Konusunu Oylayın.: Model olarak Hz Peygamber

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Model olarak Hz Peygamber
  1. 13.Ağustos.2010, 22:46
    1
    Misafir

    Model olarak Hz Peygamber






    Model olarak Hz Peygamber Mumsema model olarak hz muhammet sav efendimiz biz ümmetine örnek oluşu güzel ahlakı tek örnek oluşu


  2. 13.Ağustos.2010, 22:46
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 14.Ağustos.2010, 00:04
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: model olarak Hz Peygamber




    Hayatı, mücadelesi ve dâvetinin esasını Kur’ân’ın belirlediği o model ve örnek şahsiyeti doğru tanımadan, İslâm’ı bugünün dünyasına taşıyamayacağımızı ve asrın idrâkine haykıramayacağımızı bilmeliyiz. Bu vesileyle, insanlığın “model” ihtiyacı ve Rasûlüllah’ın mükemmel ve en güzel model oluşu üzerine birkaç şey söyleyelim:
    İnsanoğlu bu dünyada dengeli, güzel ve mutlu bir hayat yaşamak ister; ancak, bu amacına ulaşmak için evvelemirde doğru, tutarlı ve gerçek/hak bilgiye sahip olmalıdır; çünkü yanlış üzerine bina edilen hayat, insanı ve toplumu mutsuz kılar. Ayrıca, bu hayatın doğru yaşanması için gerekli-şart olan doğru/gerçek bilgi, yeterli-şart değildir. Doğru bilgi, insanlar tarafından farklı biçimlerde algılanıp yorumlanabilir. Bu nedenle, temel insanî sorunları doğru şekilde çözmek ve hayatı doğru biçimde inşa edebilmek için, o doğru bilgiyi temsil eden doğru modele kesin olarak ihtiyaç vardır. Eğer bu model yoksa, hayat yanlış yaşanabilir. Bu model, en güzel, en ideal, en kapsayıcı ve mükemmel bir model değilse, ve/ya insanlar, kendilerine farklı alanlarda farklı modeller seçerlerse, iç çelişkilerin, iç çatışmaların ve tutarsızlıkların yaşanması da kaçınılmaz olur. Dolayısıyla, seçilen modelin hayatın her alanında en güzel ve en mükemmel örneklik sergileyen kapsayıcı bir model olması zaruridir.
    Kur’ân, bu modeli “huluqun azîm”(68/4) ve “üsvetün hasene”(33/21) kavramları ile tanımlar. “Huluqun azîm”; yüce bir ahlâk, üstün bir hayat tarzı demektir. “Üsvetün hasene” ise; en güzel, en ideal, kapsayıcı ve mükemmel örneklik anlamina gelir: “Andolsun, Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’a ve Ahiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah’ı çok anan kimseler için güzel örnek(üsvetün hasene) vardır.”(33/21)
    Hz.Muhammed’in “güzel örnek” oluşunun, Hendek Savaşında gösterdiği mücadele azmi, direnci ve kararlı duruşunun anlatıldığı Ahzâb sûresi (9-22 âyetler) bağlamında zikredilmesi dikkat çekicidir. Keza, Mümtehine (‘sınavdan geçme’ demektir) sûresinin 4 ve 6. âyetlerinde; Hz. İbrahim ve beraberindekilerin putperest zorbalığa karşı tavizsiz dik duruşlarının “üsvetün hasene” olarak isimlendirildiğini görüyoruz:
