Konusunu Oylayın.: İmam Azam'ın Arapçaya karşı olduğunu iddia edenler vardır? Bu konuda bilgilendirir misiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İmam Azam'ın Arapçaya karşı olduğunu iddia edenler vardır? Bu konuda bilgilendirir misiniz?
  1. 17.Ağustos.2010, 00:16
    1
    Misafir

    İmam Azam'ın Arapçaya karşı olduğunu iddia edenler vardır? Bu konuda bilgilendirir misiniz?

  2. 17.Ağustos.2010, 11:06
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: İmam Azam'ın Arapçaya karşı olduğunu iddia edenler vardır? Bu konuda bilgilendirir misiniz?




    Bu iddiaya ortaya atanlar, İmam Azam'ın Fatiha suresini bilmeyen kimselerin -öğreninceye kadar- Arapça metnin dışında Farsça olarak da okuyabileceğine dair sözlerini delil getiriyorlar. İmamın “Arapçacılığa karşı” olduğunu söylemek için din konusunda echel olmak bile yetmez. Kur’an’ın açık ayetlerinde “Kur’an’ın Arapça lisanıyla indirildiği” gerçeğini bildiği halde, böyle bir saçmalığı dillendirmek gerçekten dinî bir risk taşımaktadır.
    Aslında bu konu o kadar açıktır ki, fazla bir şey söylemeye bile gerek yoktur. Zira bu saçmalıklara göre, “Kur’an’a bağlı olanlar Arapçacılık yapıyor, Muhammed-i Arabi olan Hz. Peygambere (asv) iman eden Arapçacılık yapıyor, Sünnete bağlılığını ifade eden Arapçacılık yapıyor” demektir.
    Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki görüşlerini -özet olarak- takdim etmekte fayda vardır:
    “İmam-ı Azam, diğer imamların aksine demiş ki: İhtiyaç olsa, İslâm merkezinden uzak yerlerde, Arapçayı hiç bilmeyenlere, ihtiyaçları nispetinde Fatiha yerine, onun Farsça tercümesinin okunması caizdir. Öyleyse, biz de muhtacız, Türkçe okuyabiliriz. Hâlbuki İmam-ı Azam'ın bu fetvasına karşı, başta Hanefi mezhebinin büyük imamları ve diğer oniki müçtehit imamlar, o fetvanın aksine fetva vermişlerdir. Âlem-i İslâm'ın cadde-i kübrası, cumhuru teşkil eden imamların caddesidir. Bu büyük ümmet ancak büyük caddede gidebilir. İnsanları dar yollara sevk edenler onları yoldan çıkarırlar.”(bk. Mektûbat, s.406).
    Bediüzzaman’a göre, İmam-ı Azam'ın fetvası beş yönden husûsi bir özellik arz etmektedir:
    Birincisi: İslâm merkezinden uzak yerlerde bulunanlar içindir.
    İkincisi: Gerçek ihtiyaca göredir.
    Üçüncüsü: Bir rivayette Cennet ehlinin lisanı sayılan Farsça diline mahsustur.
    Dördüncüsü: Fatiha sûresine mahsus olarak cevaz verilmiş, ta ki Fatihayı bilmeyenler namazı terk etmesinler.
    Beşincisi: Bu fetva, imanın kuvvetinden çıkan bir İslâm hamiyetiyle, Fatihayı bilmeyen insanların, hiç olmazsa mukaddes mânâları anlamaya yönelik istekleri sebebi ile verilmiştir.
    Halbuki imanın zayıflığından kaynaklanan ve menfî milliyet / ırkçılık fikrinden çıkan Arap diline karşı nefretin ve imanın zayıflığının bir göstergesi olan bu tahribat arzusu doğrultusunda

    Sorularla İslamiyet


  3. 17.Ağustos.2010, 11:06
    2
    Silent and lonely rains



    Bu iddiaya ortaya atanlar, İmam Azam'ın Fatiha suresini bilmeyen kimselerin -öğreninceye kadar- Arapça metnin dışında Farsça olarak da okuyabileceğine dair sözlerini delil getiriyorlar. İmamın “Arapçacılığa karşı” olduğunu söylemek için din konusunda echel olmak bile yetmez. Kur’an’ın açık ayetlerinde “Kur’an’ın Arapça lisanıyla indirildiği” gerçeğini bildiği halde, böyle bir saçmalığı dillendirmek gerçekten dinî bir risk taşımaktadır.
    Aslında bu konu o kadar açıktır ki, fazla bir şey söylemeye bile gerek yoktur. Zira bu saçmalıklara göre, “Kur’an’a bağlı olanlar Arapçacılık yapıyor, Muhammed-i Arabi olan Hz. Peygambere (asv) iman eden Arapçacılık yapıyor, Sünnete bağlılığını ifade eden Arapçacılık yapıyor” demektir.
    Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki görüşlerini -özet olarak- takdim etmekte fayda vardır:
    “İmam-ı Azam, diğer imamların aksine demiş ki: İhtiyaç olsa, İslâm merkezinden uzak yerlerde, Arapçayı hiç bilmeyenlere, ihtiyaçları nispetinde Fatiha yerine, onun Farsça tercümesinin okunması caizdir. Öyleyse, biz de muhtacız, Türkçe okuyabiliriz. Hâlbuki İmam-ı Azam'ın bu fetvasına karşı, başta Hanefi mezhebinin büyük imamları ve diğer oniki müçtehit imamlar, o fetvanın aksine fetva vermişlerdir. Âlem-i İslâm'ın cadde-i kübrası, cumhuru teşkil eden imamların caddesidir. Bu büyük ümmet ancak büyük caddede gidebilir. İnsanları dar yollara sevk edenler onları yoldan çıkarırlar.”(bk. Mektûbat, s.406).
    Bediüzzaman’a göre, İmam-ı Azam'ın fetvası beş yönden husûsi bir özellik arz etmektedir:
    Birincisi: İslâm merkezinden uzak yerlerde bulunanlar içindir.
    İkincisi: Gerçek ihtiyaca göredir.
    Üçüncüsü: Bir rivayette Cennet ehlinin lisanı sayılan Farsça diline mahsustur.
    Dördüncüsü: Fatiha sûresine mahsus olarak cevaz verilmiş, ta ki Fatihayı bilmeyenler namazı terk etmesinler.
    Beşincisi: Bu fetva, imanın kuvvetinden çıkan bir İslâm hamiyetiyle, Fatihayı bilmeyen insanların, hiç olmazsa mukaddes mânâları anlamaya yönelik istekleri sebebi ile verilmiştir.
    Halbuki imanın zayıflığından kaynaklanan ve menfî milliyet / ırkçılık fikrinden çıkan Arap diline karşı nefretin ve imanın zayıflığının bir göstergesi olan bu tahribat arzusu doğrultusunda

    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder