Konusunu Oylayın.: İlk cuma namazını kim kıldırdı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
İlk cuma namazını kim kıldırdı?
  1. 25.Ağustos.2010, 00:07
    1
    Misafir

    İlk cuma namazını kim kıldırdı?






    İlk cuma namazını kim kıldırdı? Mumsema İlk cuma namazını kim kıldırdı? İslamda ilk cuma namazı ne zaman kılınmıştır ?


  2. 25.Ağustos.2010, 00:07
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 25.Ağustos.2010, 00:58
    2
    _EmSaL_
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Ağustos.2010
    Üye No: 77958
    Mesaj Sayısı: 17
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 26
    Bulunduğu yer: izmir

    --->: İlk cuma namazını kim kıldırdı?




    ilk Cuma namazını Resulullah Efenedimiz(asm) Kuba'da kıldırdı diye biliyorum
    yanlışım varsa bağışlayın..


  4. 25.Ağustos.2010, 00:58
    2
    Üye



    ilk Cuma namazını Resulullah Efenedimiz(asm) Kuba'da kıldırdı diye biliyorum
    yanlışım varsa bağışlayın..


  5. 25.Ağustos.2010, 01:11
    3
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,424
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: İlk cuma namazını kim kıldırdı?

    ilk Cuma Namazı






    Cuma namazı, Mekke`den Medine`ye hicret esnasında farz kılınmıştır. Mekke`den Medine`ye hicret eden Resûl-i Ekrem Efendimiz, bir haftayı geçen uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, Medine yakınındaki Ranuna denen mevkie gelince, devesinden inerek Salim oğulları yurdunda ilk Cuma namazını kıldırmıştır. Böylece de, Cuma günleri kılageldiğimiz Cuma namazı, o günden itibaren farz namazlar sırasına girmiştir

    sie







  6. 25.Ağustos.2010, 01:11
    3
    Hüvel Baki..
    ilk Cuma Namazı






    Cuma namazı, Mekke`den Medine`ye hicret esnasında farz kılınmıştır. Mekke`den Medine`ye hicret eden Resûl-i Ekrem Efendimiz, bir haftayı geçen uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, Medine yakınındaki Ranuna denen mevkie gelince, devesinden inerek Salim oğulları yurdunda ilk Cuma namazını kıldırmıştır. Böylece de, Cuma günleri kılageldiğimiz Cuma namazı, o günden itibaren farz namazlar sırasına girmiştir

    sie







  7. 07.Şubat.2013, 02:25
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 28,969
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 329
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İlk cuma namazını kim kıldırdı?

