Konusunu Oylayın.: Ramazana veda hutbesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ramazana veda hutbesi
  1. 29.Ağustos.2010, 23:31
    1
    Misafir

    Ramazana veda hutbesi

  2. 30.Ağustos.2010, 00:29
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: Ramazana veda hutbesi




    RAMAZAN VE ORUCUN GAYESİ
    قاَلَ اللهeُ تَعَالَى فِي كِتَابِهِ الْكَرِيمِ :
    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ، بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    ﴿وَمَاخَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ﴾[1]صَدَقَ الله ُالْعَظِيمُ.
    وَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله ُعَلَيْهِ وَ سَلَّمَ فِي حَدِيثٍ :
    ,مَنْ صاَمَ رَمَضاَنَ إِيماَناً وَ إحْتِساَباً غُفِرَ لَهُ ماَ تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ-[2]صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَالَ.


    Muhterem Müslümanlar!
    Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm âlemlerin yaratılışında bir gaye vardır. İnsanlığın yaratılışındaki gayeyi de Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Mübin'inde şöyle açıklar:
    "Ben, Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım" [3]
    Bu ayetten anlıyoruz ki, insanoğlu bu dünyada ibadet için vardır. O halde, insan ibadet yaptığı ölçüde Allah indinde değer kazanır. Ancak ibadetlerinde samimi ve daimi olanlar Allah'ın rızasına ulaşırlar...
    İbadet; Allah'ın rızasını kazanmak için Allah'ın emri dairesinde yapılan her türlü amelin genel adıdır. Bu ibadetlerden faydalanmak için, ibadetlerin asıl gayelerine de dikkat etmeliyiz. Bu ibadetlerden bir tanesi olan orucun asıl gayesi, yemeden içmeden kesilip aç kalmak değil, aç kalmanın yanında dinimizin bazı güzel emirlerini de yerine getirmektir.
    Bu emirlerden bir tanesi; her zaman ve her yerde doğru olmaktır. Eğer bir kimse oruçluyken; yalan hile ve kötülüklerden uzaklaşmıyorsa, o orucun kendisine açlıktan başka bir faydası olmayacaktır. Zira Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki:
    "Her kim, yalan konuşmayı ve yalan üzerine işini düzenlemeyi bırakmazsa, onun yemeyi ve içmeyi terk etmesine (yani oruç tutmasına) Allah'ın hiç te ihtiyacı yoktur." [4]
    İkinci güzel emir; günahları terk etmektir. Eğer bir insan oruçlu iken, yine günah işlemeye devam ederse, orucu boşuna tutmuş olur. Akıllı bir insan, orucu günahlara karşı bir kalkan olarak kullanır. İnsanı günaha çeken her şey, oruç sayesinde reddedilmeli, o günahlardan Allah'a sığınılmalıdır.
    Üçüncü güzel emir ise, iyiliğe teşviktir. Canlı cansız her şeye iyilik etmek Müslümanın özelliğidir. Özellikle bu ayda, daha çok merhametli, cömert ve yardımsever olunmalıdır.
    Dördüncü güzel emir, oruçlu kimselere iftarlık vermektir. Sofrada veya çarşı pazarda, insanların birbirlerine iftarlık vermeleri, ihtiyaç sahiplerine yemek götürmeleri veya sofralarına davet etmeleri, orucun sevabını ve insanlığın değerini kat kat artırır. Bu konuda peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
    "Her kim onda (Ramazanda) bir oruçluya iftarlık verirse, bu, onun günahları için bağışlanma(sına) ve ateşten boynunu kurtarmasına vesile olur. Onun da mükafatı, oruç tutmuş bulunan kimseninki kadar olur, fakat oruç tutmuş bulunanın ecrinden bir şey eksilmez." [5]
    Beşinci ve en önemli emir ise; İmanlı bir şekilde nefsine hakim olmaktır. İman; Allah'ı ve emirlerini tartışmasız olarak gereği gibi kabul etmektir. Eğer bir kimse nefsi arzularına mahkûm olarak, imanını incitecek bir harekette bulunursa, tuttuğu orucun kendisine bir faydası olmayacaktır.
    Muhterem Cemaat!
    Peygamberimiz (s.a.v.), bu mübarek ay için, bize müjdeler vererek buyuruyor ki:
    "Her kim inanarak ve mükafatını Allah'tan umarak Ramazanda oruç tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanmış olur." [6]
    O halde kıymetli kardeşlerim! Her gün birilerini toprağa verdiğimiz bu dünya da, asıl gayemize uygun olarak yaşayalım. İyi bilelim ki dönüşümüz Allah'adır.

