Konusunu Oylayın.: İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almış mıdır? Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır, Cafe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almış mıdır? Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır, Cafe
  1. 31.Ağustos.2010, 17:25
    1
    Misafir

    İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almış mıdır? Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır, Cafe






    İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almış mıdır? Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır, Cafe Mumsema İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almış mıdır?

    Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır, Caferi Sadık gibi ehl-i beyt alimlerinden neden hadis almamıştır?


  2. 31.Ağustos.2010, 17:25
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 31.Ağustos.2010, 17:59
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almış mıdır? Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır




    c. O günkü siyasî ortamda meydana gelen olayların bir sonucu olarak bazı kimseler kendi taraftarlarını haklı çıkaracak şekilde hadis uydurdukları bilinmektedir. Bu siyasî cereyanlar arasında hariciler, nasıbiler ve Şialar da vardır. Ehl-i sünnet bu açıdan bu grupların rivayetlerine ihtiyatla yaklaşmışlardır. Şunu unutmamak gerekir, ehl-i sünnetin ehl-i beyt tarikiyle gelen bazı hadis rivayetlerine itibar etmemeleri, söz konusu rivayet zincirinde yer alan ehl-i beyt imamlarına karşı olumsuz tavırlarından değil, ehl-i beytin dışında kalan ravilere karşı bir tavırdır.

    d. Bununla beraber, Ehl-i sünnet kaynaklarında Hz. Ali ile ilgili hadisler diğer raşit halifelerle ilgili hadislerden kat kat fazladır. Bu da Ehl-i sünnetin İmam-ı Ali’ye karşı gösterdikleri saygı ve sevginin açık bir belgesidir.

    e. Ehl-i teşeyyu/Şia alimlerine göre, Hz. Zeynelâbidîn, Hz. Muhammed Bakır, Hz. Cefar-i Sadık gibi imamların sözleri de -masum kabul edildikleri için- dinde bir hüccet kabul edilmiş ve bu açıdan onların sözlerine de hadis telakkisiyle bakılmıştır. Ehl-i sünnet alimlerine göre, Peygamberden başka kimse masum değildir. Bu sebeple, -özellikle sahabeden sonra gelen- alimlerin sözleri bir hadis hüviyetinde kabul edilmemiştir.

    f. Bununla beraber, Ehl-i sünnet kaynaklarında Ehli beyt imamlarının sözlerine, görüşlerine yer verilmiştir. Burada İmam Zeynelâbidin Ali b. imam el-Huseyn’i bir örnek olarak göstereceğiz:

    Bilindiği gibi Meşhur hadis hafızı İbn Hacer, Kütübü Site kaynaklarında yer alan râvileri tanıtmak üzere “Tehzibu’tehzib” adlı bir eser yazmıştır. Bu eserde Zeynelâbidin hazretlerine de yer vermiştir(bk. Tehzib,7/304-307). Bu eserde kendisinin hadis aldığı kimselerin bir listesi verilmiştir. Babasından, amcasından -mürsel olarak- dedesinden yaptığı rivayetler yanında, Ebu Hureyre, İbn Abbas, Hz. Aişe, Hz. Safiye, Hz. Ümmü Seleme’den de rivayet ettiği belirtilmiştir. Kendisinden de bir çok ünlü Ehl-i sünnet muhaddisleri; Tavus b. Keysan, Zuhrî, Ebu Zennad gibi ünlü hadisçilerin de içinde bulunduğu pek çok ehl-i sünnet alimi kendisinden hadis rivayet etmiştir(a.g.y).