    Râ­nû­nâ Vâ­di­si’nde İlk Cu­ma Na­ma­zı

    Ni­hâ­yet Ku­bâ’da on dört gün­lük bir mi­sâ­fir­lik­ten son­ra Al­lâh Ra­sû­lü -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- ve be­râ­be­rin­de­ki­ler, Me­dî­ne’ye ha­re­ket et­ti­ler. Gün­ler­den cu­ma idi. Öğ­le üze­ri “Râ­nû­nâ Vâ­di­si”ne va­rıl­mış, na­maz vak­ti gir­miş­ti. Al­lâh Ra­sû­lü -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- de­ve­sin­den in­di. O sı­ra­da, İs­lâm’ın ik­ti­dâ­rı­nın bir alâ­me­ti ola­rak farz kı­lı­nan “cu­ma na­ma­zı”nı kıl­dır­dı. Ora­da şu hut­be­le­ri îrâd bu­yur­du­lar:
    1. Hut­be:
    “Ey in­san­lar!
    Öl­me­den ön­ce tev­be edin; fır­sat el­de iken sâ­lih amel­ler iş­le­me­ye ba­kın! Giz­li-açık bol­ca sa­da­ka ver­mek ve Al­lâh’ı çok çok zik­ret­mek­le Rab­bi­niz­le ara­nı­zı dü­zel­tin! Böy­le ya­par­sa­nız, rı­zık­lan­dı­rı­lır, yar­dım gö­rür ve ka­çır­mış ol­du­ğu­nuz şey­le­ri el­de eder­si­niz.
    Bi­li­niz ki Al­lâh, bu yı­lı­nı­zın bu ayın­da, bu yer­de si­ze kı­yâ­me­te ka­dar «cu­ma na­ma­zı»nı farz kıl­mış­tır. Âdil ol­sun-ol­ma­sın, ba­şın­da bir imâm var­ken be­nim sağ­lı­ğım­da ve­ya ben­den son­ra her kim ha­fi­fe ala­rak ve­ya in­kâr ede­rek bu na­ma­zı bı­ra­kır­sa, onun iki ya­ka­sı bir ara­ya gel­me­sin! Ve Al­lâh, onun iş­le­ri­ni ba­şa­rı­ya ulaş­tır­ma­sın! O kim­se­nin baş­ka na­ma­zı yok­tur; tev­be eden­ler müs­tes­nâ… Çün­kü kim tev­be eder­se, Al­lâh onun tev­be­si­ni ka­bûl eder.” (İbn-i Mâ­ce, İkâ­me, 78)
    “Ey in­san­lar!
    Sağ­lı­ğı­nız­da âhi­re­ti­niz için ha­zır­lık ya­pı­nız! Mu­hak­kak her bi­ri­niz öle­cek ve sü­rü­sü­nü ço­ban­sız bı­ra­ka­cak­tır. Son­ra Al­lâh, ona ter­cü­man­sız ve vâ­sı­ta­sız ola­rak di­ye­cek ki: «Be­nim Ra­sû­lüm ge­lip de si­ze emir­le­ri­mi bil­dir­me­di mi? Ben sa­na mal-mülk ver­dim, pek çok iyi­lik­ler­de, ih­san­lar­da bu­lun­dum; sen ken­din için ne ge­tir­din?»
    Bu su­âl ile kar­şı­la­şan her­kes, sa­ğa-so­la ba­ka­cak bir şey gö­re­me­ye­cek, önü­ne bak­tı­ğı za­man ce­hen­ne­mi gö­re­cek…
    O hâl­de uya­nı­nız! Kim ya­rım hur­ma ile da­hî ateş­ten ko­run­ma­ya muk­te­dir­se, onu yap­sın! Kim ki o ya­rım hur­ma­yı bu­la­maz­sa, bâ­ri tat­lı bir söz söy­le­ye­rek iyi­lik et­me­ye ça­lış­sın! Çün­kü bir iyi­li­ğe on mis­lin­den ye­di yüz mis­li­ne ka­dar se­vap ve­ri­lir.
    Al­lâh’ın se­lâ­mı, rah­me­ti ve be­re­ke­ti üze­ri­ni­ze ol­sun!” (İbn-i Hi­şâm, I, 118-119, Bey­ha­kî, De­lâ­il, II, 524)
    2. Hut­be:
    “Al­lâh’a hamd ede­rim ve O’ndan yar­dım di­le­rim. Ne­fis­le­ri­mi­zin şer­rin­den ve amel­le­ri­mi­zin kö­tü­lük­le­rin­den Al­lâh’a sı­ğı­nı­rız. Al­lâh’ın hi­dâ­ye­te er­dir­di­ği­ni kim­se sap­tı­ra­maz; sap­tır­dı­ğı­nı da kim­se doğ­ru yo­la ile­te­mez.
    Şe­hâ­det ede­rim ki, Al­lâh’tan baş­ka ilâh yok­tur. O, bir­dir; or­ta­ğı yok­tur. Söz­le­rin en gü­ze­li Al­lâh’ın ki­tâ­bı­dır. Al­lâh, ki­min kal­bi­ni Kur’ân’la süs­ler ve onu kü­für­den son­ra İs­lâm’a hi­dâ­yet bu­yu­rur, o da Kur’ân’ı baş­ka söz­le­re ter­cîh eder­se, iş­te o kim­se kur­tu­lu­şa er­miş­tir.
    Doğ­ru­su Al­lâh’ın ki­tâ­bı, söz­le­rin en gü­ze­li ve en be­lî­ği­dir.
    Al­lâh’ın sev­di­ği­ni se­vi­niz! Al­lâh’ın ke­lâ­mı’ndan ve O’nu zik­ret­mek­ten usan­ma­yı­nız. Al­lâh’ın ke­lâ­mın­dan kal­bi­ni­ze dar­lık gel­me­sin! Çün­kü Al­lâh’ın ke­lâ­mı, her şe­yin üs­tü­nü­nü ayı­rıp se­çer. Amel­le­rin ha­yır­lı­sı­nı, kul­la­rın seç­ki­ni olan pey­gam­ber­le­ri, kıs­sa­la­rın en gü­zel ve ib­ret­li­le­ri­ni an­la­tır.267 He­lâl ve ha­râ­mı açık­lar.
    Siz an­cak Al­lâh’a ibâ­det edi­niz ve O’na hiç­bir şe­yi or­tak koş­ma­yı­nız! O’ndan hak­kı ile sa­kı­nı­nız! Yap­tı­ğı­nız iyi iş­le­ri di­li­niz te’yîd et­sin! Al­lâh’ın ke­lâ­mı ile bir­bi­ri­ni­zi se­vi­niz! Mu­hak­kak bi­li­niz ki Al­lâh Te­âlâ, ah­di­ni bo­zan­la­ra ga­zab eder.
    Al­lâh’ın se­lâ­mı üze­ri­ni­ze ol­sun!” (Bey­ha­kî, De­lâ­il, II, 524-525)
    Bu hut­be­ler, İs­lâm’ın îti­kad, ibâ­det, ah­lâk, mu­âme­lât gi­bi mev­zû­la­rıy­la dî­nin umû­mî bir hu­lâ­sa­sı hük­mün­de­dir.
    Cu­ma na­ma­zı­nın Hic­ret es­nâ­sın­da farz kı­lın­ma­sı, müs­lü­man­la­rın ce­ma­at hâ­li­ne gel­me­le­ri­nin ehem­mi­yet ve za­rû­re­ti­ne işâ­ret et­mek­te­dir.