    أَلاَ إِنَّ أَحْسَنَ الْكَلاَمِ وَ أَبْلَغَ النِّظاَمِ...



    [1]Zariyat Suresi: 56
    [2]R.Furkan:2/277
    [3]Zariyat: 56
    [4] Sahih-i Buhari: 2/228
    [5]Tirmizi: 3/162
    [6]Ruhu'l Furkan: 2/277


  3. 30.Ağustos.2010, 00:29
    2
    Hüvel Baki..



    RAMAZAN VE ORUCUN GAYESİ
    قاَلَ اللهeُ تَعَالَى فِي كِتَابِهِ الْكَرِيمِ :
    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ، بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    ﴿وَمَاخَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ﴾[1]صَدَقَ الله ُالْعَظِيمُ.
    وَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله ُعَلَيْهِ وَ سَلَّمَ فِي حَدِيثٍ :
    ,مَنْ صاَمَ رَمَضاَنَ إِيماَناً وَ إحْتِساَباً غُفِرَ لَهُ ماَ تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ-[2]صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَالَ.


    Muhterem Müslümanlar!
    Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm âlemlerin yaratılışında bir gaye vardır. İnsanlığın yaratılışındaki gayeyi de Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Mübin'inde şöyle açıklar:
    "Ben, Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım" [3]
    Bu ayetten anlıyoruz ki, insanoğlu bu dünyada ibadet için vardır. O halde, insan ibadet yaptığı ölçüde Allah indinde değer kazanır. Ancak ibadetlerinde samimi ve daimi olanlar Allah'ın rızasına ulaşırlar...
    İbadet; Allah'ın rızasını kazanmak için Allah'ın emri dairesinde yapılan her türlü amelin genel adıdır. Bu ibadetlerden faydalanmak için, ibadetlerin asıl gayelerine de dikkat etmeliyiz. Bu ibadetlerden bir tanesi olan orucun asıl gayesi, yemeden içmeden kesilip aç kalmak değil, aç kalmanın yanında dinimizin bazı güzel emirlerini de yerine getirmektir.
    Bu emirlerden bir tanesi; her zaman ve her yerde doğru olmaktır. Eğer bir kimse oruçluyken; yalan hile ve kötülüklerden uzaklaşmıyorsa, o orucun kendisine açlıktan başka bir faydası olmayacaktır. Zira Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki:
    "Her kim, yalan konuşmayı ve yalan üzerine işini düzenlemeyi bırakmazsa, onun yemeyi ve içmeyi terk etmesine (yani oruç tutmasına) Allah'ın hiç te ihtiyacı yoktur." [4]
    İkinci güzel emir; günahları terk etmektir. Eğer bir insan oruçlu iken, yine günah işlemeye devam ederse, orucu boşuna tutmuş olur. Akıllı bir insan, orucu günahlara karşı bir kalkan olarak kullanır. İnsanı günaha çeken her şey, oruç sayesinde reddedilmeli, o günahlardan Allah'a sığınılmalıdır.
    Üçüncü güzel emir ise, iyiliğe teşviktir. Canlı cansız her şeye iyilik etmek Müslümanın özelliğidir. Özellikle bu ayda, daha çok merhametli, cömert ve yardımsever olunmalıdır.
    Dördüncü güzel emir, oruçlu kimselere iftarlık vermektir. Sofrada veya çarşı pazarda, insanların birbirlerine iftarlık vermeleri, ihtiyaç sahiplerine yemek götürmeleri veya sofralarına davet etmeleri, orucun sevabını ve insanlığın değerini kat kat artırır. Bu konuda peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
    "Her kim onda (Ramazanda) bir oruçluya iftarlık verirse, bu, onun günahları için bağışlanma(sına) ve ateşten boynunu kurtarmasına vesile olur. Onun da mükafatı, oruç tutmuş bulunan kimseninki kadar olur, fakat oruç tutmuş bulunanın ecrinden bir şey eksilmez." [5]
    Beşinci ve en önemli emir ise; İmanlı bir şekilde nefsine hakim olmaktır. İman; Allah'ı ve emirlerini tartışmasız olarak gereği gibi kabul etmektir. Eğer bir kimse nefsi arzularına mahkûm olarak, imanını incitecek bir harekette bulunursa, tuttuğu orucun kendisine bir faydası olmayacaktır.
    Muhterem Cemaat!
    Peygamberimiz (s.a.v.), bu mübarek ay için, bize müjdeler vererek buyuruyor ki:
    "Her kim inanarak ve mükafatını Allah'tan umarak Ramazanda oruç tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanmış olur." [6]
    O halde kıymetli kardeşlerim! Her gün birilerini toprağa verdiğimiz bu dünya da, asıl gayemize uygun olarak yaşayalım. İyi bilelim ki dönüşümüz Allah'adır.

