışırlar. Fakat, bütün bunlar, onlar içki bir gaye olmadan ziyâde vâsıtadır. Asıl gayeleri, islâm karşısında kendi dinlerinin mensûh olmadığı hususunu isba£ için gayretten ibaret*tir.[272]
    Yahudilik, nesh konusunda müsbet düşünmese de aşağıda arzede-ceğimiz dört konuda, ilk önceki tatbikatın sonradan değiştirildiği iddi*ası mevcuttur :
    a) Hz. Âdem, kendisinden bir parça olan Hz. Havva ile evlenmiş*tir. Fakat usûl ile furû arasındaki bu evlilik şekli sonradan kaldırılmış*tır.[273]
    b) İlk zamanlarda, kardeşler arasındaki evlilik meşru iken son*raki şerîatlerde tamamen kaldırılmıştır. [274]Bu bir nevi nesihtir.
    c) İnsanın Allah'a kurban olarak takdimi, bilâhare ilâhî emirle değiştirilmiş, tatbikattan kaldırılmıştır. İnsanm kurban edildiğine dair bir tatbikat mevcut değilse de, önceki verilen bir emrin sonradan kal*dırıldığı bilinmektedir.[275]
    d) Haftamn her günü, evvelce değer itibarıyla müsavi idi. Her türlü amel için müsâade vardı. Sonradan Yahudilikte sebt günü kud-sî sayılmış; av başta olmak üzere bazı faaliyetler o gün için yasaklan*mıştır.[276]





+ Yorum Gönder