Konusunu Oylayın.: Kuran ve insan konulu vaaz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kuran ve insan konulu vaaz
  1. 14.Ağustos.2010, 13:58
    1
    Misafir

    Kuran ve insan konulu vaaz






    Kuran ve insan konulu vaaz Mumsema başlıktaki konuda yazılı vaaz istiyorum


  2. 14.Ağustos.2010, 13:58
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 20.Kasım.2013, 11:38
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kuran ve insan konulu vaaz




    KURANDA İNSAN TİPLERİ VE MÜNAFIKLAR Cuma Hutbesi

    Yüce Allah, insanı şekil, karakter, sorumluluk, üstünlük ve kabiliyet bakımından diğer varlıklardan farklı biçimde yaratmış ve yer yüzünün halifesi yapmıştır. Göklerin, dağların ve yerin, üzerlerine almaktan kaçındıkları emanet (dini görevler) onun sorumluluğuna verilmiştir. Yüklendiği bu emaneti yerine getirmesi için irade ve akıl gibi değerlerle mücehhez kılınmış, peygamber ve kitaplarla ona yol göstermiştir.
    Allah insana, fücurunu ve takvasını ilham etmiş yani ona iyilik ve kötülüğün kaynakları olan kabiliyetleri birlikte vermiştir. Dolayısıyla nefsini iman, ibadet ve ahlak ile yücelten kurtuluşa ermiş, onu inkâr ve isyan ile alçaltan ziyana uğramış olur. Pek çok maddi ve manevi nimetlere layık görülen insanın; vefa, sorumluluk ve şükür bakımından diğer canlılardan farklı olması nedeniyle karar, irade ve tercihini hayırdan ve iyilikten yana kullanması akl-ı selime daha uygun olur.
    إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا
    “Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. Artık ister şükreder (mümin olur) ister nankörlük eder (kâfir olur)” (İnsan; 76/3).
    Görüldüğü gibi insana sağlam duyu organlarının verilmesi, düşünce yeteneğine sahip kılınması, Peygamber gönderilmesi, iyi ve kötünün açıklanması hayra yönelmesi açısından önemlidir. Böylece insan bu kabiliyetlerle, hidayet ve dalaletten birini seçme hürriyetine sahip kılınmıştır. Bu anlamda insan, iyi işler yapmak açısından ömrünün her anında bir sınavla karşı karşıyadır. Buna rağmen onların bir kısmı iman etmiş, bir kısmı inkara yönelmiş veya Allah’a ortak koşmuş, bir kısmı da iman ile küfür arasında bocalayıp durmuştur.
    Kur'ân'da insanlar, inanç bakımından mümin, kâfir, münafık ve müşrik olarak dört ayrı grup olarak değerlendirilmiştir. İnkâr, şirk, küfür veya nifakı seçen insanın kendisidir. Çünkü insanlar din konusunda zorlanmamış, iman edip etmemeleri kendi iradelerine bırakılmıştır. Yüce Allah,
    وَقُلِ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْ فَمَنْ شَاءَ فَلْيُؤْمِنْ وَمَنْ شَاءَ فَلْيَكْفُرْ
    "(Ey Peygamberim!) De ki:Hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin…" (Kehf, 18/29) buyurmuştur. Bu özgürlük sonucu insanların kimi mümin kimi de kâfir olmuştur:
    هُوَ الَّذى خَلَقَكُمْ فَمِنْكُمْ كَافِرٌ وَمِنْكُمْ مُؤْمِنٌ
    "O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kâfir kiminiz mümindir…" (Teğâbün, 64/2).
    İman ve Mümin
    Din ıstılahında iman; Hz. Peygamber (a.s.)'ın Allah’tan getirdiği dînî hükümleri, kesin olarak kalp ile tasdik etmek, onun haber verdiği şeyleri tereddütsüz kabul etmek, bunların gerçek ve doğru olduğuna inanmak demektir.[1] Bu kimseye mü’min denir. Mümin Allah'tan indirilene iman eder. Yüce Allah nelere iman edilmesi gerektiğini şu âyette özet olarak bildirmektedir:
    آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
    “Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: Onun Peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır” ( Bakara; 2 / 285 )