    Büyük bir muhaddis olam Zuhri: “Ondan daha fakih olan kimseyi görmedim. Kureyşliler arasında ondan daha faziletlisini görmedim” derken, İmam Malik, “Ehl-i beyt içerisinde ondan daha faziletlisini görmediğini…her bir gece ve günde/24 saatte 1000 rekat namaz kıldığını” söylemiştir. İbn Sad da “Onun çok hadis rivayet eden bir alim, takva sahibi, güvenilir, sika, tabiilerin ikinci tabakası arasında yer alan mümtaz bir zat olduğunu” söylemiştir(a.g.y).

    g. Keza, İmam Muhammed Bakır’a da aynı eserde yer verilmiştir. Kendisi, Dedeleri ve amcalarının yanında, Semüre b. Cündub, İbn Abbas, Ebu Hureyre, Hz. Aişe, Hz. Ümmü Seleme ve daha başka bir çok alimden hadis rivayet etmiştir. Kendisinden de İmam Cafer, İshak es-Sebuî, A’rac, Zuhrî, Makhul, Evzaî, İbn Ata, Mamer b. Yahya gibi pek çok ehl-i sünnet alimi hadis rivayet etmiştir. İbn Sad, “onun Tabiî, muhaddis, sika bir zat olduğunu” söylemiştir. Ünlü Hadisçi, Nesaî, “onun tabiinden ve Medine fakihlerinden olduğunu” belirtmiştir. Muhammed b. el-Mükender şunları söylemiştir: “Ben İmam Zeynel’abidin’den daha üstün bir kimseyi görmedim. Ta, oğlu İmam Muhammed Bakır’ı görünceye kadar.. Kendisine biraz vaaz etmek istedim fakat o bana vazetti”(a.g.e, 9/350-352).

    h. Keza, İmam Cafer-i Sadık hakkında da aynı eserde(2/103-104) bilgi verilmiş, İmam Şafii,Yahya b. Main, Ebu Hatim, İbn Adî gibi ünlü ehl-i sünnet alimleri onun sika, güvenilir olduğunu vurgulamışlardır. Amr b. Ebi’l-Mikdam, “onu gördüğümde, peygamber sülalesinden olduğunu hemen fark ederim” demiştir. Süfyan Servî, Sufyan b. Uyeyne, İmam Malik, İbn Cureyc, Ebu Hanife, Kattan ve daha başka bir çok ehl-i sünnet alimi ondan hadis rivayet etmişlerdir(a.g.y).

    i. Bu bilgiler gösteriyor ki, ehli sünnet alimleri ehl-i beyt imamlarına gereken saygı ve sevgiyi göstermiştir. Bu gibi bilgiler veren daha pek çok Sünnî kaynak vardır. Fakat, bizim İbn Hacer’in bu kitabını seçmemiz, bu eserde, ehl-i sünnetin en fazla itibar ettiği hadis külliyatı olan Kütübü Sittede yer alan hadisçilere özel olarak yer ayrılmış olmasıdır.

    j. Ehl-i sünnet ile ehli beyt sevgisiyle ortaya çıkan Şialar arasındaki feri meseleleri ortaya atmak, İslam’a ve Müslümanlara bir fayda vermez, fakat İslam düşmanlarına yarar sağlar.. Birbirimizi daha yakından tanıma imkânı bulursak, imanda kardeş olduğumuzu daha iyi anlarız. Kur’an’la şerefleri, imanları, samimiyetleri sabit olan sahabeye dil uzatmakta hiçbir sevap yok, aksine günah çoktur.



    Sorularla İslamiyet


  4. 31.Ağustos.2010, 17:59
    2
    Silent and lonely rains



    c. O günkü siyasî ortamda meydana gelen olayların bir sonucu olarak bazı kimseler kendi taraftarlarını haklı çıkaracak şekilde hadis uydurdukları bilinmektedir. Bu siyasî cereyanlar arasında hariciler, nasıbiler ve Şialar da vardır. Ehl-i sünnet bu açıdan bu grupların rivayetlerine ihtiyatla yaklaşmışlardır. Şunu unutmamak gerekir, ehl-i sünnetin ehl-i beyt tarikiyle gelen bazı hadis rivayetlerine itibar etmemeleri, söz konusu rivayet zincirinde yer alan ehl-i beyt imamlarına karşı olumsuz tavırlarından değil, ehl-i beytin dışında kalan ravilere karşı bir tavırdır.