    أَلاَ إِنَّ أَحْسَنَ الْكَلاَمِ وَ أَبْلَغَ النِّظاَمِ...



    [1]Zariyat Suresi: 56
    [2]R.Furkan:2/277
    [3]Zariyat: 56
    [4] Sahih-i Buhari: 2/228
    [5]Tirmizi: 3/162
    [6]Ruhu'l Furkan: 2/277


  4. 17.Ağustos.2012, 03:32
    3
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Ramazana veda hutbesi

    İstanbul müftülüğünden ramazan ayına veda cuma hutbesi

    İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜOKUMA TARİHİ: 17. 08. 2012بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ*وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَاْتِيَكَ الْيَقينُ*قَالَ النَّبِىُّ عَلَيْهِ السَّلاّمُ: نَوْمُ الصَّائِمِ عِبَادَةٌوَصَمْتُهُ تََسْبِيحٌ وَعَمَلُهُ مُضَاعَفٌ وَ دُعَاءُهُ مُسْتَجَابٌ وَذَنْبُهُ مَغْفُورٌMuhterem Müminler!Bugün ramazan-ı Şerifin son cuması, yarın da son günüdür. Fazilet ve bereketi ile hayatımıza maddi-manevi bir heyecan katan ve Kur’an-ı Kerim’in nüzulüne şahit olan sayılı günler veda ediyor. Uykunun ibadet, suskunluğun tesbih sayıldığı, amellerin kat kat değerlendirildiği, duaların müstecab ve günahların affolunduğu, *müminleri bir kale gibi kuşatıp koruyan ve cehennem ateşine karşı perde olan farz oruca *veda ediyoruz. *Bir daha buluşmaya kimin ömrünün vefa edeceğini ve bu bereketli aydan kimlerin faydalanacağını bilemiyoruz.*Aziz Kardeşlerim!Ramazan, kulluk şuurunun en yoğun yaşandığı zaman dilimidir. Bu aydan sonra bu kadar yoğunlukta olmasa bile mükellef olduğumuz kulluk görevlerimizi ihmal etmeden hayatımıza devam etmeliyiz. Ramazanda kazandığımız güzel davranışları, ifa ettiğimiz ibadetleri ve İslamî prensipler üzerine inşa ettiğimiz insanî ilişkilerimizi hassasiyetle sürdürmeliyiz. Ferdî ve toplumsal huzurumuzun temeli budur. Ramazanda olduğu gibi cömert, diğergâm, yardım sever, yumuşak huylu, güler yüzlü, fedakâr, ibadet ehli, günah ve kötülüklerden kaçan, hayır ve sevap hususunda istekli olan bir mümin olmalıyız. Bu hayat devam ettikçe mümin olmaktan, Rabbimize kulluk etmekten vazgeçemeyeceğimiz için Yüce kitabımızın aydınlattığı yolda, doğru istikamette, Mevla’mızın rızasına uygun yaşamaya devam etmeliyiz. Zira Yüce Yaratan: “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” *buyurarak hayatımızın son anlarına kadar sorumlu olduğumuzu bizlere hatırlatmaktadır. Hak Teâlâ’ya kul, Resulüllah’a ümmet, Kur’an-ı Kerime muhatap olduğumuzu unutmayalım. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan, imanı küfürden ayırt etme basiretini bize kazandıran ve bu ayda çok okuduğumuz Allah’ın kelamı daima bize rehber olmalıdır. Onu ihmal ettiğimizde inancın ve hayatın maddi-manevi güzelliklerini kaybedeceğimizi asla hatırımızdan çıkarmayalım.*Kıymetli kardeşlerim!Görev ve sorumluluklarımız Ramazan’ın bitmesi ile sona ermeyecektir. Hayatımız boyunca yine ifa etmekle vazifeli olduğumuz ibadetlerimiz ve etrafımızda yardım etmek zorunda kalacağımız ihtiyaç sahipleri bulunacaktır. Yine bizim tahammülümüzü zorlayan tartışmalar, münakaşalar, birbirimizi kızdıracak, öfkelendirecek tavır ve davranışlarımız olacaktır. Bu feyizli ayda yaptığımız gibi yine sabır ve sükûnetle karşılayalım. Selamlaşmaya, birbirimize dua etmeye, dostluklar kurmaya, kırgınlıkları ortadan kaldırmaya devam edelim. İnsanlık var oldukça iyilik ve kötülük de var olmaya devam edecektir. Yüce Kitabımızın kılavuzluğunda iyilikleri yaygınlaştırmak ve kötülükleri yok etmek için gayret gösterelim. Bu imtihan dünyasında hep ilahî rızaya kavuşmak için gayret gösterelim. Unutmayalım ki, cennet nimetleri kolay ve çabasız elde edilemez. Hayatın buhranlarına, çıkmazlarına karşı hamdolsun elimizde Kur’an-ı Kerim gibi sağlam bir kitap, Resulüllah gibi kâmil bir önderimiz var. Bu iki nimetin kıymetini bilip iyi değerlendirdiğimizde, bu iki sağlam delile sarıldığımızda hak ve hakikatten ayrılmadan, karşımıza çıkacak sıkıntıların üstesinden gelmek mümkün olacaktır.*Muhterem Müminler!Pazar günü fakir-zengin, *büyük-küçük toplumumuzun her ferdinin iştirak edeceği bir bayram yaşayacağız. Bu sevinç günü sadece oruç ayının bittiği gün değil aynı zamanda cömertliğin, paylaşmanın, bütünleşmenin, birlik-beraberliğin, insanî görevlerimizi yerine getirmenin mutluluğunu paylaştığımız gün olacaktır. Bereketli bir mevsimi verimli geçirmenin hazzını yaşayacağız. Dünyamızı Ramazan gibi yaşayalım ki, ahretimiz de bayram olsun. Rabbimiz rızasına layık ameller nasip eyleyip huzurunda mesrur ve şadan eylesin. Gelecek Ramazan’a afiyetle kavuşmayı nasibeylesin.*
    Emir Faysal ARVASYusuf Agâh Camii İmam-Hatibi/ Beyoğlu