    KÜFÜR VE K A F İ R
    Din ıstılahında küfür; Hz. Peygamberi ve onun Allah’tan getirdiği kesinlikle sabit olan şeyleri yalanlamak, tevatür yoluyla bize ulaşmış bulunan dini hükümlerden birini ya da birkaçını inkar etmektir. Küfür kelimesi inkarın her çeşidini ifade eder. İman esaslarını inkâr eden kimseye kâfir denir. Bir insanın kâfir olması için iman esaslarının tamamını inkâr etmesi şart değildir, Kur'ân âyetlerinden birini, bir helalı veya bir haramı, bir emir veya bir yasağı veya dînî bir hükmü inkâr etse veya beğenmeyip küçümsese kâfir olur.
    Bir insan kâfir olarak ölürse ebedi olarak cehennemde kalır.

    ŞİRK VE MÜŞRİK
    "Şirk"; insanın imanında veya ibadetinde Allah'a başkalarını ortak koşması, Allah'ın zat, isim ve sıfatlarında eşi ve ortağı olduğunu, Allah'tan başka ilahlar bulunduğunu kabul etmesı demektir. Allah'a şirk koşan kimseye "müşrik" denir. Şirk, küfrün çeşitlerinden biridir. Her müşrik kâfirdir, ancak her kâfir müşrik değildir. Çünkü küfür, iman esaslarından birini inkâr etmekle ortaya çıkarken şirk'te inkâr olmayabilir.
    NİFAK VE MÜNAFIK
    "Nifak"; gizli yola girmek, iki yüzlülük etmek, dininde olduğundan başka türlü görünmek, içindekinin zıddını dışarıya yansıtmak demektir. Böyle davranışta bulunan kimseye münafık denir. Münafık, kalbi ile iman etmediği halde bir takım çıkarları sebebiyle mümin olduğunu söyleyen kimsedir. Her münafık kâfirdir.
    وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنينَ
    "İnsanlardan 'Allah'a ve âhiret gününe iman ettik' diyenler vardır, ama onlar mümin değillerdir" (Bakara, 2/8) ve
    ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا فَطُبِعَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ
    "Bu (münafıkların yalancı olmaları), onların önce iman edip sonra inkâr etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir, artık onlar, anlamazlar" (Münafikun, 63/3)
    Nifak olayı Medine döneminde ortaya çıkmıştır. Bazı çıkarcı insanlar menfaatleri gereği kimi zaman müslümanlarla kimi zaman da kâfirlerle birlikte hareket etmişlerdir. Böylece iman ve küfür gibi iki zıt inanç arasında gidip gelen insanlar ortaya çıkmıştır.