    d. Bununla beraber, Ehl-i sünnet kaynaklarında Hz. Ali ile ilgili hadisler diğer raşit halifelerle ilgili hadislerden kat kat fazladır. Bu da Ehl-i sünnetin İmam-ı Ali’ye karşı gösterdikleri saygı ve sevginin açık bir belgesidir.

    e. Ehl-i teşeyyu/Şia alimlerine göre, Hz. Zeynelâbidîn, Hz. Muhammed Bakır, Hz. Cefar-i Sadık gibi imamların sözleri de -masum kabul edildikleri için- dinde bir hüccet kabul edilmiş ve bu açıdan onların sözlerine de hadis telakkisiyle bakılmıştır. Ehl-i sünnet alimlerine göre, Peygamberden başka kimse masum değildir. Bu sebeple, -özellikle sahabeden sonra gelen- alimlerin sözleri bir hadis hüviyetinde kabul edilmemiştir.

    f. Bununla beraber, Ehl-i sünnet kaynaklarında Ehli beyt imamlarının sözlerine, görüşlerine yer verilmiştir. Burada İmam Zeynelâbidin Ali b. imam el-Huseyn’i bir örnek olarak göstereceğiz:

    Bilindiği gibi Meşhur hadis hafızı İbn Hacer, Kütübü Site kaynaklarında yer alan râvileri tanıtmak üzere “Tehzibu’tehzib” adlı bir eser yazmıştır. Bu eserde Zeynelâbidin hazretlerine de yer vermiştir(bk. Tehzib,7/304-307). Bu eserde kendisinin hadis aldığı kimselerin bir listesi verilmiştir. Babasından, amcasından -mürsel olarak- dedesinden yaptığı rivayetler yanında, Ebu Hureyre, İbn Abbas, Hz. Aişe, Hz. Safiye, Hz. Ümmü Seleme’den de rivayet ettiği belirtilmiştir. Kendisinden de bir çok ünlü Ehl-i sünnet muhaddisleri; Tavus b. Keysan, Zuhrî, Ebu Zennad gibi ünlü hadisçilerin de içinde bulunduğu pek çok ehl-i sünnet alimi kendisinden hadis rivayet etmiştir(a.g.y).

    Büyük bir muhaddis olam Zuhri: “Ondan daha fakih olan kimseyi görmedim. Kureyşliler arasında ondan daha faziletlisini görmedim” derken, İmam Malik, “Ehl-i beyt içerisinde ondan daha faziletlisini görmediğini…her bir gece ve günde/24 saatte 1000 rekat namaz kıldığını” söylemiştir. İbn Sad da “Onun çok hadis rivayet eden bir alim, takva sahibi, güvenilir, sika, tabiilerin ikinci tabakası arasında yer alan mümtaz bir zat olduğunu” söylemiştir(a.g.y).

    g. Keza, İmam Muhammed Bakır’a da aynı eserde yer verilmiştir. Kendisi, Dedeleri ve amcalarının yanında, Semüre b. Cündub, İbn Abbas, Ebu Hureyre, Hz. Aişe, Hz. Ümmü Seleme ve daha başka bir çok alimden hadis rivayet etmiştir. Kendisinden de İmam Cafer, İshak es-Sebuî, A’rac, Zuhrî, Makhul, Evzaî, İbn Ata, Mamer b. Yahya gibi pek çok ehl-i sünnet alimi hadis rivayet etmiştir. İbn Sad, “onun Tabiî, muhaddis, sika bir zat olduğunu” söylemiştir. Ünlü Hadisçi, Nesaî, “onun tabiinden ve Medine fakihlerinden olduğunu” belirtmiştir. Muhammed b. el-Mükender şunları söylemiştir: “Ben İmam Zeynel’abidin’den daha üstün bir kimseyi görmedim. Ta, oğlu İmam Muhammed Bakır’ı görünceye kadar.. Kendisine biraz vaaz etmek istedim fakat o bana vazetti”(a.g.e, 9/350-352).