  5. 17.Ağustos.2012, 03:32
    3
    Üye
    İstanbul müftülüğünden ramazan ayına veda cuma hutbesi

    İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜOKUMA TARİHİ: 17. 08. 2012بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ*وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَاْتِيَكَ الْيَقينُ*قَالَ النَّبِىُّ عَلَيْهِ السَّلاّمُ: نَوْمُ الصَّائِمِ عِبَادَةٌوَصَمْتُهُ تََسْبِيحٌ وَعَمَلُهُ مُضَاعَفٌ وَ دُعَاءُهُ مُسْتَجَابٌ وَذَنْبُهُ مَغْفُورٌMuhterem Müminler!Bugün ramazan-ı Şerifin son cuması, yarın da son günüdür. Fazilet ve bereketi ile hayatımıza maddi-manevi bir heyecan katan ve Kur’an-ı Kerim’in nüzulüne şahit olan sayılı günler veda ediyor. Uykunun ibadet, suskunluğun tesbih sayıldığı, amellerin kat kat değerlendirildiği, duaların müstecab ve günahların affolunduğu, *müminleri bir kale gibi kuşatıp koruyan ve cehennem ateşine karşı perde olan farz oruca *veda ediyoruz. *Bir daha buluşmaya kimin ömrünün vefa edeceğini ve bu bereketli aydan kimlerin faydalanacağını bilemiyoruz.*Aziz Kardeşlerim!Ramazan, kulluk şuurunun en yoğun yaşandığı zaman dilimidir. Bu aydan sonra bu kadar yoğunlukta olmasa bile mükellef olduğumuz kulluk görevlerimizi ihmal etmeden hayatımıza devam etmeliyiz. Ramazanda kazandığımız güzel davranışları, ifa ettiğimiz ibadetleri ve İslamî prensipler üzerine inşa ettiğimiz insanî ilişkilerimizi hassasiyetle sürdürmeliyiz. Ferdî ve toplumsal huzurumuzun temeli budur. Ramazanda olduğu gibi cömert, diğergâm, yardım sever, yumuşak huylu, güler yüzlü, fedakâr, ibadet ehli, günah ve kötülüklerden kaçan, hayır ve sevap hususunda istekli olan bir mümin olmalıyız. Bu hayat devam ettikçe mümin olmaktan, Rabbimize kulluk etmekten vazgeçemeyeceğimiz için Yüce kitabımızın aydınlattığı yolda, doğru istikamette, Mevla’mızın rızasına uygun yaşamaya devam etmeliyiz. Zira Yüce Yaratan: “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” *buyurarak hayatımızın son anlarına kadar sorumlu olduğumuzu bizlere hatırlatmaktadır. Hak Teâlâ’ya kul, Resulüllah’a ümmet, Kur’an-ı Kerime muhatap olduğumuzu unutmayalım. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan, imanı küfürden ayırt etme basiretini bize kazandıran ve bu ayda çok okuduğumuz Allah’ın kelamı daima bize rehber olmalıdır. Onu ihmal ettiğimizde inancın ve hayatın maddi-manevi güzelliklerini kaybedeceğimizi asla hatırımızdan çıkarmayalım.*Kıymetli kardeşlerim!Görev ve sorumluluklarımız Ramazan’ın bitmesi ile sona ermeyecektir. Hayatımız boyunca yine ifa etmekle vazifeli olduğumuz ibadetlerimiz ve etrafımızda yardım etmek zorunda kalacağımız ihtiyaç sahipleri bulunacaktır. Yine bizim tahammülümüzü zorlayan tartışmalar, münakaşalar, birbirimizi kızdıracak, öfkelendirecek tavır ve davranışlarımız olacaktır. Bu feyizli ayda yaptığımız gibi yine sabır ve sükûnetle karşılayalım. Selamlaşmaya, birbirimize dua etmeye, dostluklar kurmaya, kırgınlıkları ortadan kaldırmaya devam edelim. İnsanlık var oldukça iyilik ve kötülük de var olmaya devam edecektir. Yüce Kitabımızın kılavuzluğunda iyilikleri yaygınlaştırmak ve kötülükleri yok etmek için gayret gösterelim. Bu imtihan dünyasında hep ilahî rızaya kavuşmak için gayret gösterelim. Unutmayalım ki, cennet nimetleri kolay ve çabasız elde edilemez. Hayatın buhranlarına, çıkmazlarına karşı hamdolsun elimizde Kur’an-ı Kerim gibi sağlam bir kitap, Resulüllah gibi kâmil bir önderimiz var. Bu iki nimetin kıymetini bilip iyi değerlendirdiğimizde, bu iki sağlam delile sarıldığımızda hak ve hakikatten ayrılmadan, karşımıza çıkacak sıkıntıların üstesinden gelmek mümkün olacaktır.*Muhterem Müminler!Pazar günü fakir-zengin, *büyük-küçük toplumumuzun her ferdinin iştirak edeceği bir bayram yaşayacağız. Bu sevinç günü sadece oruç ayının bittiği gün değil aynı zamanda cömertliğin, paylaşmanın, bütünleşmenin, birlik-beraberliğin, insanî görevlerimizi yerine getirmenin mutluluğunu paylaştığımız gün olacaktır. Bereketli bir mevsimi verimli geçirmenin hazzını yaşayacağız. Dünyamızı Ramazan gibi yaşayalım ki, ahretimiz de bayram olsun. Rabbimiz rızasına layık ameller nasip eyleyip huzurunda mesrur ve şadan eylesin. Gelecek Ramazan’a afiyetle kavuşmayı nasibeylesin.*
    Emir Faysal ARVASYusuf Agâh Camii İmam-Hatibi/ Beyoğlu





+ Yorum Gönder