    İbn kesir şöyle der: “nifak hayır gösterip arkasından bir şer gizlemektir. Nifak itikadi ve ameli olmak üzere iki kısma ayrılır. İtikaden münafık olan kimse ebedi cehennemde kalır. Amelde münafıklık ise, büyük günahlardandır. Çünkü münafığın sözü işine, içi dışına uymaz.” (kaynaklarıyla müminlere vaazlar, ömer öztop)
    Münafıklar “ben müslümanım” dedikleri, açıkca inkar etmedikleri müddetçeislam toplumu dışına itilmezler. Kafirler gibi dini hükümlerde de serbest bırakılmazlar. Kendilerine dini hükümlerin hepsi Müslümanlar gibi tatbik edilir. Namazları kılınır, kestikleri yenir. Bunun birkaç hikmeti vardır:
    1. İslamın sabır ve hoşgörüsü, terbiyesinin yüceliği
    2. Bu sayede bunların Müslümanlar arasında ve İslami hükümler altında yaşayacak olan çocklarından ciddi müminler yetişmesini sağlamak
    3. Onları kalben iman etmedikleri hükümleri yerine getirmek suretiyle vicdan azabı içinde bırakarakdaha dünyada iken cezalarını çekmeyi sağlamaktır. Ahrette ise onların yeri ateşin en alt tabakasıdır. Ahrette onlarla alay edileceği, cennetin kapılarının kendilerine gösterilip gösterilip kapatılıvereceği hadisi şeriflerde haber verilmiştir.
    Kur’an-ı Kerim’de ve Sevgili Peygamberimizin hadis-i şerifler ışığında münafıkların özelliklerini üç ana başlıkta inceleyebiliriz.
    1. Münafıkların itikatları (inançları) bozuktur:
    Kalbi ile inanmadığı halde inkarını saklayıp, dili ile inandığını söyleyerek mümin görünen kimseye denir. Yapmış olduğu bu davranış şekline ise nifak denir.Münafıkların en önemli özelliği itikatta yanlış inançta olmalarıdır. Çünkü inanç bakımından münafıkların en belirgin özelliği inanmadıkları halde inanmış gözükmeleridir.
    İtikâdî nifak, kişinin dünyada iken müslüman muamelesi görüp, âhirette inançsızlığı ortaya çıkınca kâfirlerden daha kötü muâmeleye tâbî tutulmasına sebeb olacak olan nifak çeşididir.
    وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِّنْهُم مِّن بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُوْلَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ
    “(Münâfıklar), “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Hâlbuki onlar inanmış değillerdir.” (Nur, 24/47)
    مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَلِكَ لاَ إِلَى هَـؤُلاء وَلاَ إِلَى هَـؤُلاء وَمَن يُضْلِلِ اللّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُ سَبِيلاً
    “Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (Mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.” (Nisa, 4/143)

    2. Münafıkların ibadet anlayışları bozuktur :
    Amelî nifak ise, kişinin söz fiil ve davranışlarında söz konusu olup, küfür sayılmaz. Ameli nifak içinde olan kişi iman sahibidir ancak günahkardır. Hadislerde geçen münafık türü daha çok amelî (ahlâkî) yönden olan nifakı dile getirir. Amelî nifak çoğalınca ileride müslümanın îtikâdî nifaka girme tehlikesini doğabilir. Hadislerdeki münafıklık alametleri genelde bu anlamda değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
    أَرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ كَانَ مُنَافِقًا خَالِصًا وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْ النِّفَاقِ حَتَّى يَدَعَهَا إِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ وَإِذَا حَدَّثَ كَذَبَ وَإِذَا عَاهَدَ غَدَرَ وَإِذَا خَاصَمَ فَجَرَ
    “Dört özellik vardır; kimde bu özellikler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir özellik var demektir: Emanete hıyanet eder. Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünde durmaz. Husumet edince, kıskanınca haddi aşar.” (Buharî, “İman”, 24; Müslim, “İman”, 106)
    Bu hadiste sayılan üç alâmetten birincisi, yani yalan söylemek, sözün bozuk olmasına; ikincisi yani va’dinden dönmek, niyetin bozukluğuna; üçüncüsü olan hıyanet de fiilin, davranışın bozukluğuna delâlet eder.
    Bazı tutum ve davranışlarıyla itikadî nifaka kısmî bir benzeyiş içinde bulunmakla beraber, inançlarında açık bir nifakın söz konusu olmadığı müslüman kişilerin durumu. Münafıkların bir başka özelliği ise, inanmadıkları şeyleri yerine getirdiklerinden dolayı ibadetleri zoraki yaparlar. Yapmış olduğu ibadetleri Allah’ın rızasını kazanmak için değil de insanlara gösteriş için yerine getirirler.

    إِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَإِذَا قَامُواْ إِلَى الصَّلاَةِ قَامُواْ كُسَالَى يُرَآؤُونَ النَّاسَ وَلاَ يَذْكُرُونَ اللّهَ إِلاَّ قَلِيلاً
    “Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar(Nisa, 4/142)

    الَّذِينَ هُمْ عَنْ صَلاَتِهِمْ سَاهُونَ * الَّذِينَ هُمْ يُرَاءُونَ * وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ * فَوَيْلٌ لِلْمُصَلِّينَ *
    “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.” (Ma’un, 107/ 4-7).


    3. Münafıkların ahlaki özellikleri bozuktur:
    Münafıklar yalancıdırlar, yeminlerini her zaman kendilerine kalkan edinirler, insanları Allah yolunda olmalarını engellerler, gösterişlidirler ve sözlerini hep süslü göstermeye çalışırlar. Kur’an-ı Kerim’de “Münafikun” diye münafıkların hayat tarzlarını ortaya koyan müstakil bir süre vardır.
    Münafıklar kötülüğün yayılmasını arzu ederler ve bunun için çalışmalarda bulunurlar, iyiliğin yayılmasına ise engel olurlar. Ayrıca cimridirler. Hayır yolunda harcama yapmadıkları gibi hayra da teşvikçi olmazlar.

    الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُم مِّن بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ نَسُواْ اللّهَ فَنَسِيَهُمْ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
    “Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip, iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.” (Tevbe, 9/67)

    إِذَا جَاءكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّكَ لَرَسُولُهُ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَكَاذِبُونَ
    “(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, “Senin, elbette Allah’ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz” derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.” (Münafıkun, 63/1)
    وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِن يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ
    “Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!” (Münafıkun, 63/3)


    Kur’an-I Kerim’de Ve Sevgili Peygamberimizin Hadis-İ Şerifler Işığında Münafıkların Özelliklerinden Bazılarını Şöyle Sıralamamız Mümkündür
    1. Münafıklar İman Etmemişlerdir
    2. Münafıkların Kalplerinde Hastalık Vardır
    3. Kuran’ı Anlamazlar, Kuran’ı Çarpık Yorumlarlar
    4. Ahiret Hakkında Kuşku İçindedirler
    5. Fitne Ve Fesat Çıkarırlar, Yer Yüzünde Bozgunculuk Yaparlar
    6. İkiyüzlü Ve Kibirlidirler
    7. İbadetleri Ciddiye Almazlar, Namaz Kıldıkları Zaman Gösteriş Yaparlar, Allah'ı Çok Anmazlar
    8. Dini Değerleri Ve Müminleri Alaya Alırlar
    9. Müminlere İyilik İsabet Edince Üzülürler
    10. Allah'ı Ve Müminleri Aldatmaya Çalışırlar, Süslü Püslü Konuşurlar, Toplumda Kötü Söz, Fiil Ve Davranışların Yayılmasını İsterler
    11. Kötülüğü Emreder İyiliği Men Ederler
    12. Münafıklar Cimridirler,
    13. Dünya Zevklerine Dalmışlardır, Çıkarlarına Düşkün Olup Mal, Mülk Ve Makam Hırsı Yönünden Bir Arayış İçindedirler
    14. Münafıkları Şeytan Kaplamıştır
    15. Kafirleri Dost Edinirler, Onlarla Anlaşıp Kaynaşırlar, İtibar Ve Değeri Onların Yanında Ararlar
    16. Korku İçindedirler, Sürekli Bir Suçluluk Psikolojisi İçindedirler, Allah’tan Değil İnsanlardan Korkarlar
    17. Allah’ın Değil, İnsanların Rızasını Gözetirler
    18. Allah’ın Anılmasından Rahatsız Olurlar
    19. Müminlerin Arasındayken Yalan Haber Yaymaya Çalışırlar
    20. Münafıklarla Oturulmaz, Yeminlerini Kendilerine Kalkan Edinirler, İnsanları Allah Yolundan Alıkoyarlar
    21. Münafıkların Namazı Kılınmaz
    22. Münafıklar Azaba Uğrayacaklardır
    23. Tevbe Ederlerse Kurtuluş Kapısı Açılır
    24. Münafıklar Konuştukları Zaman Yalan Konuşurlar, Verdikleri Sözde Durmazlar, Emanete Hainlik Ederler
    İdris YAVUZYİĞİT