    h. Keza, İmam Cafer-i Sadık hakkında da aynı eserde(2/103-104) bilgi verilmiş, İmam Şafii,Yahya b. Main, Ebu Hatim, İbn Adî gibi ünlü ehl-i sünnet alimleri onun sika, güvenilir olduğunu vurgulamışlardır. Amr b. Ebi’l-Mikdam, “onu gördüğümde, peygamber sülalesinden olduğunu hemen fark ederim” demiştir. Süfyan Servî, Sufyan b. Uyeyne, İmam Malik, İbn Cureyc, Ebu Hanife, Kattan ve daha başka bir çok ehl-i sünnet alimi ondan hadis rivayet etmişlerdir(a.g.y).

    i. Bu bilgiler gösteriyor ki, ehli sünnet alimleri ehl-i beyt imamlarına gereken saygı ve sevgiyi göstermiştir. Bu gibi bilgiler veren daha pek çok Sünnî kaynak vardır. Fakat, bizim İbn Hacer’in bu kitabını seçmemiz, bu eserde, ehl-i sünnetin en fazla itibar ettiği hadis külliyatı olan Kütübü Sittede yer alan hadisçilere özel olarak yer ayrılmış olmasıdır.

    j. Ehl-i sünnet ile ehli beyt sevgisiyle ortaya çıkan Şialar arasındaki feri meseleleri ortaya atmak, İslam’a ve Müslümanlara bir fayda vermez, fakat İslam düşmanlarına yarar sağlar.. Birbirimizi daha yakından tanıma imkânı bulursak, imanda kardeş olduğumuzu daha iyi anlarız. Kur’an’la şerefleri, imanları, samimiyetleri sabit olan sahabeye dil uzatmakta hiçbir sevap yok, aksine günah çoktur.



    Sorularla İslamiyet


  5. 31.Ağustos.2010, 17:59
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almış mıdır? Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır

    İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almıştır. ayrıca, Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır, Caferi Sadık gibi ehl-i beyt alimlerinden hadis rivayet etmişlerdir.
    a. Güvenilir tarih kaynaklarında İmam Ebû Hanife’nin özellikle hadîs dersi aldığı hocaları arasında, Ata b. Ebî Rebah, Zeyd b. Ali, Şa’bi, Tavus, İkrime, Katade, Nafi, Zühri, Simak b. Harb ve Hammad b. Ebi Süleyman başta olmak üzere yüz civarında büyük tâbiûn âliminin ismi geçmektedir. Bazı kaynaklarda ise Ebû Hanife’nin yüzlerce tâbiûn âlimiyle görüşüp hadîs aldığı bilgileri yer almaktadır. Ebû Hanife, Kufe’deki tâbiûn âlimlerinin bilgi birikimini elde etmede en fazla, Hammad b. Ebî Süleyman’dan faydalanmıştır. Onun Hammad b. Ebî Süleyman’ın derslerine hiç aksatmadan yaklaşık yirmi yıl kadar devam ettiği bilinmektedir. Hattâ onun bu hocasından iki bin civarında ahkâm hadîsi yazdığı bilgisi de güvenilir kaynaklarda yer almaktadır.