  8. 07.Şubat.2013, 02:25
    4
    Moderatör
    Râ­nû­nâ Vâ­di­si’nde İlk Cu­ma Na­ma­zı

    Ni­hâ­yet Ku­bâ’da on dört gün­lük bir mi­sâ­fir­lik­ten son­ra Al­lâh Ra­sû­lü -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- ve be­râ­be­rin­de­ki­ler, Me­dî­ne’ye ha­re­ket et­ti­ler. Gün­ler­den cu­ma idi. Öğ­le üze­ri “Râ­nû­nâ Vâ­di­si”ne va­rıl­mış, na­maz vak­ti gir­miş­ti. Al­lâh Ra­sû­lü -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- de­ve­sin­den in­di. O sı­ra­da, İs­lâm’ın ik­ti­dâ­rı­nın bir alâ­me­ti ola­rak farz kı­lı­nan “cu­ma na­ma­zı”nı kıl­dır­dı. Ora­da şu hut­be­le­ri îrâd bu­yur­du­lar:
    1. Hut­be:
    “Ey in­san­lar!
    Öl­me­den ön­ce tev­be edin; fır­sat el­de iken sâ­lih amel­ler iş­le­me­ye ba­kın! Giz­li-açık bol­ca sa­da­ka ver­mek ve Al­lâh’ı çok çok zik­ret­mek­le Rab­bi­niz­le ara­nı­zı dü­zel­tin! Böy­le ya­par­sa­nız, rı­zık­lan­dı­rı­lır, yar­dım gö­rür ve ka­çır­mış ol­du­ğu­nuz şey­le­ri el­de eder­si­niz.
    Bi­li­niz ki Al­lâh, bu yı­lı­nı­zın bu ayın­da, bu yer­de si­ze kı­yâ­me­te ka­dar «cu­ma na­ma­zı»nı farz kıl­mış­tır. Âdil ol­sun-ol­ma­sın, ba­şın­da bir imâm var­ken be­nim sağ­lı­ğım­da ve­ya ben­den son­ra her kim ha­fi­fe ala­rak ve­ya in­kâr ede­rek bu na­ma­zı bı­ra­kır­sa, onun iki ya­ka­sı bir ara­ya gel­me­sin! Ve Al­lâh, onun iş­le­ri­ni ba­şa­rı­ya ulaş­tır­ma­sın! O kim­se­nin baş­ka na­ma­zı yok­tur; tev­be eden­ler müs­tes­nâ… Çün­kü kim tev­be eder­se, Al­lâh onun tev­be­si­ni ka­bûl eder.” (İbn-i Mâ­ce, İkâ­me, 78)
    “Ey in­san­lar!
    Sağ­lı­ğı­nız­da âhi­re­ti­niz için ha­zır­lık ya­pı­nız! Mu­hak­kak her bi­ri­niz öle­cek ve sü­rü­sü­nü ço­ban­sız bı­ra­ka­cak­tır. Son­ra Al­lâh, ona ter­cü­man­sız ve vâ­sı­ta­sız ola­rak di­ye­cek ki: «Be­nim Ra­sû­lüm ge­lip de si­ze emir­le­ri­mi bil­dir­me­di mi? Ben sa­na mal-mülk ver­dim, pek çok iyi­lik­ler­de, ih­san­lar­da bu­lun­dum; sen ken­din için ne ge­tir­din?»
    Bu su­âl ile kar­şı­la­şan her­kes, sa­ğa-so­la ba­ka­cak bir şey gö­re­me­ye­cek, önü­ne bak­tı­ğı za­man ce­hen­ne­mi gö­re­cek…