  4. 20.Kasım.2013, 11:38
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    KURANDA İNSAN TİPLERİ VE MÜNAFIKLAR Cuma Hutbesi

    Yüce Allah, insanı şekil, karakter, sorumluluk, üstünlük ve kabiliyet bakımından diğer varlıklardan farklı biçimde yaratmış ve yer yüzünün halifesi yapmıştır. Göklerin, dağların ve yerin, üzerlerine almaktan kaçındıkları emanet (dini görevler) onun sorumluluğuna verilmiştir. Yüklendiği bu emaneti yerine getirmesi için irade ve akıl gibi değerlerle mücehhez kılınmış, peygamber ve kitaplarla ona yol göstermiştir.
    Allah insana, fücurunu ve takvasını ilham etmiş yani ona iyilik ve kötülüğün kaynakları olan kabiliyetleri birlikte vermiştir. Dolayısıyla nefsini iman, ibadet ve ahlak ile yücelten kurtuluşa ermiş, onu inkâr ve isyan ile alçaltan ziyana uğramış olur. Pek çok maddi ve manevi nimetlere layık görülen insanın; vefa, sorumluluk ve şükür bakımından diğer canlılardan farklı olması nedeniyle karar, irade ve tercihini hayırdan ve iyilikten yana kullanması akl-ı selime daha uygun olur.
    إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا
    “Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. Artık ister şükreder (mümin olur) ister nankörlük eder (kâfir olur)” (İnsan; 76/3).
    Görüldüğü gibi insana sağlam duyu organlarının verilmesi, düşünce yeteneğine sahip kılınması, Peygamber gönderilmesi, iyi ve kötünün açıklanması hayra yönelmesi açısından önemlidir. Böylece insan bu kabiliyetlerle, hidayet ve dalaletten birini seçme hürriyetine sahip kılınmıştır. Bu anlamda insan, iyi işler yapmak açısından ömrünün her anında bir sınavla karşı karşıyadır. Buna rağmen onların bir kısmı iman etmiş, bir kısmı inkara yönelmiş veya Allah’a ortak koşmuş, bir kısmı da iman ile küfür arasında bocalayıp durmuştur.
    Kur'ân'da insanlar, inanç bakımından mümin, kâfir, münafık ve müşrik olarak dört ayrı grup olarak değerlendirilmiştir. İnkâr, şirk, küfür veya nifakı seçen insanın kendisidir. Çünkü insanlar din konusunda zorlanmamış, iman edip etmemeleri kendi iradelerine bırakılmıştır. Yüce Allah,
    وَقُلِ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْ فَمَنْ شَاءَ فَلْيُؤْمِنْ وَمَنْ شَاءَ فَلْيَكْفُرْ
    "(Ey Peygamberim!) De ki:Hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin…" (Kehf, 18/29) buyurmuştur. Bu özgürlük sonucu insanların kimi mümin kimi de kâfir olmuştur:
    هُوَ الَّذى خَلَقَكُمْ فَمِنْكُمْ كَافِرٌ وَمِنْكُمْ مُؤْمِنٌ
    "O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kâfir kiminiz mümindir…" (Teğâbün, 64/2).
    İman ve Mümin
    Din ıstılahında iman; Hz. Peygamber (a.s.)'ın Allah’tan getirdiği dînî hükümleri, kesin olarak kalp ile tasdik etmek, onun haber verdiği şeyleri tereddütsüz kabul etmek, bunların gerçek ve doğru olduğuna inanmak demektir.[1] Bu kimseye mü’min denir. Mümin Allah'tan indirilene iman eder. Yüce Allah nelere iman edilmesi gerektiğini şu âyette özet olarak bildirmektedir:
    آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
    “Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: Onun Peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır” ( Bakara; 2 / 285 )