    İmam Ebû Hanife, Ehl-i Beyt imamlarının hadîs birikimlerine de vâkıf olmuştu. Bu kapsamda onun Zeyd b. Ali ile uzun süre yakından görüştüğü ve kendisinden hadîs dinlediği bilinmektedir. Onun tahsil hayatında Hammad b. Ebî Süleyman ve Ata b. Ebî Rebah gibi, Zeyd b. Ali de çok özel bir yere sahiptir. Ayrıca tarihî kaynaklarda onun hac esnasında Ehl-i Beyt imamlarından İmam Muhammed Bâkır ve İmam Cafer Sadık ile de görüşüp bazı fıkhî konuları müzakere ettikleri bilgisi yer almaktadır. (bk. Prof.Dr. Beşir Gözübenli, İmam Âzam Ebû Hanife’nin İçtihat Sistematiğinde Sünnet ve Hadis, Yeni Ümit, Sayı : 88 Nisan-Mayıs-Haziran 2010)
    b. Hadisler daha çok Emevî döneminde toplanmaya başlanmıştır. O dönemde bir kısım Emevi yetkililerin ehl-i beyte karşı olumsuz tutumları ve zulümleri, ehl-i beytten açıkça hadis rivayetinde bulunmaya engel teşkil etmiştir. Hasan Basrî’nin “Neden mürsel hadis rivayet ediyorsun, sahabenin adını niçin vermiyorsun?” diyen birisine verdiği cevapta söylediği şu sözleri bu konuda çok manidardır: “Bulunduğumuz devrin(Haccac devrinin) durumunu biliyorsun. Ben mürsel olarak rivayet ettiğim hadislerin hepsini esasen Hz. Ali’den naklediyorum. Fakat bu devirde onun adını söyleyebilir miyim”(bk. Suyutî, Tedribu’r-râvî, 1/204).


  6. 31.Ağustos.2010, 17:59
    3
    Silent and lonely rains
    İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almıştır. ayrıca, Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır, Caferi Sadık gibi ehl-i beyt alimlerinden hadis rivayet etmişlerdir.
    a. Güvenilir tarih kaynaklarında İmam Ebû Hanife’nin özellikle hadîs dersi aldığı hocaları arasında, Ata b. Ebî Rebah, Zeyd b. Ali, Şa’bi, Tavus, İkrime, Katade, Nafi, Zühri, Simak b. Harb ve Hammad b. Ebi Süleyman başta olmak üzere yüz civarında büyük tâbiûn âliminin ismi geçmektedir. Bazı kaynaklarda ise Ebû Hanife’nin yüzlerce tâbiûn âlimiyle görüşüp hadîs aldığı bilgileri yer almaktadır. Ebû Hanife, Kufe’deki tâbiûn âlimlerinin bilgi birikimini elde etmede en fazla, Hammad b. Ebî Süleyman’dan faydalanmıştır. Onun Hammad b. Ebî Süleyman’ın derslerine hiç aksatmadan yaklaşık yirmi yıl kadar devam ettiği bilinmektedir. Hattâ onun bu hocasından iki bin civarında ahkâm hadîsi yazdığı bilgisi de güvenilir kaynaklarda yer almaktadır.

    İmam Ebû Hanife, Ehl-i Beyt imamlarının hadîs birikimlerine de vâkıf olmuştu. Bu kapsamda onun Zeyd b. Ali ile uzun süre yakından görüştüğü ve kendisinden hadîs dinlediği bilinmektedir. Onun tahsil hayatında Hammad b. Ebî Süleyman ve Ata b. Ebî Rebah gibi, Zeyd b. Ali de çok özel bir yere sahiptir. Ayrıca tarihî kaynaklarda onun hac esnasında Ehl-i Beyt imamlarından İmam Muhammed Bâkır ve İmam Cafer Sadık ile de görüşüp bazı fıkhî konuları müzakere ettikleri bilgisi yer almaktadır. (bk. Prof.Dr. Beşir Gözübenli, İmam Âzam Ebû Hanife’nin İçtihat Sistematiğinde Sünnet ve Hadis, Yeni Ümit, Sayı : 88 Nisan-Mayıs-Haziran 2010)
    b. Hadisler daha çok Emevî döneminde toplanmaya başlanmıştır. O dönemde bir kısım Emevi yetkililerin ehl-i beyte karşı olumsuz tutumları ve zulümleri, ehl-i beytten açıkça hadis rivayetinde bulunmaya engel teşkil etmiştir. Hasan Basrî’nin “Neden mürsel hadis rivayet ediyorsun, sahabenin adını niçin vermiyorsun?” diyen birisine verdiği cevapta söylediği şu sözleri bu konuda çok manidardır: “Bulunduğumuz devrin(Haccac devrinin) durumunu biliyorsun. Ben mürsel olarak rivayet ettiğim hadislerin hepsini esasen Hz. Ali’den naklediyorum. Fakat bu devirde onun adını söyleyebilir miyim”(bk. Suyutî, Tedribu’r-râvî, 1/204).