    O hâl­de uya­nı­nız! Kim ya­rım hur­ma ile da­hî ateş­ten ko­run­ma­ya muk­te­dir­se, onu yap­sın! Kim ki o ya­rım hur­ma­yı bu­la­maz­sa, bâ­ri tat­lı bir söz söy­le­ye­rek iyi­lik et­me­ye ça­lış­sın! Çün­kü bir iyi­li­ğe on mis­lin­den ye­di yüz mis­li­ne ka­dar se­vap ve­ri­lir.
    Al­lâh’ın se­lâ­mı, rah­me­ti ve be­re­ke­ti üze­ri­ni­ze ol­sun!” (İbn-i Hi­şâm, I, 118-119, Bey­ha­kî, De­lâ­il, II, 524)
    2. Hut­be:
    “Al­lâh’a hamd ede­rim ve O’ndan yar­dım di­le­rim. Ne­fis­le­ri­mi­zin şer­rin­den ve amel­le­ri­mi­zin kö­tü­lük­le­rin­den Al­lâh’a sı­ğı­nı­rız. Al­lâh’ın hi­dâ­ye­te er­dir­di­ği­ni kim­se sap­tı­ra­maz; sap­tır­dı­ğı­nı da kim­se doğ­ru yo­la ile­te­mez.
    Şe­hâ­det ede­rim ki, Al­lâh’tan baş­ka ilâh yok­tur. O, bir­dir; or­ta­ğı yok­tur. Söz­le­rin en gü­ze­li Al­lâh’ın ki­tâ­bı­dır. Al­lâh, ki­min kal­bi­ni Kur’ân’la süs­ler ve onu kü­für­den son­ra İs­lâm’a hi­dâ­yet bu­yu­rur, o da Kur’ân’ı baş­ka söz­le­re ter­cîh eder­se, iş­te o kim­se kur­tu­lu­şa er­miş­tir.
    Doğ­ru­su Al­lâh’ın ki­tâ­bı, söz­le­rin en gü­ze­li ve en be­lî­ği­dir.
    Al­lâh’ın sev­di­ği­ni se­vi­niz! Al­lâh’ın ke­lâ­mı’ndan ve O’nu zik­ret­mek­ten usan­ma­yı­nız. Al­lâh’ın ke­lâ­mın­dan kal­bi­ni­ze dar­lık gel­me­sin! Çün­kü Al­lâh’ın ke­lâ­mı, her şe­yin üs­tü­nü­nü ayı­rıp se­çer. Amel­le­rin ha­yır­lı­sı­nı, kul­la­rın seç­ki­ni olan pey­gam­ber­le­ri, kıs­sa­la­rın en gü­zel ve ib­ret­li­le­ri­ni an­la­tır.267 He­lâl ve ha­râ­mı açık­lar.
    Siz an­cak Al­lâh’a ibâ­det edi­niz ve O’na hiç­bir şe­yi or­tak koş­ma­yı­nız! O’ndan hak­kı ile sa­kı­nı­nız! Yap­tı­ğı­nız iyi iş­le­ri di­li­niz te’yîd et­sin! Al­lâh’ın ke­lâ­mı ile bir­bi­ri­ni­zi se­vi­niz! Mu­hak­kak bi­li­niz ki Al­lâh Te­âlâ, ah­di­ni bo­zan­la­ra ga­zab eder.
    Al­lâh’ın se­lâ­mı üze­ri­ni­ze ol­sun!” (Bey­ha­kî, De­lâ­il, II, 524-525)
    Bu hut­be­ler, İs­lâm’ın îti­kad, ibâ­det, ah­lâk, mu­âme­lât gi­bi mev­zû­la­rıy­la dî­nin umû­mî bir hu­lâ­sa­sı hük­mün­de­dir.
    Cu­ma na­ma­zı­nın Hic­ret es­nâ­sın­da farz kı­lın­ma­sı, müs­lü­man­la­rın ce­ma­at hâ­li­ne gel­me­le­ri­nin ehem­mi­yet ve za­rû­re­ti­ne işâ­ret et­mek­te­dir.