    KÜFÜR VE K A F İ R
    Din ıstılahında küfür; Hz. Peygamberi ve onun Allah’tan getirdiği kesinlikle sabit olan şeyleri yalanlamak, tevatür yoluyla bize ulaşmış bulunan dini hükümlerden birini ya da birkaçını inkar etmektir. Küfür kelimesi inkarın her çeşidini ifade eder. İman esaslarını inkâr eden kimseye kâfir denir. Bir insanın kâfir olması için iman esaslarının tamamını inkâr etmesi şart değildir, Kur'ân âyetlerinden birini, bir helalı veya bir haramı, bir emir veya bir yasağı veya dînî bir hükmü inkâr etse veya beğenmeyip küçümsese kâfir olur.
    Bir insan kâfir olarak ölürse ebedi olarak cehennemde kalır.

    ŞİRK VE MÜŞRİK
    "Şirk"; insanın imanında veya ibadetinde Allah'a başkalarını ortak koşması, Allah'ın zat, isim ve sıfatlarında eşi ve ortağı olduğunu, Allah'tan başka ilahlar bulunduğunu kabul etmesı demektir. Allah'a şirk koşan kimseye "müşrik" denir. Şirk, küfrün çeşitlerinden biridir. Her müşrik kâfirdir, ancak her kâfir müşrik değildir. Çünkü küfür, iman esaslarından birini inkâr etmekle ortaya çıkarken şirk'te inkâr olmayabilir.
    NİFAK VE MÜNAFIK
    "Nifak"; gizli yola girmek, iki yüzlülük etmek, dininde olduğundan başka türlü görünmek, içindekinin zıddını dışarıya yansıtmak demektir. Böyle davranışta bulunan kimseye münafık denir. Münafık, kalbi ile iman etmediği halde bir takım çıkarları sebebiyle mümin olduğunu söyleyen kimsedir. Her münafık kâfirdir.
    وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنينَ
    "İnsanlardan 'Allah'a ve âhiret gününe iman ettik' diyenler vardır, ama onlar mümin değillerdir" (Bakara, 2/8) ve
    ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا فَطُبِعَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ
    "Bu (münafıkların yalancı olmaları), onların önce iman edip sonra inkâr etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir, artık onlar, anlamazlar" (Münafikun, 63/3)
    Nifak olayı Medine döneminde ortaya çıkmıştır. Bazı çıkarcı insanlar menfaatleri gereği kimi zaman müslümanlarla kimi zaman da kâfirlerle birlikte hareket etmişlerdir. Böylece iman ve küfür gibi iki zıt inanç arasında gidip gelen insanlar ortaya çıkmıştır.