  7. 31.Ağustos.2010, 18:04
    4
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    --->: İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almış mıdır? Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır

    TESEKKURLER paylasımınıza..
    kopyalarken sıra karısmıs lakın desert.rose kardes.tekrar duzenle ıstersen.


  8. 31.Ağustos.2010, 18:04
    4
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    TESEKKURLER paylasımınıza..
    kopyalarken sıra karısmıs lakın desert.rose kardes.tekrar duzenle ıstersen.


  9. 31.Ağustos.2010, 18:30
    5
    Shakra-21
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ağustos.2010
    Üye No: 78548
    Mesaj Sayısı: 31
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27

    --->: İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almış mıdır? Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır

    Kim böyle bir iddiada bulunmus hayret..
    Üstelik bazi yerlerde caferi sadik rhm'in ebu hanife'nin hocasi olsugu dahi geciyor..

    M. Ebu Zehranin ebu hanife biyografisinden:
    "Ca'fer Sâdık'la İlmî Münasebeti



    Ebû Hanîfe'nin Muhammed Bâkır'İa münasebeti olduğu gibi onun oğlu Ca'fer Câdık'la da ilmî temasları vardı, ikisi aynı yaşta idiler. Aynı senede doğmuşlardı. Fakat Ca'fer Sâdık, Ebû Hanîfe'-den daha evvel ahirete göçtü. Ebû Hanîfe'den iki yıl önce 148 senesinde vefat etti. Ebû Hanîfe ondan bahsederken: «Vallah Ca'fer Sâdık'dan daha fakih bir kimse görmedim» demiştir.

    Muvaffak Mekkî Menakıb-ı Ebû Hanîfe eserinde şunu nakleder : Ebû Ca'fer Mansur bir defa :

    — Yâ Ebû Hanîfe bu insanlar Ca'fer Sâdık'a meftun oldular. Ona sormak üzere en çetin mes'ele hazırla da sor bakalım, dedi. Ebû Hanîfe de 40 soru hazırladı. Bundan sonrasını Ebû Hanîfe'den dinleyelim. Diyar ki: Ebû Ca'fer, Hîre'de iken Ca'fer Sâdık yanında bulunduğu bir sırada huzuruna girdim. Ca'fer Sâdık Halifenin sağ tarafında oturuyordu. Gördüğüm anda Ca'fer Sâdık'ııı heybeti beni kapladı, meclise Halifenin heybetinden ziyade onun heybeti hâkimdi. Selâm verdim.

    — Otur, diye işaret ettiler. Ben de oturdum.

    Mansur, Ca'fer Sâdık'a dönerek :

    — Yâ Ebâ Abdullah, işte Ebû Hanîfe bu zattır, dedi.

    — Alâ, dedi. Sonra bana dönerek ;

    — Yâ Ebû Hanîfe, Ebâ Abdullah'a mes'elelerini arzet bakalım, dedi. Ben de hazırladığım mes'eleleri arzetmeğe başladım. Ben soruyordum, o cevap veriyordu. Ve siz şöyle dersiniz, Medine ehli şöyle der, biz ise böyle deriz,; diyerek bütün ihtilâfları naklediyor, bazan bizim kavlimize, bazan Medine ehli kavline tâbi oluyor, bazan bize muhalefet ediyordu. Kırk mes'eleyi de böyle bütün tafsilâtiyle cevaplandırdı, bir tanesini bile cevapsız bırakmadı.