    “İbrahim ve onunla birlikte olanlarda sizin için güzel bir örnek(üsvetün hasene) vardır. Hani onlar kendi kavimlerine demişlerdi ki: ‘Biz, sizlerden ve Allah’ın dışında tapmakta olduklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi tanımayıp inkar ettik. Sizinle aramızda, siz Allah’a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin başgöstermiştir’... “Andolsun, onlarda sizler için, Allah’ı ve Ahiret gününü umanlar için üsvetün hasene vardır. Kim de yüz çevirirse, artık şüphesiz Allah, Ğaniy’dir, Hamîd’dir.”(60/4,6)
    Hz.Muhammed, “yüce bir ahlâka (huluqun azîm) sahip”(Kalem, 68/4) idi. Kuşkusuz o, kendi ifadesi ile, “güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmişti”. Onun ahlâkı, Hz. Ayşe’nin ifadesi ile “Kur’ân ahlâkı” idi. Ahlâk (kökü “huluq”); yalnızca kişinin doğuştan sahip olduğu karakter, mizaç ya da tabiatını değil en genel manada yaşam/a biçimini kapsar; o halde huluqun azîm ‘üstün bir hayat tarzı’dır. Bu nitelemenin de, putperest zihniyetle fikri mücadelenin sürdüğü bir ortamda zikredilmesi yine ilginçtir. Demek ki, Rasûlüllah’ı(s.) model edinmek, en güzel tarzdaki fikri ve fiili mücadelesini örnek almaktır.
    Kur’ân’ın “en güzel örnek” olarak sunduğu Hz. Muhammed(s) ve Hz. İbrahim(a.s) başta olmak üzere bütün peygamberler, kendi kavimleri ve bütün insanlık için “model kişilikler”dir. Onlar, Allah’dan aldıkları ilahî hakikâtleri sadece insanlara duyurmakla kalmamışlar, tebliğ ettikleri ilkeler doğrultusunda örnek bir hayat yaşayarak yeni bir insan ve toplum tipi inşâ etmenin mücadelesini vermişlerdir. Ve:
    -Peygamberler; sadece mücadele pratiği açısından değil, her alanda “mükemmel” örnektir.
    -Peygamberler bir melek olamaz; çünkü bu taktirde insanlar tarafından örnek alınamaz.
    -Peygamberler, kutsallaştırılıp melekleştirilir ya da ilahlaştırılırsa da örnek alınamaz.
    -Peygamberler, basit bir “vahiy aracısı / seslendiricisi”ne indirgenirse de örnek alınamaz.
    İşte Hz.Peygamber(s.) bizim gibi insan, ‘hâzâ beşer’ idi. İnsani vasıfları, korkuları, ümitleri, sevinçleri, kederleri, ihtiyaçları, özlemleri… bilen, bazen onların etkisinde kalan ama teslim olmayan, bunlarla başa çıkmanın yollarını öğreten bir elçi, bir baba, eş, dede, dost, arkadaş, lider, komutan, davetçi, öğretmen…
    Bugün o model insanı bütün yönleriyle anlayıp örnek almaya her zamankinden daha çok muhtacız.
    Rasûlüllah’ı, hayatının her alanında örnek alma çabasındaki Ümmet-i Mumahhed’e selam olsun.