    İbn kesir şöyle der: “nifak hayır gösterip arkasından bir şer gizlemektir. Nifak itikadi ve ameli olmak üzere iki kısma ayrılır. İtikaden münafık olan kimse ebedi cehennemde kalır. Amelde münafıklık ise, büyük günahlardandır. Çünkü münafığın sözü işine, içi dışına uymaz.” (kaynaklarıyla müminlere vaazlar, ömer öztop)
    Münafıklar “ben müslümanım” dedikleri, açıkca inkar etmedikleri müddetçeislam toplumu dışına itilmezler. Kafirler gibi dini hükümlerde de serbest bırakılmazlar. Kendilerine dini hükümlerin hepsi Müslümanlar gibi tatbik edilir. Namazları kılınır, kestikleri yenir. Bunun birkaç hikmeti vardır:
    1. İslamın sabır ve hoşgörüsü, terbiyesinin yüceliği
    2. Bu sayede bunların Müslümanlar arasında ve İslami hükümler altında yaşayacak olan çocklarından ciddi müminler yetişmesini sağlamak
    3. Onları kalben iman etmedikleri hükümleri yerine getirmek suretiyle vicdan azabı içinde bırakarakdaha dünyada iken cezalarını çekmeyi sağlamaktır. Ahrette ise onların yeri ateşin en alt tabakasıdır. Ahrette onlarla alay edileceği, cennetin kapılarının kendilerine gösterilip gösterilip kapatılıvereceği hadisi şeriflerde haber verilmiştir.
    Kur’an-ı Kerim’de ve Sevgili Peygamberimizin hadis-i şerifler ışığında münafıkların özelliklerini üç ana başlıkta inceleyebiliriz.
    1. Münafıkların itikatları (inançları) bozuktur:
    Kalbi ile inanmadığı halde inkarını saklayıp, dili ile inandığını söyleyerek mümin görünen kimseye denir. Yapmış olduğu bu davranış şekline ise nifak denir.Münafıkların en önemli özelliği itikatta yanlış inançta olmalarıdır. Çünkü inanç bakımından münafıkların en belirgin özelliği inanmadıkları halde inanmış gözükmeleridir.
    İtikâdî nifak, kişinin dünyada iken müslüman muamelesi görüp, âhirette inançsızlığı ortaya çıkınca kâfirlerden daha kötü muâmeleye tâbî tutulmasına sebeb olacak olan nifak çeşididir.
    وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِّنْهُم مِّن بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُوْلَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ
    “(Münâfıklar), “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Hâlbuki onlar inanmış değillerdir.” (Nur, 24/47)
    مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَلِكَ لاَ إِلَى هَـؤُلاء وَلاَ إِلَى هَـؤُلاء وَمَن يُضْلِلِ اللّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُ سَبِيلاً
    “Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (Mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.” (Nisa, 4/143)

    2. Münafıkların ibadet anlayışları bozuktur :
    Amelî nifak ise, kişinin söz fiil ve davranışlarında söz konusu olup, küfür sayılmaz. Ameli nifak içinde olan kişi iman sahibidir ancak günahkardır. Hadislerde geçen münafık türü daha çok amelî (ahlâkî) yönden olan nifakı dile getirir. Amelî nifak çoğalınca ileride müslümanın îtikâdî nifaka girme tehlikesini doğabilir. Hadislerdeki münafıklık alametleri genelde bu anlamda değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
    أَرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ كَانَ مُنَافِقًا خَالِصًا وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْ النِّفَاقِ حَتَّى يَدَعَهَا إِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ وَإِذَا حَدَّثَ كَذَبَ وَإِذَا عَاهَدَ غَدَرَ وَإِذَا خَاصَمَ فَجَرَ
    “Dört özellik vardır; kimde bu özellikler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir özellik var demektir: Emanete hıyanet eder. Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünde durmaz. Husumet edince, kıskanınca haddi aşar.” (Buharî, “İman”, 24; Müslim, “İman”, 106)
    Bu hadiste sayılan üç alâmetten birincisi, yani yalan söylemek, sözün bozuk olmasına; ikincisi yani va’dinden dönmek, niyetin bozukluğuna; üçüncüsü olan hıyanet de fiilin, davranışın bozukluğuna delâlet eder.
    Bazı tutum ve davranışlarıyla itikadî nifaka kısmî bir benzeyiş içinde bulunmakla beraber, inançlarında açık bir nifakın söz konusu olmadığı müslüman kişilerin durumu. Münafıkların bir başka özelliği ise, inanmadıkları şeyleri yerine getirdiklerinden dolayı ibadetleri zoraki yaparlar. Yapmış olduğu ibadetleri Allah’ın rızasını kazanmak için değil de insanlara gösteriş için yerine getirirler.

    إِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَإِذَا قَامُواْ إِلَى الصَّلاَةِ قَامُواْ كُسَالَى يُرَآؤُونَ النَّاسَ وَلاَ يَذْكُرُونَ اللّهَ إِلاَّ قَلِيلاً
    “Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar(Nisa, 4/142)

    الَّذِينَ هُمْ عَنْ صَلاَتِهِمْ سَاهُونَ * الَّذِينَ هُمْ يُرَاءُونَ * وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ * فَوَيْلٌ لِلْمُصَلِّينَ *
    “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.” (Ma’un, 107/ 4-7).