    Ebû Hanîfe bunu anlattıktan sonra Ca'fer Sâdık'm ilmî kudretini belirterek şöyle dedi: «insanların en âlim olanı, mes'eleler etrafındaki ihtilâfları en iyi bilendir.»

    Bu rivayet bize gayet açık olarak gosierıyor ki: Ebû Hanîfe Ca'fer Sâdık Hazretleriyle daha ilk görüşmede onun yüksek ilmî kudretini anlamış, onu takdir etmiştir. Ca'fer Sâdık'ın fıkıh hakkındaki derin bilgisine hayran kalmıştır. Şüphesiz ki, hâdise Man-sur ile evlâd-ı Ali arasında düşmanlık baş göstermezden Önce olmuştu.

    Ca'fer Sâdık her ne kadar Ebû Hanîfe ile aynı yaşta ise de ulema onu Ebû Hanîfe'nin üstadlanndan addetmişlerdir."

    Ayrica su basliklarda var isteyen okuyabilir darulkitap sitesinden:
    60- Zeyd B. Ali'den Ders Alması
    61- Muhammed Bâkır'dan Ders Alması
    62- Ca'fer Sâdık'la İlmî Münasebeti
    63- Abdullah B. Hasan'la Münasebeti

    NOT: desert.rose bilgiler icin tesekkürler ama sormak istedigim birsey var..
    " O günkü siyasî ortamda meydana gelen olayların bir sonucu olarak bazı kimseler kendi taraftarlarını haklı çıkaracak şekilde hadis uydurdukları bilinmektedir Bu siyasî cereyanlar arasında hariciler, nasıbiler ve Şialar da vardır Ehl-i sünnet bu açıdan bu grupların rivayetlerine ihtiyatla yaklaşmışlardır"
    Bir kisi ehli sünnetin haricilerden hadis rivayet ettiklerini söylemisti..Bunun sebebi ise haricilerin itikadina göre yalan söylemenin küfür olmasidir..bu yüzden onlara bu konuda güvenilmistir diye..
    Konuya dair bilgin veya bilgisi olan varmi acaba?


  10. 31.Ağustos.2010, 18:30
    5
    Kim böyle bir iddiada bulunmus hayret..
    Üstelik bazi yerlerde caferi sadik rhm'in ebu hanife'nin hocasi olsugu dahi geciyor..

    M. Ebu Zehranin ebu hanife biyografisinden:
    "Ca'fer Sâdık'la İlmî Münasebeti



    Ebû Hanîfe'nin Muhammed Bâkır'İa münasebeti olduğu gibi onun oğlu Ca'fer Câdık'la da ilmî temasları vardı, ikisi aynı yaşta idiler. Aynı senede doğmuşlardı. Fakat Ca'fer Sâdık, Ebû Hanîfe'-den daha evvel ahirete göçtü. Ebû Hanîfe'den iki yıl önce 148 senesinde vefat etti. Ebû Hanîfe ondan bahsederken: «Vallah Ca'fer Sâdık'dan daha fakih bir kimse görmedim» demiştir.

    Muvaffak Mekkî Menakıb-ı Ebû Hanîfe eserinde şunu nakleder : Ebû Ca'fer Mansur bir defa :

    — Yâ Ebû Hanîfe bu insanlar Ca'fer Sâdık'a meftun oldular. Ona sormak üzere en çetin mes'ele hazırla da sor bakalım, dedi. Ebû Hanîfe de 40 soru hazırladı. Bundan sonrasını Ebû Hanîfe'den dinleyelim. Diyar ki: Ebû Ca'fer, Hîre'de iken Ca'fer Sâdık yanında bulunduğu bir sırada huzuruna girdim. Ca'fer Sâdık Halifenin sağ tarafında oturuyordu. Gördüğüm anda Ca'fer Sâdık'ııı heybeti beni kapladı, meclise Halifenin heybetinden ziyade onun heybeti hâkimdi. Selâm verdim.