    27.03.2007 vakit gazetesi Abdullah YILDIZ


  4. 14.Ağustos.2010, 00:04
    2
    Hüvel Baki..



    Hayatı, mücadelesi ve dâvetinin esasını Kur’ân’ın belirlediği o model ve örnek şahsiyeti doğru tanımadan, İslâm’ı bugünün dünyasına taşıyamayacağımızı ve asrın idrâkine haykıramayacağımızı bilmeliyiz. Bu vesileyle, insanlığın “model” ihtiyacı ve Rasûlüllah’ın mükemmel ve en güzel model oluşu üzerine birkaç şey söyleyelim:
    İnsanoğlu bu dünyada dengeli, güzel ve mutlu bir hayat yaşamak ister; ancak, bu amacına ulaşmak için evvelemirde doğru, tutarlı ve gerçek/hak bilgiye sahip olmalıdır; çünkü yanlış üzerine bina edilen hayat, insanı ve toplumu mutsuz kılar. Ayrıca, bu hayatın doğru yaşanması için gerekli-şart olan doğru/gerçek bilgi, yeterli-şart değildir. Doğru bilgi, insanlar tarafından farklı biçimlerde algılanıp yorumlanabilir. Bu nedenle, temel insanî sorunları doğru şekilde çözmek ve hayatı doğru biçimde inşa edebilmek için, o doğru bilgiyi temsil eden doğru modele kesin olarak ihtiyaç vardır. Eğer bu model yoksa, hayat yanlış yaşanabilir. Bu model, en güzel, en ideal, en kapsayıcı ve mükemmel bir model değilse, ve/ya insanlar, kendilerine farklı alanlarda farklı modeller seçerlerse, iç çelişkilerin, iç çatışmaların ve tutarsızlıkların yaşanması da kaçınılmaz olur. Dolayısıyla, seçilen modelin hayatın her alanında en güzel ve en mükemmel örneklik sergileyen kapsayıcı bir model olması zaruridir.
    Kur’ân, bu modeli “huluqun azîm”(68/4) ve “üsvetün hasene”(33/21) kavramları ile tanımlar. “Huluqun azîm”; yüce bir ahlâk, üstün bir hayat tarzı demektir. “Üsvetün hasene” ise; en güzel, en ideal, kapsayıcı ve mükemmel örneklik anlamina gelir: “Andolsun, Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’a ve Ahiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah’ı çok anan kimseler için güzel örnek(üsvetün hasene) vardır.”(33/21)
    Hz.Muhammed’in “güzel örnek” oluşunun, Hendek Savaşında gösterdiği mücadele azmi, direnci ve kararlı duruşunun anlatıldığı Ahzâb sûresi (9-22 âyetler) bağlamında zikredilmesi dikkat çekicidir. Keza, Mümtehine (‘sınavdan geçme’ demektir) sûresinin 4 ve 6. âyetlerinde; Hz. İbrahim ve beraberindekilerin putperest zorbalığa karşı tavizsiz dik duruşlarının “üsvetün hasene” olarak isimlendirildiğini görüyoruz:
    “İbrahim ve onunla birlikte olanlarda sizin için güzel bir örnek(üsvetün hasene) vardır. Hani onlar kendi kavimlerine demişlerdi ki: ‘Biz, sizlerden ve Allah’ın dışında tapmakta olduklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi tanımayıp inkar ettik. Sizinle aramızda, siz Allah’a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin başgöstermiştir’... “Andolsun, onlarda sizler için, Allah’ı ve Ahiret gününü umanlar için üsvetün hasene vardır. Kim de yüz çevirirse, artık şüphesiz Allah, Ğaniy’dir, Hamîd’dir.”(60/4,6)
    Hz.Muhammed, “yüce bir ahlâka (huluqun azîm) sahip”(Kalem, 68/4) idi. Kuşkusuz o, kendi ifadesi ile, “güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmişti”. Onun ahlâkı, Hz. Ayşe’nin ifadesi ile “Kur’ân ahlâkı” idi. Ahlâk (kökü “huluq”); yalnızca kişinin doğuştan sahip olduğu karakter, mizaç ya da tabiatını değil en genel manada yaşam/a biçimini kapsar; o halde huluqun azîm ‘üstün bir hayat tarzı’dır. Bu nitelemenin de, putperest zihniyetle fikri mücadelenin sürdüğü bir ortamda zikredilmesi yine ilginçtir. Demek ki, Rasûlüllah’ı(s.) model edinmek, en güzel tarzdaki fikri ve fiili mücadelesini örnek almaktır.
    Kur’ân’ın “en güzel örnek” olarak sunduğu Hz. Muhammed(s) ve Hz. İbrahim(a.s) başta olmak üzere bütün peygamberler, kendi kavimleri ve bütün insanlık için “model kişilikler”dir. Onlar, Allah’dan aldıkları ilahî hakikâtleri sadece insanlara duyurmakla kalmamışlar, tebliğ ettikleri ilkeler doğrultusunda örnek bir hayat yaşayarak yeni bir insan ve toplum tipi inşâ etmenin mücadelesini vermişlerdir. Ve:
    -Peygamberler; sadece mücadele pratiği açısından değil, her alanda “mükemmel” örnektir.
    -Peygamberler bir melek olamaz; çünkü bu taktirde insanlar tarafından örnek alınamaz.
    -Peygamberler, kutsallaştırılıp melekleştirilir ya da ilahlaştırılırsa da örnek alınamaz.
    -Peygamberler, basit bir “vahiy aracısı / seslendiricisi”ne indirgenirse de örnek alınamaz.
    İşte Hz.Peygamber(s.) bizim gibi insan, ‘hâzâ beşer’ idi. İnsani vasıfları, korkuları, ümitleri, sevinçleri, kederleri, ihtiyaçları, özlemleri… bilen, bazen onların etkisinde kalan ama teslim olmayan, bunlarla başa çıkmanın yollarını öğreten bir elçi, bir baba, eş, dede, dost, arkadaş, lider, komutan, davetçi, öğretmen…
    Bugün o model insanı bütün yönleriyle anlayıp örnek almaya her zamankinden daha çok muhtacız.
    Rasûlüllah’ı, hayatının her alanında örnek alma çabasındaki Ümmet-i Mumahhed’e selam olsun.

    27.03.2007 vakit gazetesi Abdullah YILDIZ





+ Yorum Gönder