  9. 31.Mart.2015, 20:31
    5
    Misafir

    Cevap: İlk cuma namazını kim kıldırdı?

    doğru biliyorsam HZ. MUHAMMED(s.a.v.) kıldırmıştır.


  10. 31.Mart.2015, 20:31
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    doğru biliyorsam HZ. MUHAMMED(s.a.v.) kıldırmıştır.


  11. 28.Eylül.2016, 00:10
    6
    Misafir

    Yorum: İlk cuma namazını kim kıldırdı?

    Medine'de ilk cuma namazını esad bin zürare kıldırmıştır. bazı rivayetlerde mus'ab bin umeyrin kıldırdığı da zikredilir. peygamberimiz (s.a.v) mekke'den Medine'ye hicreti esnasında bir müddet kuba'da kalmış(14 gün), daha sonra Medine'ye hareket etmiş bini avf oğullarının yurdunda ranuna vadisinde cuma suresindeki ayet inmiş ve efendimiz farz olan ilk cuma namazını orada kıldırmıştır.


  12. 28.Eylül.2016, 00:10
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Medine'de ilk cuma namazını esad bin zürare kıldırmıştır. bazı rivayetlerde mus'ab bin umeyrin kıldırdığı da zikredilir. peygamberimiz (s.a.v) mekke'den Medine'ye hicreti esnasında bir müddet kuba'da kalmış(14 gün), daha sonra Medine'ye hareket etmiş bini avf oğullarının yurdunda ranuna vadisinde cuma suresindeki ayet inmiş ve efendimiz farz olan ilk cuma namazını orada kıldırmıştır.





+ Yorum Gönder