    — Otur, diye işaret ettiler. Ben de oturdum.

    Mansur, Ca'fer Sâdık'a dönerek :

    — Yâ Ebâ Abdullah, işte Ebû Hanîfe bu zattır, dedi.

    — Alâ, dedi. Sonra bana dönerek ;

    — Yâ Ebû Hanîfe, Ebâ Abdullah'a mes'elelerini arzet bakalım, dedi. Ben de hazırladığım mes'eleleri arzetmeğe başladım. Ben soruyordum, o cevap veriyordu. Ve siz şöyle dersiniz, Medine ehli şöyle der, biz ise böyle deriz,; diyerek bütün ihtilâfları naklediyor, bazan bizim kavlimize, bazan Medine ehli kavline tâbi oluyor, bazan bize muhalefet ediyordu. Kırk mes'eleyi de böyle bütün tafsilâtiyle cevaplandırdı, bir tanesini bile cevapsız bırakmadı.

    Ebû Hanîfe bunu anlattıktan sonra Ca'fer Sâdık'm ilmî kudretini belirterek şöyle dedi: «insanların en âlim olanı, mes'eleler etrafındaki ihtilâfları en iyi bilendir.»

    Bu rivayet bize gayet açık olarak gosierıyor ki: Ebû Hanîfe Ca'fer Sâdık Hazretleriyle daha ilk görüşmede onun yüksek ilmî kudretini anlamış, onu takdir etmiştir. Ca'fer Sâdık'ın fıkıh hakkındaki derin bilgisine hayran kalmıştır. Şüphesiz ki, hâdise Man-sur ile evlâd-ı Ali arasında düşmanlık baş göstermezden Önce olmuştu.

    Ca'fer Sâdık her ne kadar Ebû Hanîfe ile aynı yaşta ise de ulema onu Ebû Hanîfe'nin üstadlanndan addetmişlerdir."

    Ayrica su basliklarda var isteyen okuyabilir darulkitap sitesinden:
    60- Zeyd B. Ali'den Ders Alması
    61- Muhammed Bâkır'dan Ders Alması
    62- Ca'fer Sâdık'la İlmî Münasebeti
    63- Abdullah B. Hasan'la Münasebeti

    NOT: desert.rose bilgiler icin tesekkürler ama sormak istedigim birsey var..
    " O günkü siyasî ortamda meydana gelen olayların bir sonucu olarak bazı kimseler kendi taraftarlarını haklı çıkaracak şekilde hadis uydurdukları bilinmektedir Bu siyasî cereyanlar arasında hariciler, nasıbiler ve Şialar da vardır Ehl-i sünnet bu açıdan bu grupların rivayetlerine ihtiyatla yaklaşmışlardır"
    Bir kisi ehli sünnetin haricilerden hadis rivayet ettiklerini söylemisti..Bunun sebebi ise haricilerin itikadina göre yalan söylemenin küfür olmasidir..bu yüzden onlara bu konuda güvenilmistir diye..
    Konuya dair bilgin veya bilgisi olan varmi acaba?


  11. 31.Ağustos.2010, 18:46
    6
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: İmam Azam Ebu Hanife, Caferi Sadık’tan hadis almış mıdır? Ehl-i Sünnet alimleri, Hz. Ali, Zeynelabidin, İmam Bakır

    Alıntı
    kopyalarken sıra karısmıs lakın desert.rose kardes.tekrar duzenle ıstersen.
    Sıra karışması yok kardeş okurken a,b,c d şıklarını takip et


  12. 31.Ağustos.2010, 18:46
    6
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    kopyalarken sıra karısmıs lakın desert.rose kardes.tekrar duzenle ıstersen.
    Sıra karışması yok kardeş okurken a,b,c d şıklarını takip et





+ Yorum Gönder