    3. Münafıkların ahlaki özellikleri bozuktur:
    Münafıklar yalancıdırlar, yeminlerini her zaman kendilerine kalkan edinirler, insanları Allah yolunda olmalarını engellerler, gösterişlidirler ve sözlerini hep süslü göstermeye çalışırlar. Kur’an-ı Kerim’de “Münafikun” diye münafıkların hayat tarzlarını ortaya koyan müstakil bir süre vardır.
    Münafıklar kötülüğün yayılmasını arzu ederler ve bunun için çalışmalarda bulunurlar, iyiliğin yayılmasına ise engel olurlar. Ayrıca cimridirler. Hayır yolunda harcama yapmadıkları gibi hayra da teşvikçi olmazlar.

    الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُم مِّن بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ نَسُواْ اللّهَ فَنَسِيَهُمْ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
    “Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip, iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.” (Tevbe, 9/67)

    إِذَا جَاءكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّكَ لَرَسُولُهُ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَكَاذِبُونَ
    “(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, “Senin, elbette Allah’ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz” derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.” (Münafıkun, 63/1)
    وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِن يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ
    “Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!” (Münafıkun, 63/3)


    Kur’an-I Kerim’de Ve Sevgili Peygamberimizin Hadis-İ Şerifler Işığında Münafıkların Özelliklerinden Bazılarını Şöyle Sıralamamız Mümkündür
    1. Münafıklar İman Etmemişlerdir
    2. Münafıkların Kalplerinde Hastalık Vardır
    3. Kuran’ı Anlamazlar, Kuran’ı Çarpık Yorumlarlar
    4. Ahiret Hakkında Kuşku İçindedirler
    5. Fitne Ve Fesat Çıkarırlar, Yer Yüzünde Bozgunculuk Yaparlar
    6. İkiyüzlü Ve Kibirlidirler
    7. İbadetleri Ciddiye Almazlar, Namaz Kıldıkları Zaman Gösteriş Yaparlar, Allah'ı Çok Anmazlar
    8. Dini Değerleri Ve Müminleri Alaya Alırlar
    9. Müminlere İyilik İsabet Edince Üzülürler
    10. Allah'ı Ve Müminleri Aldatmaya Çalışırlar, Süslü Püslü Konuşurlar, Toplumda Kötü Söz, Fiil Ve Davranışların Yayılmasını İsterler
    11. Kötülüğü Emreder İyiliği Men Ederler
    12. Münafıklar Cimridirler,
    13. Dünya Zevklerine Dalmışlardır, Çıkarlarına Düşkün Olup Mal, Mülk Ve Makam Hırsı Yönünden Bir Arayış İçindedirler
    14. Münafıkları Şeytan Kaplamıştır
    15. Kafirleri Dost Edinirler, Onlarla Anlaşıp Kaynaşırlar, İtibar Ve Değeri Onların Yanında Ararlar
    16. Korku İçindedirler, Sürekli Bir Suçluluk Psikolojisi İçindedirler, Allah’tan Değil İnsanlardan Korkarlar
    17. Allah’ın Değil, İnsanların Rızasını Gözetirler
    18. Allah’ın Anılmasından Rahatsız Olurlar
    19. Müminlerin Arasındayken Yalan Haber Yaymaya Çalışırlar
    20. Münafıklarla Oturulmaz, Yeminlerini Kendilerine Kalkan Edinirler, İnsanları Allah Yolundan Alıkoyarlar
    21. Münafıkların Namazı Kılınmaz
    22. Münafıklar Azaba Uğrayacaklardır
    23. Tevbe Ederlerse Kurtuluş Kapısı Açılır
    24. Münafıklar Konuştukları Zaman Yalan Konuşurlar, Verdikleri Sözde Durmazlar, Emanete Hainlik Ederler
    İdris YAVUZYİĞİT





+ Yorum Gönder